TÜVTÜRK

Loş Ayna - Erhan Bener Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Loş Ayna kimin eseri? Loş Ayna kitabının yazarı kimdir? Loş Ayna konusu ve anafikri nedir? Loş Ayna kitabı ne anlatıyor? Loş Ayna kitabının yazarı Erhan Bener kimdir? İşte Loş Ayna kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 24.02.2022 08:00
Loş Ayna - Erhan Bener Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Erhan Bener

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9789751407320

Sayfa Sayısı: 199

Loş Ayna Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hol karanlıktı. Evin bütün perdeleri indirilmişti. Ürkütücü bir sessizlik vardı içerde. İkisi de farkında olmadan soluklarını tutmuşlardı. İlhan, Sahir'in kolunu bırakmamıştı. Ayaklarının ucuna basa basa holü geçtiler, salona girdiler. Perdelerin aralığından sızan loş aydınlıkta çevreyi görmek mümkün oluyordu. Salon ve yemek odası biçiminde döşenmeşti sburası. Büyük, gösterişli, eski moda ama değerli eşyalarla tıklım tıklım doluydu. Duvardaki, Maide'nin ölmüş kocasının yaptığı çıplak kadın resimleri loş aydınlıkta, bir genelevin bekleme salonundaki görüntüleri andırıyordu.

İster istemez İlhan'ın etkisinde kalarak:

- Nerede? Diye fısıldadı Sahir. Ceset diyememişti.

Loş Ayna Alıntıları - Sözleri

  • Bir nedene bağlanan, karşılık gözeterek yapılan iyilik, gerçek iyilik sayılmaz.
  • İyilik kadar görece ve tehlikeli bir kavram yoktu. Ne yolla olursa olsun, isterse bir iyilik nedeniyle olsun, ezilen, zayıflığını, başkasının yardımına muhtaç olduğunu hisseden insan, durmadan karşı koymayı, başkaldırmayı düşünür, iyiliğiyle kendisine zayıflığını kanıtlatan insana, bilinçaltında sevgiden çok hınç beslerdi.
  • Ölesiye yorgunum. Hiçbir şey düşünemiyorum. Şimdi salt duyguyum ve korkunç bir boşluk var beynimde. Bütün varlığımla bilinçsiz bir beklenti içindeyim. Hep böyle kalabilsem. Boşuna.
  • Korkuyorum ondan. Gözlerimin içine öyle bir bakışı var, gizleyemiyorum kendimi.
  • Gencecik yaşına karşın içi göçmüş oysa.
  • Sensiz yaşamak ve ölüm, galiba bu ikisi birbirinden hiç farklı değil.
  • Yorgun, ama yalnız bugünün yorgunluğu değil. Çocukluğundan beri sürüp gelen bir yorgunluk.
  • Tanrının adaletine bile kuşku duyulurken, insanların verecekleri hükümler nasıl tam olarak adil olabilirdi?
  • Bu dünyada ancak tek başına ayakta durabilecek kadar güçlü olanların yaşama hakkı vardı. Gerçi zor bir meslekti yalnız yaşama mesleği, bunu anlayıncaya kadar insan çok acılar çekiyordu.
  • İnsanın çevresindekilerle savaşa girerek yarattığı yalnızlıklardan nefret ederdi. Onun yalnızlığı, herkesin üstünde, ama kimsenin omzuna basmadan tek başına kalmak anlamında bir yalnızlık.
  • Ah, bir anlayabilsen, kadın-erkek cinselliği denilen nesnenin, salt şu yeryüzünü milyarlarca beyinsiz yaratıkla doldurmaktan başka bir değeri, amacı ve işlevi olmadığını...
  • Yine en iyisi kendi içindeki karanlığa sığınmak. Tekliğinin güçlülüğüne yaslanmak.
  • Neden insan sevdiklerinin ille kendi istediği yönde bir yaşayış biçimi olmasını ister?
  • Gerçekte ışıklar hep ölgün. Işıkları canlı kılan insanın içindeki aydınlıktı.
  • Bir bataklığın içinde yüzüyorlar, boğulduklarını anlamadan.

Loş Ayna İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Erhan Bener Vüs'at O.Bener ' in kardeşi. Çok tanınmış olmasa da çeşitli alanlarda birçok eser vermiş edebiyatımıza. Yine bir kitapçı gezerken indirimli kitaplar arasında Selim İleri'nin de yazar hakkında yazdıklarını görünce almıştım. Şu an baskısı yok. Daha çok psikolojik bir eser. Ruh tahlillerine ve kişiler arası ilişkilere sıkça yer veriliyor. Özellikle İlhan'ın kadınlar hakkında görüşlerinin yer aldığı bölümler dikkat çekici. Polisiye havaya ise ancak kitabın sonlarına doğru bürünüyor. (Eda)

Everest yayıncılıktan kitabı okuyacak olanlar lütfen önsözü okumasın. Polisiye bir kitabın tüm zevkini kaçırmış katili başta belirterek ... Bu olumsuzluğa rağmen hem karakterlerin iç dünyasının yansıtılması hem de arka planda toplumsal sorunlara gösteriken vurgu ile çok güzel bir cinayet romanı ( kimilerine göre aşk romanı olsada). (Banu Ercan)

Polisiye bir kurguya sahip olan Loş Ayna, türünün özelliklerinden farklı olarak karakterlerinin iç dünyasına da odaklanmış. İşlenen bir cinayet etrafında bireyin yalnızlığının, topluma yabancılaşmasının, özellikle cinselliğin sorgulandığı Loş Ayna Erhan Bener’in ilk dönem romanlarından biri. İlk kez Türk edebiyatında nemfoman bir karakterle ( Mahide) karşılaştım. Erhan Bener’in kitapları ile mutlaka tanışmalısınız. (Özlem Akbaş)

Kitabın Yazarı Erhan Bener Kimdir?

Türkiye'nin ilk fen doktorlarından Raşit Bener'le Mediha Hanımın oğlu, felsefeci Cemil Sena Ongun'un yeğenidir.

Ortaöğrenimini, öğretmen olan babasından ötürü Anadolu’nun çeşitli il ve ilçe merkezlerinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1950 yılında mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1956’da lisans diploması aldı.

1950'de Maliye Bakanlığı'na memur olarak girdi; müfettiş yardımcılığı, hesap uzmanlığı ve hazine genel müdür yardımcılığı, kambiyo kontrol dairesi başkanlığı görevlerinde bulundu. 1963-1966 ve 1969-1973 yıllarında Paris'de, önce Türkiye Büyükelçiliği maliye müşaviri daha sonra da OECD Türkiye Daimi Temsilciliği başkan yardımcısı olarak görev yaptı. 1975’te, Emekli Sandığı genel müdürüyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldıktan sonra avukatlık yaptı.

Yazar Vüs'at Orhan Bener'in kardeşi, Yiğit Bener’in babasıdır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Şiir ve öyküleri 1945’den itibaren çeşitli dergilerde yayımlandı. Kedi ve Ölüm adlı romanı Le Chat et la mort adıyla, Baharla Gelen adlı romanı ise Ce qui arriva avec le printemps adıyla Fransızcaya çevrildi; diğer bazı eserleri de başka yabancı dillere çevrildi. Roman, öykü, anı, deneme ve tiyatro oyunları yazarlığının yanı sıra, çocuk kitapları, radyo oyunları ve senaryolar yazdı, çeviriler yaptı. Böcek, Sisli Yaz, Ölü Bir Deniz ve Yalnızlar romanları sinemaya aktarıldı. Bunlardan Böcek, 1997’de Altın Portakal Ödülü'ne layık görüldü.

Erhan Bener Kitapları - Eserleri

  • Seçme Öyküler
  • Kedi ve Ölüm
  • Böcek
  • Yalnızlar
  • Sisli Yaz
  • Acemiler

  • Ölü Bir Deniz
  • Loş Ayna
  • Baharla Gelen
  • Eski Dostlar
  • Köleler ve Tutkular
  • İlişkiler
  • Hınzır Kız

  • Elif'in Öyküsü
  • Oyuncu
  • Tekilleşme
  • Şahmeran Öyküsü
  • Bürokratlar
  • Yaralı Aşklar
  • Dönüşler

  • Aşk-ı Muhabbet Sevda - Gece Gelen Ölüm
  • Anafor
  • Macellos Da Vinci
  • Işığın Gölgesi
  • Sonbahar Yaprakları
  • Türküsünü Arayan Adam
  • Ortadakiler

  • Günbatımı Öyküleri - Denizaşırı Öyküler
  • Açık Pencere
  • Arabalarım
  • Gece Gelen Ölüm
  • Yaşam Bir Düş

Erhan Bener Alıntıları - Sözleri

  • İnsanın en büyük korkusu, ölümden de büyük korkusu, yalnız kalma korkusu değil miydi? Ölümden bile yapayalnız ölündüğü için korkardı insan. (Yalnızlar)
  • Ölesiye yorgunum. Hiçbir şey düşünemiyorum. Şimdi salt duyguyum ve korkunç bir boşluk var beynimde. Bütün varlığımla bilinçsiz bir beklenti içindeyim. Hep böyle kalabilsem. Boşuna. (Loş Ayna)
  • İnsanların kafalarındaki hazır düşünceleri parçalamak o kadar kolay değildir. (Köleler ve Tutkular)
  • Ölümümü bekleyecekler. Kanımı emecekler. Bol bol emecekler. Tüketecekler beni… (Kedi ve Ölüm)
  • "Herkes, bir gün bir şeylerden kaçmayı düşünebilir," diye mırıldandı. "Tabii, düşünmek başka, yapmak başka. Bir arkadaşım, insan en çok kendisine karşı zalim olur, demişti. Çok doğru. Ne zaman kendimizi biraz düşünmeye kalkışsak, karşımıza ödevler, sorumluluklar çıkar, sesimizi kısar, otururuz. (Ölü Bir Deniz)
  • Yenilmeleri çok kolay bahaneler bulunabilir. (Kedi ve Ölüm)

  • "Hiçbir sevgi çoğullaşmadan sürdüremez varlığını." (Tekilleşme)
  • Zaten, fedakârlık diye adlandırıldıktan sonra, ne yapılırsa yapılsın, arkasında bir hesaplaşmanın, bir pazarlığın gölgesini hissetmez miydi insan? (İlişkiler)
  • yalnızlık kadar kötü bir şey yok, doktor. ... belki bir çeşit çılgınlık. belki de korku. yalnız kalma korkusu. kendi kendimle kaldım mı, bütün güçlerimden sıyrılmış, bütün umutlarımdan, bekleyişlerimden uzaklaştırılmış, çırılçıplak, zavallı bir yaratık olduğum ortaya çıkıyor. (Baharla Gelen)
  • Hiç "Ben irademle aşık oldum" diyene rastladınız mı? (Açık Pencere)
  • hafif dekolte anekdotlar (Seçme Öyküler)
  • Hayat dediğimiz, bir an süren bir yokluk oyunundan başka bir şey değildir. (Gece Gelen Ölüm)
  • ”senle bir kayıkta batıyoruz, deniz dalgalı...” (Şahmeran Öyküsü)

  • Günler hep birbirinin benzeriydi, yavaş akan, soluk almamı güçleştiren yoğun bir sis bulutu içinde dolaşıyor gibi hissediyordum kendimi. (Yaralı Aşklar)
  • İnsanın çevresindekilerle savaşa girerek yarattığı yalnızlıklardan nefret ederdi. Onun yalnızlığı, herkesin üstünde, ama kimsenin omzuna basmadan tek başına kalmak anlamında bir yalnızlık. (Loş Ayna)
  • Hayat yaşamaya gücü olanlar için bütün güzelliği tek diliyle var olmakta devam ediyor… (Kedi ve Ölüm)
  • Bir bataklığın içinde yüzüyorlar, boğulduklarını anlamadan. (Loş Ayna)
  • Gülümseyişimi görmüyor, yazık. Oysa o kadar tatlı ve yumuşak.. (Baharla Gelen)
  • Özgürlük, paskalya çöreklerine benzer! Dışı yaldızlı, içi kof bir deyim! Ulaşabileceği bir özgürlüğün bedelini hesaplayarak geçirir insan yaşamını ve düşleyebildiğine değil, bedelini ödeyebildiği kadarına kavuşur; gerisi için ise durmadan acı çeker! (Oyuncu)
  • Önceleri pek sevemedik, sonraları da sadece alıştık. Duygularımız aslında değişmedi ama, alışkanlık da sevginin bir çeşidi sayılır. (Arabalarım)

Yorum Yaz