TÜVTÜRK

Şehrin Aynaları - Elif Şafak Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Şehrin Aynaları kimin eseri? Şehrin Aynaları kitabının yazarı kimdir? Şehrin Aynaları konusu ve anafikri nedir? Şehrin Aynaları kitabı ne anlatıyor? Şehrin Aynaları kitabının yazarı Elif Şafak kimdir? İşte Şehrin Aynaları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 05.02.2022 16:23
Şehrin Aynaları - Elif Şafak Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Elif Şafak

Yayın Evi: Doğan Kitap

İSBN: 9786051111216

Sayfa Sayısı: 296

Şehrin Aynaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Aynalar şehrine geldim çünkü benim hikâyemin önünü, benden evvel kaleme alınmış bir başka hikâye tıkıyor. Aynalar şehrindeyim çünkü bir kez şu bendi yıkabilsem sular çağlayacak, deli deli akacak; hissediyorum.

... Bazen, hakikat bütün çirkinliği ve çirkefiyle karşıma dikildiğinde, akıbetimi allayıp pullamak, süsleyip püslemek gelmiyor içimden. Böyle zamanlarda gözlerimi kapatıp, usulca arkama yaslanıyorum ve küfre özenen kelimelerin dişlerimin arasında bıraktığı o kekremsi tatla oyalanıyorum.

"Aynalar şehrindeyim çünkü ben bir korkağım; ve ne olduğunu bilen her korkak gibi, bu sırrı kendime saklıyorum."

Elif Şafak, Türkiye'nin önde gelen çağdaş yazarlarından biri olarak Orhan Pamuk'un yanında yerini alıyor.

- Economist

Şafak romanlarının asli merkezi dilidir. Sözcükler sıçrayarak itişip kakışarak, gösteri yaparak, birbiri içine yuvarlanarak çerçevenin her bir noktasını doldurur ve adeta bir Bosch tablosundaki figürler gibi, gizliden birbirlerinin gözetler.

Şehrin Aynaları Alıntıları - Sözleri

  • "Fakat umut ciddi bir meseledir. Umut tehlikelidir. Bilhassa kendinden umudu kesenler için umut pek tehlikelidir."
  • Dostum, korkarım sen kitaplara insanlardan daha çok itimat ediyorsun.
  • Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyene inan çünkü insanın sessizliği, sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe.
  • "Kadın inci gibidir. Bazen senelerce, bazen de bir ömür boyu bir istiridyenin içinde saklar kendini. Fakat bir kez gün ışığı gördü mü çabucak unutur geçmişini!"
  • “Damla damla erirken yaktığı mumlar, ağır aksak geçiyordu zaman. Mumların gözyaşlarıydı avuçlarına damlayan.”
  • Uzun hesapların adamı olmak ruhuna aykırıydı.
  • An kopukluktu, zaman süreklilik. Zaman nizamdı, an düzensizlik. Akıl zamanın ellerinde yeşerirdi, sezgi ise anın. Şeytan anın efendisiydi, Tanrıy'sa zamanın.
  • Her seferinde, gurbetten gelen bir yolcu gibi hasretle evine dönüp kaldığı yerden hayatına devam etmişti.
  • Dilinde hezeyan, yüreğinde hüsran. Her daim buhran. Çünkü aradığı başka, bambaşka bir mekân.
  • Daha ilk yudumda kırmızı şarabın buruk tadı onun dudaklarının tadını alır, hızla dibini bulan kadehin kokusu onun saçlarının kokusuna dönüşüverirdi.
  • Hepsinin de derdi tasası birdi: Aşk!
  • Ölüm yok ya ucunda, geçer birazdan. Her şey gibi bu da geçer. Nasıl olsa aynı kökten elde edilir her zehrin panzehiri.
  • Bir insana sırrınızı verdiğinizde, özgürlüğünüzü verirsiniz.
  • Her yolculuk kendi çizgileri içinde bir başka yolculuk gizler sapılmayan dönemeç, unutulan açı.
  • Ayakları her an kendi başlarına hareket edip, kaçabilecek gibi görünüyorlardı. Korkusu ne denli büyük olursa olsun, ayaklarının onu geçmişteki kötü günlere sürüklemesine mâni olmalıydı.

Şehrin Aynaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

▪︎Açık söylemek gerekirse sırf Elif Şafak'a duyduğum saygıdan bitirmeye çalıştım romanı. Şimdi sevgili Şafak'ta mükemmel bir dil işçiliği var evet ama bunu ayyuka çıkarayım derken ortada kurgu denilen şeyi mahvetmiş. ▪︎Ben kitabın kurgusuna bir türlü giremedim arkadaş, varsa yolu bilen göstersin bir sayfada Venedikteyiz beş sayfa sonra İstanbul IV. Murat dönemi hoop biraz Madrid efendime söyleyeyim yüz küsür karakter yazarın ne anlatmak istediğini zaten anlamıyorsunuz ( NEDEN?) ▪︎Kısa bir alıntıyla meramımı anlatayım: "Tek bir penceresi bile bulunmayan odanın duvarları siyah, simsiyahtı. Tavanlar o kadar yüksek oda o kadar genişti ki, içeri girdiğinde kendini küçülmüş hissetti evvela, hem sırtında taşıdığı balarısı ölüsünü, hem de yolunu kaybetmiş, sonra da birazdan fırına verilecek bir çörek tepsisine düşüvermiş küçük bir karınca gibi." ▪︎Yani sevgili yazar bilinçaltı güzel de tüm roman da böyle yazılmaz ki! Sürekli ne anlatmak istiyor dedim,kendi algımı sorguladım. Kesinlikle yazarın başlangıç kitabı olmamalı şayet bu kitabıyla başlasaydım başka kitaplarına elim gitmezdi. Başarılı birçok romanından da mahrum kalırdım. ▪︎Kurgu yok karakterler aşırı karışık hepsi birbirine giriyor, sıfır akıcılık. Yine de bazı yerlerde çorba etse de üslubunun hatrına okudum. (Özge)

Yazarı ve yayınevi bu kitabın türüne roman demiş olsalar da bu kitap başlı başına bir masallar kitabı benim nezdimde. Ayrıca okuduğum en zor Elif Şafak kitabı. Adeta Rus edebiyatı okurmuşçasına isimler ve onların takibi oldukça zordu. Okuyacaklara en önemli tavsiyem ara vermeden bir çırpıda okumaları çünkü kitabın duygusu sizi bağlı tutan. Bu duygudan bir koparsanız tekrar devam edebilmeniz maalesef çok zor. Öyle ki 296 sayfalık kitabın 250 küsürüncü sayfasında yeni bir karakter dahil olabiliyor. Ve tabi beraberinde onun hikayesi. Tüm bunları nasıl bağlayacak merakımla geçti tüm sayfalar diyebilirim. Ama bu masalımsı anlatımlar mıdır bilmem daha önce tanışmadığım bir duyguya sahip bu kitap. Sevgiler Hande (Hande Uluçınar)

Sevemedim ayna gözlüm: Elif Safak'ın daha önce okudugum eserleri ile birlikte değerlebdirdigimde en az ilgimi ceken kitabi oldu. Biraz Osmanli biraz Venedik biraz Yahudiler biraz İspanya yani tarih kitabi yazmak isteyenlerin kullandigi meshur tarihi mitler. Bu tarz cok kitap okudugumdan biraz da olay örgüsunün takibi zor oldugundan sevemedim kitabi. Bu kitapta,İspanya’dan Engizisyon’un zulmünden kaçarak İstanbul’a gelen Yahudi bir ailenin iç ve dış kaynaklı sorunlarıdır. Sosyal ve siyasal bir roman olan Şehrin Aynaları romanı sadece bir roman değil aynı zamanda bir araştırma kitabı niteliği de taşımaktadır. Tarihten, felsefeden psikolojiye kadar edebiyata kadar her konuda bilginin yer aldığı kitap, geniş bir ön çalışmanın ürünü olması açısından önemlidir. Kitabı kısaca özetler isek,Miguel Pereira, sonradan Hristiyan olmuş Yahudi bir ailenin çocuğudur. Abisi Antonio Pereira ile sürekli çatışmaktadır. Miguel hayattan zevk alan biriyken Antonio ise tıp öğrenimi gören biridir. Miguel Pereira abisi Antonio’yu gizliden gizliye kıskanmakta ve ondan öç almak için onun eşi İsabel ile ilişki yaşamaya çalışmaktadır. İsabel evliliğinde mutsuz olduğu için Miguel Pereira’nın ilgisine kayıtsız kalmaz ve ondan da bir çocuğu olur. Antonio ise Andres adındaki bu çocuğu kendi oğlu sanmaktadır. İsabel’in oğlunu kaybeden komşusu Elena Rodriguez, Andres’i evlatlık almayı istemesi üzerine ret cevabı alınca aileyi Yahudiliği yaşadıkları için Engizisyon’a şikayet eder. İsabel tutuklanır. Andres ailesinden alınarak Elena’ya teslim edilir. Engizisyon’un verdiği yakma cezasını gizlice izleyen Miguel, aynalar şehrine gitmeye karar verir ve İstanbul’a gelir. Miguel Pereira burada Yahudi cemaatine katılır ve İshak adını alır. İstanbul’a gelen İsabel de Kösem Sultan tarafından saraya alınır. Antonio ise gerçekleri öğrenerek Venedik’te ölür. Miguel, Ester adındaki bir kızın gördüğü rüyalar etkisiyle Mesih olduğunu ilan eder. Bir gece bıçaklanır ve kendisini kurtaran Şeyh Süleyman Efendi’nin kızı Zülfe ile kayıplara karışır. (red john)

Kitabın Yazarı Elif Şafak Kimdir?

Elif Şafak (d. 25 Ekim 1971, Strazburg) Türk romancı. İlk romanının yayımladığı 1997'den beri peş peşe eserler vermekte olan ve geniş bir okur kesimince tanınan sanatçı, 2009'da yayımlanan Aşk adlı romanı ile Türk edebiyat tarihininin en kısa sürede en çok satan edebi eserinin yazarı ünvanına sahip olmuştur. Ayrıca kitapları otuzdan fazla dile çevrilmiştir.

Yaşamı

25 Ekim 1971 günü, babasının o sırada doktora yapmakta olduğu Strazburg'da dünyaya geldi. Babası sosyal psikolog ve akademisyen Nuri Bilgin, annesi diplomat Şafak Atayman'dır. Doğumundan kısa bir süre sonra anne ve babası ayrıldı, annesi tarafından büyütüldü. Soyadı olarak annesinin adını kullandı.

Ortaokulu annesinin görev yaptığı Madrid'de, liseyi Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi. Yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümünde yaptı. "Bektaşi ve Mevlevi Düşüncesinde Döngüsel Evren ve Kadınsılık Anlayışı" üzerine master tezinin ardından; ODTÜ Siyaset Bilimi bölümünde doktorasını tamamladı. Doktora tezi, "Türk Modernleşmesinin Kadın Prototipleri ve Marjinaliteye Tahammül Sınırları" başlığını taşıyordu. Elif Şafak'ın İslamiyet, kadın ve mistisizm hakkındaki yüksek lisans tezi Sosyal Bilimler Derneği tarafından ödüllendirildi.

Yüksek lisans çalışması sırasında Kem Gözlere Anadolu (1994) adlı öykü kitabını ve ilk romanı Pinhan'ı (1997) yayımladı. Bu eserle Kombassan Vakfı tarafından verilen 1998 Mevlana Büyük Ödülü'nü kazandı.

Doktorasının ardından İstanbul'a taşındı ve Şehrin Aynaları'nı (1999) yazdı. Bir süre İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde "Türkiye ve Kültürel Kimlikler", "Kadın ve Edebiyat" konularında dersler verdi.

2000 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü kazanan Mahrem romanı ile geniş okur kesimi tarafından tanındı. Bunu iki yıl ara ile yayımlanan Bit Palas (2002) ve İngilizce olarak yazdığı Araf (2004) adlı kitapları izledi.

Sanatçılara verilen bir bursla doktora sonrası çalışması için ABD'ye giden Şafak, çeşitli üniversitelerde dersler vermiştir. 2003-2004 akademik yılı boyunca Michigan Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak bulundu ve ders verdi. Ardından Arizona Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptı. "Edebiyat ve Sürgün", "Bellek ve Politika", "Müslüman Dünya'da Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet" konulu dersler verdi.

Şafak, 2004 yılında beş yazarın (Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker, Pınar Kür) ortak kaleme aldığı bir roman projesinde yer aldı, bu roman Beşpeşe adıyla yayımlandı.

2005'te Med Cezir adlı kitabında kadın, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat hakkında yazılarını bir araya getirdi. Aynı yıl Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık ileBerlin'de evlendi.

2006'da yayımlanan "Baba ve Piç" adlı romanını İngilizce olarak kaleme aldı. Türk-Ermeni ilişkilerini inceleyen bu roman nedeniyle hakkında Türklüğe hakaret ettiği gerekçesi ile dava açıldıysa da, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat etti. Aynı yıl Şehrazat Zelda isimli kızı dünyaya geldi. Doğum sonrası yaşadığı depresyonu, İngilizce olarak kaleme aldığı Siyah Süt adlı otobiyografik romanda anlattı. İki yıl sonra oğlu Emir Zahir'i dünyaya getirerek ikinci kez anne oldu.

2009 yılının Mart ayında yayımlanan AŞK isimli roman, Türk edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan edebi eseri ünvanına sahip olmuştur.

2009 yılı sonunda, sekiz romanı ve ilk deneme kitabı Med Cezir'den seçilmiş paragrafları bir araya getirdiği Kağıt Helva adlı kitabını yayımladı.

2010 Kasım ayında Firarperest adlı deneme türündeki ikinci eseri piyasaya çıktı. Eserin içindeki illüstrasyonlar M. K. Perker'e aittir.

2011 yılında Doğan Kitaptan "İskender" isimli eseri piyasaya çıkmıştır. Kitabın kapak resminde, makyajla erkek haline gelen Elif Şafak'ın kendi fotoğrafı vardır.

Sanatçı, Türkiye'de çeşitli günlük ve aylık yayınlarda yazmaya devam etmektedir. 1 Mayıs 2009 tarihinden bu yana Habertürk gazetesinde ve aynı gazetenin "HT PAZAR" adlı ekinde yazılarını yayınlamayı sürdürür. Bu gazetede yayımlanan deneme türündeki yazılarından oluşan bir seçki, M.K Perker illüstrasyonlarıyla birlikte 2012 yılında Şemspare adıyla yayımlandı.

Elif Şafak Kitapları - Eserleri

  • Aşk
  • İskender
  • Kem Gözlere Anadolu
  • Pinhan
  • Şehrin Aynaları
  • Mahrem

  • Bit Palas
  • Araf
  • Med-Cezir
  • Baba ve Piç
  • Siyah Süt
  • Kağıt Helva
  • Firarperest

  • Beşpeşe
  • Şemspare
  • Ustam ve Ben
  • Sakız Sardunya
  • Havva'nın Üç Kızı
  • Sanma ki Yalnızsın
  • Aşkın Kırk Kuralı

  • On Dakika Otuz Sekiz Saniye
  • The Island of Missing Trees
  • Siyah Süt

Elif Şafak Alıntıları - Sözleri

  • Azalarak artıyor, eksilerek büyüyordum... (İskender)
  • İnsan yüreği birden fazla durumu hissedebilecek kadar engin, insan aklı aynı anda birden fazla konuda analiz yapabilecek kadar karmaşık... (Şemspare)
  • “Bu açıdan bakınca, yağmurda hüzün gibi bir şey galiba: İlk başta aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın, emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yağıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne fark eder. Yağmur da hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa ‘kuru kalabilenler’ ve ‘sağanaktan’ nasibini alanlar var.” (Baba ve Piç)
  • “Eğer bir gün âşık olursam, kesin o kişinin beynine âşık olacağım” diye söz verdi kendisine. “Tipi ya da konumu umurumda değil, varsa yoksa aklı, zekâsı, birikimi.” * * * (Havva'nın Üç Kızı)
  • Onunla konuş. Onu ne kadar sevdiğini, onunla birlikte yaşamayı ne kadar sevdiğini söyle. Açık ol. Sevginin perdelere ihtiyacı yoktur. (Araf)
  • Ve yürek kredisinin ne dibi vardır, ne bitimi. (Firarperest)

  • Hayal gücü insana gerekli. Tıpkı ekmek gibi, su gibi önemli. (Sakız Sardunya)
  • İnsan bir yalanı ne kadar sürdürebilir? (Beşpeşe)
  • Ne hikmetse, erkeklerin en vasatı, en sıradanı bile kendini bir kadın karşısında yarı-Tanrı zannediyor. (Siyah Süt)
  • Yaradan'ın gökyüzünde, tepede bir yerlerde olduğu­nu sanırlar. Kimileri de O'nu Mekke'de, Medine'de arar! Ya da mahalle camisinde! Allah bir mekana sığar mı? Ne gaflet! O tek bir yerdedir ancak: Aşıkların gönüllerinde. (Kağıt Helva)
  • Birine inanmak ciddi bir iştir. (On Dakika Otuz Sekiz Saniye)
  • Gidemeyenler'den olmanın en kötü yanı gidememek değil, kalamamaktır aslında; seni kışkışlayan toprakta penah aramaktır hâlâ. (Bit Palas)
  • Hangi yolu seçersen seç, seçmediğin yolda kalacaktır aklın. (Siyah Süt)

  • " Bakan göze göre her şey değişmekte. Kimine dev görünen, ötekine cüce." (Sakız Sardunya)
  • " Yok olmadan var olmanın yolu yok ." (Sanma ki Yalnızsın)
  • Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama! (Aşkın Kırk Kuralı)
  • Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, kendini onda kaybetmeyi gerektirir. (Araf)
  • Ne zor şeydi birbirini hiç sevmemiş bir çiftin evladı olmak. (Havva'nın Üç Kızı)
  • Talih daima aşırıya kaçmıştır, dün olduğu gibi bugün de; kimilerine gani gani şans, yığın yığın variyet, tepe tepe iktidar, bol bol servet getirir. (Araf)
  • Kaç kitap okuyunca âlim, kaç diyar görünce gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan?!.. (Mahrem)

Yorum Yaz