TÜVTÜRK

Kur'an'ın Kökeni - Arif Tekin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kur'an'ın Kökeni kimin eseri? Kur'an'ın Kökeni kitabının yazarı kimdir? Kur'an'ın Kökeni konusu ve anafikri nedir? Kur'an'ın Kökeni kitabı ne anlatıyor? Kur'an'ın Kökeni PDF indirme linki var mı? Kur'an'ın Kökeni kitabının yazarı Arif Tekin kimdir? İşte Kur'an'ın Kökeni kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 08.09.2025 01:00
Kur'an'ın Kökeni - Arif Tekin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Arif Tekin

Yayın Evi: Berfin Yayınları

İSBN: 9789756680872

Sayfa Sayısı: 314

 

Kur'an'ın Kökeni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

1999 Turan Dursun İnceleme ve Araştırma Ödülü'nü Muazzez İlmiye Çığ'la paylaşan Arif Tekin'in bu eseri ufkunuzda yeni bir pencere açıyor.

 

İnsanla birlikte varolan din olgusunu, en başından başlayarak değerlendiremezsek; dinin bugün vardığı noktayı kavrayamayız. Çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru yürüyen evrimsel düşünce doğası gereği birbirinden beslenerek yürümüş, şekilenmiş ve sonrasına doğru evrimine devam etmiştir, edecektir de. Yaşamda hiçbir şeyin durağan olmayışına dinler de dahildir.

 

Arif Tekin, yüz elliye yakın dini kaynakçadan yararlanarak 'Kur'an'ın Kökeni'ni araştırırken, bulduğu gerçekleri insanlara, insanlığın geleceğine aktarırken, bilim adamı sorumluluğuyla hareket ederek belgeleri konuşturmuştur. Önemli olan doğruya varmaktır.

 

Arif Tekin bu çalışmasıyla dogmalara karşı çıkarak insanlığın yarını aydınlatan Hallac-ı Mansur, Galile, Bruno ve Turan Dursun gibi aydınlarımızın yarattığı zincirin bir halkasını daha oluşturmuştur.

 

Kur'an'ın Kökeni, Mustafa Kemal Atatürk'ün, Bursa'da gerici kalkışmaya karşı söylediği, 'Bu din meselesi değil, dil meselesidir' tümcesinin ne kadar önemli ve yerinde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

Arif Tekin, Kur'an'ın Kökeni ile dine, dinlere dogmalarla değil, nesnellik bakıyor ve okurlarını aydınlatıyor.

 

Kur'an'ın Kökeni Alıntıları - Sözleri

  • Tanrı peygamberleri doğadan örnekler verirken hep Ortadoğu'daki coğrafyayı baz almışlardır. Halbuki mademki İslam dini evrenseldir ve o ki ille de onun kutsal kitabında bir dağ veya taş işleniyorsa, o zaman dünyanın her coğrafyasından bunlar için örnekler verilmeliydi!
  • Bu arada Muhammed diğer hanımlarıyla da barışsın diye Ömer, Muhammed'in hanımlarına tavsiyelerde bulunuyor ve bir sözünde Muhammed huzurunda onlara özetle "Eğer Muhammed sizi boşarsa, ona her çeşit kadın bulunabilir. Artık siz bilirsiniz..." diyor. Ömer'in kullandığı bu cümle, bir süre sonra, ayet biçimde iniveriyor. Söz konusu Tahrîm suresinin 5'inci ayeti aynen şöyle diyor: "Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verebilir."
  • "İnsanlar yüz deve gibidir. Bu yüz deveden birine binmek istiyorsun, ama hepsi tehlikeli, insanı yere düşürecek tipten; bunlardan doğru dürüst birini seçemezsin"
  • Bugün İslamiyette kadınların kullandıkları başörtüsü geleneğinin kaynağı Yahudi ve Hıristiyan kültürüne dayanır. Hatta Yahudilikten önce de vardı. Yahudi kadınların, özellikle bir ibadeti izlerken, başlarını mutlaka örtmeleri gerekiyordu. Bu, onlar için bir zorunluluktu.
  • Kur’an’a göre, insanların zengin veya fakir olması Allah’ın takdirine bağlı olan bir hadisedir.
  • Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz küfrü imana tercih ederlerse, onları dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
  • Nisa Suresinin 3. ayetinde şöyle deniyor: “Yetimlerle evlenmeniz halinde onların haklarına riayet etmemeniz söz konusuysa, o zaman beğendiğiniz (size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder tane alınız... ...erkeğe kadın alma konusunda sınırsız bir şekilde yetki vermiştir. Çünkü burada üleştirme sıfatı kullanılmıştır ki; “İkişer” derken, 2+2=4; “Üçer” derken, 3+3= 6 ve “Dörder” derken de 4+4= 8 oluyor. Bu ayetin net ifadesine göre bir erkek, 18 kadar kadınla aynı anda evlenebiliyor.
  • Tanrı peygamberleri doğadan örnekler verirken hep Ortadoğu’daki coğrafyayı baz almışlardır. Halbuki mademki İslam dini evrenseldir ve o ki ille de onun kutsal kitabında bir dağ veya taş işleniyorsa, o zaman dünyanın her coğrafyasından bunlar için örnekler verilmeliydi!
  • Muhammed bir diğer hadisinde, şayet bir insan, malına yapılan saldırıya karşı savunma yaparken öldürülürse şehittir" demiş. (Tecrid-i Sarih, No: 1101- 7/414.) Ama tam tersine, "Şayet bir insan, emeğini sömürenlere karşı mücadele edip de öldürülürse, o da şehittir" şeklinde bir beyanatta bulunmamıştır. Üstelik Kur'an'a göre (özetle), "Şayet bay olsun bayan olsun bir insan hırsızlık yaparsa, onun eli kesilir" şeklinde çok net ve kesin bir ceza tipi vardır. (Örneğin; Mâide Suresi, 38. ayet.) Kaldı ki Muhammed de, "Hırsıza lanet olsun. Bir yumurta da çalsa eli kesilir, bir ip de" demiş ve çok değersiz bir kalkan çaldığı için bir adamın elini kesmiştir. (Tecrid-i Sarih, Diyanet tercemesi, No: 2088 ve 2090; Müslim, Hudud, No: 1685.)
  • Ömer’in bu girişimleri sonucu Muhammed, tekrar onu nikahına alıyor ve o arada “Cebrail bana az önce vahiy getirip ‘Ömer’in hatırı için Hafsa’yı tekrar geri al. Hafsa, cennette de senin hanımın olacak’ dedi” şeklinde bir hadis anlatıyor. Bu arada Muhammed diğer hanımlarıyla da barışsın diye Ömer, Muhammed’in hanımlarına tavsiyelerde bulunuyor ve bir sözünde Muhammed huzurunda onlara özetle, “Eğer Muhammed sizi boşarsa, ona her çeşit kadın bulunabilir. Artık siz bilirsiniz...” diyor. Ömer’in kullandığı bu cümle, bir süre sonra, ayet biçiminde iniveriyor. Söz konusu Tahrim Suresi’nin 5’inci ayeti aynen şöyle diyor: “Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verebilir.”
  • “Allah'ın hem insanlardan bir kısmını diğerine üstün kılmasından ötürü, hem de erkekler, mallarından harcama yaptıklarından dolayı, kadınların yöneticisi ve koruyucularıdır. Bu yüzden salih olan kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık onlar gizliyi koruyucudurlar. Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür."
  • Kur’an, tarih boyunca insanlar tarafından ortaya atılan yasaların ve dini inançların (biraz da ilaveler yapılmış) bir toplamıdır, bir özetidir; bunun ikinci bir ihtimali yoktur.
  • Kur’an, savaşı teşvik eden ayetlerle doludur.
  • Hz. Osman’ın halifeliği zamanında altı aylık bir gelin doğum yapıyor. Halife Osman, “Altı ayda doğum yapmak mümkün değildir; dolayısıyla, bu bayan henüz evlenmeden önce başkasıyla zina yapmış ve bu çocuk zinadandır. O nedenle bu kadını recimle idam etmek gerekir” diyor ve recim için arkadaşlarına talimat veriyor. O arada Hz. Ali bu fetvayı duyunca gelip itiraz ediyor ve Halife Osman’ı da ikna ediyor. Ama artık geç kalmış ve kadın idam edilmiştir. Hani Muhammed zamanında recim cezası kaldırılmıştı! O zaman Osman neye dayanarak bu infazı gerçekleştiriyordu? Üstelik o da cennetle müjdelenen on insandan biriydi. Bu kadar büyük bir cinayeti nasıl Allah ve Peygamberden habersiz işleyebilirdi?
  • Muhammed hayatta iken, hanımlarına, örtünme, evde göz hapsi vb. hususlarda Kur’an ayetleriyle yaptırımlar uygulandığı gibi, kendi ölümünden sonra hanımlarının evlenmemesi için az önce geçen Ahzab Suresinin 53. ayetiyle de buna yasak getirilmiştir. Gerçekten de onun ölümünden sonra dul kalan onlarca hanımından hiçbiri, bu ayetlerden ötürü başkasıyla evlenememiştir.

 

Kur'an'ın Kökeni İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Arif TEKİN Genel Değerlendirmesi: Arif TEKİN’in: İslam’da Şiddet, İslam’da İçki, Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed’in Ölümü, Sumerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler, Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Bilinmeyen Yönleriyle Kur’an (Kur’an’ın Kökeni 2), Hz. Muhammed’in Hocaları, Kuran’ın Kökeni kitaplarını okudum. Öncelikle şunu belirteyim Arif TEKİN’in ana dili Zazacadır; ancak Arapçayı da çok iyi bilir. Yani üstat doğduğunda direkt Türkçe ile tanışmıyor; Türkçeyi çok sonradan kendi imkanlarıyla öğreniyor ki sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne girerek 1994 yılında da mezun olmuştur. Peki, Arif TEKİN doğduğu coğrafya olarak İslam’ın bu kadar içindeyken nasıl oldu da anlattıklarıyla birçok insana yol gösteren bir ateiste dönüştü? “Sumerler’den İslam’a Kutsal Kitaplar ve Dinler” kitabında bu sürece nasıl başladığını kendi anlatıyor: Beni, Kur’an’ı eleştirmekten uzak tutan, inancımın sarsılmaması noktasında sigorta durumunda olan bilgi değil; korkuydu (bu korku, her Müslüman için geçerlidir). Şöyle ki, kendi kendime, “bak! Dünya’nın hemen hemen her coğrafyasından yaklaşık bir milyar insan İslamiyet’i benimsiyor; kala kala bu tehlikeli iş sana mı kaldı/sadece bu bilgileri sen mi biliyorsun? Çok yazıktır; hem akrabanı, dostlarını kaybedersin, hem de tüm inananlar sana düşman kesilir. Ayrıca daha önce ne cin, ne de insanlardan hiç kimsenin kendilerine dokunmadığı (Rahman Suresi, 56, 74. ayetler) cennetteki tomurcuk memeli kızlardan/ hurilerden (burada okuyucunun affına sığınıyorum; tomurcuk memeli terimi Kur’an’ın kendi ifadesi olduğu için yazdım; yoksa terbiyem bunu kaldırmaz), yine cennetteki şarap, süzme bal ve süt ırmaklarından (Muhammed Suresi, 15. ayet) ve cennetin diğer nimetlerinden mahrum kalacaksın; aksine Cehennem’de ebediyen yanacaksın...” der, sanki kendimde bir kusur, bilgi eksikliği var gibi inanır, eleştirilere cesaret edemezdim. Bu durum 1990’lara kadar zikzaklı geçti. Bu tarihten itibaren Kur’an sistemini eleştirme konusunda -imkanlarım nispetinde- çalışmalarıma başladım. Çünkü aklım Kur’an’daki olup bitenleri bir türlü kabul etmiyordu.” Arif TEKİN’in kitaplarında beni birçok konu etkilemiştir. Hatta öyle iddialarla karşılaştım ki “bence yalan atıyor bu kadar da olamaz” dediğim şeyleri verdiği kaynaklardan teyit ederek ilerledim. Her okuduğumda şok üstüne şok yaşadım ve bu zamana kadar geçen Müslümanlık dönemime kızgınlığım bir kat daha arttı. Çünkü gerçekten boşa geçmiş diye düşündüm. Belki şu anda eriştiğim farkındalığı o dönemi de yaşadığım için bu seviyede yaşıyorum. Bilemiyorum. Değinmek istediğim diğer konu da Arif TEKİN’in kitaplarda yorum yapma stili ve önceliği. Örneğin size önce olayı anlatır, bu olayın teyidini direkt İslami kaynaklara dayandırarak kanıtlar, eğer varsa konuya yönelik İslami şahısların ve/veya İslam topluluğunun yorumlarını ekler en son kendine ait yorumu sunar. Yani sizi herhangi bir yöne yönlendirmez; o her şeyi açık şekilde ortaya koyar, sen okursun zihninde değerlendirirsin, sonrasında üstadın yorumunu okursun ki o yorumlar da o kadar sert bir dille yazılmamıştır. Mesela “Marquis de Sade’nin ‘Tanrı’ya Karşı Söylev’” isminde bir kitabı vardır. Sade, o kitapta o kadar sert bir dil kullanmıştır ki içindeki nefreti kitabı okurken net bir şekilde görebilirsin; ama Arif TEKİN’de öyle bir nefret ya da aşağılama görmedim tam aksine oldukça naif bir anlatım dili vardı. Olayları okuduktan sonra finalde kararı sen ve vicdanın verir. İnanç hassas bir konu; zihnini ve gönlünü kapatarak okursan, orada yazılanları mantık çerçevesinde değerlendirmen pek mümkün değil. Sevgili dostlar, Arif TEKİN, Turan DURSUN, Bahriye ÜÇOK, İlhan ARSEL gibi isimlerin kitaplarını okumadan önce vicdanınızla muhakeme yapıp, tarafsızlık çerçevesinde okumayı göze almalısınız. Diğer türlü sırf karşı taraftan da kitap okuyayım mantığıyla okursanız, sizin için canınızı sıkacak bir süreç ya da “saçmalık bu ya” deyip kitapları bir daha açılmayacak şekilde kapatacağınız bir süreç yaşanır. İnanmak herkesin kendi içinde ihtiyacını hissettiği bir olgu. Biri mantığa, biri kendine, biri enerjiye, biri Tanrı’ya(lara), biri doğaya, biri belirsizliğe, biri yokluğa, biri belki de hâlâ aradığı bir şeylere inanmak istiyor. Sonuçta o aramak ve inanmak hep içimizde bir yerde. Kendinizi hiçbir şeye zorlamayın; canınız neye istiyorsa ona inanın. Kimseye neden o’na inandığınıza dair bir şey anlatmak ve ispatlamak zorunda değilsiniz. Kendi içinizde ve vicdanınızda mutluysanız gerisi mühim değil. Bu yaşam belki de bir daha karşımıza çıkmayacak bir şans. O yüzden güzel anılar biriktirin, yaşamın hakkını verin, kendinize saygı duyarak kaybolun evrenin karanlığında. (Hakan Çetinbaş)

...ve Agnostik oldum!: Müslüman olmadığım için topa tutulabilirim, hakaret yiyebilirim, cehennem diye bir yer olduğuna inanan müslüman kardeşlerim benim orada yanacağımı da söyleyebilir- ki söylüyorlar zaten- ama müslüman değilim... Turan Dursun Din Bu kitabı ile giriş yapmıştım bu konu ile ilgili okumaları yapmaya. Zaten Din Bu kitabını okumaya başladığım zaman dinden çoktan kopmuş, deistliğin deryalarında dolanıyordum. Din bu kitabı ve bu kitap ile birlikte deist değil Agnostik oldum. Cesaretiniz varsa nokta atışı bir kitap. Kitabı Toplu taşımada okudum ve ne zaman kitabı çantamdan çıkartsam etrafımdaki gözler önce kitaba sonra da bana dönüyordu. Öldürülmekten korkmadım ama kavga çıkmasını bekliyordum. Oldu mu, hayır. (Mahmut)

İlgili eser kutsal kitabımız Kur’an ın henüz indirilmeye başlamadığı yıllardaki toplum yapısını, toplumun sahip olduğu gelenek ve görenekleri anlatarak başlıyor. Hatta Tevrat ve incil ile benzerliklerini belgeliyor ki zaten onlarda aynı yaratan tarafından indirildiği için bu da gayet normal. Nuh kavmi olayının Sümer tabletlerinde de yazdığı belirtiliyor. Ama anlatım tarzı, kutsal kitaplar bu tabletlerden kopya çekmiş, aslında kutsal kitap yoktur algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunun belgeli olması aslında kutsal kitaplarda yazanların yalan olmadığının göstergesi değil mi? Kitabın tamamını okudum, ayetleri eleştiriyor ama kelime oyunlarıyla eleştirdiğini farkettim. Örneğin Hz Muhammed’in okuryazar olmadığını belirten ayet için Peygamberimizin bunu bir taktik olarak uyguladığını söylüyor. Okuryazarlık farklı birşey okuma yazma bilmek farklı... Bu şuna benzer “Gezen tavuk yumurtası vardır.” yazısını gören bir Türk, doğal ortamında yetişen bir tavuğun yumurtasının organik olduğunu anlarken, Türkçeyi gramerleriyle yeni öğrenmiş bir yabancı aynı yazıda yumurtanın gezdiğini anlayabilir. Hatta yumurtayı kutsal bir varlık olarak bile algılar. Yazarın Arapçayı bu şekilde değerlendirdiğini düşünüyorum. Daha bir çok yerde yanlış tespitte bulunduğunu da gördüm. Yazar, Peygamber için geçmişi ve geleceği bildiğini söylüyor, oysa Kuran gaip yalnız Allah tarafından bilinir diye üzerine basa basa tekrarlıyor. Ben alim değilim, buna rağmen benim bile bu kıt bilgilerle birçok yerinde yanlışını tespit ettiğim bu kitabı maalesef çok fazla beğenmedim, çok ta fazla tavsiye etmem. (Yasin Malkoç)

 

Kur'an'ın Kökeni PDF indirme linki var mı?

 

Arif Tekin - Kur'an'ın Kökeni kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kur'an'ın Kökeni PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Arif Tekin Kimdir?

Diyarbakır ilinin Kulp ilçesine bağlı Akdoruk (Gavgas) köyünde doğdu. Nüfusa 1968 yılında 1954 doğumlu olarak kaydedildi. Köyde ilkokul olmadığından Arap grameri üzerine medrese tahsiline başladı ve bu öğrenim yaklaşık 15 yıl sürdü. Zaman içinde Latin harflerini öğrenip Türkçesini geliştirdi ve dışarıdan sınavlara girerek ilkokul diplomasını aldı. Din görevliliği sınavlarına girerek, Diyarbakır merkeze bağlı Alıcık Köyü Camii imamlığına atandı. İmamlık görevi süresince Diyarbakır İmam Hatip Lisesi'ni dışarıdan bitirdi. 1994'te de Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. 1999 yılında Kur'an'ın Kökeni adlı çalışmasıyla Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü'nü kazandı. Arif Tekin, Kur'an tefsiri, hadis ve İslam tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Kitapları

- Kur'an'ın Kökeni

- Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları

- Sümerlerden İslama Kutsal Kitaplar ve Dinler

- Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Muhammed'in Ölümü

- Kur'an'da Allah

- İslam'da İçki

- Bilinmeyen Yönleriyle Kur'an (Kur'an'ın Kökeni 2)

- Hz. Muhammed'in Hocaları

- İslam'da Cinsellik

- İslam'da Şiddet

- Hz. Ömer'in Kur'an'daki İzleri

- Kur'an'da Kadın ve Hz. Muhammed'in Hanımları

- Hz. Muhammed'in Uzay Yolculuğu

- Zerdüşt'ten Kur'an'a

 

Arif Tekin Kitapları - Eserleri

  • Kur'an'ın Kökeni
  • Sümerlerden İslama Kutsal Kitaplar ve Dinler
  • Bilinmeyen Yönleriyle Hz.Muhammed'in Ölümü
  • Bilinmeyen Yönleriyle Kur'an
  • Kur'an'da Kadın ve Hz.Muhammed'in Hanımları
  • Hz. Muhammed'in Hocaları
  • Kur'an'ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni
  • İslamda Şiddet
  • İslam'da Cinsellik
  • İslamda İçki
  • Hz. Ömer'in Kur'an'daki İzleri
  • Zerdüşt’ten Kur’an’a
  • Kur'an'da Allah
  • Hz. Muhammed'in Uzay Yolculuğu
  • Muhalif Kadınlar
  • Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları
  • Bilinmeyen Yönleriyle Kur'an
  • Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Ali ve Ailesi

 

Arif Tekin Alıntıları - Sözleri

  • "Ey iman edenler! Şayet küfrü imana tercih ederlerse ; o zaman babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları (anne, baba ve kardeşleri) dost edinirse, işte onlar, zalimlerin kendileridir." Tevbe suresi 23.ayet (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • Zerdüşt'te Hz. Muhammed gibi ilk başta bir dağa çekilip düşünceye dalar. Kaynaklarda inzivaya çekildiği dağın adı Sabelan olarak geçiyor. 30 yaşına gelince Vohu Manap'tan (iyilik meleği, merhaba tıpkı İslam'daki Cebrail gibi) mesaj alır. (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • Nisa Suresinin 3. ayetinde şöyle deniyor: “Yetimlerle evlenmeniz halinde onların haklarına riayet etmemeniz söz konusuysa, o zaman beğendiğiniz (size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder tane alınız... ...erkeğe kadın alma konusunda sınırsız bir şekilde yetki vermiştir. Çünkü burada üleştirme sıfatı kullanılmıştır ki; “İkişer” derken, 2+2=4; “Üçer” derken, 3+3= 6 ve “Dörder” derken de 4+4= 8 oluyor. Bu ayetin net ifadesine göre bir erkek, 18 kadar kadınla aynı anda evlenebiliyor. (Kur'an'ın Kökeni)
  • Namaz kelimesi Arapça değil, Farsça'dan gelmedir. Arapça'da namazın adı salattır. Bu durumda her Müslüman namaz yerine salat demeli. (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • "Din zenginleri korumaya yarar en güçlü araçtır." (Kur'an'ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni)
  • "...kitapları okuyanlar, hemen okuyup geçiyor, olaylar arasında ilişki kurmuyorlar." (Bilinmeyen Yönleriyle Hz.Muhammed'in Ölümü)
  • "Zenginler fakirlere tanrıdan başka bir şey bırakmadılar." (Friedrich Nietzsche/ö.1900- Almanya) (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • Muhammed tarafından cennetle müjdelenen Ömer, verdiği bir fetvaya kurban gidiyor. Zaten cennetle müjdelenen on kişinin çoğu öldürülerek dünyasını değiştirmiştir. (Örneğin, Zübeyir bin Avam, Talha bin Ubeydullah gibi.) (Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları)
  • Öz olarak Kuran hem usul yönünden hem de esas/içerik itibariyle eleştirilerin hedefindedir. İnsanlar arası barışı savunacağına tam tersine onları birbirine düşman kılmıştır. Bugün en büyük düşmanlık Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasında vardır. Sözde her üçü de aynı tanrıdan gelmedir. Ama aynı tanrı bunların tatil günlerini bile farklı kılmıştır.(Cumartesi, Pazar ve Cuma) Burada meşhur, ''Gölge teme, başka ihsan istemem'' sözü hatıra gelir. Kutsal denilen bu dinler, insanlara savaşan başka ne getirmiştir. Kitabı şu soruyla bitirmek isterim: Neden 80 milyondan oluşan bir Türkiye'de hep bu tarz kitapları, Turan Dursun gibi kendi çabasıyla bilgilerini geliştiren ve devletin okullarında yetişmeyen insanlar yazıyorlar? Halbuki binlerce ilahiyat akademisyeni var; ama onlardan ses seda çıkmaz! Çıkanların bir kısmı da, televizyonlarda milletin kafasını ütüleyip ancak Dolar-Euro toplamasını bilirler. Aslında okur bunun hikmetini bilirse, konu daha iyi anlaşılacaktır. (Kur'an'ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni)
  • İbni Hacer Askalani, Ömer’in bu sözüyle ilgili bilgi verirken şu ilginç yorumu yapmıştır. “ Aslında Hz Ömer bazı konularda henüz ayetler inmeden görüşünü belirtmiş ve ondan sonra görüşleri doğrultusunda ayetler inmiştir. Hal böyle iken Ömer’in Allah benim görüşlerim doğrultusunda ayet indirmiştir demesi gerekiyordu. Ancak kendisi tevazu göstermiş, nefsini küçük düşürmüştür. Bu Ömer’in ne kadar da alçak gönüllü olduğunun kanıtıdır” diyor. (Hz. Ömer'in Kur'an'daki İzleri)
  • Cariye İslam'da herhangi bir mal gibi değerlendirildiği için müşteri onu alırken avret yeri dışında onun her yerine bakma yetkisine sahiptir. (İslam'da Cinsellik)
  • Hz. Osman’ın halifeliği zamanında altı aylık bir gelin doğum yapıyor. Halife Osman, “Altı ayda doğum yapmak mümkün değildir; dolayısıyla, bu bayan henüz evlenmeden önce başkasıyla zina yapmış ve bu çocuk zinadandır. O nedenle bu kadını recimle idam etmek gerekir” diyor ve recim için arkadaşlarına talimat veriyor. O arada Hz. Ali bu fetvayı duyunca gelip itiraz ediyor ve Halife Osman’ı da ikna ediyor. Ama artık geç kalmış ve kadın idam edilmiştir. Hani Muhammed zamanında recim cezası kaldırılmıştı! O zaman Osman neye dayanarak bu infazı gerçekleştiriyordu? Üstelik o da cennetle müjdelenen on insandan biriydi. Bu kadar büyük bir cinayeti nasıl Allah ve Peygamberden habersiz işleyebilirdi? (Kur'an'ın Kökeni)
  • Bir insanın çektiği en ağır yük, onun bilinçsiz bir toplumda yaşamış olmasıdır. (Hz. Muhammed'in Uzay Yolculuğu)
  • İbn Selul'un oğlu bir gün Muhammed'e, içtiğin suyun bir artığını bana ver, ben götürüp babama vereyim içsin, belki yola gelir, der. Muhammed ona içtiği suyun artığından verir. Adam götürüp babasına takdim edince babası sorar. Bu da ne? Muhammed'in içtiği suyun artığıdır. Getirdim, içersen belki ıslah (Müslüman) olursun deyince; baba, ''oğlum bunun yerine annenin idrarını getirseydin daha iyiydi'' karşılığını verir. (Muhalif Kadınlar)
  • Ancak burada, az önceki ayetin başlangıç bölümü üzerinde biraz durmak istiyorum. Bu kısımda, "Erkekler kadınların yöneticileridir" ifadesi var. Bunu, Hz. Muhammed’in hadisleriyle biraz açarsam, "Şayet bir toplum, yönetimini kadına bırakırsa, o toplum iflah olmaz (huzur bulmaz)" diyor. (16) (16. Tecrid-i Sarih, Diyanet Tere. No: 1660; Buhari, Filen, 18; Megazi, 82; Tirmi-zi. Filen, 75, No:2262; Nesai, Kaza. 8. No:5385; Ahmet bin Hanbel, Müsned. 5/43.) Not: https://sorularlaislamiyet.com/kadinin-devlet-baskani-hakim-ve-vali-olmasi-ile-ilgili-bir-kavmin-basina-kadin-hukumdar-gelirse-o (Kur'an'da Kadın ve Hz.Muhammed'in Hanımları)
  • “Siz erkekler, üzerine düşüp uğraşsanız bile, kadınlar (eşleriniz) arasında adil davranmazsınız; bari birisine tamamen kapılıp da/onu fazla sevip de diğerini (veya diğerlerini) askıya alınmış gibi bırakmayın.” (Kur'an'da Kadın ve Hz.Muhammed'in Hanımları)
  • "Ben yaratıcı Hürmüz'ün son habercisiyim."1 (Zerdüşt) "Muhammed son peygamberdir." (Kur'an, Ahzab suresi, ayet 40) (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • Tanrı'nın birini görevlendirmesi inancı, Sümer krallarında da vardı (Kur'an'da Kadın ve Hz.Muhammed'in Hanımları)
  • "Kutsal kitaplar ateizm için en büyük güçtür." İsaac Asimov (Zerdüşt’ten Kur’an’a)
  • İshak Peygamber kendi oğluna dua ederken, hem “Allah sana bol şarap nasip eylesin!” der, hem de kendisine şarap ikram edip içirir. Tevrat’ın Tesniye bölümünde Rabbin Hz. Musa’ya, “Senin şarabını bereketli kılacağım” açıklaması var. Yine Tesniye bölümünde Rab, “Eğer beni dinlerseniz ben de yeni şarap elde etmeniz için size yağmur yağdıracağım” vaadinde bulunur. Halk arasında hikâyesi meşhur olan Eyüp peygamberin, çoluk çocuğuyla birlikte şarap içtiği Tevrat’ta anlatılmaktadır. (İslamda İçki)

Yorum Yaz