TÜVTÜRK

Modeste Mignon - Honore de Balzac Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Modeste Mignon kimin eseri? Modeste Mignon kitabının yazarı kimdir? Modeste Mignon konusu ve anafikri nedir? Modeste Mignon kitabı ne anlatıyor? Modeste Mignon kitabının yazarı Honore de Balzac kimdir? İşte Modeste Mignon kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 05.02.2022 17:21
Modeste Mignon - Honore de Balzac Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Honore de Balzac

Çevirmen: Oktay Rifat

Çevirmen: Samih Rifat

Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9789754587296

Sayfa Sayısı: 394

Modeste Mignon Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Honore de Balzac (1799-1850): Elli bir yıllık bir ömre inanılması güç bir hızda, 100'ü aşkın kitap içeren İnsanlık Komedyası'nı sığdıran 19. yüzyılın "anıtsal" romancısıdır.

Romandaki mektup geleneğinin yanı sıra içerdiği müzikal unsurlarla da günümüzün pek çok okur-yazarını şaşırtacak olan Modeste Mignon'sa (1844), yazarın anıtsal yapıtının "Özel Yaşamdan Sahneler" bölümünde yer almaktadır.

Oktay Rifat (1914-1988); 20. Yüzyıl Türk şiirinin en büyük adlarından biri olmanın yanı sıra, önemli bir oyun yazarı, romancı ve çevirmendi de. Balzac'tan ikisi eşi Sabiha Rifat'la birlikte dilimize kazandırdığı dört roman da, zamanla, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'ndeki yerlerini alacaklar.

Samih Rifat (19475); Çeviriden yazı ve çiziye, fotoğraftan belgesel yönetmenliğine, kültür hayatımızın "çok yönlü" sıfatını en hak eden kişilerinden biridir. Son 25 yılda Platon'dan Claude Simon'a, Kavafis'ten le Courbusier'ye pek çok ozan ve yazarı dilimize kazandırmıştır.

Modeste Mignon Alıntıları - Sözleri

  • Hüzün, insanı düş kurmaya yöneltiyor.
  • Söylenen sevda, kanıtlanan sevdanın yerini tutmaz...
  • Sevda, insanın en değişmez yanlarından biridir; gönül yanıldığını hiçbir zaman kabul etmek istemez.
  • "...Bizler, evimizde tüm egemenliği bir kadına veririz; çünkü küçük ruhluların başvurduğu o zorbalığa kadar alçalmak elimizden gelmez... Eğer günün birinde evlenirsem -ki yemin ederim benden çok uzak bir felaket bu- tinsel bakımdan karımın, bir sevgilinin özgürlüğüne sahip olmasını isterim; belki de kadına bütün çekiciliğini veren kaynaktır özgürlük."
  • Şiir için imge ve duygu neyse, müzik için de ezgi odur: Kendiliğinden açılıveren bir çiçektir. Armoninin icadından önce her ülkenin ulusal ezgileri vardı. Bitkibilim çiçeklerden sonra gelmiştir.
  • Bize bedenin yaşamı kadar ruhun yaşamı da gerekli.
  • Dramların çoğu, olaylara ilişkin düşüncelerimizin içinde saklıdır. Bize birer dram gibi görünen olaylar da ruhumuzun, yaradılışımıza göre, ya dram ya da komedya biçimine soktuğu konulardan başka bir şey değildir aslında.
  • İnsanlar kitap gibidir; değerleri çoğunlukla iş işten geçtikten sonra anlaşılır.
  • "...biz, felaketin beşiğinde büyüyen çocuklar, üzüntüden ağlar mıyız hiç?.. "
  • "...Bir tohum nasıl çiçek değilse, bir şair de şiir değildir!"
  • Sevgiliyi görmeden aşkın bütün şiirini ele geçirmek! Ne tatlı bir çapkınlık! Ne başıboş, ne uçucu bir sanrı!
  • İnsan, içini dışını bildiği şeye güçlükle inanır ya da hayran olur - ki hayranlık da geçici bir inançtır.
  • "...egemenliğimizi Kitap'la, Kılıç'tan daha uzun süre ve daha güvenle sürdüreceğiz..."
  • Dürüst insanlar bağlarını kolayca koparamazlar, özellikle de isteye isteye kurdukları bağları.
  • Bilinmeyen, karanlık bir sonsuzluktur ve dünyada ondan daha çekici hiçbir şey yoktur.

Modeste Mignon İncelemesi - Şahsi Yorumlar

~102° | Modeste Mignon: Merhaba. 1800'lerin Fransız aydın yaşamını etkili bir şekilde gösteren bir kitap. Modeste Mignon genç bir kız. Oldukça güzel bir kız. Ancak şımartılarak büyütüldüğü için ilginç bir karakterinin olduğunu da itiraf etmeliyim. Kendisi bir yaştan sonra artık koca aramaya başlıyor. Gözü yükseklerde. Deli gibi kitap okuyan biri. Doğal olarak yazın camiasından biriyle beraber olmayı yeğliyor. İlk hedefi de bir şair oluyor. Ona bir mektup yazıyor. Tüm bu karman çorman macera da böyle başlıyor. Gerçek aşk nasıl yaşanır? Cevap ''egemenliğin kadına verilmesiyle'' olacaktır. Ancak bunu Türk insanına anlatmak biraz zordur. Çünkü Türkiye'de ''aktif erkek'' ve ''pasif kadın'' arasında görülen ilişkiler yaygındır. Erkek kadını sahiplenir. Onu kısıtlar. Bu tek taraflıdır. ''Ben ne dersem o olur!'' sloganı atılır. İşin gülünç tarafı... kadın da bunu destekler. Zaten kadın haklarının önündeki en büyük engel de yine kadınlar değil midir? 1700'lü yılların önemli bir kadın hakları savunucusu olan Olympe de Gouges giyotine gittiğinde kellesinin uçurulması için tezahüratlarda bulunanlardan biri de bir kadındır. Ne kadar acınası bir durum değil mi? Çünkü toplum onları bu şekilde yetiştirdi. Bu yalnızca birkaç yüzyıldır popüler olan bir ilişki türüdür. İnsanların, kabaca 2-2,5 milyon yıldır yeryüzünde dolaştığını kabul edelim. Bunun sadece son 10-15 bin yılında ataerkil bir toplum yapısı gözlenir. Tarım devrimiyle beraber erkek dışarıda, kadın içeride daha aktif rol almaya başlamıştı. Acaba ana tanrıça ataları şu anki kadınları görselerdi nasıl bir tepki verirlerdi? Oysa 1700-1800'lü yılların aydınlarını bir okumak gerek. Sadece İngiliz ya da Fransız değil, Osmanlı da. Onlar biliyordu. Bu yüzden yazar/honore-de-balzac'ın kitap/modeste-mignon--7912'nunu, yazar/Safveti-Ziya'nın kitap/salon-koselerinde--158857'sine (daha önce bu kitabın şu ana kadar okuduğum en harika aşk romanı olduğunu dile getirmiştim) epey bir benzetiyorum. Erkek, bir tanrıça arayışı içerisindedir. O tanrıçayı bulabilmek için de öyle aceleci davranmamak gerekir. Yıllar içerisinde çeşitli hoşlantılar ve sevgiler gayet normal karşılanır ama aşk... o bambaşkadır. Erkek, tanrıçasını bulur. Buradaki rollere dikkat etmek gerekir. Kadın ''tanrıça'' ve erkek de ''köle'' olur. Buradaki ''köle'' sözcüğü kaba algılanmamalıdır. Bu, gönüllü bir rolleşmedir. Kadın sadece erkeğin tanrıçası, erkek de sadece kadının kölesidir. Erkek kadının gözlerine bakmaya çekinir. Zorbalık da ne?.. Dokunmaya bile kıyamaz. İzin verildiği takdirde de öpmeye koklamaya doyamaz. Zorbalıktan taviz veremeyen biri bu ilişki türünü garip bulacaktır. Birbirlerine danışırlar. Ortaya bir fikir atıldığı takdirde o fikir ikisi tarafından da eleştirel düşünce süzgecinden geçirilir. Ortak bir sonuca varılır. Yani kadın her ne kadar erkek üzerindeki gücünün farkında olsa da bu gücünü kötüye kullanmaz. Bu yüzden arayış ve seçim dikkatli yapılmalıdır. Sanırım bu rolleşmenin kapsamı anlaşılmıştır. Burada yukarıda bahsettiğim slogan yoktur. gonderi/152027081 Yukarıdaki alıntıdan ve kitaptan her şey anlaşılıyor. Bahsettiğim iki kitapta Modeste Mignon ve Miss Lydia birbirlerine epey bir benziyorlar. Onlar gibi kızlara saygı duyarım. Her ikisi de âşıklarına tatlı işkenceler yaparak onları seçiyorlar. Bir süre bu işkencelerden nasibini alan âşıklarının belki kalpleri delik deşik oluyor ama işkenceler sona erdiğinde ve kadın da erkeğe ait olmayı kabul ettiğinde o yaralar hızlıca onarılıyor. Yani erkek arıyor, tanrıçasını buluyor, kadın da erkeği tatlı işkencelere maruz bıraktıktan sonra ona olumlu ya da olumsuz bir geri dönüş yapıyor. Şekip Bey olumlu bir geri dönüş almıştı. Peki ya, Ernest de la Brière olumlu bir cevap alabilecek mi? Safveti Ziya'nın Salon Köşelerinde'si de gayet güzeldi. Okunabilir. Yazdığım incelemenin bağlantısını aşağıya koyacağım. gonderi/145021484 Keyifli okumalar! (Kaan Ata Önder)

İlk başlarda biraz sıkıcı gelebilir lakin şans vermeye devam edin çünkü sonrasında elinizden bırakamayacaksınız. Elinden bırakamayacaksınız derken mübalağa etmiyorum, merhum Sabahattin Ali’nin vefatında çantasından çıkmış bir kitaptan bahsediyorum. Bu kadar fazla popüler olmaması da cabası tabi. Kitapta Modeste Mignon epey alçakgönüllü tanıtılsa da, okura kendisini sevdirse de ben buna katılmayacağım. Kesinlikle ama kesinlikle ısınamadım bu karaktere. Sebebini açıklayacağım tabi ki. Çünkü kitabı ithaf ettiğini kadını araştırdım ve araştırdığım kadın benim canımı sıktı. Julie değil. Bir kadın sevdiği adamı başka bir kadının mutlu ettiğini görmektense onu can çekişirken görmeyi tercih eder, diyor Balzac. Hak veriyorum ben bu görüşüne ancak sevilen de sevene hakkını teslim etmeli. Etmeyince iş değişiyor. Balzac’dan ilerleyelim. Bu kadın yıllarca Balzac’ı oyalıyor, evli olduğu halde onun kimseyle ilişkiye girmesini istemiyor ve evlilikleri de ayrı bir rezillik. Kitap da bu kadına ithaf edilince zaten iyice bir soğudum karakterden de. Sevmiyorum böyle insanlar beni çok üzüyorlar, kitap bile olsa. Gerçek hayatta aklımı alırlar herhalde. Yeniden Mignon karakterine döndüğümüzde pek naif bir kadın görüyoruz karşımızda, okumayı da epeyce seviyor (Allah’ım nasip et) ve mektuplaşmalarla bir aşk hikayesi geçiyor ki alıntı komasına girmemek için kendinizi tutacağınızı da çok iyi tahmin ediyorum buralarda. Eğer sevilmezsem yalnız kalırım diyor mesela, gerçekten de hele bir de uzun zaman yalnızca sevdiğiniz olur ve o kişi tarafından sevilmediğinizi hissederseniz... Bunun psikolojik sonuçları nerelere kadar götürüyor insanı az çok biliyoruz dostlar. Son olarak da şu isyanımı belirtmeliyim. Birini seviyorsanız seviyorsunuzdur. Yani öyle 3 aday 5 aday, güncel kullanılan kelimeyle ‘Flörtler’ arasından bir seçim yapmak açık olalım ki ALÇAKLIKTIR! Neden? Düşünün yani birini çok seviyorsunuz ama gerçekten yani o da bunun farkında ama başkaları için aklını kaybetmiş. Bir gün şu öbür gün bu kişi diyerek ilerliyor. Başlarda üzülürsünüz, üzülün ve ağlayın ki atın içinizden, çünkü zaman ilerledikçe gerçekten değeriniz anlaşılacak, zaman en büyük kazananı belirlemiştir her zaman. Kim, neyi kaybettiğini zamanla anlar ama geç anlar. Umarım hiçbiriniz geç kalmazsınız sevdiklerinize... Hepimize iyi okumalar dilerim dostlar.. (Sadık Kocak)

Romanın ana karakterlerini istifadenize sunmaktan onur duyarım: 1844 yazımı Modeste mignon karakterleri - [ ] Matmazel Modeste Mignon ( “Matmazel de La Bastie”) başkarakter Françoise - hizmetçisi- - [ ] Bay Charles Mignon - La Bastie Kontu , eski albay, zengin tüccar banker, -Bayan Bettina Wallenrod Mignon , “Kontes de La Bastie” - kör, ---BETTINA-CAROLINE MIGNON , 22’sinde ölen kızları….. - [ ] Baron de Canalis ( şair) Melchior Düşes de Chaulieu ( 50’sinde bir kadın ve Canalis’İn koruyucusu) - [ ] Ernest de La Briere ( yaveri, eski Sayıştay denetçisi ) - [ ] Bay Simon Babylas Latournelle' -noter, ufak tefek kısaboylu -Noterin karısı Bayan Agnes Latournelle ( zabıt katibinin kızı) iriyarı ve uzun,burnu havada -Exupere - noterin hukuk okuyan oğlu -Jean Butscha - noter başkatibi- kambur cüce… - [ ] Bay Anne Dumay - eski teğmen,kasadar,avukatın oğlu- - [ ] Bayan Dumay- Abd’li, tutumlu çiftçi kızı, çocuğu yok Matmazel Mignon’u kızı gibi seviyor- - [ ] Gobenheim - banker, tasfiye memuru- - [ ] Vilquin ( Le Havre’nin zengin tüccarı, ) - [ ] Dük d'Hérouville, Ahır beyi, modestenin taliplerinden…“sarışın, solgun, çelimsiz, mavi gözlü bir genç” (tevrat)

Kitabın Yazarı Honore de Balzac Kimdir?

Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar.

Hayatı

Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.

Edebiyat kariyeri

1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.

1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.

İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.

Honore de Balzac Kitapları - Eserleri

  • Goriot Baba
  • Vadideki Zambak
  • Eugenie Grandet
  • Otuzundaki Kadın
  • İki Yeni Gelinin Anıları
  • Seraphita

  • Tılsımlı Deri
  • Altın Gözlü Kız
  • Köylüler
  • Modeste Mignon
  • Köylü İsyanı
  • Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti
  • Gambara

  • Bir Havva Kızı
  • Paris'ten Cava'ya Yolculuk
  • Louis Lambert
  • Yaşamda Bir Başlangıç
  • Ursule Mirouet
  • Pierrette
  • Lanetli Çocuk

  • Evde Kalmış Kız
  • Mutlak Peşinde
  • Suyu Bulandıran Kız
  • Lanje Düşesi
  • Gizli Başyapıt
  • Bir Kır Balosu
  • Köy Doktoru

  • Güzel Imperia
  • Bette Abla
  • Aşk Gecesi
  • Uzun Yaşam İksiri
  • Zarif Bir Yaşam Üzerine
  • Top Oynayan Kedi Mağazası
  • Tefeci Gobseck / Üç Öykü

  • Cousin Pons (2 Cilt Takım)
  • Tours Papazı
  • Sarrasine
  • Ferragus
  • Taşralı Bir Büyük Adam Paris'te
  • İki Şair
  • Parfümcü Cesar Birotteau'nun Yükselişi ve Düşüşü

  • Nucingen Bankası
  • Kırmızı Han
  • Bilinmeyen Başyapıt ve Kırmızı Han
  • Modern Uyarıcıları Kullanma Kılavuzu
  • Bir Yaratıcının Çektikleri
  • Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi ve Z. Marcas
  • Paris

  • Vadideki Zambak - Bir Aşk Sayfası
  • Esrarlı Bir Vaka
  • Albay Chabert
  • Çalışanın Fizyolojisi
  • Seçilmiş əsərləri
  • Cebimdeki Düşünceler
  • Innocence and Other Stories

  • Ateist Ayini
  • Maskeli Aşk
  • Vendetta
  • Terör Devrinde
  • Korneliüs’ün Elmasları
  • Sönmüş Hayaller
  • Another Study Of Woman

  • Aklanmış Melmoth
  • Kibar Fahişeler (2. cilt)
  • Napoleon Efsanesi
  • Eğlendirici Öyküler
  • Çölde İhtiras
  • Bilinmeyen Şaheser - Sarrasine
  • Köy Papazı

  • Muhteşem Godisar
  • The Deserted Woman
  • Goriot Baba Cilt 1
  • İfritə
  • Vadideki Zambak Cilt I (Minyatür Kitaplar)
  • Vadideki Zambak Cilt II (Minyatür Kitaplar)
  • Üç Hikaye

  • Vadideki Zambak - Çocukluğum
  • The Human Comedy
  • Tuhaf Öyküler
  • Rahibenin Aşkı
  • Albert Savarus
  • Adieu
  • Die falsche Geliebte

  • Die Grenadiére
  • Vadidəki zanbaq
  • Peau de Chagrin
  • Honorine
  • Vater Goriot
  • Beatrix
  • Die Frau von dreißig Jahren

  • Der Ehekontrakt

Honore de Balzac Alıntıları - Sözleri

  • Alçakgönüllülük, daha doğrusu korku, aşkın ilk erdemlerinden biridir. (Eugenie Grandet)
  • Karşısında güzel bir kadın bulan bir erkek tuzağa düşmüş mü sayılıyor? (Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti)
  • Peki öyleyse, öğretin bana... Sizi sevmemek için ne yapmam gerektiğini bana öğretin. (Seraphita)
  • Gerçekten tümüyle yüce ruhlu kadınlar gerçeği yalana yeğlerler. (Bette Abla)
  • Bundan çıkan sonuç şudur ki, toplumlar ne kadar uygarlaşır ve huzura kavuşursa, aşırı yollara o ölçüde başvururlar. Barış hali kimileri için feci bir durumdur. Belki de Napoléon'a "Savaş doğal bir haldir," dedirten şey de budur. (Modern Uyarıcıları Kullanma Kılavuzu)
  • Aşk evliliğinden olan bütün çocuklar gibi miras olarak annelerin muhteşem güzelliğini aldılar,sefaletle birleştiğinde çoğunlukla yıkıcı bir hediyeydi bu. (Sönmüş Hayaller)

  • ... herkesin mucizesi kendine göredir. (Köy Papazı)
  • İntiharın üç türü vardır: önce uzun bir hastalığın son nöbetinden başka bir şey olmayan ve kuşkusuz patoloji sınırların içerisindeki intihar; sonra umutsuzluk nedeniyle intihar, son olarak da mantık yürüterek intihar. Lucien umutsuzluk nedeniyle ve mantık yürüterek kendini öldürmek istiyordu. bu ikisi vazgeçilebilir intiharlardır; yalnızca patolojik intiharın geri dönüşü yoktur; ama çoğu zaman bu üç neden, Jean-Jacques Rousseau'da olduğu gibi, birleşir. (Bir Yaratıcının Çektikleri)
  • Alaycı bir adam daima sathi, bunun neticesi olarak da hain bir kimsedir, alay ettiği hâdisede cemiyete düşen payı hiçbir zaman kaale alamaz, çünkü tabiat yalnız hayvan yaratır, ahmakları toplum hayatına borçluyuz. (Nucingen Bankası)
  • ... büyük bir aileden gelmenin ve servetten yoksun oluşun nice yüksek zekalı insanları içinde tuttuğu derin bir hiçlik duygusu içinde, Umut sönüp gidiyordu. (İki Şair)
  • Vaktiyle seninle birlikte sonsuzluk denizine salıverdiğimiz gemileri yine orada yürütmeme kim engel olabilir? (İki Yeni Gelinin Anıları)
  • Aşka benzeyen hiçbir şey yoktur.. (Gizli Başyapıt)
  • İblisin vaat ettiği dünyevi zevkler çok fazladır ama cennetin sunduğu zevklerin bir sınırı yoktur. Tanrı'ya inandı ve ona dünyanın tüm hazinelerini veren o büyünün artık bir anlamı yoktu, tüm o hazineler, elmaslar onun gözünde çakıl taşından farksızdı; diğer hayatın görkemiyle kıyaslandığında incik boncuk gibi kalıyorlardı. Ona bu kaynaktan gelen her şeyin üzerinde bir lanet olduğunu düşündü. (Aklanmış Melmoth)

  • Çünkü herhangi bir şeyde aşırıya kaçmak bedeni kendine özgü bir yola sokar. (Sönmüş Hayaller)
  • Geceyi uykusuz geçirmek itiyadında olan ve derin bir sükûnet içinde seslerin çeşitli akislerine dikkat edenler bilirler: Çok defa, aynı yerden gelen hafif bir çıtırtı duyulur da, devamlı ve mutat [alışıldık] fısıltılar işitilmez... (Ferragus)
  • Vadilerde açan, gösterişsiz, alçakgönüllü çiçekler, göklere çok yakın, fırtınaların koptuğu, güneşin yaktığı yerlere dikilince yaşamıyorlar belki de, kim bilir? (Top Oynayan Kedi Mağazası)
  • Ancak her şey olmakla başlayarak herhangi bir şey olabilirsin. (Çalışanın Fizyolojisi)
  • İki varlığı aynı anda sevebilir miyiz? Bir sevgili bütün kalbi doldurmazsa sevgili olabilir mi? Birinci, sonuncu, biricik olması gerekmez mi? (Seraphita)
  • Aşkın ne kadar toplumcul ve yararlı olduğu hiç düşünüldü mü? (Evde Kalmış Kız)
  • "Son aşk en ateşli aşktır." (Parfümcü Cesar Birotteau'nun Yükselişi ve Düşüşü)

Yorum Yaz