TÜVTÜRK

Kontrgerilla Öğretileri - Uğur Mumcu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kontrgerilla Öğretileri kimin eseri? Kontrgerilla Öğretileri kitabının yazarı kimdir? Kontrgerilla Öğretileri konusu ve anafikri nedir? Kontrgerilla Öğretileri kitabı ne anlatıyor? Kontrgerilla Öğretileri kitabının yazarı Uğur Mumcu kimdir? İşte Kontrgerilla Öğretileri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 03.03.2022 22:00
Kontrgerilla Öğretileri - Uğur Mumcu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Uğur Mumcu

Yayın Evi: UM:AG Araştımacı Gazetecilik Vakfı

İSBN: 9789758084326

Sayfa Sayısı: 199

Kontrgerilla Öğretileri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"... vurulup vurulup öldürülen yurttaşlarımız, bir profesyonel katil çetesinin kurbanlarıdır. ... Bir ülkede her eylemi CIA örgütlemez, CIA planlamaz. Fakat oluşan olaylara CIA yön verir, biçim verir. Bir yerde sıkılan kurşun, bir yerde patlayan bomba, öyle koşullar olur ki, CIA planlarına uygun düşer. Doğrudur; herkesi CIA yönetmez. Fakat bir çok kişi, bilerek ya da bilmeyerek CIA planlarına araç olur. (Cumhuriyet, 29 Nisan 1977, Korku...)

... Kontrgerilla, devletin yasal yetkililerince denetlenemeyen bir CIA kuruluşudur. (Cumhuriyet, 1 Haziran 1977, Acaba...)

... CIA ile Kontrgerilla arasındaki ilişkileri bilmeden, araştırmadan, şematik yorumlarla CIA olgusunu unutturmaya çalışmak, bilmem, kime hizmet olur!.. (Cumhuriyet, 8 Mayıs 1977, Oyuna Gelmemek...)

(Arka Kapak)

IDeEFIXE'in Notu:

Bu Kitap Uğur Mumcu'nun Bütün Yazıları Dizisi'nin Birinci Takım'ı içinde yer almaktadır.

Kontrgerilla Öğretileri Alıntıları - Sözleri

  • Herkese görev düşüyor, herkese! Anayasanın "uyanık bekçiliği" hepimizden görev bekliyor. Gencecik ölülerin sahipsiz mezar taşları adına...
  • Ve Mussolini'nin ayaklarından bir sokak fenerine asıldığını, beynine kurşun sıkan Hitler'in mezarının bile bulunmadığını, Albay Papadopulos'un ise şu anda cezaevinde olduğunu kimse unutmamalıdır. Gidiyorlar, gidecekler ve gittikten sonra da mutlaka hesap verecekler...
  • Sonra da devleti, "ipleri okyanus ötesinde bir kuklaya" teslim edecekler.
  • ....... Bir yolsuzluk haberi duysanız şaşırır mısınız? Şaşırmazsınız. Çünkü bilirsiniz ki, yolsuzluk, çok partili düzenimizin vazgeçilmez parçalarından biridir. ....... Bunlar, toplum olarak bazı duygularımızın köreldiğini, vicdanlarımızın sustuğunu, değer yargılarımızın yozlaştığını gösterir.
  • Almanya'da Hitler faşizmi, 1933'lerde "Reichstag yangını" adı verilen bir olayla "devlet terörü" ne başladı. .... Parlamento binasının solcular tarafından yakıldığını ileri süren Hitler, bu yangından sonra ülkedeki bütün ileri aydınları, üniversite profesörlerini, siyasal parti yöneticilerini bir gece içinde cezaevlerine toplattırarak, Nasyonal Sosyalizmin demir ökçesini Alman halkının başına indirmişti. Sonradan, Reichstag yangınının Hitler yanlısı SS'ler tarafından çıkartıldığı anlaşıldı. .... Dikkat: Birtakım güçler ülkemizde "Reichstag yangını" arıyor. Oyuna gelmemek gerekir. Aman dikkat!
  • Her kasket giyen komünisttir. Demirel iş bu nedenle kasket giymemektedir. Kasketli Ecevit komünisttir. Şapkalı Demirel milliyetçidir. Beyaz güvercinli Ecevit anarşist, kıratlı Demirel mukaddesatçıdır. ..... Ecevit kasketlidir, Nazım Hikmet kasketlidir, Lenin kasketlidir. Kasket giyen komünisttir. Lenin komünist olmasa, kasket giyer miydi? Nazım Hikmet komünist olmasa kasket kullanır mıydı? Her kasket giyen komünisttir, Ecevit de komünisttir. AP, Ecevit'in komünistliğini işte böyle kanıtlamaktadır.
  • Acaba, bir insanın Maocu olduğu nasıl anlaşılır? Maocular sarkık bıyık bırakıp yeşil parka giyenler midir, yoksa favorileri uzun olup insana ters ters bakanlar mı? Kadife pantolonlular Leninist, deri yelekliler "Menşevik", gocuklular "Bolşevik" midir? Vali nasıl ayırt ediyor bunları? Anlaşılan, valinin bu konuda oldukça gelişmiş yetenekleri var. Bir bakışta kimin Maocu, kimin Leninci, kimin "illegal" olduğunu, kimlerin yasalara uygun bulunduğunu kestiriveriyor. Bravo doğrusu. Eskiden, bir adamın "illegal" bir örgüte üye olup olmadığını anlayabilmek için işkence yapılırdı. Orgeneral Faik Türün, Tümgeneral Memduh Ünlütürk, "illegal" örgütleri ortaya çıkarmak için bir zamanlar ne ter dökmüşlerdi bir bilseniz...
  • Bu gergin ortamda Hergün bir olay bekliyoruz. Çünkü artık kaba kuvvet bütün ülkede egemenliğini ilan etmiştir. Bu ortamda saldırganların amaçlarından biri de, ilerici basını susturmaktır. (Cumhuriyet 22 Mart 1977)
  • Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde, gericiliğe bugün olduğu gibi boyun eğmiş değildir. (Cumhuriyet, 6 Ocak 1977)
  • Kontrgerilla, NATO üyesi ülkelerde, ayaklanmaları bastırma amacıyla kurulduğu söylenen, bir gizli savunma örgütüdür. Panama Kanalı'nda, Pentagon generalleri tarafından özel bir eğitimden geçirilen kontrgerilla uzmanları, ABD savaş öğretileri gereği, her ülkede eyleme geçerler. Kontrgerillanın asker kesimi, Panama Kanalındaki bu eğitim üssünde yetiştirilip hazırlanırlar. Örgütün sivil elemanları ise, Washington'da "Uluslararası Polis Akademisi"nde eğitim görürler.
  • CIA, her ülkede değişmez bir "taktik" izler. Sağı birleştirmek ve solun kendi arasında bir birlik yaratmasını engellemek.
  • Türkiye Cumhuriyeti, ulusal sınırlar içinde, her yurttaşına, devletin bütün olanaklarını eşit olarak dağıtmak zorundadır. Devletin varlık nedeni budur, yurttaşlık bağının kökeninde bu ulusal düşünce yatar. Temelinde Mustafa Kemal'in bağımsızlık harcı bulunan cumhuriyetimiz, yurttaşlarına karşı "ırk ayrımı, sınıf ayrımı" gözetmeden güçlenecektir.
  • ...Kontrgeriîla, devletin yasal yetkililerince denetlenemeyen bir CIA kuruluşudur.
  • Acaba korkutabilir miyiz? Acaba sindirebilir miyiz? Korkarlar mı? Sinerler mi? Düşündükleri hep bunlar. Çünkü gidiyorlar, göç başladı; ve artık hesap verecekleri günleri düşünüyorlar. Er geç hesap verecekler; yarın, öbür gün.,. Ama mutlaka hesap verecekler. Bundan korkuyorlar; hesap vermekten korkuyorlar... Korku onun korkusu, telaş onun telaşıdır. Bu gidişi nasıl durduracaklar? Önce, bu tür olaylarla seçim sandıklarını kana bulayacaklar, böylece ülkede bir kargaşa ortamı yaratılacak. Sonra da devleti, "ipleri okyanus ötesinde bir kuklaya" teslim edecekler. Peki sonra ne olacak? Sonra bir ülkenin televizyon ekranlarında: - CIA, Türkiye'de şu şu olayları yaratmıştır, diye programlar mı düzenlenecek? Gerçek şu. iran'da Musaddık'ı yıkan, Şili'de Devlet Başkanı Allende'yi katleden "dünya jandarması" CIA, Türkiye'de cümle ajanlarıyla eyleme geçmiştir. Bu eylemleri yaşıyoruz şimdi. Niksar'da, Şiran'da, ellerine tabanca verilen serseri sürüsü, bu ihanet eyleminin suç araçlarıdır. Bunların arkalarında, her ulusçu ve ilerici eyleme karşı çıkan CIA var, CIA bürokratları var, kontrgerilla var. iki yıldır vurulup vurulup öldürülen yurttaşlarımız bir profesyonel katil çetesinin kurbanlarıdır. Ülkemizi adım adım bu koşullara sürüklediler. Seçim doğal koşullarıyla yapılırsa, silinip gideceklerini anladılar. Hesap vereceklerini de anladılar. Bir ülkede her eylemi CIA örgütlemez, CIA planlamaz. Fakat oluşan olaylara CIA yön verir, biçim verir. Bir yerde sıkılan kurşun, bir başka yerde patlayan bomba, öyle koşullar olur ki, CIA planlarına uygun düşer. Doğrudur; herkesi CIA yönetmez. Fakat birçok kişi bilerek ya da bilmeyerek CIA planlarına araç olur, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e yapılan saldırılar, "mahalli serserilerce" düzenlenmiş basit "zabıta vakaları" değildir. Bunu önce, "siyasi stajını" 12 Mart hükümetlerinde tamamlayan içişleri Bakanı öğrenmelidir. Sonra da şu öteki cephe bürokratları...
  • Geleceğimiz ne kadar kararırsa, geçmişe dönüp kahramanlık türküleri söyleyeceğiz. Halkımız da böyle ninnilerle uyutulacak: - Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. Evet öyleydik amma, şimdi ne haldeyiz?

Kontrgerilla Öğretileri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

KONTR GERİLLA HİKÂYESİ Şu (Kontr Gerillâ) hikâyesi, kenar mahallede “gazlı bezi çöplüğe kim attı, çöplükte paçavralar var mıydı, yok muydu, bu işi mahalle muhtarı mı yürüttü, başkalari mı?” kabilinden eli maşalı karılar şamatası haline getirilmiştir. Öyle bir şamata ki, ekmeği, suyu, ilâcı, ve ışığı olmayan mahallenin ne kadar haykırılsa az gelecek olan asıl dertlerini unutturuyor ve işi sefil bir ufaklık ve pestpâyelik halinde zorla birici plâna itiyor. Gayet vekarlı bir sükût içinde şamataya ibretle bakan taraf da ordu makamları... Fiatların gemi azıya almış, uçuruma doğru gittiği, Türk parasının kâğıt hamuru kıymetine inmek üzere bulunduğu adam öldürmeler ve soygunların bir icra dairesi resmiyet ve cevvâliyetiyle çalıştığı, mektebe yazılmanın 'serdengeçti kaydina döndürüldüğü, her türlü nizam ve ahlâk ölçüsünün kanalizasyonlara akıtıldığı; gerçekte çoktan elden giden Kıbrıs belâsı bir tarafa, Türk topraklarından birer kürdistan ve Ermenistan payı çıkarılması için Amerikalı ve İngilizlerin hattâ Rusların bile mutabık göründüğü bir hengâmede, şu (Kontr Gerillâ) çekişmesi, evet, hâlâ kurtulamadığımız ufaklık ve pestpâyelik felaketinin ne hazin tecellisi... (Kontr Gerilla)!!! Varsa var, olmuşsa olmuş; yoksa yok, olmamışsa olmamış!.. Ne oluyor yani?.. Doğrusunu isterseniz, kabahat, bunun olmuş olmasında değil, olmamış olmasında!.. Dünyanın neresinde bir hırsız ve kaatil çetesinin “bizi karakol yerine hususî bir bodruma tıkıp da dayaktan öldüren kanunsuz bir teşkilât var!" diye bağırabildiği görülmüştür?.. Buna karşı da karakolun ürkek ürkek işi yalanlamaya kalkması ne âciz tavır!.. Yoksa, şimdi başa geçen, bu çetenin ruhu mudur? (Kontr Gerillâ) vardır, o da Türk milletidir; ve eğer yoksa mutlaka olması, oldurulması lâzımdır! 7 Şubat 1978 yazar/necip-fazil-kisakurek / kitap/cerceve-5--51174 (zaimoğlu mehmet)

Oldukça güzel bir araştırma kitabı daha. Uğur Mumcu, Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı çeşitli köşe yazılarını birleştirerek bir kitap oluşturmuş. Özellikle 1976-1978 arasındaki döneme ilişkin çeşitli siyasal olayları kendince değerlendirmiş. Farklı bir bakış açısı ile yaklaşmış olaya. Okunmaya değer bir kitap. (Serdar Poirot)

Kontrgerilla Öğretileri: yazar/ugur-mumcu kitap/kontrgerilla-ogretileri--22144 Uğur Mumcu’nun 1Ocak1977-30haziran1977 arasında yazdığı köşe yazılarının derlenip kitap haline getirilmiş halidir, köşe yazısı okumayı severler Uğur Mumcunun dilinden okumasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (Mustafa yıldız)

Kitabın Yazarı Uğur Mumcu Kimdir?

Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar. 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir.

Ailesi

Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu.

Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur.

Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.

Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir.

Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır.

Eğitim yaşamı

İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı.

Askerlik dönemi

Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

Gazetecilik dönemi

Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen' le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeniYahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı.

1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçekitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.

1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı.

1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.

Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

"Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"

8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir.

Suikast

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.

Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır.

Ödülleri

1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle)

1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü

1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü

1980 & 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü

1980, 1982 & 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında)

1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında)

1984, 1985 & 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü

1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında)

1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla)

1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü

1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü

1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü

Uğur Mumcu Kitapları - Eserleri

  • Sakıncalı Piyade
  • Kürt Dosyası
  • Tarikat-Siyaset-Ticaret
  • Kazım Karabekir Anlatıyor
  • Liberal Çiftlik
  • Rabıta

  • 12 Eylül Adaleti
  • Söz Meclisten İçeri...
  • Gazi Paşa'ya Suikast
  • Kürt-İslam Ayaklanması
  • Tüfek İcat Oldu...
  • Papa-Mafya-Ağca
  • 40'ların Cadı Kazanı

  • Çıkmaz Sokak
  • Devrimci ve Demokrat
  • Büyüklerimiz
  • Silah Kaçakçılığı ve Terör
  • Bir Pulsuz Dilekçe
  • Suçlular ve Güçlüler
  • Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

  • Bir Uzun Yürüyüş
  • Terörsüz Özgürlük
  • İsterler ki Susalım
  • Ağca Dosyası
  • Uyan Gazi Kemal
  • Aybar ile Söyleşi
  • Saklı Devletin Güncesi " Çatlı vs. "

  • Dersim
  • İnkılap Mektupları
  • Katiller Demokrasisi Hırsızlar Düzeni
  • Sahte Atatürkçülük
  • Kontrgerilla Öğretileri
  • Devlet, Silah, Adalet
  • Suçlular ve Güçlüler

  • Çağın Suçu
  • Yolsuzluk, Şiddet, Bağımlılık
  • Laiklik Ruhuna Fatiha
  • Bomba Davası Ve İlaç Dosyası
  • Söze Nereden Başlasam
  • Sağcı Düşünce
  • Söz Meclisten İçeri

  • Hukuk, Devlet, Aşiret
  • Amerika Küsmesin
  • Ata’m İzindeyiz
  • Milliyetçilik A.Ş.
  • Modern Türban
  • 12 Eylül ve Şeriat
  • Namuslu Olma Cesareti

  • Engelli Demokrasi
  • Bu Düzen Böyle Mi Gidecek
  • Kurtar Bizi Baba
  • Bağımsızlık Gülü
  • Son Yazılar
  • Demirel ve Çankaya
  • Alaturka Kapitalizm

  • Ermeni Mandacılar
  • Bir Devlet Arıyoruz.
  • Polemikler
  • 24 Ocak Anayasası
  • Esir Teşebbüs
  • Ortadoğu'da Amerikan Bilardosu
  • Dost Yüzlerde Zaman

  • Eğilmeden Bükülmeden
  • Quisling Cephesi
  • Devlet Modası: Tek Yol Özal
  • Kuvvayı Ticariye Ruhu
  • Batı Kulübünde Dans
  • Paşa Tasarrufları
  • Ortadirek Türküleri

  • Sistem
  • Türkiye'nin Yapısal Özellikleri ve Anayasal Düzeni
  • Türk Memet Nöbete
  • Haram Düzeni
  • Askeri Marksizmden Demokratik Sosyalizme
  • Kemalizm Sendromu ve Pax-Amerikan
  • Yabancılaşma, Kenanizm, Özalizm

  • Örs ve Çekiç
  • Tohum ve Toprak
  • Kır Çiçekleri
  • Petrol Bekçisi
  • Serbest Piyasa Ve Kemalizm
  • Tüfek İcad Oldu
  • Büyüklerimiz

  • Sevr mi Lozan mı?
  • Kazım Karabekir Anlatıyor
  • Arap Siyaseti

Uğur Mumcu Alıntıları - Sözleri

  • Günler akıp gidiyordu. Siyasal iktidar diktatörlük yolunu açmak için zorluyordu. Adaletsiz bir sömürü düzeni yalnız çıkarcıları koruyordu. Halk, korkunç biçimde geçim derdine düşmüştü. (İnkılap Mektupları)
  • Ama bizler, Osmanlı İmparatorluğu'nun «Padişahım çok yaşa» diye bağırtılan «tebası» değil, Atatürk Cumhuriyeti'nin özgür düşünceli yurttaşlarıyız. Bu yüzden, yurttaş olmanın verdiği hak ve özgürlükle, hiçbir korkuya ve hiçbir komplekse kapılmadan görüşlerimizi açıklamak isteriz. (Terörsüz Özgürlük)
  • Geleceğimiz ne kadar kararırsa, geçmişe dönüp kahramanlık türküleri söyleyeceğiz. Halkımız da böyle ninnilerle uyutulacak: - Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. Evet öyleydik amma, şimdi ne haldeyiz? (Kontrgerilla Öğretileri)
  • Devletin temeline dinamit koymak... işte devletin temeline dinamit koymak budur. Devleti sadece iktidar partilerinin çevresinde oluşan bir güç sanmak. (Devlet, Silah, Adalet)
  • Bu gergin ortamda Hergün bir olay bekliyoruz. Çünkü artık kaba kuvvet bütün ülkede egemenliğini ilan etmiştir. Bu ortamda saldırganların amaçlarından biri de, ilerici basını susturmaktır. (Cumhuriyet 22 Mart 1977) (Kontrgerilla Öğretileri)
  • Şiddetin geçer akçe olduğu bir toplumda son sözü en güçlü şiddet araçlarına sahip olanlar söyler. Bu bir evrensel kuraldır. (Suçlular ve Güçlüler)

  • "Anayasaya bakarsanız, yasa önünde herkes eşittir. Uygulamaya göz atarsanız, insanlar çeşit çeşittir." (Milliyetçilik A.Ş.)
  • Kaç kişi öldürüldü bu güne kadar? Yetmedi mi? Vicdanlarınızın pansumanını bu kanlı kefenle mi yapıyorsunuz? (Tüfek İcat Oldu...)
  • ‘Evet ne olursa olsun ben, Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra, siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, onbinlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!’ (Sakıncalı Piyade)
  • ne İslamcıdır ne de lâik.., Ya nedir? Ülkücüdür.... (Tarikat-Siyaset-Ticaret)
  • Aşiret ağalarının ellerinden topraklarını alıp yoksul köylülere dağıtmak bir toprak devrimidir! (Kürt Dosyası)
  • "Komutan ülkücülerde yakalanan silahları hiç önemsemez, ama solcu, bir pankart astı mı, savcılığı da herkesi de ayağa kaldırırdı." (12 Eylül Adaleti)
  • Bir başka gün, Dışişleri Bakanı kürsüde konuşurken, bu sayın üye "hür parlamenter rejimde" sık sık rastladığımız şu "zoolojik" yaklaşımla uyarıda bulunuyor: Eşşekleri susturun sayın başkan... (Söz Meclisten İçeri)

  • Ben diyorum ki, "tartışalım", bütün konuları tartışalım. Tartışmaya, bu tartışma uygarca olduğu sürece, hiçbir sınır, hiçbir yasak getirilmemeli; getirilmemeli ki, bu insanlık mirasından, özgürce ve eşitçe yararlanalım! (Söz Meclisten İçeri)
  • Sağcısı ve solcusu ile bu ülke bizim ülkemizdir. Yaşanan olay ise açıkça bölücülüktür. Ulusal barışı ve bütünlüğü sarsan her olaya nereden ve kimden gelirse gelsin yurttaşlık ve tarih bilinci ile karşı koymak zorundayız. Bölücülüğe karşı sağcının da solcunun da elbirliği yapması gereklidir. (Dersim)
  • Unutmayalım ki «cesur bir kez, korkak bin kez ölür». Önemli olan, insanın, böyle bir toplumda bir «mezar taşı» gibi suskunluk simgesi olmamasıdır. (Suçlular ve Güçlüler)
  • "Ne Amerikan emperyalizminin işbirlikçiliği, ne Sovyet güdümü, ne de Tanzimat batıcılığı... Ulusallık içinde devrimcilik, özgürlük ve bağımsızlık: Devrimci siyaset işte budur." (Devrimci ve Demokrat)
  • Mustafa Kemal, Ocak ayında çıktığı yurt gezisinde, İzmit’te, Musul sorununu gazetecilere şöyle anlatmıştı: Musul sorununa gelince… Biz bu ili eski sınırı ile ulusal sınırlarınız içine almıştık. Bu sorunda İsmet Paşa, Lord Curzon ile karşı karşıya geldi. Curzon diyor ki; “Musul, Irak’ın ayrılmaz parçasıdır. Musul, Irak için gereklidir. Bunu vermeyeceğiz. İsterseniz sizi petrollere ortak edelim.” Oysa Musul, bizim için petrol değil memleket sorunudur. En son aşama budur. Ve Musul sorununun Boğazlarla Adalar sorunu görüşüleceği zaman halledileceğini söyledi. Sorun da bu noktada kaldı. Musul sorunu nazım çözülecekti? Gazi Paşa, ne gibi bir çözüm düşünüyordu? Önce İngilizlerle görüşmelerde bir çözüm yolu aranacaktı. Olmazsa? Olmazsa savaş! Musul’u alacak komutan bile kafasında hazırdı: Kazım Karabekir! (Kürt-İslam Ayaklanması)
  • Bir hükumet düşünün ki, hırsızdır. Soyuyor memleketi. Meb'ussunuz, biliyorsunuz. Gelmişsiniz bu kürsüye, "arkadaşlar" diyorsunuz, "böyle bir hükumet bir saniye başta tutulmamalidir. (Söz Meclisten İçeri...)
  • Kürtler ve Ermeniler anlaşmışlardı. Ermeniler, büyük bir kısmı Kürtlerin devlet kurmak istedikleri topraklar üzerindeki haklarından vazgeçecekler ve Amerika ve Avrupa'da Kürtler lehine propaganda yapacaklardı. (Kürt Dosyası)

Yorum Yaz