Güneş İmparatorluğu - J. G. Ballard Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Güneş İmparatorluğu kimin eseri? Güneş İmparatorluğu kitabının yazarı kimdir? Güneş İmparatorluğu konusu ve anafikri nedir? Güneş İmparatorluğu kitabı ne anlatıyor? Güneş İmparatorluğu PDF indirme linki var mı? Güneş İmparatorluğu kitabının yazarı J. G. Ballard kimdir? İşte Güneş İmparatorluğu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: J. G. Ballard
Çevirmen: Emine Güreli
Orijinal Adı: Empire of the Sun
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755708447
Sayfa Sayısı: 358
Güneş İmparatorluğu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
J.G.Ballard’ın yarı-otobiyografik romanı Güneş İmparatorluğu yazarınçocukluğunda bizzat deneyimlediği İkinci Dünya Savaşı’nı ve o yıllarınŞanghay’ını yine bir çocuğun gözünden anlatıyor.
Uzun süresavaşın dışında kalan Şanghay’daki yabancılar kolonisi, Japonya’nın PearlHarbor saldırısıyla birlikte kendini şiddet döngüsünün ortasında bulur.Gösterişli bir malikânede yaşamaya alışkın küçük Jim, savaşın kaosu içinde anneve babasından ayrı düşer. Önce işgal altındaki Şanghay sokaklarında, sonra dakentin dışındaki toplama kampında yaşamını sürdürmeye çalışır. Uçaklara meraklıve Japon askerlerine hayran olan Jim, savaş koşullarında hayatta kalabilecek veailesine kavuşabilecek midir?
İlk baştaher şeyi bir oyun gibi gören ama giderek masumiyetini kaybeden Jim aracılığıylaBallard, savaşın korkunçluğunu, ölümün ve vahşetin sıradanlığını, teslimiyetile yaşama tutunma arasındaki çizgiyi ustalıkla satırlara döküyor.
Güneş İmparatorluğu Alıntıları - Sözleri
- Jim,birini düşünmenin,biri tarafından düşünülmek kadar önemli olduğunu biliyordu artık.
- "Sözcükler çok önemli Jim. Her gün bir kenara yeni bir kelime koy. Bir sözcüğün ne zaman gerekebileceğini bilemezsin."
- Savaşlar Şanghay’a erken geldi; rıhtımlardaki cenaze iskelelerinden suya bırakılan tüm tabutları bu cafcaflı şehre geri getirmek üzere Yangtze Nehri’nden yukarı vuran dalgalar misali art arda patladılar. Jim, savaş rüyaları görmeye başlamıştı. Geceleri aynı sessiz filmler titreşerek Amherst Caddesi’ndeki yatak odasının duvarına yansıyor ve Jim’in uyuyan zihnini haber filmleri oynatılan terk edilmiş bir sinema salonuna dönüştürüyorlardı. Şanghay’da 1941 kışında herkes savaş filmleri gösteriyordu. Rüyalarının bölük pörçük parçaları Jim’i tüm kentte izliyor, büyük mağazaların ve otellerin girişlerinde Dunkirk ve Tobruk, Barbarossa Harekâtı ve Nanjing’e Tecavüz görüntüleri, karmakarışık kafasından, zembereğinden boşalmışçasına dışarı taşıyorlardı. Şanghay Katedrali’nin başpiskoposunun bile katedrali antika bir projektörle donatması Jim’in epeyce canını sıkmıştı. 7 Aralık Pazar günü, Japonların Pearl Harbor’a saldırılarının arifesinde, sabah ayininden sonra, korodaki çocuklar eve gitmelerine fırsat kalmadan durdurulmuşlar ve kilisenin altındaki yeraltı mezarlarına götürülmüşlerdi. Hâlâ kilisedeki koro giysileri içinde oldukları halde, Şanghay Yat Kulübü’nden edinilme bir sıra güverte sandalyesine oturarak, bir yıl önce çevrilmiş olan March of Time filmini izlemişlerdi.
- Bugün yeni bir kelime öğrendim. Atom bombası. Gökyüzünde beyaz bir ışık gibiydi. Tanrı fotoğraf çekiyormuş gibi.
- Günün birinde Çin de dünyanın geri kalan bölümünü cezalandırıp korkunç bir öç alacaktı.
- Jim, birini düşünmenin, biri tarafından düşünülmek kadar önemli olduğunu biliyordu artık.
- ...dünyanın acımasızlığını kendilerine hatırlatmak için, acımasız olmaktan hoşlanıyorlardı.
- Jim arkasını döndüğü anda bir kaldırım satıcısının tavada una bulanmış yılan parçaları kızarttığı maltıza takıldı. İçinde tek bir yılanın yüzdüğü ahşap kovanın içine yağ damlacıkları sıçradı. Yılan cızırdayan yağa doğru hamleler yaparken debelenip duruyordu.
- “Sözcükler çok önemli Jim. Her gün bir kenara yeni bir kelime koy. Bir sözcüğün ne zaman gerekebilecegini bilemezsin.”
- Eğer insanlara yardım etmenin yolunu bulursan, yaptığın yatırımın karşılığını alırsın.
- ..en mükemmel öğretmen hayat üniversitesidir.
- “Dünya bizi terk etti!”
- Günün birinde Çin de dünyanın geri kalanını cezalandıracak, korkunç bir öç alacaktı.
- Bugün yeni bir kelime öğrendim. Atom bombası. Gökyüzünde beyaz bir ışık gibiydi. Tanrı fotoğraf çekiyormuş gibi.
Güneş İmparatorluğu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#1001kitap~~~: J.G.Ballard’ın otobiyografik öğeler bulunduran romanı "Güneş İmparatorluğu" yazarın çocukluğunda deneyimlediği 2. Dünya Savaşı’nı ve o yılların Şanghay’ını 1çocuğun gözünden anlatır... Ballard ve ailesi gerçekte de Pearl Harbour baskınından sonra diğer yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına gönderilir. 1942 yazından savaşın bitimine kadar burada kalırlar. Ballard, tutsak kampında yaşadıklarını temel alarak 1984'te Güneş İmparatorluğunu (Empire of the Sun) yazar. Bu kitap daha sonra Steven Spielberg tarafından beyazperdeye uyarlanır, izledim kitaba sadık kalınmış... "Güneş İmparatorluğu" uzun süre savaşın dışında kalan Şanghay’daki yabancıların, Japonya’nın Pearl Harbor saldırısıyla 1likte kendilerini şiddetin ortasında bulmasını, gösterişli 1 malikânede yaşamaya alışkın küçük Jim in, savaşın kaosu içinde anne ve babasından ayrı düşmesini anlatır... Önce işgal altındaki Şanghay sokaklarında, sonra da kentin dışındaki toplama kampında yaşamını sürdürmeye çalışan, uçaklara meraklı ve Japon askerlerine hayran olan Jim, savaş koşullarında hayatta kalabilme ve ailesine kavuşabilme çabaları ile aklıma Perec in Ateş Ülkesini getirdi tam da Güneş İmparatorluğu ve Avrasyalı bölümünde... İlk başta her şeyi 1 oyun gibi gören ama giderek masumiyetini kaybeden Jim aracılığıyla Ballard, savaşın korkunçluğunu, ölümün ve vahşetin sıradanlığını, teslimiyet ile yaşama tutunma arasındaki çizgiyi çok güzel anlatmış (bizzat yaşayınca)... Bilim ve teknolojiye karşıt tutum oluşturması bu dönemde yaşadığı tutsaklar kampı, savaşın meydana getirdiği yıkım ve felâket gibi dramatik tecrübelerin etkisinden olsa gerek... Özellikle atom bombasının meydana getirdiği fâcia, Ballard'ın eserlerinde kıyamete özgü felâketler imgesini bulur... Ballard ın insanlık adına oluşturduğu bilinç sadece acı gerçeklere dair bence "Gökdelen" de insanlıktan 1kez daha tiksinmiştim, buarada yazardan okuduğum 2.kitap... Güneş İmparatorluğu ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap arasındadır... (Ayşe...)
Çağdaş edebiyatın önemli kalemlerinden biri olarak görülen J.G. Ballard, Güneş İmparatorluğu adlı bu kitabında 2. Dünya Savaşını Jim adlı bir çocuğun gözüyle anlatıyor. Savaş sırasında tam bir kaosun yaşandığı Japon işgalindeki Çin’in Şanghay sokaklarında kaybolan ailesini arayan Jim’in hikayesi içler acısı bir şekilde sergileniyor. Savaşa, toplama kampına ve atom bombasına karşı masumluğun yıkılışını kademe kademe hissettiren bir öykü. Romanın sağlam kurgusu olmasına rağmen kitap beklentimi karşılamadı. Okurken pek heyecan duymadığım gibi çoğu kez sıkıldığım bölümler oldu. Romanın tek etkileyici yanı yazarın işgal altındaki Çin'in panaromasını başarılı bir şekilde çizmiş olması. Ayrıca finalde atom bombasının görünümünü işleyişi etkileyiciydi. (Elif Uçar)
✍DİPÇE: " Bugün yeni bir kelime öğrendim: 'Atom Bombası' Tanrı fotoğraf çekiyor gibiydi.” Kitabın sonundan başladım evet, çünkü savaşın ters çevir ettiği bir çocuk kahramandan bahsediyoruz : Jimi. Şımarma hakkı elinden alınmış, hayallerinin yönü değişmiş, oyun içinde oyun gibi düşünürken hayatın en acımasız anlarıyla tanıştırılmış bir çocuk. 11 yaşındayken mensup olduğu toprakların dışında dilini anlamadığı insanların kirli çıkarları yüzünden ailesinden kopan, savaş sözcüğüyle özdeş her duruma maruz kalan ; açlık, susuzluk, korku, yalnızlık...toplama kampı psikolojisyle de bu duyguların total ağırlığı altında ezilen, çocuk olduğu için, hala umutlu hala sevimli ama 4 yıl boyunca her gün yiten bir masumiyetin hikayesi... Atom bombası ışığının, göğe yükselen bir melek sanrısından safiyetin karaya çaldığı bir yıkım...Gerçek bir tanıklık..İçindeki volkanik sıçramaların dıştaki tezahürü cüruflu yollarda geçen bir hikaye... Ballard' ın çocukluk hobisi uçaklara hayranlığının, çocukça üstlenilmiş suçu... O uçaklardan püsküren ölüm...Savaşı, savaşmayı, hayatta kalmayı sorgulatan ; tanık olunduğu şekliyle, süssüz püssüz , yalın bir anlatıma rağmen kasvetli bir atmosferde yol alan bir otobiyografik roman.Beraberinde filminin de harika olduğunu ekleyerek okumanızı ve izlemenizi öneririm.İyi akşamlar, esen kalın (Gncokuyor)
Güneş İmparatorluğu PDF indirme linki var mı?
J. G. Ballard - Güneş İmparatorluğu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Güneş İmparatorluğu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı J. G. Ballard Kimdir?
James Graham Ballard (15 Kasım 1930 - 19 Nisan 2009) Şanghay'da doğan İngiliz asıllı bilimkurgu yazarıdır. Bilimkurgu edebiyatta teknoloji tapınmacılığına karşı çıkan Yeni Dalga'nın seçkin temsilcilerindendir.
Ballard ve ailesi Pearl Harbour baskınından sonra diğer yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına gönderildi. 1942 yazından savaşın bitimine kadar burada kaldılar. Ballard, tutsak kampında yaşadıklarını temel alarak 1984'te Güneş İmparatorluğu (Empire of the Sun) adlı kurmaca kitabını yazdı. Bu kitap daha sonra Steven Spielberg tarafından beyazperdeye uyarlandı. Bilim ve teknolojiye karşıt tutumunun şekillenmesinde, bu dönemdeki tutsaklar kampı, savaşın meydana getirdiği yıkım ve felâket gibi dramatik tecrübelerin büyük etkisi olduğu düşünülür. Özellikle atom bombasının meydana getirdiği fâcia, Ballard'ın eserlerinde kıyamete özgü felâketlerle imgesini bulur.
1946'da İngiltere'ye yerleşen Ballard, 1949'da psikiyatri okumak amacıyla Cambridge'de üniversiteye gitti. Üniversitede ruhtahlili (psikanaliz) ve gerçeküstücülükten etkilenerek yazdığı öncü kurmaca hikâyelerle yazarlığı da bir meslek olarak düşünmeye başladı. İki yıllık üniversite yaşantısından sonra Kanada'ya giderek Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) katıldı. 1954'te Hava Kuvvetleri'ni bırakarak İngiltere'ye döndü ve bir yıl sonra evlendi. 1956'da üç çocuğundan ilki doğdu ve aynı yıl Prima Belladonna adlı ilk öyküsü Science Fantasy dergisinde yayımlandı. 1962'deki ilk romanına (The Drowned World) kadar öykülerle bu dergide adından söz ettirdi. Bu romanın diğer kıyamet sonrası kurmacalardan farkı başkarakterin, buzulların erimesiyle oluşan felâketi ve kargaşayı hoş karşılayan biri olmasıdır. Ardından yazdığı kitaplarla bu alanda kendini kanıtlayıp tam-zamanlı bir yazar olarak hayatına devam etmiştir.
En çok konuşulan romanlarından biri olan Çarpışma'da (Crash) cinsel arzular ve teknoloji harikası arabalar arasında ilişki kurarak olay yarattı. Bu kitap aynı adla 1996'da David Cronenberg tarafından sinemaya uyarlandı ve müstehcenlik uyarısıyla sansür tartışmalarına sebep oldu. Bu tartışmaların ardından film sansüre uğramadan gösterime girdi ve Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü kazandı.
Ballard bilimkurgunun teknoloji merkezli konulara bağlılığını teknoloji tapınmacılığı ve basmakalıpçılık diye eleştirip, uzay ve zaman yolculuklarını "iç uzaylardaki yolculuklar"la yer değiştirdi ve "asıl yabancı gezegen dünyamızdır" dedi. Ayrıca bilimkurgunun 20. yüzyılın esas edebî geleneği olduğunu ve bilimkurgunun görevinin reklamlar, imajlar gibi içinde yaşadığımız çeşitli kurgular arasından gerçekliği yakalamak olduğunu ve geleceğin bugünü anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtar olduğunu söyledi.
Eserleri Ayrıntı Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmaktadır.
Uzun süre prostat kanseri ile mücadele eden James Graham Ballard, 19 Nisan 2009'da 78 yaşında, Londra'da öldü.
J. G. Ballard Kitapları - Eserleri
- Gökdelen
- Çarpışma
- Güneş İmparatorluğu
- Öteki Dünya
- Kristal Dünya
- Sınırsız Rüyalar Diyarı
- Beton Ada
- Süper Kent
- Milenyum İnsanları
- Cennete Bir Koşu
- Vahşet Sergisi
- Kokain Geceleri
- Yakın Geleceğin Mitosları
- Kadınların Şefkati
- Merhaba Amerika
- The Drowned World
- Al Kumsallar
- Hayatın Mucizeleri
J. G. Ballard Alıntıları - Sözleri
- Günün birinde Çin de dünyanın geri kalan bölümünü cezalandırıp korkunç bir öç alacaktı. (Güneş İmparatorluğu)
- …kendi yaratma gücündeki bir tanrı misali yeniden can veren bir benliğin içi boş izdüşümü gibi hissetmişti kendini. (Kristal Dünya)
- . Bu insanlar bir anlamda geleceğin hali vakti yerinde ve iyi eğitimli proletaryasının öncüsüydüler, şık mobilyaları ve akıllı duyarlılıklarıyla bu pahalı apartmanlara kapatılmış, kaçış imkânları yoktu. ... (Gökdelen)
- birtakım nedenlerden ötürü, kendi içimde, başka birine verilmiş olması gereken bir rolü oynadığımı düşünüyordum. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- zihnime sızan heyecan duygusu düşmanlık ve şefkat arasında gidip geliyor, bu iki duygu birbirinin yerine geçebiliyordu. (Çarpışma)
- “Fakat bana öyle geliyor ki Max, tıp mesleği büsbütün hükmünü yitirmiş olabilir. Hayat ile ölüm arasındaki yalın ayrımın artık çok da bir anlamı olduğunu sanmıyorum.” (Kristal Dünya)
- Birden farkına vardım: Kesinlikle ölü değildim, ama aynı zamanda, yalnızca canlı da değildim. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- - "... İzleri takip et. Guilford'dan 2 numaralı terminale kadar. Yolda bir yerde kendinle karşılaşacaksın..." (Milenyum İnsanları)
- ❝Seninle bir yerlerde karşılaşacağımı düşünüp duruyorum...❞ (Yakın Geleceğin Mitosları)
- Bugün yeni bir kelime öğrendim. Atom bombası. Gökyüzünde beyaz bir ışık gibiydi. Tanrı fotoğraf çekiyormuş gibi. (Güneş İmparatorluğu)
- Siyasetten söz ediyoruz. Halk, kendisinin aldatılmasında bile bile suç ortaklığı yapıyor. (Öteki Dünya)
- Aramızda tıpkı ikimizden birinin başka bir sevgilinin peşinde olduğu partilerde birbirimize zorlama bir şefkat gösterdiğimiz zamanlarda olduğu gibi alaycı bir sessizlik hüküm sürüyordu. (Çarpışma)
- Her cumartesi geliyorum buraya, eninde sonunda biri soruyor, 'Kaç para?' diye. 'Bedava,' diyorum. Afallıyorlar, sanki bir şeylerini çalmaya kalkmışım gibi tepki veriyorlar. İşte sana kapitalizm. Hiçbir şey parasız olamaz. Bu ideoloji hasta etmiş onları, polis çağırmak istiyorlar, muhasebecilerine mesajlar bırakıyorlar.Kendilerini değersiz hissediyorlar, günah işlediklerine inanıyorlar. Hemen koşup gitmeleri ve bir şey satın almaları gerekiyor yeniden nefes alabilmek için...'' (Öteki Dünya)
- güçlü ve gelişigüzel cinsel tutkunun etkisi altındaydım. (Sınırsız Rüyalar Diyarı)
- . Çalışmaları tatmin ediciyse, insanlar eski moda anlamda boş zamana ihtiyaç duymazlar. Hiç kimse Newton ya da Darwin'in rahatlamak için ne yaptığını ya da Bach'ın hafta sonlarını nasıl geçirdiğini sormaz. . (Süper Kent)
- Garip bir çelişkiyle, aramızda geçen bu sevişme her türlü cinsellikten yoksundu. (Çarpışma)
- Evde, kendi başıma uzun saatler geçirirdim. (Hayatın Mucizeleri)
- Dinlerin neden çölde başladığını yeni anladım -dinler birilerinin düşüncelerinin uzantısı gibi.Bakir bir doğadan çok buradaki her taş, her kaynana dili, her tarla sincabı birilerinin aklının uzantısı gibi görünüyordu, her şeyin mümkün olduğu büyülü bir alemdi sanki. Birlikte yeni doğrulara yelken açıyorduk. (Merhaba Amerika)
- Bir nedenle, ona neredeyse inanmıştım. (Hayatın Mucizeleri)
- Bütün bir savaşın yükünü yalnız başıma taşıdığımı düşünürdüm bazen. (Kadınların Şefkati)