Ortaçağda Entelektüeller - Jacques Le Goff Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Ortaçağda Entelektüeller kimin eseri? Ortaçağda Entelektüeller kitabının yazarı kimdir? Ortaçağda Entelektüeller konusu ve anafikri nedir? Ortaçağda Entelektüeller kitabı ne anlatıyor? Ortaçağda Entelektüeller PDF indirme linki var mı? Ortaçağda Entelektüeller kitabının yazarı Jacques Le Goff kimdir? İşte Ortaçağda Entelektüeller kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Jacques Le Goff
Çevirmen: Mehmet Ali Kılıçbay
Orijinal Adı: Les Intellectuels au Moyen Age
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789755390413
Sayfa Sayısı: 233
Ortaçağda Entelektüeller Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aydınlanma aklı, kendi zorba yanlarını gizlemek ve tarihin “kötü”den “iyi”ye doğru bir “ilerleme” olduğunu kanıtlamak için ortaçağı “karanlık bir çağ” olarak gösterir. Bu kitap, ortaçağın da diğer zamanlar kadar “karanlık” ve “aydınlık” olduğunu göstererek bu yanılgıyı yıkan, bugün yenilik diye adlandırdığımız kimi düşünsel tavırların geçmişteki kökenlerine işaret eden bir tür “karşı-tarih” çalışması, bir tür ezber bozmadır. Örneğin XII. Yüzyılda gezgin okumuşlar denebilecek Goliardlar şiirlerinde düzen karşıtı bir tavır izleyerek erotizme ve yoğun bir toplumsal eleştiriye yer vermişlerdir. Güçlü bir “evlilik” karşıtı akım oluşmuş, “doğal aşk” teorisi bu dönemde ortaya atılmıştır. Abelard ve Heloise’in “yasak aşk”ı iki entelektüelin düşüncelerine uygun bir hayat kurma çabasının dönemlerini aşan bir örneğidir. Ortaçağ karanlığıyla bir arada ve kötüleyici bir anlamda kullanılmasına alışılmış skolastik düşünce, en son döneminde gerçekten dumura uğrasa bile, bir dönem dinsel düşüncenin ve onunla birlikte genel düşün dünyasının rasyonalize edilmesine hizmet etmiştir.
Ortaçağda Entelektüeller’de Batı aydınının doğuş koşulları ve evrimi anlatılırken, modern kültürün temellerini oluşturan “hümanizma”, “mikrokozmos insan”, “doğa” ve “akıl”ın tarihsel kökenleri de eleştirel bir biçimde sorgulanır. Entelektüelin emekçi olmak isterken aristokratlaşması, skolastikten kutsal cehalete geri dönüş, üniversitenin uluslar arası niteliğini yitirerek millileşmesi ve politik çatışmaların aracı haline gelmesi ortaçağdan çıkışın hiç de “ilerleme” sayılamayacak göstergeleridir. Ve ortaya çıkan “hümanist” tipi anti-entelektüalist bir nitelik göstermektedir: Bilimsel olmaktan çok edebi, akılcı olmaktan çok imancıdır; kapalı akademi ortamının ve siyasi iktidarın adamıdır. Günümüzün çokça tartışılan kurumlarından biri olan Üniversite’nin Batı ortaçağındaki kökleri de Jacques Le Goff’un bu keyifli incelemesinin en ilginç yönlerinden birini oluşturuyor.
Günümüzün “tek tip” toplumlarının sunduğu hayat imkanlarının çoktan tükendiğine inanıyorsanız bu kitap size başka bir şeyi de gösterecektir: “Çok sesli” gelecek tasavvurları imkansız ve hayali değildir; insanlık tarihi bunun mümkün olabileceğini gösteren örneklerle doludur. Yeter ki geçmişimize, “resmi tarih”in gözlüğünü çıkararak bakalım.
Ortaçağda Entelektüeller Alıntıları - Sözleri
- "İnsanın sürgünü cehalet ,vatanı bilimdir." ~Honorius
- "Evlilik nefret edilecek bir bağdır."
- Entelektüel kelimesi, düşünmeyi ve düşüncelerini öğretmeyi meslek edinmiş kimseleri belirtmektedir.
- Entelektüel kelimesi, düşünmeyi ve düşüncelerini öğretmeyi meslek edinmiş kimseleri belirtmektedir.
- "Ben elleriyle çalışan bir işçi değilim." Rutebeuf, XIII. yüzyıl
- "Düşünmek, yasaları özenle saptanmış bir meslektir."
- İnsanın sürgünü cehalet, vatanı bilimdir.
- Hükümdarın çağıdır bu. Ancak ona hizmet ederek, onun memuru sarayındaki görevli olarak zenginlik, iktidar ve prestij kazanılabilmektedir. Bunu anlayan eskinin güçlüleri tiranlıklarla ve monarşilerle ittifak kurmakta, türediler de hükümdarın lütfuyla onların arasına sızmaktadırlar.
- İşbölümü, kent, yeni kurumlar, artık erken ortaçağın coğrafi ve siyasi parçalanmışlığından çıkıp, bütün Hıristiyan âleminin ortak paylaştığı kültürel bir alan; işte 12. yüzyıldan 13. yüzyıla geçilirken Batı Hıristiyanlığının yeni entelektüel manzarasının esas çizgileri bunlardır.
Ortaçağda Entelektüeller İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Vallahi bunları yazıyoruz ama okuyan var mı bilmem, çiziktirelim kernarda dursun. Le Goff, College de France'taki en büyük alimlerden biridir. Fernand Braudel'in Annales Ekolü'nü takip eden en büyük ortaçağ alimlerindendir. Ortaçağın çoğu defa bir ''karanlıklar devri'' olduğu yolundaki görüş, 20. yüzyılın büyük tarihçileri tarafından çoktan çürütülmüştür. Ortaçağ dediğimiz dönemin kendine göre bir atmosferi ve bu atmosfere eşlik eden enteleküel bir geliimi ihtiva eder. Manastırlarda gelişen ilk birikimler ve tercüme faaliyetleri, 13. yüzyılda serpilecek olan üniversitelere ortam hazırlamıştır. Ortaçağ mistik, bilimsel ve eleştirel gibi pek çok farklı yönelime sahne olan bu dönem aynı zamanda Rönesans ve Reform hareketlerine öncülük edecek olan Ockhamlı William, Aziz Aquinolu Tomasso, Sieger de Brabant, Duns Scotus ve Jan Huss gibi büyük entelektüellerin zamanı olmuştur. Le Goff bu eserini giriş kısmında bir deneme olarak tanımlıyor. Ben eserden daha çok şey beklesem de, ortaçağın bilimsel simalarını merak edenler için tavsiye-i şayandır. (Furkan Gedik)
Kitabı çok beğendim. Bu kitapta ortaçağda üniversitelerin nasıl oluştuğunu (bir anlamda entellektüellerin ) öğreniyorsunuz. Bugünkü üniversitelerin ortaçağdaki üniversitelerin oluşması sürecindeki deneyim istek ve arzuları ile amaç ilke ve prensiplerde uyuşmadığını ayırt ediyorsunuz.Yine üniversitelerin ortacağdaki tarikatlar ile ilişkisi ya da bilgiyi tekelinde bulunduranların din adamları olduğu zorunlu olarak da üniversite eğitimlerinde hocalarında din adamları olduğunu görüyorsunuz . Eğitimin ücretsiz olma talebi ile zorunlu olarak ücretli olmaya giden yolda üniversitelerde özgürlüğün pek de mümkün olamadığını anlıyorsunuz. Son olarak bugün batıda en iyi üniversi telerin en güçlü tarikatların devamı olduğunu öğreniyorsunuz. Tavsiye ederim. Oldukça ufuk açıcı bir kitap. (Leyla soyer mengüç)
Ortaçağda Entelektüeller: Betiğin konusu, adından da anlaşılacağı üzere Ortaçağda entelektüeller ve üniversitelerin oluşmaya başlamasıdır.Betikte Ortaçağ dönemindeki entelektüellerin yaşamı, bilim uğrunda katlandıkları cefalar ve üniversitelerin kuruluş sürecindeki zorluklar ayrıntılı olarak incelenmiş olup adeta okuru Ortaçağ havasına sokup entelektüel mücadeleye davet etmektedir. Betikte birbirinden farklı konularda Ortaçağın bakış açısı ve bu bakış açısının zamanla değişim süreci başarılı bir biçimde irdelenmiştir. Betiğin bence en dikkat çekici yeri, çevirmenler bölümünde geçen Cluny Tarikatı’nın meşhur başrahibi Pierre’nin Müslümanları askeri alanda değil de entelektüel alanda yenmek fikrini ortaya attığı bölümdür. Başrahip Pierre bu fikri doğrultusunda Kur'an-ı Kerim’in çevirisini yapmak için bir kurul oluşturması, Müslümanları yenmek için, ‘‘Onların öğretilerini çürütmek için bu öğretiyi tanımak gerekir’ düşüncesiyle hareket etmesidir. Betik, Ortaçağda biz Müslümanlara Hristiyanların bakış açısını göstermesi bakımından ayrıca bir önem arz etmektedir. (Erdal Yıldırım)
Ortaçağda Entelektüeller PDF indirme linki var mı?
Jacques Le Goff - Ortaçağda Entelektüeller kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ortaçağda Entelektüeller PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jacques Le Goff Kimdir?
Jacques Le Goff (d. 1 Ocak 1924, Toulon - ö. 1 Nisan 2014, Paris) özellikle 12. ve 13. yüzyıl Orta Çağ tarihinde uzmanlaşmış, Fransız tarihçi. Pierre Nora ile birlikte 1970'li yıllarda Yeni Tarih (Nouvelle histoire) akımının önemli isimleri arasında gösterilir.
Uluslararası entelektüel çevrede Orta Çağ tarihinin önemli isimlerinden Le Goff, hocası Marc Bloch tarafından kurulan Annales Okulu üyelerindendir. 1972 yılında Fernand Braudel'in ardından, École des hautes études en sciences sociales’in başına geçti. Bu görevi 1977 yılında François Furet'in devralması ile birlikte Le Goff kendini, ortaçağ döneminde Batı Avrupa tarihsel antropoloji çalışmalarına adadı. Orta Çağ döneminde gerçekleştirilen başarılara ve değişime dikkatleri çekerek "Orta Çağ" ismine ve kronolojisine karşı itirazlarda bulunmuştur. Bunu yaparken özellikle 12. yüzyıl Rönesans hareketini örnek göstermiştir.
Jacques Le Goff Kitapları - Eserleri
- Ortaçağda Entelektüeller
- Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?
- Ortaçağ Batı Uygarlığı
- Ya Paranı Ya Canını / Orta Çağda Ekonomi Ve Din
- Avrupa'nın Doğuşu
- Ortaçağ Tüccarları ve Bankerleri
- Çocuklar İçin Ortaçağ
- Ortaçağ Kahramanları
- History and Memory
- Gençlere Avrupa Tarihi
Jacques Le Goff Alıntıları - Sözleri
- Haçlı seferlerinin arkasından baktığımızda oldukça olumsuz bir tablo görüyoruz. Olumlu hiçbir yanı yok bunların! Parasal ve insani açıdan çok pahalıya patlamıştır. Müslümanlarda bugün bile capcanlı olan bir hıncın doğmasına neden olmuştur. (Çocuklar İçin Ortaçağ)
- Doğu'da Charlemagne, katliam ile din değiştirme yani zorla Hıristiyanlaştırmanın birbirine karıştığı bir fetih geleneği başlattı, Ortaçağ uzun bir süre bu geleneği uygulayacaktı. Kuzey Denizi boyunca, 772'den 803'e kadar, sözde zaferler ile yenildiği iddia edilenlerin ayaklanmalarının birbirini izlediği bir dizi seferle önce Saksonlar ağır bir biçimde bastırıldı. Bu ayaklanmaların en görkemlisi 778'de Widukind komutasındaki ayaklanmadır. Frankların Süntel'de uğradığı bozgundan sonra korkunç bir baskı dönemi başlamış, Charlemagne Verdun'de dört bin beş yüz isyancının kafasını kestirmiştir. (Ortaçağ Batı Uygarlığı)
- İnsanlığın parlak bir dönemden çıkıp en az o kadar şaşaalı bir başka döneme girmeyi beklemekte olduğu fikrini ifade eden "Ortaçağ" terimi, daha önce de belirttiğimiz üzere, 15. yüzyılda esas olarak Floransa'da yayılır: Bu nedenle adı geçen kent hümanizmanın merkezi olarak gösterilmiştir. "Hümanizma" terimi de ancak 19. yüzyılda dolaşıma girer: 1840'a doğru düşüncenin ve toplumun merkezine insanı yerleştiren öğretiyi ifade etmek için kullanılır. (Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?)
- Voltaire'e göre bu dört asırdan ilki, Philippos, İskender, Perikles, Demosthenes, Aristoteles, Platon vb. kişilerin Antik Yunan'ıdır. İkincisi, dönemin büyük Romalı yazarları tarafından meşhur edilen Caesar ve Augustus asrıdır. Üçüncü asır, "Konstantinopolis'in II. Mehmed tarafından alınmasını takip eden" ve esas olarak İtalya'da tezahür eden dönemdir. Dördüncüsü ise XIV. Louis asrıdır ve Voltaire, "bunun, dört asır içinde mükemmeliyete belki de en çok yaklaşan" dönem olduğunu düşünmektedir: Bu dönemdeki başlıca ilerlemeler akıl, felsefe, sanat, bilim, ahlak ve yönetim alanında kaydedilmiştir. (Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?)
- Tembellik tüm kötülüklerin anasıydı. (Ya Paranı Ya Canını / Orta Çağda Ekonomi Ve Din)
- Katedral IV. yüzyılda, Roma İmparatorluğu'nun önce "kabul edilmiş", ardından da "resmi" dini olarak Hıristiyanlığın yeniden keşfiyle ve piskoposların iktidar ve saygınlık sahibi kişiler arasına yükselmesiyle doğmuştur. (Ortaçağ Kahramanları)
- Roma mirası çok zengin bir mirastır çünkü Ortaçağ Avrupası doğrudan Roma mirası üzerine kurulmuştur. (Avrupa'nın Doğuşu)
- "Ben elleriyle çalışan bir işçi değilim." Rutebeuf, XIII. yüzyıl (Ortaçağda Entelektüeller)
- Zenginler genelde Yahudi hekimler tarafından tedavi edilir çünkü Yahudiler tıp alanında Antikçağ'ın izinde daha bilgilidirler. (Çocuklar İçin Ortaçağ)
- "Tembellik tüm kötülüklerin anasıydı." (Ya Paranı Ya Canını / Orta Çağda Ekonomi Ve Din)
- Başka önemli bir olay barbar istilacıların görüşlerini değiştirmişti. İçlerinden bir bölümü putperest kalsa da, azımsanmayacak bir bölümü Hıristiyanlığı kabul etmişti. Ama sonuçları ağır olacak garip bir rastlantıyla, bu din değiştiren Barbarlar Ostrogot, Vizigot, Burgon, Vandal ve daha sonra Lombardlar Ariusçu olmuşlardı ve Ariusçuluk İznik Konsili'nden sonra sapkınlık olarak kabul ediliyordu. Aslında Barbarlar 264'te Gotlar tarafından yakalanarak hapsedilen Kapadokyalı Hıristiyanların soyundan gelen "Gotların Havarisi" Ulfilas tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardı. "Gotlaştırılan" bu çocuk, gençliğinde Constantinopolis'e gönderilmiş ve orada Ariusçuluğu benimsemişti. Dinini yaymak üzere rahip olarak Gotların yanına dönünce, onları yetiştirmek üzere İncil'i Got diline çevirerek onları birer sapkına dönüştürdü. Böylece dinsel bir bağ olması gereken şey, aksine, bir anlaşmazlık konusu olmuş ve Ariusçu Barbarlar ile Katolik Romalılar arasında sert savaşımlara neden olmuştur. (Ortaçağ Batı Uygarlığı)
- Entelektüel kelimesi, düşünmeyi ve düşüncelerini öğretmeyi meslek edinmiş kimseleri belirtmektedir. (Ortaçağda Entelektüeller)
- Yahudiler kiliseye itaat etmez, Hristiyan inancını paylaşmazlar, Çünkü İsa Mesih'in Tanrı'nın oğlu olduğunu kabul etmezler. Bununla birlikte, Hristiyan aleminde bütünüyle yabancı bir topluluk oluşturmazlar. (Çocuklar İçin Ortaçağ)
- Fernand Braudel 17. yüzyıla kadar Avrupalıların beslenmesinin esas olarak bitkisel gıdalardan oluştuğunu da vurgular. Sıra dışı bir şekilde etobur bir ülke olan Fransa, Rönesans yandaşlarının büyüme dönemi olduğunu iddia ettikleri 16. yüzyılda beslenmesi içindeki et tüketimi miktarının arttığına değil, tam tersine 1550'den itibaren çöktüğüne tanık olur. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa dışındaki bölgelerden ithal edilen içecekler ve sebzelerin dağıtımı sınırlı kalır: Örneğin çikolata, çay (İngiltere, Hollanda ve Rusya ile sınırlıydı), hatta 17. yüzyıl ortasında Avrupa'ya ulaşan kahvenin tüketimi gerçek anlamda ancak 18. yüz yıl ortasından itibaren artarak Güney ve Orta Avrupa'nın gıda rejimindeki en önemli maddelerden biri haline gelir. 18. yüzyıla kadar buğday, daha doğrusu buğday türlerinin (buğday-çavdar melezi, çavdar, vb.) verimi düşüktür, gübre olarak insan ve hayvan dışkıları kullanılmaya devam eder. Devrim'e giden karışıklıkları tetikleyen olaylar arasında 1789 yazındaki kıtlık kuşkusuz önemli rol oynamıştır (Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?)
- Bu durumu anlayabilmek için politika ve ekonomi asla birbirlerinden ayırmamak gerekir. Zira biri diğerinin ortaya çıkıp varlığını sürdürmesine yol açarken, diğeri onu tamamlar, pekiştirirz yasallaştırır ama aynı zamanda gerçekleştirdiği suistimalleri de yasallaştırır. (Ortaçağ Tüccarları ve Bankerleri)
- Haçlı Seferlerinin Ortaçağ Hıristiyanlık dünyasında ticareti geliştirip büyüttüğüne artık hiçbir ciddi tarihçi inanmamaktadır. Aksine, Batı'nın ve özellikle şövalye sınıfının yoksullaşmasına yol açması, Hıristiyanlık dünyasının manevi birliğini sağlamak şöyle dursun, doğmakta olan uluslar arasındaki farklılıkları körüklemesi (diğer pek çok tanıklığın yanısıra Saint-Denis keşişi ve VII. Louis'nin papazı Eudes de Deuil'ün yazdığı ve her bölümünde Almanlar ve Fransızlar arasındaki nefretin biraz daha alevlendiğini dile getiren II. Haçlı Seferinin öyküsünü okumak yeterlidir), Batılılar ile Bizanslılar arasında kesin bir uçurum açması (bir seferden diğerine giderek belirginleşen Latin-Yunan düşmanlığı, 1204'te IV. Haçlı Seferi sırasında Constantinopolis'in Haçlılar tarafından alınması ile sonuçlanacaktır), gelenekleri esnekleştirmek şöyle dursun, kutsal savaş hırsının Haçlıları yolları üzerinde karşılaştıkları Yahudilere karşı katliamlardan her tür kıyım ve yağmalara kadar en korkunç aşırılıklara sürüklemesi (1099 Kudüs, 1204 Constantinopolis kıyım ve yağmaları, yalnız Hıristiyan değil, Müslüman ve Bizanslı vakanüvislerin anlatılarında okunabilir), Haçlı Seferlerinin giderlerini karşılamak bahanesiyle Papalık vergi sisteminin ağırlaştırılması ve akıl almaz endüljans uygulaması ve sonuçta Kutsal Toprakları savunmak ve korumakta yetersiz kalan askerî sınıfların her tür parasal ya da askerî zulüm yapmak üzere Batı'ya çekilmesi, işte bu seferlerin asıl ağır giderleri bunlardır. (Ortaçağ Batı Uygarlığı)
- Katedral, tarihte eski bir yeri olan bir yapıdır. IV. yüzyılda ortaya çıkmış olup günümüzde halen çift yönlü bir hayatı vardır; kilise olarak, devam edilen bir tapınak işlevi, bir de düşsellikteki efsanevi varlığı. (Ortaçağ Kahramanları)
- Tarih, ölülerin dirilişidir. (Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?)
- Aziz Augustinus, Paulus'tan sonra Hıristiyanlığın yerleştirilmesi ve geliştirilmesinde en çok yeri olan kişidir. İtiraflar kitabı Ortaçağ'ın en çok okunmuş kitabıdır. Diğer çalışması ise Tanrı Devleti'dir (Avrupa'nın Doğuşu)
- Toplumun zirvesinde , papayla imparator vardır, soyut olarak ötekilerden daha güçlü kişilerdir bunlar. Papa kilisenin başıdır, bir hükümdar gibi gerçek bir liderdir. İmparator, gerçek anlamda otoriter biri olmaktan çok, ayrıcalıklı bir ''lider''dir. (Çocuklar İçin Ortaçağ)