Kuzey - Burhan Sönmez Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Kuzey kimin eseri? Kuzey kitabının yazarı kimdir? Kuzey konusu ve anafikri nedir? Kuzey kitabı ne anlatıyor? Kuzey PDF indirme linki var mı? Kuzey kitabının yazarı Burhan Sönmez kimdir? İşte Kuzey kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: Burhan Sönmez
Editör: Belce Öztuna
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750509155
Sayfa Sayısı: 309
Kuzey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yokluğun bilincinden söz edemeyiz. Âşık, sevgiliyi tanımadan önce içinde bulunduğu yokluğun farkında değildir. Oradan çıkıp varlığa ermesi, kendini bilmesi ancak severek mümkün olur. Varoluşun başı döndürmesi bundandır, yıldızlı gökyüzü gibi, insanın aklını alır.
"Aşkı tattıktan sonra sevgilisini kaybeden âşığın içine düştüğü yalnızlık ise gerçek yalnızlıktır. Bu, Tanrı'nın evreni yaratmasından önceki yalnızlığı gibi yokluktan değil, varlıktan doğar. Önce varlığa ermiş, sonra yitirmiştir. Nasıl ki Tanrı evreni yok edip artık yalnızlığa geri dönemezse, âşık da geri dönülmez bir yerdedir. Aşk sayesinde kendini var etmiştir, ama kendi varlığının Tanrısı değildir, çaresizliği, acıları buradan gelir."
Kuzey Alıntıları - Sözleri
- Bir gün ölecektim, bu yüzden her gün yaşamayı öğrendim.
- Tecavüz, kadınların namusunu değil kalbini kırar, ruhunu yaralar. Ama namussuz olan erkektir, artık bu lekeyi paslı bir tasma gibi boynunda ömür boyu taşır..
- Başarmak bazen neye inandığına değil nasıl inandığına bağlıdır.
- Başarmak bazen neye inandığına değil, nasıl inandığına bağlıdır.
- Bilgelik, kolay düşman kazandıran bir hazineydi; herkesin gözünü alırdı, hem iyilerin, hem kötülerin.
- Aşk, insan hayatını kökten değiştiren iki önemli geçitten biridir, her ruha iyilik verebilir. Yoksa geride kalanın sevgisi, eksik, mutsuz, acı, üstelik karanlık olurdu.
- Hem onları, hem kendimi unutmak için uyumalıyım.
- Bedenimiz bize korku gibi, arzu ya da aşk gibi dünyevi duygular yükler. Sürekli bunlarla uğraşmaktan kendimiz dışında bir şeyle ilgilenemez hale geliriz. Düşünmeye, büyük sorular sormaya dermanımız kalmaz.
- Bu benim gölgem, onu gömmek için gölgeler mezarlığını arıyorum.
- Her insan başka bir hayatı özler. Bazen ansızın gelir bu.
- Geçmiş arkada kalır, gelecek ise ileridedir, bir arada bulunmaz bunlar. Bir nehirde iki kez yıkanamazsınız, dileyenler haklı, zaman akmış, nehir çünkü değişmiştir.
- Şüphe, gerçeği bulmanın anahtarıdır. Sonrasında varılacak yer ne olursa olsun, soru sormaktan, görünenin ardındaki gerçeği aramaktan vazgeçmemeliyiz. İnanmakta güçlük çektiğimiz şeyi bazen kabul edip, hayata oradan bakmak gerekir. Böylece hem kendimizi gözler, hem de hayatla aramızdaki ilişkiyi sınarız.
- Hikâyeler hayatımız gibidir, bitmiş, tamamlanmış tek bir hikâye bile yoktur. Ölen herkesin ömrü bitmiş olsa da, hayatlarında yarım kalmışlıklar vardır, hikâyeler de öyledir.
- ..kendisiyle savaşmak insanlığın en eski geleneğidir.
- Bu yüzden hep düşünürüm, insanlar kentleri kurdukları için mi yıldızları unuttular, yoksa yıldızları unuttukları için mi kentlere sığındılar? Geceleri göğe bakanlar o kadar azaldı ki, yıldızlar katında umulmadık bir hareketlenme yaşandığını, bunun dünyamıza yeni bir çağ kapısı açmakta olduğunu bile kimse bilmiyor...
Kuzey İncelemesi - Şahsi Yorumlar
HERKES KENDİ KUZEY'İNİ ARAR: Kuzey, muhteşem bir ilk roman örneği; okuyucusunu gerçek anlamda büyülemeyi başaran bir kitap. Burhan Sönmez’den okuduğum dördüncü roman ve bir kere daha kendisine hayranlık duydum. Kuzey’in yazarın ilk romanı olması da beni ayrıca etkiledi; bir ilk roman için bu kadarı fazla dedirtti; bugüne kadar sen neredeydin Burhan Sönmez dedirtti. Kitabın başında bizi baba-oğul ilişkisi karşılıyor. İnsan babasının kaderini mi yaşıyor? Ya da insan babasından ne kadar kaçarsa kaçsın bir yerden sonra onun gibi olma yolunda mı ilerliyor? Bu durumda Aslem ne kadar babaysa, Rinda o kadar oğuldur. Rinda babasının kuzeyde neler yaşadığını ve başına neler geldiğini öğrenmek için kuzeye doğru bir yola çıkıyor. Her insan kendi kuzeyini mi arar bu dünya da? Burhan Sönmez insanın varoluşsal sorununa değiniyor Rinda’nın bu yolculuğunda. Nitekim yol öğretendir, yolcu öğrenen. Bir insan bir yola girdiyse, hiçbir zaman başlangıçta bıraktığı kendisi olmayacaktır. Bu yol süresince hikayeler ve olaylarla genişleyerek büyüyecektir. Rinda da bu yolda büyür. Karşılaştığı insanlarla kurduğu etkileşimler onu farklı biri yapar. Burhan Sönmez kitabın içinde katmanlar oluşturarak hikaye içinde hikaye bize sunuyor. Bin Bir Gece Masalları tadında ilerleyen bu hikayeler birbirinden bağımsız değillerdir; bir hikaye başka bir hikayeyi oluştururken, başka hikayenin sonu ise yeni bir hikayenin doğmasına sebep oluyor. Bir edebi şölen niteliğinde geçen hikayeler ve Rinda’nın babası Aslem’in izini sürerken yaşadıkları. Yaşananlar rüya mı yoksa gerçek mi? Yoksa tüm bu yaşananlar rüya içinde bir rüya mı? Uyku nerede başlar, uyanıklık nerede biter? Tüm bu soruları kahramanlarının diyaloglarıyla o kadar ustaca okurlarına açıklıyor ki Burhan Sönmez’in kaleminin gücünü hem anlıyor hem de bu güce hayran oluyoruz. Labirent, Masumlar, İstanbul İstanbul romanlarında da değindiği rüya ve gerçeklik kavramları, Kuzey romanında da karşımıza çıkıyor. Daha doğrusu Burhan Sönmez’in kitaplarını yazılış sırasına göre okuduğumuzda rüya, gerçeklik, varoluşluk, aşk, işkence, din kavramlarının tüm romanlarında yer edindiğini, yazarın bu konuları ne kadar ustaca işlediğini görebiliriz. “Kim olduğumu değil, kim olmadığımı görmekten korktum,” diyor kitapta. Sanırım her insanın korkması gereken bir durum. Bu kadar katmanlı ve harika bir dille yazılmış bir romanın çok fazla okunmamış olması üzücü bir durum. Ülke de onca ödül dağıtılıp bu kitabın almamış olması da üzücü bir durum. Nedense edebiyatımızda bu konularda alçakça bir durum söz konusu; hak edilene hak edilen verilmiyor; liyakat burayı bile kuşatabiliyormuş. Hiç tartışmasız Burhan Sönmez günümüz romancılarının en iyilerinden biri bana göre. En son Pen International’in başkanı olması ayrıca gurur verici bir durum oldu. Kuzey romanı için söylenecek çok şey var ama ne söylense de sanki bu roman için eksik kalacak gibi. İstanbul İstanbul’u okurken de bu kadar etkilenmiştim. Okumayı düşünüyorsanız, düşünmeyin okuyun. (GökHan)
Burhan Sönmez'in ilk kitabı, Burhan Sönmez'den okuduğum ilk kitap, HulyaAkarsu tavsiyesi ile :) Yazarın kalemini çok beğendim, masal gibi, destan gibi bi'şey okudum. Muhteşem bir ilk roman örneği, herkese tavsiyemdir. (Cansu Bıçak Gök)
Edebiyat ile Felsefenin kışkırtıcı bulusmasi: Kuzey, şimdiye dek okuduğum en farklı romanlardan biriydi. Onu farklı kılan, okuyan herkesin anladığı gibi masalsı anlatımı ve şiirsel dili ya da romanın; masalların, hikayelerin üzerine kurgulanmış olması değil. Hayır! Kuzey romanını benim gözümde farklı kılan; Safali adlı bölümde gönlü temiz kardeşlerin toplandığı Safali sohbetlerinde, bilge insanların metafizik-ontolojik tartışmasıdir. Sohbetlerde masaya yatırılan varlık, hakikat, inanç, yalnızlık, ruh, madde, evren gibi felsefenin en temel ve en basit problemleri sorgulanirken, kendinizi derhal derinlerde buluyorsunuz. Kuşkusuz, içinde birkaç felsefi fikir barındıran bir edebi eser, bir felsefi eser değildir. Dolayısıyla Kuzey romanıda felsefi eser değildir. Fakat romanın yazarı Burhan Sönmez, kolay kolay hiçbir edebi metinde göremeyeceğiniz şekilde edebiyatla felsefe arasında köprü kurmuş ve felsefenin, soyut ve kuru kavramsal diliyle anlatılamayan bazı duygulanımlara tercüman olmuştur. Felsefeyle edebiyatı harmanlayarak, okuyanda kısa ama tarifsiz bir lezzet bırakmıştır. Gönlü temiz kardeşlerin, Safali sohbetlerinde varlığın zamansız, ebedi,ezeli olduğu değişime, dönüşüme uğramadığı düşüncesinden, bütün evrenin sürekli bir hareketin içinde değişe dönüşe var olduğu, ( Parmenides- Herakleitos ) ontolojik argümanların çatışmasından; "Biz bir aynanın içindeyiz, asıl olan dışımızdadır. Yeşilin aslı öbür tarafta buradaki sadece yansımasıdır" diyerek Platon'un idealar dünyasına, oradan da “Ben yeşil ağaç gördüm, yeşil yonca gördüm ancak yeşilin kendisini tek başına hiç görmedim diyerek madde-form ilişkisine dayandırılan, felsefi sistemlerin tartışıldığı bu yüksek entellektüel sohbetler tıpkı fizik ötesi bir diyardan duyulan sesler gibi etkileyiciydi. 1000 kitapta, Kuzey romanı hakkında çok güzel incelemelerin yapıldığını, metnin konusu ve okunurluğuyla ilgili muazzam bilgilerin verildiğini belirtmeliyim. Ben daha çok metinle ilgili genel bir değerlendirme yerine metnin sadece bir bölümünü ( Safali ) ele almak istedim. Alıntılanması gereken çok nitelikli aforizmaların var olduğu "Safali" bölümünü büyük bir ilgiyle ve beğeniyle okuduğumu söylemek istiyorum. Kuzey, kendisini tekrar okuma isteğini ateşleyecek türde güçlü bir anlatıya sahip bir roman. Lafı fazla uzatmadan Burhan Sönmez okumaya devam diyorum. (Ferhat Tezcan)
Kuzey PDF indirme linki var mı?
Burhan Sönmez - Kuzey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kuzey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Burhan Sönmez Kimdir?
Masumlar adlı romanı ile 2011 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü.
Murathan Mungan'ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi adlı kitapta Tarih Öncesi Köpekler öyküsüyle yer aldı. (2012)
Burhan Sönmez, Haymana’da doğdu. İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) kurucu üyeliğini ve genel başkan yardımcılığını yaptı.
Politik nedenlerle birkaç kez gözaltına alındı. 1996 yılında polis marifetiyle ağır yaralandı. Uzun yıllar İngiltere’de (İşkence Tedavi Merkezi’nin desteğiyle) tedavi gördü. Şiire ilgi duymasına ve ulusal ölçekli yarışmalarda ödül almasına rağmen, sonradan romana yoğunlaştı. Elektriksiz ücra bir köyde, Kürtçe masallar anlatan bir annenin elinde büyümüş olması ve buna modern edebiyatın gücünü katması, yazarlığının ilhamını ve alt yapısını oluşturur.
Romanları otuz sekiz ülkede yayımlandı. Uluslararası PEN bünyesindeki ‘Writers Circle’ın kurucularındandır. 2016 yılından beri Uluslararası-PEN yönetim kurulunda yer almaktadır. ODTÜ’de Edebiyat Kuramı ve Roman üzerine ders verdi. ABD’de Vaclav Havel Ödülü’ne (2017), Britanya’da EBRD Edebiyat Ödülü’ne (2018) değer görüldü.
Halen İstanbul’da ve Cambridge'te yaşıyor.
Kuzey (2009), Masumlar (2011), İstanbul İstanbul (2015) romanlarını izleyen Labirent (2018), Burhan Sönmez’in dördüncü romanıdır. Masumlar, 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü ve İzmir St. Joseph En İyi Roman Ödülü’nü aldı. Bir Dersim Hikâyesi (Metis, 2012), Bana Adını Söyle (YKY, 2014) ve Gezi (Almanya, Binooki, 2014) öykü derlemelerine katılan Sönmez, BUYAZ’ın verdiği 2015 Öykü Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Şair William Blake’in Cennet ile Cehennemin Evliliği kitabını Türkçeye çevirdi (Ayrıntı, 2016).
KUZEY
Burhan Sönmez‘in ilk romanı olan Kuzey, Rinda adlı genç bir avcının serüvenini anlatmaktadır. Daha iki yaşındayken babası onları terk edip gitmiş, ama yirmi yıl sonra köyüne dönerken ölmüştür. Rinda, babasının ölümündeki sırrı çözmek için kuzeye gider ve yeni bir dünyaya tanık olur. Felsefi bir masal edasıyla tasvir edilen kuzey, hem babasını hem de kendini tanımanın macerası olur onun için. Gazali, İbni Rüşd gibi İslam filozofları ile Aristo, Heidegger ve Marks gibi Batılı düşünürlerin fikirleri aracılığıyla, varlık ve aşk üzerine süren arayışlar, romandaki gizemin çözülmesinde anahtar rol oynar.
MASUMLAR (2011 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)
Sır kitabı taşıyan bir kadın, masum şiirlere inanır. Uykusuz bir adam, mezarlıklardan ve ölümün kıyısından geçerek hayata tutunmaya çalışır. Herkesin bir sırrı ve günahı vardır. Adamla kadın, bir gün kaderin kırık köprüsünde karşılaşırlar. Kadın kitap falı bakar, adam kendi kendine bozkır türküleri mırıldanır. Haymana Ovası’nda, Tahran’da ve Cambridge’te geçen hayatlar… Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.
Burhan Sönmez Kitapları - Eserleri
- İstanbul İstanbul
- Labirent
- Masumlar
- Taş ve Gölge
- Kuzey
- Hespên Reş Bayên Sorgevez
Burhan Sönmez Alıntıları - Sözleri
- Beklemeyi bilmek de sanattı. (İstanbul İstanbul)
- Bu yüzden hep düşünürüm, insanlar kentleri kurdukları için mi yıldızları unuttular, yoksa yıldızları unuttukları için mi kentlere sığındılar? Geceleri göğe bakanlar o kadar azaldı ki, yıldızlar katında umulmadık bir hareketlenme yaşandığını, bunun dünyamıza yeni bir çağ kapısı açmakta olduğunu bile kimse bilmiyor... (Kuzey)
- “Haklısın, artık kimse doğduğu yerde yaşlanmıyor,” diye karşılık verdi. (Masumlar)
- Ölüm herkese eşit mesafedeydi. (Masumlar)
- "Önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir." (Taş ve Gölge)
- İnsan insanın en iyi sığınağıydı.. (Masumlar)
- "Aradaki yılların ve mesafelerin önemi yok. Ölüler her zaman, her yerde yeniden ölebilir. Ben de yeniden doğabilirim (doğabilir miyim?)." (Labirent)
- Savaş yalanlarla başlar, yalanlarla sürer, gerçeklerle biter. Ve daima birileri geride kalır. (Labirent)
- Dün gece uyuyamadığım için gözlerim yanıyordu… (Masumlar)
- Bilgelik, kolay düşman kazandıran bir hazineydi; herkesin gözünü alırdı, hem iyilerin, hem kötülerin. (Kuzey)
- “Kusurlarınızı kabul ettiğiniz görülmemiştir, özür dilemeyi bilmezsiniz. Kendi yakınlarınıza tecavüz eder, sonra namus için adam öldürürsünüz. Tanrının adı daima dilinizdedir. Çok iyi ağlarsınız. Ağıt dinleyip eski günleri hayal edersiniz. Dünya yansa umurunuzda değil, yeter ki evinizin duvarından bir taş eksilmesin. Kötülüğün dışarıdan geldiğine inanırsınız. Kötülüğün kaynağı ya komşunuz ya da köye gelen yabancılardır. Kendi kalbinizde bir yılan taşıdığınızı görmezsiniz.” (İstanbul İstanbul)
- Deniz ve toprak insandan önce vardı, kent ise insanın yarattığı dünyadır. (İstanbul İstanbul)
- İnsan kendini ne kadar hazırlarsa hazırlasın, acıyı yaşadığı an zihni tutuluyordu. Acı nedeniyle zamanın akışı kesiliyor, gelecek duygusu yitiyordu. (İstanbul İstanbul)
- Bir gün ölecektim, bu yüzden her gün yaşamayı öğrendim. (Kuzey)
- Benim inançsızlığım mutlaktı; malzemesi insan olan siyaset dünyayı nasıl değiştirebilirdi ki? İyiliğin toplumu kurtaracağını ve mutlu kılacağını iddia edenler, insanı tanımıyorlardı. Bencilliği görmezden geliyorlardı, anasını satayım. Çıkarcılık, hırs ve rekabet, insanlığın temeliydi. (İstanbul İstanbul)
- Çok eskiden Moğol imparatoru Timur'un askerleri Osmanlıları yendikten sonra bu tepede mola vermiş, yaz sıcağında çadırlarını yıldızlar kadar kalabalık yaymışlar. Timur'un yanındaki kızı Mana daha ergenlik çağındaymış ve kimse bilmeden geceleyin bir korkuya sarınarak kendini bu uçurumdan aşağıya bırakmış. Kızına yürekten bağlı olan Timur, bir savaşta yaralanan ve sonraki savaşlarda intikamını fazlasıyla aldığı aksak bacağıyla gelip, uçurumun karanlığına ve gökyüzündeki kudretli yıldızlara bakmış. Yumruklarını göğe doğru sıkıp, "Hey Mana!" diye bağırmış. Onun hıçkırıklarına ilk kez tanık olan savaşçılar burayı Hey-mana Ovası diye anmışlar ve bu isim söylencelere karışıp nice ölümlerden geçerek Kewe'ye kadar ulaşmış. Şairin dediği gibi: Sabahları doğan güneşin yeni ışığına ve yeni rengine aldanma Şu ağacın yemişi dünden yeşillendi adı ise daha eskiden kalma (Masumlar)
- Hayal kurup kurmadığımın farkında değilim. Bir an düşünüyorum. Yine beyaz bir duvar geliyor gözlerimin önüne. Ufku boydan boya kaplayan bir duvar, uzayıp gidiyor. İnsan karanlığa alışabilir, her yerde karşılaşır onunla, ama sonsuz beyazlık zor. (Labirent)
- Seven herkes ölüyorsa, seni bundan uzak tutmak isterim. (Masumlar)
- Şüphe, gerçeği bulmanın anahtarıdır. Sonrasında varılacak yer ne olursa olsun, soru sormaktan, görünenin ardındaki gerçeği aramaktan vazgeçmemeliyiz. İnanmakta güçlük çektiğimiz şeyi bazen kabul edip, hayata oradan bakmak gerekir. Böylece hem kendimizi gözler, hem de hayatla aramızdaki ilişkiyi sınarız. (Kuzey)
- İstanbul'u ne kadar, acıyı ne kadar biliyorsanız, beni de o kadar biliyorsunuz. Hepsi eksiktir. (İstanbul İstanbul)