Prenses'e Mektuplar - Marcel Proust Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Prenses'e Mektuplar kimin eseri? Prenses'e Mektuplar kitabının yazarı kimdir? Prenses'e Mektuplar konusu ve anafikri nedir? Prenses'e Mektuplar kitabı ne anlatıyor? Prenses'e Mektuplar PDF indirme linki var mı? Prenses'e Mektuplar kitabının yazarı Marcel Proust kimdir? İşte Prenses'e Mektuplar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Aysel Bora
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786052982679
Sayfa Sayısı: 136
Prenses'e Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Proust’un mektupları da konuşmalarına
benziyor: dallı budaklı çizgisini izlemenin güç
olduğu, vakit geç olduğundan ve herkes de
uykudan bayıldığından insanların o an artık
dikkat etmez olduğu bir konuşma.
“Hâlâ mümkün olan bir şeyden dakika dakika
artık mümkün olmayan bir şeye geçişte,
insanın göz yumup kendi eliyle derinleştirdiği bir acı var.”
Prenses'e Mektuplar Alıntıları - Sözleri
- Hâlâ mümkün olan bir şeyden dakika dakika artık mümkün olmayan bir şeye geçişte, insanın göz yumup kendi eliyle derinleştirdiği bir acı var.
- ...ama ben herkesin ölümüne ağlıyorum, tanımadığım insanlarınkine bile. Bu, savaşın bize kattığı bir duygu, her gün dehşet verici o tedirginliği yaşaya yaşaya, tanımadığımız insanlar için bize acı çektiren bir duygu.
- "Musset'in dizelerini düşünüyorum: "Eğer şu ölümlü dünyada sevdiklerinizin vedasının, uğruna ölünecek tatlı bir hüzün olduğu doğruysa."
- " Bu sabah neredeyse kendimi pencereden atacaktım. "
- "...çok derinden hissedilen duygulardan konuşamıyorsunuz, onları kendinizden ayıramıyorsunuz."
- Mutsuz olanların hizmetine sunmak için güçlerim olsun isterdim. Ama artık gücüm bile yok.
- Mutsuz olanların hizmetine sunmak için güçlerim olsun isterdim.Ama artık gücüm bile yok.
- " Hâlâ mümkün olan bir şeyden dakika dakika artık mümkün olmayan bir şeye geçişte, insanın göz yumup kendi eliyle derinleştirdiği bir acı var. "
- "Mutsuz olanların hizmetine sunmak için güçlerim olsun isterdim."
- …hor görürlerse bile fikirlerin, sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini, etkilerini orada sürdüdüklerini biliyorum.
- "Elbette tavsiye değil ama çok bilgi sahibi olmadığım bir olayda herhangi bir fikir verme konusunda çok kararsızım. Çünkü hor görülseler bile fikirlerin, sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini, etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum."
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü")
- " Çok derinden hissedilen duygulardan konuşamıyorsunuz, onları kendinizden ayıramıyorsunuz. "
- “Hâlâ mümkün olan bir şeyden dakika dakika artık mümkün olmayan bir şeye geçişte, insanın göz yumup kendi eliyle derinleştirdiği bir acı var.”
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum…
Prenses'e Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
7 kitaplık dev eser Kayıp Zamanın İzinde'nin ünlü Fransız yazarı Marcel Proust'un (1871-1922) yakın arkadaşı yazar-diplomat Paul Morrand (1888-1976) aracılığı ile tanıştığı, kökenleri Fener Rumlarından olan Romen Askeri Ateşesi Prens Dimitri Soutzo'nun Yunan asıllı eşi Prenses Soutzo'ya (Helene Chrissoveloni, 1879-1975) tanıştıkları 1917'den 1922'deki ölümüne dek yazdığı mektupları içeren Kırmızı Kedi Yayınlarının bu minik turuncu kitabını Proust'nun zeka ve ironi dolu, dallı budaklı cümlelerinden keyif alarak ama aynı zamanda Prenses'e beslediği aşkın ve hastalığının acılarını da hissedip hüzünlenerek okudum. Paris sosyetesinin flaş isimlerinden Prenses Soutzo, Prens ile sürdürdüğü 21 yıllık evliliğini 1924'de sonlandırdıktan sonra 1927'de Paul Morrand ile evlenecek, Prenses ünvanını ise 1975'teki ölümüne dek koruyacaktır. Marcel Proust'un yaşamından bir kesit olarak da görülebilecek Prenses'e yazdığı mektuplarını, Proust'u bir yazar olmasının yanısıra, son yıllarında hastalıkla boğuşan açıksözlü, duygusal bir insan olarak tanımak isteyenlerin okuması tavsiyesi ile... (SADIK BAYDERE)
İnce Ruhlu Büyük Bir Yazara Tanıklık Etmek: Prenses'e Mektuplar: 7 ciltlik kitap/kayip-zamanin-izinde--8785 serisiyle dünya edebiyatında eşsiz bir konumda olan Fransız yazar yazar/marcel-proust'un yakın çevresine yazdığı mektuplar meşhurdur. Daha önce YKY'den kitap/ust-kat-komsusuna-mektuplar--47311 isimli kitabını okumuş ve ne kadar zarif bir beyefendi olduğunu anlamıştım. Prenses'e Mektuplar ise 2018'de Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basıldı ve yine bu büyük yazarın başka bir kadına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Yunan asıllı olan, Fransa'da yaşayan Prenses Soutzo, fotoğraflardan ve Proust'un betimlemelerinden anladığımız kadarıyla uzun boylu, beyaz tenli, edebiyata, müziğe ve diğer sanat dallarına ilgili, entelektüel ve güzel bir hanımefendidir. 1917'de Soutzo'yla tanışan Proust kısa sürede Prenses'le iyi ilişkiler kurar ve mektuplaşmaları 1922 yılına dek devam eder. Genelde haftada 1 kez bir araya gelip yemek yiyen Proust ve Prenses Sautzo'ya zaman zaman yakın çevrelerinden isimler de eşlik eder. Dönemin elit kesimini oluşturan bu kişiler ve toplantıların ve o dönemde üst düzey simaların katıldığı diğer organizasyonların Proust'un eserleri üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Bu tip çevreler Proust'un mükemmel bir gözlem yeteneğine sahip olmasını sağlamış ve eserlerinde de sıkça konu etmiştir. Prenses Soutzo'nun mektuplarını göremesek de, Proust'un mektuplarından aralarında saygıya dayalı gayet hoş bir ilişki olduğunu söylemek mümkün. 1.Dünya Savaşı zamanında başlayan mektuplarda Marcel Proust'un savaştan ne kadar etkilendiğini satır aralarında görmek mümkün. İnce ruhlu bir kişiliğe sahip olduğu bilinen Proust'un eserleri okurlara üst düzey bir edebi zevk sunarken, yazarın mektuplarını okuyarak da normal yaşantısından esintiler görmek, insan ilişkilerini gözlemlemek ve kalbinin güzelliğine tanıklık etmek gerek. Bu unutulmaz yazardan geriye kalan her şeyi okumak gerek özetle. Çünkü Marcel Peoust çok, çok büyük bir yazar. (Bahri Doğukan Şahin)
Marcel Proust okunmasının hazırlık aşamasının ilk kitabı. Geçen yıl okumuştum ama tazelemek açısından tekrar sayfalarını karıştırdım. . Prenses'e Mektuplar, Marcel Proust'un Prenses Soutza'ya yazdığı mektupları içeriyor. Mektupların karşılığı yok. Tek taraflı. Zaman zaman mektuplarına cevap verilmiş olsa da, bu cevaplar kitapta yer almamış. . Prost'un kırılgan, naif, duygusal, hastalıklı halini okuyorsunuz mektuplarda. Devamlı bir yorgunluk hali içerisinde. Astım hastalığının da bu yorgunluğun içinde payı var elbette. Kabalıktan uzak, sevgiye yakın bu mektupları muhakkak okuyun. (okuyanebeana)
Prenses'e Mektuplar PDF indirme linki var mı?
Marcel Proust - Prenses'e Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Prenses'e Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)