diorex
life
Dedas

Tembellik Hakkı - Paul Lafargue Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tembellik Hakkı kimin eseri? Tembellik Hakkı kitabının yazarı kimdir? Tembellik Hakkı konusu ve anafikri nedir? Tembellik Hakkı kitabı ne anlatıyor? Tembellik Hakkı PDF indirme linki var mı? Tembellik Hakkı kitabının yazarı Paul Lafargue kimdir? İşte Tembellik Hakkı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 29.05.2022 17:00
Tembellik Hakkı - Paul Lafargue Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Paul Lafargue

Çevirmen: İhya Kahraman

Orijinal Adı: Le Droit a la Paresse

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9786053140603

Sayfa Sayısı: 112

Tembellik Hakkı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Özel mülkiyetin hakim olduğu toplumlarda “çalışma” katı bir “zorunluluk” kapsamında gerçekleşir. Kapitalizm, çalışanların bedenini olduğu kadar zamanlarını da satın almıştır. Oysa insanın çalışmamak, yaşamını sürgit kılmak için zahmete girmemek gibi bir içgüdüsü vardır; bu içgüdünün adı “tembellik”tir. Tembellik, çalışmanın kutsallaştırıldığı toplumlarda hakir görülür, aşağılanır. Tembellik Hakkı, çalışmanın sarsılmaz bir değer haline getirildiği toplumların eleştirisini sunuyor; tembelliğin bir başıboşluk yahut aylaklık olmadığını öne sürerken, ütopik özleminin odağına özgürlüğü koyuyor: İnsanlığın kadim özlemi olarak zorunlulukların alt edildiği, insanın kendini tekrar bulduğu, özel mülkiyet hapishanesinin duvarlarının yıkıldığı, devletin ve diğer baskı araçlarının ortadan kalktığı bir toplumsal ve bireysel varoluşa işaret ediyor...

Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue’ın kaleme aldığı Tembellik Hakkı, Komünist Manifesto yahut Kapital gibi kendi alanında klasik haline gelen metinlere benzer bir şekilde, yayımlandığı tarihten bu yana hala büyük bir ilgiyle okunuyor.

Tembellik Hakkı Alıntıları - Sözleri

  • Her ürünümüz pazara sürümünü kolaylaştıracak ve ömrünü kısaltacak şekilde soysuzlaştırılıyor. Tıpkı insanlığın ilk çağlarının, üretimlerinin niteliğine bağlı olarak, taş çağı, tunç çağı adını alması gibi, bizim çağımız da sahtekârlık çağı diye adlandırılacaktır.
  • 1857 yılında Brüksel 'de toplanan Birinci Hayırseverler Kongresi 'nde, Lile yakınlarındaki Marquette 'in en zengin fabrikatörlerinden biri olan Mösyö Scrive, kongre üyelerinin alkışları arasında, yerine getirilmiş bir görevin son derece soylu tatminiyle şöyle diyordu: "Çocuklar için bazı eğlence imkanları getirdik. Çalışma sırasında şarkı söylemeyi, çalışırken sayı saymayı öğretiyoruz onlara. Bu onları oyalar ve geçim imkanlarını sağlamak için gereken on iki saatlik çalışmayı onlara cesaretle kabul ettirebilir.
  • Çağımız çalışma asrıymış, öyle diyorlar; aslında acı, sefalet ve çürüme asrı...
  • Zorunlu çalışma yüz yıldır kemiklerini kırıyor, derilerini yaralıyor, sinirlerini bozuyor.

Tembellik Hakkı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Peki sizce ileride yok olacak meslekler neler?: Fark ettiniz mi bazı kadınlar, bilhassa ömrünü ev hanımlığına adamış olanlar, makinelerden ve makineleşmekten hoşlanmazlar. Mutfağa aldığınız en küçük bir alete bile karşı çıkarlar. Çünkü onların hayatları boyunca öğrendikleri tek şey ev işleridir. Gelişen teknoloji ve icat edilen makineler, bu kadınların yaptıkları işleri daha kısa sürede, daha az hatalı ve daha az emek harcayarak yapmaya başlayınca, bu kadınlar hayatlarını bir hiç uğruna harcamış gibi hissediyorlar ve makineleri hayatlarına dahil etmekte zorlanıyorlar. Örneğin hamur yoğurmak, hamur açmak, sarma sarmak vs. öğrenmesi zor ve meşakkatli işlerken ve ev hanımlarınca bir üstünlük göstergesiyken birkaç liraya alınan bir makinenin de aynı işi yapabileceği fikri hoşlarına gitmiyor ve kabul etmeyi reddediyorlar. Makineleşmek, ev hanımlığı gibi (bunu bir meslek olarak adlandırmak doğru mu bilmiyorum) çoğu meslek kolunun işini kolaylaştırırken çoğu meslek kolunu da ortadan kaldırdı ve kaldırmaya da devam ediyor. Gelişen teknolojiyle birlikte son bulan mesleklere dair bir araştırma yaparken “Gerçekten mi, böyle bir meslek mi varmış?” derken buldum kendimi sürekli. Ama sanırım o kadar eskilere gitmeye gerek yok çünkü günümüzde de birçok meslek kaybolmaya yüz tuttu. Örneğin bankacılık. Bütün işlerimizi telefon bankacılığı ve ATM’lerden halledebiliyorken banka çalışanlarının ömrünün çok da uzun olmadığını kestirmek zor değil. Ya da esnaflık. Artık tüm dünyanın daha çok tercih ettiği bir alışveriş türü var ki o da online alışveriş. Market malzemeleri, kıyafetler, çantalar, ayakkabılar ve kitaplar… Bunları satan insanlar da ileride işsiz kalacaklar arasında başı çekiyorlar. Hele ki büfeler… Bir otomat da pekala bir büfecinin yerini tutabilecekken bu mesleğin daha ne kadar devam edeceği meçhul… Kitabın bir bölümünde insanların makinelere savaş açtığından ve onlarla rekabet ettiğinden bahsediliyordu. Sanırım o insanlar bu insanlar… Makineleşme, yalnızca iş gücünün pahalı olduğu yerlerde popüler olabilir ve hayata geçirilebilir. Çalışan nüfusun fazla olduğu yerlerde, insanlar iş bulabilmek pahasına emeklerini satabildikleri kadar ucuza satarlar. Bu haksız rekabet ortamında hangi yönetici kendisine daha pahalıya patlayacak olan makineleri tercih eder ve işsizlik sorunun büyümesine katkıda bulunur? Hele de din adamları, devamlı, çok çalışmayı bir meziyetmiş gibi anlatıp dururken?.. Üniversitede harçlığımı çıkarmak adına günde 12 saat çalıştığım zamanlar geliyor aklıma... Sabah dokuzdan akşam dokuza kadar bütün günüm bir mağazada geçiyordu. İşten çıktığım zaman hiçbir şey yapmaya takatim kalmıyordu, yalnızca yatıp uyuyor ve ertesi gün tekrar çalışmak için güç topluyordum. Ben her ne kadar haftanın 2-3 günü orada çalışıyor olsam da, diğer tüm çalışanlar haftada bir gün tatil yapmak üzere tam zamanlı çalışıyorlardı. Altı gün boyunca o kadar yoruluyorlardı ki, tatil günlerini evde dinlenerek geçiriyorlardı. Düşünsenize, kazandıkları parayı bile harcayamıyorlardı. Çoğu ilkokul mezunu olan bu çalışanların tek hayali evlenmek ve kalan ömürlerinde çalışmamaktı… Martin Eden’ı okuyanlarınız hatırlar, bütün gün ütü yaptığı ağır bir işte çalışıyor ve para biriktiriyordu kitabın bir bölümünde. O üretken ve çalışkan adamın, o yerde çalışmaya başladıktan sonra hayat enerjisinin nasıl söndüğünü hatırlarsınız. Hayata dair hiçbir hevesi kalmamış, bütün üretkenliğini kaybetmişti Martin. Kitap yazmayı ve okumayı bırakmış, hiçbir hobisine ayıracak vakti ve takati kalmamıştı. İşte, günün yarısını çalışarak geçiren ve emekleri sömürülen insanlar böyle uzaklaşıyor insanlıktan… İnsanlar işlerini yapacak makineler icat etmezlerse, işte böyle şartlarda çalıştırılırlar ve zamanla kendileri makineleşirler… Kitap, bir kapitalizm eleştirisi. Sanayileşme sonrası işçilerin nasıl daha uzun süreler çalıştırıldığı, bunun nasıl mümkün olabildiği anlatılıyor. Proleterler ise yerden yere vuruluyor her seferinde. İncecik bir kitap ama insanı nasıl düşünmeye ve sorgulamaya sevk ediyor anlatamam, kitabı okurken düşündüklerimin yalnızca bir kısmını aktardım incelemeye. Bu çok değerli kitabı okumasını ve inceleme yazmasını istediğim insanlar var sitede, o yüzden kitabı takipte olacağım. Hayatta hep iyi kitaplarla karşılaşmanız temennisiyle, keyifli okumalar herkese. (Miss Nobody)

Küba’lı marksist ideolog Paul Lafargue aynı zamanda Karl Marx’ın damadı olarak tanınıyor. Örgütlü kitlesel mücadelenin, sosyalizm ve devrim davasının en ateşli savunucularından. Marksizm düşüncesi ve ruhuyla bilinçlenecek ve örgütlenecek olan işçi sınıfının, burjuvazi iktidarını devirip, komünist düzeni kurması için savaşan fikir neferlerinden biri. Kitap çok kısa olmasına rağmen Komünist Manifesto’dan sonra en çok dile çevrilen, en çok baskısı yapılan ve tartışılan kitaplardan ve okuduktan sonra bunu hakettiğine kani oldum. Kitap Ekim Devrimi üzerinde de önemli bir etkiye sahip. Kitapta 19.yy sonlarında sanayileşme sonrası çalışma saatlerinin nasıl on yedi saate kadar vardığını, küçücük çocukların bile saatlerce acımasızca çalıştırıldığını anlatıyor Lafargue. Hıristiyan bağnazlığı ve kapitalist faydacılığın yozlaştırdığı proleteryanın düştüğü büyük girdabin özeti niteliginde... Proleterya’yı çok sert eleştirmiş.Kitap bittikten sonra 19.yy’dan 21. yy’a geldigimizi ve kapitalizmin daha vahsi bir hal aldigini düşünürken buldum kendimi. Lafargue’nin şu tanımı ise günümüz Türkiye’sinin özeti gibi : “Azla yetinme dini...” Mutlaka okuyun ve üzerine düşünün. (Merve)

Kitap yazarın 1880 yılında gazete yayınladığı makalelerden oluşuyor. Lafargue’ın kitapta temel olarak eleştirdiği ve ortaya koymak istediği şey, çalışma hakkı denen kavramın artık bir hak değil, düzen için bir zorunluluk olduğu ve bunun insanları sömürü düzenine alet ettiği ve bu sebeple insanların insanlıktan oldukça uzaklaştığı ve parçalı hayatlar yaşadığı gerçeği. Lafargue’ın tembellik dediği şey aslında "çalışmama özgürlüğü". Lafargue’a göre insan içgüdüsel olarak hayatını zahmete girmeden sürdürebilmeyi ister. Ve insanın insan kalmasına yarayacak bazı şeyleri yapması için boş zamana ve bir ifadeyle tembelliğe(bir şey yapmadan durmaya) da ihtiyacı vardır. Ancak kapitalizm ve bu sömürü düzeni, insanın sürekli çalışmasını ve artı-değer üretmesini, iyi olan şeyin bu olduğunu öğütler. Bunu da Çalışma Hakkı ve Ödevi olarak söyler. Kitabın alt başlığı da zaten Çalışma Hakkı’nın Çürütülmesi’dir. (Ceyda Özen)

Tembellik Hakkı PDF indirme linki var mı?

Paul Lafargue - Tembellik Hakkı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tembellik Hakkı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Paul Lafargue Kimdir?

Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi.

1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi.

Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu.

1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.

Paul Lafargue Kitapları - Eserleri

  • Tembellik Hakkı
  • Sermaye Dini
  • Devrim Bir Giyotindir
  • Burjuvazi Öldürür
  • Kapitalizmin İflası

Paul Lafargue Alıntıları - Sözleri

  • Bilim insanları yalnız kendilerini hükümetlere ve yatırımcılara satmakla kalmadılar, bilimin kendisini de kapitalist burjuvaya sattılar. (Kapitalizmin İflası)
  • Zorunlu çalışma yüz yıldır kemiklerini kırıyor, derilerini yaralıyor, sinirlerini bozuyor. (Tembellik Hakkı)
  • Kapitalist cebine attığı parada fark gözetmez; ister gözyaşıyla ıslanmış olsun, ister kan ya da terle. (Sermaye Dini)
  • politika bugün, ticaretten ve sanayiden de daha kazançlı ve daha tehlikesiz bir iştir: zenginleşmek dışında bir riski yoktur; işletme sermayesi yoktur; ağzının laf yapabilmesi, adi olmak ve öngörü sahibi olmak yeterlidir. (Burjuvazi Öldürür)
  • Yani artık işçileri sefalete sürükleyen tanrı ya da din değil bilimdir. (Kapitalizmin İflası)
  • Çağımız çalışma asrıymış, öyle diyorlar; aslında acı, sefalet ve çürüme asrı... (Tembellik Hakkı)
  • Yani mücadele, toplumun karşı çıkılması gereken fikirlerinin eleştirisiyle başlar, çünkü egemen sınıfın fikirleri toplumun fikirleridir; ya da bu fikirler maddi çıkarların entelektüel yansımalarıdır. (Kapitalizmin İflası)
  • Hugo düzen ile barışıktı.... Davranışı tamamen işini bilen bir tüccarınkini andırıyor: Bir ev, yalnızca, efendisi politik tercihlerini kurban ederse ve oldu bittiye razı olursa zenginleşir. (Devrim Bir Giyotindir)
  • Her sınıf, her toplumsal gövde kendi üyeleri için özel bir ahlak üretir. Tüccarın ahlakı, onu, yapabildiği takdirde malını on veya yirmi defa değerinin üzerinde satmaya yetkili kılar; sorgu yargıcın ahlakı, onu, sanığı suçunu kabul etmeye zorlamak için kurnazlığa ve yalana başvurmaya teşvik eder; ahlak bekçilerinin ahlakı, onları, kadınlıkları üzerinden para kazandıklarından şüphe ettiği kadınlara tecavüz etmeye zorlar. (Devrim Bir Giyotindir)
  • Öldükten sonra Sermaye artık oturmama ve dinlenmeme izin verecek. Ne soğuktan şikâyet edeceğim ondan sonra ne de açlıktan; ne o günün ekmeği için kaygılanacağım ne de bir sonraki günün ekmeği için. Mezarda ebediyen istirahata çekilmenin keyfini süreceğim. (Sermaye Dini)
  • 24. Hiçbir ilke sahibi değildir: hatta ilkesiz olma ilkesi bile yoktur. (Sermaye Dini)
  • Halk, fikir ve eğilimlerinde itiraz kabul etmek istemeyen büyük bir sofisttir. (Burjuvazi Öldürür)
  • 19. Erdem, vicdan ve aşk gibi şeylerin özüyle ilgilenmez, kafası onları alıp satmakla meşguldür. (Sermaye Dini)
  • Yunan mitolojisine göre, Midas'ın dokunduğu her şeyi altına çevirme yeteneği vardır. Sermaye sınıfı da benzer bir vasfa sahiptir; dokunduğu her şeyi ticari mala dönüştürür. (Kapitalizmin İflası)
  • Sosyalizm her katliamdan sonra ömrü daha da uzamış olarak, yeniden doğuyor. (Sermaye Dini)
  • Her ürünümüz pazara sürümünü kolaylaştıracak ve ömrünü kısaltacak şekilde soysuzlaştırılıyor. Tıpkı insanlığın ilk çağlarının, üretimlerinin niteliğine bağlı olarak, taş çağı, tunç çağı adını alması gibi, bizim çağımız da sahtekârlık çağı diye adlandırılacaktır. (Tembellik Hakkı)
  • Çalışma Adamın canını çıkarır, onu öldürür ama zenginleştirmez;Servet çalışarak değil, başkalarını çalıştırarak elde edilir. (Burjuvazi Öldürür)
  • “Düşünecek zamanımız yok, ama neyse ki bir sürü fikrimiz var," (Kapitalizmin İflası)
  • Tüm mesleklerin emekçileri, sermaye sahiplerinin servetini oluşturarak kendi mülkiyetini kazanmaya çalışanlar! (Kapitalizmin İflası)
  • Kapilastin ağzında iki dil vardır,biri almak,diğeri satmak içindir (Sermaye Dini)

Yorum Yaz