TÜVTÜRK

Kara ve Deniz - Carl Schmitt Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kara ve Deniz kimin eseri? Kara ve Deniz kitabının yazarı kimdir? Kara ve Deniz konusu ve anafikri nedir? Kara ve Deniz kitabı ne anlatıyor? Kara ve Deniz PDF indirme linki var mı? Kara ve Deniz kitabının yazarı Carl Schmitt kimdir? İşte Kara ve Deniz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 17.01.2023 20:00
Kara ve Deniz - Carl Schmitt Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Carl Schmitt

Çevirmen: Gültekin Yıldız

Yayın Evi: Vakıfbank Kültür Yayınları

İSBN: 9786057947161

Sayfa Sayısı: 100

Kara ve Deniz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Antik bir öğretiye göre bütün insanlık tarihi, dört unsur içinden”, yani toprak, su, ateş ve havadan “geçen bir yolculuktan ibarettir” diyor Alman siyaset kuramcısı Carl Schmitt. İnsanın kâinattaki yerine dair kozmolojik bir sorudan yola çıkıyor ve tarihi, “kara varlığı” olma kaderi karşısında, denizler üzerinde hâkimiyet kurma mücadelelerine referansla yeniden yazıp yorumluyor. Schmitt, Peloponnes Savaşından İnebahtı’ya, Büyük İskender’den 16. ve 17. yüzyılda korsanlar halkına dönüşen İngilizlere ve elbette kolonyal mücadelelerle dünya savaşlarına uzanan, deniz odaklı jeopolitik bir dünya tarihi okuması sunuyor. Yalnızca tarihin değil, felsefenin de araçlarını kullanıyor Schmitt. Mekân kavramının dönüşümüne çağının ötesinden bakıyor ve insanın mekânsal geleceğine dair derin sorular soruyor. Bir gezegen olarak yerküremizin nomosunun Kara ve Deniz mücadelesini aşabilecek yeni ölçülere, daha öte mücadele alanlarına doğru genişleme olanaklarına kafa yoruyor. Kara ve Deniz, alt başlığında belirtildiği gibi, bir dünya tarihi incelemesi.

Kara ve Deniz Alıntıları - Sözleri

  • "Savaş" der Heraklit, "bir araya getirir, hukuk ise kavgadır."
  • İnsan bir kara varlığıdır; karaya ayak basan bir varlıktır. Sabit kalınmış yer üzerinde durur, yol alır ve hareket eder bu onun durduğu yer ve zeminidir. Bakış açısını da bu vasıtayla elde eder; intibalarını ve âlemi seyretme tarzını bu belirler. Sadece ufkunu değil, yürüyüşünün ve hareketlerinin şeklini, vücudunu da yeryüzünde doğmuş ve yer üzerinde hareket eden bir canlı varlık olarak elde eder. Üzerinde yaşadığı gökcismine de bunun neticesi olarak “yeryüzü” olarak adlandırır; oysa bilindiği üzere, onun sathına karşılık gelenin neredeyse dörtte üçü su ve yalnızca dörtte biri toprak olup içinde en geniş kara parçaları dahi sadece adalar gibi yüzmektedir.
  • Scmitt Avrupa denizciliğinin bir iç deniz olan Akdeniz'den dışarı çıkıp okyanuslara talip olmasına, balinanın peşinde denizlerde seyreden Kuzey ve Batı Avrupalı avcılara, yeni gemileriyle denizcilikte Katolik İspanyollarla Portekizlileri sollayıp geçen Atlantik çocuğu Hollandalılar ile İngilizlere, Katolik İspanyol gemilerine denizleri dar eden Protestan korsanlara ''düşman'' gözüyle bakmaz. Aralarına Almanları da katarak, denizciliğe katkıda bulunan bütün Avrupalı halkları takdirle yad eder.
  • Kutsal kitaplar, bize, insanın topraktan geldiğini ve tekrar toprak olmak zorunda olduğunu anlatır. Toprak onun anaç zeminidir; buna göre o, toprağın bir oğludur.
  • Kabalistlerin ortaçağdaki tefsirlerine göre, dünya tarihi kudretli balina Leviathan ile bir boğa ya da fil olarak tasavvur edilmiş bir o kadar kuvvetli kara hayvanı Behemoth arasındaki mücadeledir.
  • Her şey sudan çıktı Her şey suyla elde edildi Okyanus, bağışla bize ebedi idareni!
  • İnsanın varoluşu ve kaderi tamamen tabiata bağlı olarak belirlenir; tıpkı bir hayvanın ya da bir bitkinin ki gibi. Söylenecek tek şey, birileri diğerlerini yerken başkalarına müşterek hayat tarzıyla birlikte yaşamasıdır. İnsanî fiil ve insanî kararın dışında bir insanî tarihten söz edilemez.
  • Önceleri İngilizler koyun yetiştiriciliğiyle meşgul olur ve Flandre'a yün satardı; fakat bu kez İngiliz adasına, İngiliz korsan ve deniz haydutlarının bütün denizlerden elde ettiği masallara konu olmuş ganimetler akıyordu.
  • İskenderiye Kütüphanesinin idarecisi Eratosthenes (MÖ 275-195) Ekvator'u doğru olarak hesapladı ve dünyanın küre şeklinde olduğunu ilmî olarak ispatladı. Kopernik'in öğretisi böyle müjdelenmişti.
  • MS 1000 civarında zamanın Bizans İmparatoru Nikephoras Phokas, bir miktar da haklı olarak şu iddiada bulunabiliyordu: "Deniz hâkimiyeti benden sorulur." Beş yüz sene sonraysa Türk Sultanı Konstantinopolis'te Venediklilere şu beyanatta bulunuyordu: "Bu ana kadar denizle nikâhlıydınız, bundan böyle o bana aittir."

Kara ve Deniz İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Arkhe? Her şeyin özü nedir? İlk filozofların ortaya attığı sorular bunlar ve şimdilerde periyodik cetvelde onlarcasına sahip olduğumuz dört elementi her şeyin özü olarak açıklamaya çalıştılar. Ateş, Su, Hava, Toprak. Bilim, canlıların sudan karaya doğru evrildiği yönünde savunmada bulunur. Kara canlılarının dünya tarihini bu teori şeklinde anlatırlar. Dünya tarihi, insanın eylemde bulunduğu andan itibaren incelenir ki, insanın düşünen bir canlı olarak zaman ve mekanda bir şeyleri değiştirebilmesi ve değiştirmesi ile tarihin seyrinde değişiklikler meydana gelir. İşte Carl Schmitt'in Kara ve Deniz kitabında da, bilimin sudan karaya evrilme düşüncesini farklı bir açıdan, evrim dışında eylemsel açıdan görmek mümkün ve burada su (deniz), insanların basit araçlarla balık avcılığından, denize oradan da okyanusa, balina avcılığına yükselmesi suyun dünya tarihimiz için başlangıç noktası olarak gösterilir. Denizlerin egemenliği dünya ticaretinin egemenliği demektir ve dünya ticaretinin egemenliği de tüm dünyanın egemenliği demektir. Bu düşünceyi, Keşifler Çağı ve İngiltere'nin Güneşin Batmadığı İmparatorluk'ta görmek mümkün ve tüm bunlar bu kitapta çok açıklayıcı bir biçimde sunuluyor. Benim burada bahsettiğim sadece başlıklar. İnsanın Leviathan'ının bir balinadan Ateşe dönmesinin tarihi bu kitap ve alkışlanacak bir çalışma. (H. Ferventis)

Kara ve Deniz, uzun zamandır okumak istediğim ve çeşitli sebeplerden bir türlü elde edemediğim bir kitap oldu ama elde ettiğim anda hemen okuyup bitirdim. Kitap yüz sayfa olmasına rağmen o kadar dolu ki, sürekli not alma ihtiyacı duyuyor insan. Carl Schmitt, kızı Anima'ya anlattığı tarih/tarih felsefesi dersleri şeklinde kurgulamış kitabı. Eser ilk başta klasik bir felsefe kitabı gibi başlıyor. Mitolojik ve klasik anlatılarla okuru büyülüyor. Sonrasında ise birden siyaset, coğrafya ve felsefe ekseninde bir anlatıma geçiyor. Karanın ilkel çağlardan Ortaçağ'a kadar öneminin olduğunu ama üstünlüğün bundan sonra yavaş yavaş denize geçmeye başladığını anlatıyor. Sırasıyla denizin hakim gücünün; Venedik, Hollanda, İspanya, Portekiz ve en sonunda İngiltere'ye geçişini anlatıyor. Rönesans-reformlara ve Aydınlanma Çağına değiniyor. Deniz gücünün etkisini ise sanayi devrimiyle birlikte yitirdiğini, kendi deyimiyle "makine dininin peygamberleri"ne yenildiğini anlatıyor. Yüz sayfada daha önce bu kadar yoğunluklu bir kitap okumamıştım. Anlatımı ve çevirisi de harika. Yine aynı şeyi soracağım, bu insanlar hangi kafayla bu kadar düşük puan verebilmişler? Mediocracy mi desem idiocracy mi, bilemedim. Tarih, felsefe, cografya ve siyasetle ilgilenen herkes rahatça okuyabilir, tavsiye ederim. (Furkan.)

Toprak, anadır peki ya okyanus?: Schmitt bir Avrupalı olarak kendi nazariyesinden Avrupa tarihini yazmaya çalışmış. Lakin burada belki döneminin yeni dalgası Annales ekolünün de etkisiyle siyasi tarihin sınırlarını aşıp çatışan iki mefhum üzerinden bir anlatı sunmuş. Mitolojik deyimiyle Leviathan-Behemoth çatışmasını hangisinin en sonunda üstün geleceği çelişkisini Avrupalıların kara ve denize bakışı üzerinden anlatmış. (Judeau)

Kara ve Deniz PDF indirme linki var mı?

Carl Schmitt - Kara ve Deniz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kara ve Deniz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Carl Schmitt Kimdir?

Alman hukuk profesörü ve siyaset kuramcısı Carl Scmitt (1888-1985), küçük bir tüccarın oğlu olarak Plettenberg, Westphalia'da doğdu. Berlin, Münih ve Strazburg'ta siyaset bilim ve hukuk öğrenimi gördü, 1915'te mezun oldu. 1933'te Berlin Üniversitesi'nde profesör oldu ve aynı yıl Nazi Partisi'ne (NSDAP) girdi. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar parti üyesi olarak kaldı. Görüşleri, aralarında Walter Benjamin, Jacques Derrida, Giorgio Agamben ve Chantal Mouffe gibi isimlerinde bulunduğu çok sayıda düşünür ve siyaset kuramcısının ilgisini çekmiş, hakkında geniş bir tartışma literatürü oluşmuştur. Siyasal Kavramı dışında Türkçeye çevrilmiş kitabı Siyasi İlahiyat, Egemenlik Kuramı Üzerine (Dost Kitabevi Yayınları, 2002).

Carl Schmitt Kitapları - Eserleri

  • Siyasi İlahiyat
  • Siyasal Kavramı
  • Parlamenter Demokrasinin Krizi
  • Kara ve Deniz
  • Kanunilik ve Meşruiyet
  • Partizan Teorisi
  • Hukuki Düşüncenin Üç Türü
  • Hamlet ya da Hekuba
  • Roma Katolikliği ve Politik Form
  • Tarih ve Siyaset Üzerine İki Deneme

Carl Schmitt Alıntıları - Sözleri

  • Bir Weltanschauung noktasından bakıldığında bütün politik form ve imkânlar gerçek kıldıkları fikrin sırf vasıtası haline gelirler. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
  • Mutlakiyetçi prens ve onun "merkantalizm"i, modern ekonomik zihniyetin ve diktatörlükle anarşinin arasında belirsizlik noktasında yer alan bir siyasî durumun yolunu yapanlardır. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
  • Kuru gürültüden ibaret olmayan her emperyalizm kendi içinde birtakım zıtlıkları gizler; muhafazakarlık ve liberalizm, gelenek ve ilerleme - hatta militarizm ve pasifizm gibi. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
  • Hiçbir büyük sosyal zıtlık ekonomik olarak çözülemez. Müteşebbis işçilerine "ben sizi besliyorum" derse, işçiler ona "biz seni besliyoruz" karşılığını verir ve bu üretim ya da tüketim etrafında bir tartışma değildir, iktisadi bir şey değildir, aksine ahlâkî ya da hukuki inandırıcılığı olan farklı bir ifade tarzından meydana gelir. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
  • Shakespeare'in üç farklı Hamlet edisyonu mevcuttur: İlki 1603 Quarto'su, diğeri 1604-1605 Quarto'su ve sonuncusu da 1623 Folio baskısıdır. 1603 baskısında, Kraliçe'nin intikam planından haberdar olduğunu ve bunun üzerine ikinci kocasına karşı oğluyla ittifak ettiğini çıkarabileceğimiz bir sahne vardır. Sonradan ortaya çıkan tüm nüshalarda bu sahne eksiktir. Hepsinde oğulun intikamı garip biçimde kısıtlanmış bir intikam görevinin emriyle başlar. (Hamlet ya da Hekuba)
  • "(...) dost-düşman ayrımı siyasal kavraşıyın özerk dinamiklerini gösteren bir dış politik özne değil, bizzat iç savaş dinamiklerine işaret eden, Niekisch'in benzetmesiyle, bir iç savaş teorisi, yeni bir düşman kavrayışıdır." (Siyasal Kavramı)
  • Otto von Gierke, toplumun yalnızca aile içinde varlığını sürdüren bireylerden ve devletten ibaret olmadığını, yerel düzeydeki diğer örgütlenme biçimlerinin de devlet teorisi ve hukuk sisteminin kurulmasında dikkate alınması gerektiğini söylemektedir. (Siyasal Kavramı)
  • Devletin tek görevi hukuku 'olu§turmak', yani menfaatlerin hukuki değerini tespit etmektir. (Siyasi İlahiyat)
  • Günümüzün sorunu, rakibi neyin gerçek veya adil olduğu konusunda ikna etmek değil, hükmedebilmek için çoğunluğu elde etmektir. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
  • Diktatörlük, rasyona­list ruhtan doğmuş askeri-bürokratik ve inzibati bir makinedir. Buna karşılık, kitlelerin devrimci şiddeti, sezgisel yaşamın bir ifadesidir; sıklıkla vahşi ve barbarca, ama asla sistematik biçim­de gaddarca ve insanlık dışı olmayan bir ifadedir bu. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
  • İnsan ancak oyunda insan olur. Oyunda kendine yabancılaşmanın pençesinden kurtulup kendi saygınlığını kazanır. Böyle bir felsefenin endazesiyle ölçüldüğünde, oyun kaçınılmaz olarak ciddi olandan üstün hale gelir. Hayat ciddi, oyunsa neşelidir, evet ama insan faliyetlerinin ciddi gerçekliği sonunda ancak “sefil bir gerçek”ten ibaret hale gelir ve ciddiyetin kendisi de her zaman “hayvaniliğe” dönüşmenin eşiğindedir. Oyunun otonom ve üstün alemi hem ciddiyetin hem de yaşamın karşısına koyulabilir. (Hamlet ya da Hekuba)
  • Çünkü tüm insan yaşamı bir "mücadele" ve her insan "mücadelecidir". (Siyasal Kavramı)
  • Amerikalı sermayedarlar ve Rus Bolşevikler kendilerini hep birlikte ekonomik zihniyet için verilen mücadelenin içinde bulur, yani siyasetçilere ve hukukçulara karşı mücadele içinde. (Roma Katolikliği ve Politik Form)
  • “Yabancı” kavramını tanımayan ve insanlar arası eşitliği gerçekleştirmiş bir demokrasi şimdiye kadar var olmamıştır. Eğer insanlık demokrasisi ciddiye alınacak ve herkes, bir diğerinin siyasi eşiti haline getirilecek olsaydı bu, herkesin başka hiçbir şeye gerek duymadan salt doğumla veya yaşı sayesinde iştirak edeceği bir eşitlik olurdu. Böylece, eşitlik, siyasi eşitlik, ekonomik eşitlik vb. -kısacası belirli bir alandaki eşitlik- olarak sahip olduğu özgün anlamdan yoksun bırakıldığı için değerinden ve özünden mahrum kalırdı. Zira her alan, kendine özgü eşitlikleri ve eşitsizlikleri içerir. Her bireyin, insan olmasından kaynaklanan onurunun hiçe sayılması ne kadar büyük bir adaletsizlikse, farklı alanlara özgü karakteristiklerin anlaşılmaması da, korkunç bir kaosa ve bu yüzden daha da korkunç adaletsizliklere yol açan sorumsuzca bir aptallıktır. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
  • Hiçbir arşiv, hiçbir müze, hiçbir kütüphane kendi sahiciliğiyle bir mitin varlığını önleyemez. (Hamlet ya da Hekuba)
  • Hiçbir arşiv, hiçbir müze, hiçbir kütüphane kendi sahiciliğiyle bir mitin varlığını önleyemez. (Hamlet ya da Hekuba)
  • J. Stuart Mili, demokrasi ile özgürlük arasında bir tezat olabileceğini ve azınlığın yok edilebileceğini ümitsiz bir endişeyle fark etti. Tek bir insanın bile düşüncesini ifade etme imkânından yoksun bırakılabileceğini düşünmek, bu pozitivisti tarifsiz bir huzursuzluğa sürükler, çünkü ona göre hakikate en yakın görüş, belki de bu kişininkidir. (Parlamenter Demokrasinin Krizi)
  • İskenderiye Kütüphanesinin idarecisi Eratosthenes (MÖ 275-195) Ekvator'u doğru olarak hesapladı ve dünyanın küre şeklinde olduğunu ilmî olarak ispatladı. Kopernik'in öğretisi böyle müjdelenmişti. (Kara ve Deniz)
  • Daha derin bir ilke olarak hukuk, son tahlilde, devleti kontrol altında tutar. (Siyasi İlahiyat)
  • "İstisna hem tümeli, hem de kendisini açıklar. Ve eğer tümel hakkında doğru dürüst bir inceleme yapılmak istenirse, ihtiyaç duyulan tek §ey, gerçek bir istisnayı bulmaya çalışmaktır. İstisna, her şeyi tümelden çok daha açık bir şekilde ortaya koyar. Tümel hakkındaki sonu gelmeyen konu§malar uzadıkça bıkkınlık verir; istisnalar vardır. Eğer bunlar açıklanamıyorsa, tümel de açıklanamaz. Çoğunlukla bu güçlüğün farkına varılmaz, çünkü tümel tutkuyla değil, rahat biryüzeysellikle düşünülür. Buna karşılık, istisna, tümeli yoğun bir tutkuyla düşünür. " (Siyasi İlahiyat)

Yorum Yaz