diorex
life
Dedas

Tezkiretü'l Evliya - Mehmed Zahid Kotku Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tezkiretü'l Evliya kimin eseri? Tezkiretü'l Evliya kitabının yazarı kimdir? Tezkiretü'l Evliya konusu ve anafikri nedir? Tezkiretü'l Evliya kitabı ne anlatıyor? Tezkiretü'l Evliya kitabının yazarı Mehmed Zahid Kotku kimdir? İşte Tezkiretü'l Evliya kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 15.02.2022 22:00
Tezkiretü'l Evliya - Mehmed Zahid Kotku Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Mehmed Zahid Kotku

Yayın Evi: Server Yayınları

İSBN: 9789752420540

Sayfa Sayısı: 272

Tezkiretü'l Evliya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Daha önce İlâhînâme, Mantıku't-tayr isimli latin harfleriyle Türkçe'ye tercüme edilmiş eserleri bulunan Nişaburlu Feridüddîn-i Attâr, tasavvuf ve şark klasiklerine meraklı Türk münevveri için hiç de yabancı bir isim değildir.

Hicrî 513-627, Miladî 1119-1230 yılları arasında Nişabur'da yaşayan büyük mutasavvıfın eserleri, o zamanlarda Belh'ten hicrete mecbur edilen Mevlânâ oymağı vasıtasıyla Anadolu'ya gelmiş, hatta çocuk denecek bir yaşta kendisiyle tanışıp elini öpen Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'ye ithaf ve hediye ettiği Esrârnâme'yi Mevlânâ hiç yanından ayırmamıştır. Böylece 700 seneye yakın bir zamandan beri Anadolu'da ismi zikrolunan ve tasavvuf erbabınca tanınan Feridüddîn-i Attâr, Mevlânâ gibi o devrin Moğol istilası ve benzeri içtimaî zelzeleleri karşısında kan ve ateş kokan havasını aşk ve şiirle yumuşatmış, zamanın şekillerinden istifade ederek insanlara en güzel yolları işaretle en iyi ahlâkı telkine çalışmıştır.

Esasen Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan göç yolları üzerinde bulunan Nişabur, yurdumuzun Oğuz ve Selçuk medeniyeti havasını uzun zaman fikren beslemeye devam etmiş bir kültür merkezi olmakla, Feridüddîn-i Attâr'ın eserlerinde kendimize çok yakın sezişler, vak'alar, insanlar bulmaktayız.

Bu defa takdim ettiğimiz Tezkiretü'l-evliyâ, kısa bir "evliyâ menkıbeleri" kitabıdır. Burada binbir faydalı mânalarla dolu kerametler, vaaz ve nasihatler ve büyük sözler kaydedilmiş, böylece güzel bir ahlâk kitabı meydana getirilmiştir.

Feridüddîn-i Attâr'ın, latin harfleriyle takdim ettiğimiz bu eseri daha önce eski harflerle Türkçe'ye çevrilmiş nüshalardan birinin kopyasıdır. Bu sebeple eserin aslı ile bu kopya arasında bazı farklar bulunabilir. Elden ele geçerek biraz da anonim bir mahiyet almış olabilir. Biz, bazen onbeşinci asır Anadolu Türkçesini hatırlatan üslubu bozmaktan kaçınarak yaşayan dilin canlı ifadesiyle bu eseri bir halk kitabı olarak düşündük ve dilini de halka yakın bulduk. İlmî bir tetkikten ziyade içinden hisseler çıkarılabilen bir kıssalar kitabı olsun istedik.

Tezkiretü'l-evliyâ'sı 1905'te Nicholson tarafından İngilizce'ye de tercüme edilmiş bulunan büyük mutasavvıfın diğer eserlerinin de kütüphanemize kazandırılması yolunda bu deneme, bir hareket uyandırırsa kendimizi bahtiyar addedeceğiz.

Tezkiretü'l Evliya Alıntıları - Sözleri

  • "Her kim Hak'tan korkarsa herkes ondan korkar. Kulun Allah korkusu, Allah‘I bildigi kadardır."
  • Birgün Ibni Ata Hazretleri dostlarına sordu: "Adem (insan) yüce mertebeye hangi şeyle erer?" Kimi taatle, kimi mücahede ile, kimi riyazetle, kimi sadaka ve ihsanla.", Ibni Ata hazretleri de: "lyi huyla erer" dedi.
  • "Halkın helâki iki nesnedendir: Birisi halka hürmet etmemekten, birisi Hakk'a minnet etmemektendir."
  • “Dünyayı terk eylemek, nefs zühdüdür. Âhireti terk eylemek, gönül zühdüdür. Kendini terk eylemek, can zühdüdür.”
  • Peygamber de ferman verdi: “Benim buyruğumu tutun. Her kim benim buyruğumu tutarsa gönlü muhabbete ulaşsa, canı kurbete ere, sırrı vuslatla karar tuta, şüphesiz uçmağa gire ve didarına layık ola.” dedi.
  • “Her kimin gönlü içinde Ahiret endişesi olmaz, şüphesiz şeytan onu ölünceye kadar dünya endişeleriyle meşgul eder.”
  • İhlâs nedir? Allah'tan başka kimseden hiçbir nesne ummayasın, böyle olunca ihlâs olur.
  • Bedbahtlık nişanesi beş şeydir. Biri gönül katılığı, ikincisi, göz yaşarmaması, üçüncüsü hayasızlık, dördüncüsü dünyayı sevmek, beşincisi dünya için candan endişe eylemektir. Mü'min olanın gönlü haktan korkulu olur ve işe yaramaz sözden lisanını muhafaz eder ve o korku hasebiyle şehvet ateşini söndürür, dünya sevgisini içinden çıkarır.
  • Hasan Basri . Hz lerine sual ettiler: "Şimdiye kadar hiç bir şey sizi sevindirdi mi? " Buyurdu: "Bir gün otururken bir kadın kocasına :"ben senin işlerini gördüm, evini bekledim ki üzerime başkasını getirmeyesin, bundan böyle madem ki üstüme kadın aldın işlerini yapmayacığım" diyordu bu hoşuma gitti. Misalini Kur'anı Kerimde aradım, buldum . (Surei Nisa, 48.ayet)"kullarımın cemii günahlarını fazlımla af ederim. Ve ayıplarını yüzlerine vurmam, madem ki beni bilirler, üzerime başka şeye tapmazlarsa. Eğer bu şirki yaparlarsa af etmem.”
  • Ahiret mahmurluğuna razı olan dünyalığını toplasın ,dursun.
  • Dil doğrusuyla gönül doğrusu arasında çok fark vardır.
  • “Ârif oldur ki hiçbir nesne onun meşrebini bulandırmaya, her keder ona saf ola. Her kim halka âriftir, Hakk’a cahildir. Her kim halka cahildir, hakikatte âriftir.
  • “Her kim edebden mahrum kaldı, cümle hayırlardan mahrum kaldı.”
  • Mansur’u asmaya götürürlerdi. Eli ayağı on üç yerden bağlı idi. Gülerdi. Sordular: “Bu halde gülmenin vakti midir?” “Kurban yerine giderim, diye gülerim.” dedi. Ondan nâra urup şiiri söyledi. “O âşık-ı sermesti dar ağacına eriştirdiler. Evvel merdiveni öptü, sonra ayağını bastı.” “Merdiveni niçin öpersin?” dediler: “Erenler miracı asılmaktır.” dedi.
  • “Tenlerin rûşenliği hizmetle, canların rûşenliği istikâmetledir.” -Ebû Hafs-ı Haddâd (ks)

Tezkiretü'l Evliya İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İnsan İnsanın Aynası: Kitap İslam dünyasının büyüklerini bir kaç sayfa halinde kısa özgeçmişleriyle anlatıyor. Bu insanlara ait onları veli mertebesine getiren hallerini ya da olayları kısa öyküleriyle anlatarak kitabı hem heyecanlı hem de ibret dolu bir hale getiriyor. Attar zaten tasavvuf dünyasının en seçkinlerinden ve elbette Tasavvuf Edebiyatının da en ilham verenlerinden. Onun düz yazı tek kitabıysa Tezkiretül Evliya. Biraz şiirsek, dili de hafif ağır olmasını istiyorsanız bu nüshayı tavsiye ederim. (İrfan Gürkan Çelebi)

Kitabın genel hatlarıyla edep, haya, ibadet - taat ve gönül kazanmak üzerine kurulu olduğunu gördüm. Farkı isimlerden benzer tavsiyelere rastlamak ise İslam’ın genel bir çerçevesi olduğunu bu çerçevenin içindeki tabloda ise farklı yollar olsa da istikametin ve hedef merkezinin aynı olduğu açıkça görülmektedir. İçerisinde çeşitli Ulemanın anlatıldığı kitapta sıkça: “Az uyumak, az yemek, az söylemek, Allah’ı her an ve mekanda anmak, her daim tevbe etmek, saygı, tevazu, varlık için yokluk, alçakgönüllülük, nefsi hapsetmek, nefse muhalif olmak, ululuk göstermekten Allah’a sığınmak, Hakkın hatrını alî tutmak, Hakk’a yaklaşmak için halktan uzak durmak” gibi ifadeler yer almaktadır. Yine kitabı okuduktan sonra Ulemanın çektiği eza ve cefayı görünce kendi öz benliğimizi yerlerine koyduğumuz zaman acaba nasıl davranabilirdik sorusunu da sorabiliyoruz. (Mehmet Şentürk)

Kitabın Yazarı Mehmed Zahid Kotku Kimdir?

Mehmed Zahid Kotku (1897, Bursa - 13 Kasım 1980, İstanbul), İslam âlimi, yazar, din adamı, vaiz, Nakşibendi şeyhi.

Yaşamı

Ailesi Şirvân'a bağlı, eski bir hanlık merkezi olan Nuha'dandır. Kafkasya'da bir dağ eteğinde bulunan ve ipekçiliği ile meşhûr olan bu yöreden Osmanlı-Rus Harbi sırasında Anadolu'ya 1297`de göç eden Müslümanlarla gelmişlerdir. Bursa'ya geldiğinde henüz 16 yaşında olan babası İbrahim Efendi, Bursa Hamza Bey Medresesinde tahsil görüp çeşitli yerlerde imamlık yapmıştır. 1929 yılında vefat etmiştir. Annesi Sabire Hanım da Mehmet Zahid Hocaefendi henüz 3-4 yaşlarında iken vefat etmiştir.

İlk ve orta öğretimini Bursa'da tamamladı. 1.Dünya Savaşı sebebiyle 18 yaşında askere çağrılmış, Suriye cephesinde uzun yıllar askerlik yapmıştır. Ağabeyi Ahmet Şakir Efendi de Kudüs ve Çanakkale cephelerinde savaştıktan sonra 28 yaşında cephede hastalanarak şehit olmuştur. Askerden döndükten sonra İstanbul'da dini toplantılara katılmaya başladı. Gümüşhanevi Dergahında Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî'nin öğrencisi oldu. Çeşitli yerlerde imamlık ve hatiplik yaptı. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasından sonra Bursa'ya döndü ve 1952 yılına kadar orada kaldı.

İskenderpaşa Cemaati

İstanbul'a döndükten sonra çeşitli camilerde ve son olarak İskenderpaşa Camii'nde imamlık ve hatiplik yapmaya başladı.

Çevresince çok sevilen ve vaazları ilgiyle izlenen Kotku'nun tebliğ misyonu cemaati mensuplarınca benimsenerek cemaate dönüştü. Böylece başlayan İskenderpaşa Cemaati adını vaazların başladığı İskenderpaşa Camii'nden aldı.

Ölümü

Mehmed Zahid Kotku'nun Süleymaniye Camii'nin haziresindeki mezarı.

Mehmet Zahid Kotku kalmak üzere 1979 yılında gittiği, Hicaz'dan 1980 yılında ağır hastalıkları sebebiyle geri dönmüş, 13 Kasım 1980'de vefat etmiştir. 14 Kasım 1980 günü Süleymaniye Camii'nde çok kalabalık bir topluluğun eşliğinde kılınan cenaze namazının ardından Süleymaniye Camii haziresine defnedilmiştir.

Mehmed Zahid Kotku Kitapları - Eserleri

  • Nefsin Terbiyesi
  • Ehli Sünnet Akaidi
  • Cennet Yolları
  • Hadislerle Nasihatler
  • Haklar ve Vazifeler
  • Tezkiretü'l Evliya

  • Tasavvufi Ahlak
  • Hadislerle Nasihatler 2
  • Ana Baba Hakları
  • Cennet Yolları
  • Risale-i Halidiyye ve Adab-ı Zikir Risalesi
  • Mü'minlere Vaazlar
  • Cihad

  • Namaz
  • Tasavvufi Ahlak 2
  • Yemek Adabı
  • Tevbe
  • Müminlerin Vasıfları
  • Zulüm
  • İlim

  • Tasavvufî Ahlâk 3
  • Korku ve Ümit
  • Oruç
  • Tasavvufî Ahlâk 4
  • Tevhid
  • Mehmed Zahid Kotku'dan Özel Sohbetler
  • Alim

  • Cömertlik
  • Sabır
  • Ayet ve Hadislerden Dualar
  • İçki
  • Nefsin Terbiyesi
  • Zikrullahın Faydaları
  • Mü'minlere Vaazlar - 1. Cilt (Cep Boy)

  • Mü'minlere Vaazlar - 2. Cilt (Cep Boy)
  • İman
  • Tasavvufi Ahlak - Cilt: 5
  • Zekat

Mehmed Zahid Kotku Alıntıları - Sözleri

  • Tevhid üzere olan bir mü'mine gereken; hak kelamı, doğru sözü işittiği zaman onu tasdik etmek, onaylamak ve batıl sözü işittiği zaman da eğer din işlerine ait bir konu ise batıl olduğunu ispat etmektir. (Mü'minlere Vaazlar)
  • Çalışan ise yine yalnız hep baba; ne kadın, ne kız, ne sokak, ne mağaza ve ne de fabrikalarda çalışmak bilir. Şimdi ise hanım memuriyyette, bey de ayrı bir ticarette. Yine de feryad ü figan, geçinemiyoruz efendim. Her şey pahalandı. Ev kiraları içinden çıkılamaz dert. Hele o mobilya derdini hiç sorma artık, felaket! Felaket! (Zulüm)
  • Bugünkü bütün kıyametlerin başlıca sebeplerinden birisi aç gözlülüktür; fakirlikten de fenadır. (Hadislerle Nasihatler)
  • "Ya Rab biz hasta olunca ancak senin zikrinle tedavi oluruz!" bunu biz yapıyor muyuz? Biz hemen doktorlara koşarız. İyi doktora koş ama, biraz da Allah de bakalım. Yok yav aspirin varken ne yapacaksın Allah diyerek, değil mi? (Zikrullahın Faydaları)
  • Şiilerin, kızılbaşların, râfızîlerin ve bunlara benzer sapıkların itikadlarından son derece sakınmak gerektir. (Oruç)
  • Ömür süratle akan bir suya benzer. Kaçan dakikaların değil, saniyelerin bile telafisi mümkün değildir. (Mü'minlere Vaazlar - 2. Cilt (Cep Boy))

  • Sakın şöyle deme! "Şu kişilerin bütün ömürleri haramlarla, fenalıklarla geçer. İbadet ve taat de bilmezler. Fakat rızıkları nerede ise başlarından taşacak." Sen rızkı yalnız yemek ve içmekte mi sanıyorsun? Allah celle ve alâ kullarına ayrı ayrı mânevî rızık verir. Ondan mahrum olduktan sonra hayvandan ne farkı kalır? Hayvanların da çok yiyenleri ve rahat yaşayanları vardır. Ama ne yazık yine hayvandır! Biz ise müslümanca yaşamak ve müslüman olarak ölmek isteriz. Elhamdülillah Allahu Teâlâ bizi hem maddî ve hem de mânevî rızıklarla merzuk eylemiş, rızıklandırmış olduğundan şükrümüzün de bu sebepten çok olması gerekir. (Mü'minlere Vaazlar)
  • Kulaklarını Hakk'a karşı kapamış bedbaht, gökte uçsa ne olur? (Alim)
  • Binaenaleyh fâni dünyanın zevklerine aldanıp da bu cihadı bırakırsanız sonra sizi öyle bir zillet istila eder ki dininize dönmedikçe bu zilletten kendinizi kurtaramazsınız. (Hadislerle Nasihatler)
  • Pişmanlığın gönle gelmesi için çok zikredip çok da düşünmek lâzımdır. (Mü'minlere Vaazlar - 1. Cilt (Cep Boy))
  • Hazm olunmaz belalara sabr et, Afiyet hoş-güvar olur ey dil. (Sabır)
  • "Bir göz ki ibret olmaya nazarında, Ol düşmandır sahibinin baş üzerinde." (Mü'minlere Vaazlar)
  • Bütün rahatsızlıkların başı iki şeyden ileri gelir:Birisi midenin bozulması,diğeri de soğuklardır. (Yemek Adabı)

  • Valideyn için duayı terk etmek evladın geçimini daraltır. (Ana Baba Hakları)
  • Kişi, sevdiği kimselerle haşrolunacaktır. Bunun için daima salih, âbid ve alim kişilerle düşüp kalkmak, onlara muhabbet etmek, mü'minlere yakışan makbul sıfatlardandır. (Mü'minlere Vaazlar - 2. Cilt (Cep Boy))
  • Fakat, Allah'tan ayrılığın acısının yanında bir katredir cehennemin hepsi birden..Allah'tan ayrı kalmanın acısı daha büyük.. (Mehmed Zahid Kotku'dan Özel Sohbetler)
  • Bize iman lâzım!..İmanımıza da ihlâs lâzım, kuvvetlendirmek lâzım; rıza-ı ilahi'yi kazanmak için. (Mehmed Zahid Kotku'dan Özel Sohbetler)
  • ... kendine mi'yar (ölçü) eyle. İşte o zaman hasta olup ilaç aramaktan da kurtulursun. (Nefsin Terbiyesi)
  • Bursalı İsmail Hakkı der ki: "Cennet ikidir: Birisi dünyada, birisi de ahirette... Dünyadaki cennetler salihlerin, âriflerin bulunduğu meclislerdir. O meclislere vaktiyle girmeyen insanların ahiretteki cennete girmeleri muhaldir." (Mehmed Zahid Kotku'dan Özel Sohbetler)
  • Hz.Ömer (r.a) şöyle duâ ederlermiş: "Ya Rab, eğer benim ismimi şakîler divanında yazdıysan o yazıyı, oradan saidler divânına çevir ya Rab." (Ehli Sünnet Akaidi)

Yorum Yaz