Müşterek Dostumuz - Charles Dickens Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Müşterek Dostumuz kimin eseri? Müşterek Dostumuz kitabının yazarı kimdir? Müşterek Dostumuz konusu ve anafikri nedir? Müşterek Dostumuz kitabı ne anlatıyor? Müşterek Dostumuz kitabının yazarı Charles Dickens kimdir? İşte Müşterek Dostumuz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Charles Dickens
Çevirmen: Aslı Biçen
Editör: Alican Saygı Ortanca
Orijinal Adı: Our Mutual Friend
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9786053756880
Sayfa Sayısı: 1192
Müşterek Dostumuz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Hiçbir 19. Yüzyıl romancısı, hatta Tolstoy bile, Dickens kadar güçlü değildir; onun yaratı zenginliği neredeyse Chaucer ve Shakespeare'le boy ölçüşür.”
–Harold Bloom
“Charles Dickens ile ilgili olarak... söylenebilecek tek şey, deha sahibi bir insan olduğudur.”
–Jorge Luis Borges
Müşterek Dostumuz’da Dickens, dönemin kapitalizminin başkenti Londra’daki hayata dair muhteşem bir panaroma sunar. En alt tabakalardan en üst tabakalara kadar mekik dokuyarak varlığın ve yokluğun portresini çizer.
Thames Nehri’ne düşen cesetleri toplama işi yapan ailenin rutin turlarından birinin tekinsiz betimlenişiyle başlayan hikâye hemen ardından yeni zengin Veneeringler’in hayatının alaycı ve olağanüstü absürt bir biçimde anlatılmasıyla devam eder. Müthiş bir dil ve üslup çeşitliliğine sahip olan roman eleştirel ve insani yönden de derinlikli bir eser.
Tuncay Birkan’ın sunumuyla
Müşterek Dostumuz Alıntıları - Sözleri
- "Her şey uçup gitti, bir hüzün baki."
- "Sıkıntıdan yana eksiğimiz yok zaten. ... Sıkıntı hep var, havadaki kurum gibi."
- - aşığım elimde değil; akılla mantıkla alakası yok; akla rağmen aşığım -
- "Keşke şu üç soruyu cevaplasan! Bunun sonu nereye varır? Sen ne yapıyorsun? Nereye gidiyorsun?"
- 'İyi bir şeye sahip olup onu yitirmek mi yoksa ona hiç sahip olmamak mı daha iyi?'
- Zaten dünyanın kanunu böyledir. Kötülük genelde kısa ömürlü olur ve onu yapanın ölmesiyle ortadan kalkar; iyilik asla.
- Bilemem. Cinayetse herkes fail olabilir. Hırsızlık, yankesicilik olsa çıraklık ister. Cinayet öyle değil. Hepimizin elinden gelir...
- "Siz kendinizi tanıyor musunuz!" "Epeyce tanıyorum," dedi Bella, kendinden umudu kesmiş sevimli bir edayla, "daha iyi tanıdıkça da pek matah bir şey görülmüyor."
- yani hayatta olsak bilirdik.
- "daha önce de emin olmuş ve hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyorsun. Yüzüne sinmiş."
- "Aman!" dedi Bayan Boffin. "Koca dünya hepimize yeter!" "Orası öyle," dedi Bay Boffin. "'ama okur yazar değilsen. Okur yazarsan iş değişir."
- Ben münzevi hayatı yaşayan bir adamım. Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok.
- Sevgi pek çok konuda mükemmel bir öğretmendir.
- Kötülük genelde kısa ömürlü olur ve onu yapanın ölmesiyle ortadan kalkar; iyilik asla.
- Yapabileceğin en iyi şey beni yaralı bir kalple bırakmak mı yani?
Müşterek Dostumuz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Of bu neydi be. Kapağına kadar gerçek bir roman. Tamamen PARA ile alakalı ve PARA deyince akla neler geliyorsa hatta gelmeyenler de dahil muazzam bir hikaye karşılıyor bizleri. Kitap beni gerçekten perişan etti. Yani okurken şunu da yazayım bunu da belirteyim diye ne düşündümse hepsi gitti. Biliyorum ki birkaç gün sonra aklıma yeniden gelecekler ama şimdi yok, yok. Ama şunu biliyorum ki bozulan bir toplumda herkes ve her şey geri dönüşü olmayacak şekilde değişir. Eskiyi aratır. Gelen gideni nasıl aratıyorsa giden de geleni aratır gibi bir durum söz konusu. Zifos karakterini tuttum, epey hoşuma gitti yani ne olursa olsun efendisini bırakmayan tutumuyla ilgimi çekti benim. Lizzie Hexam ve Eugene Wrayburn da ilgimi çeken diğer karakterler oldular. Hepimize iyi ve ‘sağlıklı’ okumalar diliyorum.. (Sadık Kocak)
Dickens'la birlikte uzun ve doyum olmaz bir serüvendi. Kendimi hikayeye bu kadar kaptırdığım, duygularını bu kadar yoğun yaşadığım ender kitaplardan. Daha fazla okunmuş olmasını isterdim. Kitapta kişisel hırsların, para hırsının, çıkarcı ilişkilerin, politikanın bütün bu aşırılıkların insanı nasıl değiştirdiği, nereden nereye getirdiği oldukça net bir şekilde göz önüne serilmiş. Kitapta çok fazla karakter var ve başlarda bunları tanımakta biraz zorluk yaşanabiliyor fakat tanıdıkça bazılarıyla kendinizi bağdaştırabilir, bazılarına derinden saygı duyabilir, bazılarına da biraz fazlaca sinir olabilirsiniz. Birbirlerinden çok farklı mevkilerde ve ayrı yaşam tarzlarında olan bütün bu karakterlerin yolları bir şekilde kesişiyor ve böylece hikaye çok daha anlamlı hale geliyor. En sevdiğim yazarlardan olan Dickens'ın bu kitabı da en sevdiğim kitaplar arasında yerini almış bulunmakta. Ayrıca kitabın mini de bir dizisi varmış en kısa zamanda onu da izlemek istiyorum. Daha fazla okucuyla buluşması dileğiyle. Keyifli okumalar. (Ayşe)
Serinin ikinci kitabı, daha olay ağırlıklı, düğümlerin artık çözüldüğü kısım. Karakterleri artık tanıyorsunuz, o yüzden kitabın akışına kendinizi kaptırıp nasıl bittiğini anlamadan okudum ikinci cildi. Çok değişik ve severek okuduğum bir metin oldu Müşterek Dostumuz. Sanırım şimdiye kadar karşılaştığım en renkli karakterleri barındıran kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dickens’ın yine paranın yozlaştırdığı insanlara iğnesini batırdığı bu ciltte, yazarın aynı zamanda sosyal adaletsizlikler ve dönemin Yoksulluk Yasası ile ilgili eleştirilerini de okuyorsunuz. Klasiklerden veya İngiliz Edebiyatı’ndan hoşlanan herkese mutlaka tavsiye ederim. Keyifle okudum. (İpek Dadakçı)
Kitabın Yazarı Charles Dickens Kimdir?
Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar.
Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835'te 'Boz' takma adıylaBoz'un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.
1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary'e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.
1840'ta Amerika'ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.
1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill'deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870'te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.
Charles Dickens Kitapları - Eserleri
- İki Şehrin Hikâyesi
- Antikacı Dükkanı
- Oliver Twist
- Yedi Yoksul Gezgin
- Perili Ev
- Gelin Odasındaki Hayalet
- Zor Zamanlar
- Mister Pickwick'in Serüvenleri
- Bir Noel Şarkısı
- Büyük Umutlar
- David Copperfield
- Edwin Drood'un Gizemi
- Martin Chuzzlewit
- Gizemli Öyküler
- Kasvetli Ev (2 cilt)
- Müşterek Dostumuz
- Büyük Macera
- Gece Yürüyüşü
- Doktor Marigold
- Oliver Twist - Define Adası
- Denizden Gelen Haber
- Dedektifler
- Barnaby Rudge
- Nicholas Nickleby
- Küçük Dorrit
- Antikacı Dükkanı - 2. Cilt
- The Haunted Man and the Ghost's Bargain
- İşaret Memuru
- Dickens at Christmas
- Gulyabani
- Çaydanlık ile Cırcır Böceği
- Classic Detective Stories
- The Trial of William Tinkling
- Çanlar
- Christmas Books
- Dombey and Son
- Pictures from Italy
- Mugby Junction
- The Life of Our Lord
- The Mudfog Papers
- Supernatural Short Stories
- Sketches of Young Ladies, Young Gentlemen and Young Couples
- Poems
Charles Dickens Alıntıları - Sözleri
- "Her şey uçup gitti, bir hüzün baki." (Müşterek Dostumuz)
- Bütün suskun adamların bir ağırlığı olur. Bütün suskun, ağzı bağlanmış adamlara inanılır. Bağları çözmenin saklanmış ve asla kullanılmamış gücü mü insanlığı büyüler, yoksa bilginin eli kolu bağlandığı zaman yoğunlaşıp artar mı ya da çözüldüğü zaman buharlaşır mı bilinmez: Ama şurası kesindir ki önem, ağzı bağlı kişiye atfedilir. (Küçük Dorrit )
- Aklı başında insanlar yaşadıkları sıradan olayları değerlendirirken tesadüfleri yeterince hesaba katmıyorlar.. (İşaret Memuru)
- Ve ne büyük mutluluktu uyanıp bunların kaybolan gölgeler olduğunu görmek. (Martin Chuzzlewit)
- ..."Onun yaşamı 1ölünün arkasından sonsuza dek yas tutanların yaşamı gibiydi. Ölen kendisiydi."... (Gizemli Öyküler)
- Fielding der ki, erkek ateş, kadın kavdır; Şeytan onları tutuşturur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- Ben münzevi hayatı yaşayan bir adamım. Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok. (Müşterek Dostumuz)
- Eğer hırsızlık sanatsa, hırsız yakalama bir bilimdir. (Dedektifler)
- Biz yoksullar neden dünyaya gelmişiz; bilmiyorum. (Çanlar)
- "Özel bağlar olmadan toplum hayatının ne anlamı var?" (Kasvetli Ev (2 cilt))
- "Birçok fiziksel hastalık gibi insanların kötülüğünde yetişen, sonra da cehaletleriyle yayılan bu salgınlar bir zaman sonra ne cahil ne de kötü olan birçok mağdura bulaşır. " (Küçük Dorrit )
- "Şu suyun akışını durdurmak nasıl elimizde değilse (...) bu saatlerin akışını durdurmakta elimizde değil." (Büyük Umutlar)
- Bize biner, arabaya koşarlar. Döver, söver, kendi zevkleri için sakatlarlar bizi, ama ölüyorlar, yaşasın ölüyorlar! (Martin Chuzzlewit)
- "Ama insan yemek yemeden önce parasını kazanmak zorundadır!" (Dedektifler)
- Ahlaksal bir hastalığın fiziksel olan kadar engellemesi zor bir şey olduğu; böyle bir hastalığın veba kadar habis ve hızlı bir şekilde yayılacağı, bir kere ilerlemiş olan salgının sınır tanımadan, en sağlıklı insanları bile ele geçirebileceği ve en olmadık bünyelerde gelişeceği insan denen mahlukun bir atmosferde nefes alması kadar tecrübeyle sabittir. Bu ölümcül bozuklukların zayıflık ya da kötülükleriyle beslendiği lekeliler, zehrin bulaşmasına fırsat vermeden anında yakalanıp tecrit edilebilse ( hatta fazla uzatmadan boğazlansa), insanlık takdir ötesi bir hayır duası alırdı. (Küçük Dorrit )
- Sahnede ışık ve müzik neyse, hayatta şiir odur. (Mister Pickwick'in Serüvenleri)
- "Talihsiz bir kadını dünyaya getirmekten tek çıkarlarının bunu onun burnundan getirme özgürlüğü olduğunu sanıyorlar." (David Copperfield)
- Zararsız bir neşe ve iyi huyun cennette gömlek yakasından daha büyük bir günah olduğuna inanmıyorum. Takan da bir, takmıyan da... (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)
- Hiçbir sözcük duygularımı tam anlatamaz. (Gizemli Öyküler)
- Fakat her saadetin bir sonu vardır, ikinci bir saadetin zevki da burada değil midir? (Antikacı Dükkanı - 2. Cilt)