Tinin Görüngübilimi - Georg Wilhelm Friedrich Hegel Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Tinin Görüngübilimi kimin eseri? Tinin Görüngübilimi kitabının yazarı kimdir? Tinin Görüngübilimi konusu ve anafikri nedir? Tinin Görüngübilimi kitabı ne anlatıyor? Tinin Görüngübilimi kitabının yazarı Georg Wilhelm Friedrich Hegel kimdir? İşte Tinin Görüngübilimi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Georg Wilhelm Friedrich Hegel
Çevirmen: Aziz Yardımlı
Yayın Evi: İdea Yayınları
İSBN: 9789753971430
Sayfa Sayısı: 105
Tinin Görüngübilimi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tinin Görüngübilimi Hegel’in ilk kitabıdır. Schelling’e bir mektubuna göre, “kitabın yazılması Jena savaşından (14 Ekim 1806) önceki gece” tamamlanmıştır. Özellikle pragmatik okuma tarafından ve sık sık politik beklentiler zemininde yeğlenen bu çalışmayı Nürnberg’de 1812-1816 yılları arasında üç bölümde yayımlanan Mantık Bilimi (‘Büyük Mantık’), arkasındanFelsefi Bilimler Ansiklopedisi (Heidelberg, 1817), ve Tüze Felsefesi (Berlin, 1821) izledi. Hegel daha sonra Tinin Görüngübilimi’ni “bir gençlik yapıtı” olarak kabul etti, kitabın başlığından “Bilim Dizgesinin Birinci Bölümü” anlatımını kaldırdı, içeriğini Ansiklopedi’nin dizgesel yapısı içerisine yeniden uyarladı. Tinin Görüngübilimi'nin yapıtın kendisi kadar ünlü “Önsöz”ü yapıtın kendisinin tamamlanmasından sonra yazılmıştır.
Tinin Görüngübilimi Alıntıları - Sözleri
- Felsefe, öte yandan, özsel olmayan belirlenimleri değil, ama özsel oldukları ölçüde belirlenimleri irdeler.
- Gerçek bütündür. Bütün ise ancak kendi açınımı yoluyla kendini tamamlayan özdür.
- Başlangıçta ya da dolaysızca nesnemiz olan bilgi kendisi dolaysız bilgi olandan, dolaysızın ya da olanın bilgisi olandan başkası olamaz.
- Bilgi ancak bilim olarak ya da dizge olarak edimseldir ve sunulabilir; ve dahası, felsefenin temel denilen herhangi bir önerme ya da ilkesi, eğer gerçek ise, salt bir ilke olduğu ölçüde, yanlıştır da.
- “Her ruh kendi acısının taşıyıcısı olarak bizâtihi sanatkârdır.”
- Bu zorunluk nedeniyle Bilime giden bu yolun kendisi daha şimdiden Bilimdir ve böylece içeriğine göre bilincin deneyiminin Bilimidir.
- Ben,bizdir ve biz bendir.
- "Son olarak, iyi kendine'nin dünya-gidişine hile ile arkadan vurmak için içinde durduğu pusuya gelince, bu umut kendinde hiçbir şeydir. Dünya-gidişi uyanık, kendinden pekin bilinçtir ki ona arkadan saldırılamaz; yüzü her yöne dönüktür; çünkü o her şeyin onun için olduğu şeydir, her şey onun önünde durur."
- Bu zorunluk nedeniyle Bilime giden bu yolun kendisi daha şimdiden Bilimdir ve böylece içeriğine göre bilincin deneyiminin Bilimidir.
- “Her ruh kendi acısının taşıyıcısı olarak bizâtihi sanatkârdır.”
- "Öte yandan emek çalışma durdurulmuş ve denetlenmiş arzudur geciktirilen yitistir. Başka bir deyişle emek oluşturur ve şekillendirir.."
- . Bu hata korkusunun ya da sadece hatanın kendisi olup olmadığı konusunda endişelenmemiz gerekmez mi ? ...
Tinin Görüngübilimi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı 1998 yılında üniversitede bir öğrenciyken ilk defa satın almış ve uzun bir yolculukta okumaya çalışmıştım. Karşılaştığım, bana başka bir dünyadan konuşan biriydi adeta, onu anlamak ve söylediklerinin arkasındaki hakikati keşfetmek istiyordum. Bana o zamanlar hiçbir şey söylemediğinden, bunun iki nedeni olabileceğini düşündüm; ya ben bu kitaba hiç hazır değildim ya da çeviriden kaynaklı birtakım sorunlar nedeniyle kitabı anlamıyordum. Ben ikincisine inanmayı tercih ettim, lakin yine de bu Aziz Yardımlı'ya duyduğum saygıyı eksiltmedi. Şimdi üzerinden neredeyse 22 yıl geçtikten ve ben bu kitabı belki de beş defa okuduktan sonra bile aslında ilk seçeneğimin bugün bile geçerli olduğunu düşünmeye yakınım. Hegel aslında kitabının temel sorununu önsöz de özetlemiştir: Hakikati yalnızca töz olarak değil aynı zamanda özne olarak da kavramak. Bu nedenle duyusal kesinlikten mutlak tine giden bir bilişsel serüveni anlatmıştır. Bizim için en başında kesin olan şey üzerine bir öz düşünümle başlayan süreç en başa bu sefer, en baştaki bilgimizin bir olumsuzlaması olarak döner. Bu süreçte felsefenin düşünme üzerine düşünme olması nedeniyle, üzerine düşündüğümüz tek bir kişinin değil bir bütün olarak insanın tüm yapıp etmeleridir. Hegel bu kitabında sürekli bir önceki uğrağını olumsuzlayarak ilerleyen ve sonunda başa dönen, fakat başa döndüğünde artık felsefe yapmaya hazır bilincin hikayesini anlatır. Okuyandan sabır ve tutku talep eden ama bunun ödülünü fazlasıyla veren bir başyapıt. (Eren)
Hegel, düşünce dünyasının en zor anlaşılan filozoflarının başında gelir. Fikirleri sürekli tartışılmış bir filozof olmuştur. Ama bana göre Hegel, tadına doyulamayacak filozoflardan biri. Benim Rousseau ve Schopenhauer’den sonra en sevdiğim filozoftur. Hegel Tinin Görüngübilimi adlı eserinde, bilginin oluş sürecini ele almaktadır. Bunu yaparken Tinin bir çok fragmanını da ele alıyor. Aynı zamanda soyut kavramların varlığını da irdeliyor. Ağır içeriği olan bir kitap. Kitabı okumak için sağlam bir Felsefi birikime ihtiyaç olması gerektiğini belirtmem gerekiyor. Felsefe ile kalın... (Kör Kayıkçı)
Allah kimseyi Hegel çevirisi okumakla sınamasın. Her şey o kadar soyutlaşıyor ki elimde tuttuğum kitabın varlığından bile şüphe eder oluyorum. Müthiş bir hırsla başlayıp bitirmekte zorlandığım bir kitap. Akıllara Sokal Vakası'nı getiriyor Hegel. Hegel kitaplarını yazarken "Nasıl olsa kimse anlamıyor" diye düşünüp aklına esen karışık anlamsız tüm cümleleri kimsenin ve hatta kendinin bile anlayamayacağı biçimde kitabına serpiştiriyor mudur? Şüphesini getiriyor resmen. Bu yüzden hegel'i almanca okuyan biri ile tartışmayı çok isterdim. Bana kendimi ahmak gibi hissettiren bu adam akademik bir kurnaz mı yoksa gerçekten de felsefenin piri mi? (Emre Fidel Çelik)
Kitabın Yazarı Georg Wilhelm Friedrich Hegel Kimdir?
Günümüzde Almanya'nın güneybatısında yer alan Stuttgart, Württemberg'de doğan idealist Alman filozof. Etkisi, hem onu takdir edenler (Bradley, Sartre, Küng, Bauer, Stirner, Marx ) hem de acımasızca eleştirenler (Kierkegaard, Schopenhauer, Nietzsche, Heidegger, Schelling) gibi çok farklı konumlardaki insanlar üzerinde çok geniş bir yelpazede olmuştur. Felsefenin sürekli tartışılan sorunlarının fasit dairesinin dışına çıkmak için, muhtemelen felsefede ilk kez, tarih ve yapının önemli olduğunu ileri sürdü. Efendi-köle diyalektiği nin kavramsallaştırması öz farkındalık oluşması için ötekinin öneminin altını çizdi.
Bir memurun oğluydu. Tübingen'de ilahiyat okuduktan sonra Bern ve Frankfurt'ta felsefe öğretmenliğine başladı. 1805'te Jena Üniversitesi'ne profesör oldu. Başlangıçta Schelling'in öznel idealizm felsefesine inanmış görünüyordu, sonradan kendine ayrı bir sistem kurup onun savunmasını yapmaya başladı. Kurduğu bu felsefe sistemini 'phanomenologie des Geistes' adındaki eserinde anlatmıştır. Bir süre Nürnberg'de kaldıktan sonra Berlin ve Heidelberg üniversitesinde profesörlük yaptı. Bu devrede yazdığı eserler arasında 'Mantık Bilimi' ve 'Felsefe Ansiklopedisi' dikkati çekti.
Hegel'in kurduğu sisteme 'diyalektik mantık' denilir. Buna göre bir fikir(yani tez), karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir.
Hegel, Kant'ın felsefesine inanmakla beraber onun fikirlerini yetersiz buluyordu. Kant'ın aksine insanların her şeyi öğrenebileceklerine inanmıştı. Hegel'e göre dünya demek mantık demekti. İnsanlar mantığın sınırlarını çözdükleri anda beşerin sınırlarını da çözmüş olacaklardı. Hegel'e göre, biricik, canlı felsefe, çelişmelerin -daha doğrusu karşıtların- felsefesidir; çiçek, meyvanın ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de, çiçeğin ortadan kalkması gereklidir. Demek ki üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyva olmaktır. Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.
Hegel ömrünün son yıllarını Berlin'de geçirdi. 1831 yazı ve sonbaharı boyunca süren kolera salgınının son kurbanlarında biri oldu. 14 Kasım'da kısa süren bir hastalıktan sonra aniden ölmüştür.
Georg Wilhelm Friedrich Hegel Kitapları - Eserleri
- Tarihte Akıl
- Akıl Dediğimiz Şey
- Estetik
- Tinin Görüngübilimi
- Tarih Felsefesi
- Din Felsefesi Dersleri
- Hukuk Felsefesinin Prensipleri
- Mantık Bilimi
- Karalama Defterinden Aforizmalar
- Mekanik
- Felsefe Tarihi - 1. Cilt
- Tarih Felsefesi - 4
- Tarih Felsefesi - 3
- Felsefe Tarihi 2. Cilt
- Estetik
- Tarih Felsefesi - 2
- Bütün Yapıtları (Seçmeler) 1
- Seçilmiş Parçalar
- G.W.F. Hegel Eserlerinden Seçmeler
- Tanrının Varoluşunun Tanıtları Üzerine Dersler
- Felsefe Tarihi 3. Cilt
- Hegel ve Aydınlanma Yüzyılı
- Tüze Felsefesi
- Elements of the Philosophy of Right
- Felsefenin Serüveni
Georg Wilhelm Friedrich Hegel Alıntıları - Sözleri
- Ne çok gülmüşümdür. Içinde binlerce kötülük bulunan ama kendini iyi biri zanneden zayıflara. (Hegel ve Aydınlanma Yüzyılı)
- Kant felsefesi, her şeyi özbilince geri götürür , ama özbilincin bu özüne, bu salt özbilince hiçbir gerçeklik veremez; kendi başına varlığı keşfedemez; yalın düşünceyi, kendi kendisinde farkı taşır diye kavrar, ama her gerçekliğin tam da bu farkta olduğunu henüz anlamaz; özbilincin tikelliği aşmasını bilemez. (Bütün Yapıtları (Seçmeler) 1)
- Çoban yaşamı tüm Dünya'da aynıdır. Halkın seçtiği ve kendi gücü altında yaşattığı bağımlı din hocaları. Bu bağımlılık onları düzenbaz yapar. Onlar eğitimsiz sürüye dalkavukluk ederler, aile gizlerine üşüşürler, tarafları hoş tutarlar ve yurt sakinlerinin ruhları üzerinde kapsamlı bir egemenlik ele geçirirler. Eğitimsiz yığınların özgürlüğü yoksulluk ve iç sıkıntısı olur. İbadethaneler de dua edenlerden, caddeler hacılardan, mezarlıklar diz çökenler den hiç yoksun kalmaz. (Karalama Defterinden Aforizmalar)
- ''Ne çok gülmüşümdür; içinde binlerce kötülük bulunan, ama kendini iyi biri zanneden zayıflara...'' (Bütün Yapıtları (Seçmeler) 1)
- Doğada tomurcukların nasıl düştüğünü ve yerlerine yenilerinin geldiğini biliyoruz. Ama tinsel yaşam başkadır. Ağaç hep kalır, filizlenir, yapraklanır, çiçek açar, meyva verir ve daima yeniden başlar. (Tarihte Akıl)
- Din zamanımızın gücü değil, güçsüzlüğüdür. Tanrıyı kendilerine kılavuz yapanlar boş bir gururu tatmin edecek hale gelmişlerdir. (Hukuk Felsefesinin Prensipleri)
- Genel olarak kötülüğün kaynağı, özgürlüğün sırrında aranmalıdır. Özgürlük, zorunlu bir şekilde, kötülüğü, tabiî iradeden çıkarak, içten gelen bir şey gibi onunla zıtlaşmaya zorlar. İşte, kendi kendisiyle bir çelişki olarak mevcudiyet alanına giren, bu zıtlık içinde kendi kendisiyle uzlaşamayan irade, bu tabiî iradedir; ve yine iradenin bu özelliğidir ki, kendisini durmadan kötülük olarak belirler. (Hukuk Felsefesinin Prensipleri)
- “… İlke bütününde mutlak olmasa da muhafaza edilir. Ağacın gelişimi tohumun, çiçek de yaprakların olumsuzlanmasıdır, zira bunlar ağacın en yüksek ve en gerçek varoluşu olmadıklarını göstermektedir. Sonuç olarak, çiçek de olumsuzlanışını meyvede bulur. Ancak bunlardan hiçbiri daha önceki aşamalar tarafından öncelenmiş olmanın dışında edimsel varoluşa gelemezler. O halde bir felsefeye yönelik yaklaşımımız bir olumlu, bir de olumsuz yan içermelidir; bir felsefeye bunların her ikisini de hesaba kattığımız zaman ilk defa hakkını vermiş oluruz. Olumlu yanı sonraları hem yaşamda hem de bilimde öğreniriz; doğrulamaktan ziyade çürütmek o nedenle bize kolay gelir.” s. 54 (Felsefe Tarihi - 1. Cilt)
- “Hakikatin yargıcı akıldır (logos), o keyfi olmayıp tek tanrısal ve evrensel yargıçtır - her şeyin Varlığının içinden geçen ölçü, ritimdir. Mutlak zorunluluk tam da hakikate bilinçte sahip olmaktır; ama her düşünce veya bireyden kaynaklanan şey, içinde yalnızca form olan ve sıradan ideanın içeriğine sahip olan her ilişki böyle değildir; böyle olan şey evrensel anlayıştır, zorunluluğun gelişmiş bilincidir, öznelle nesnelin özdeşliğidir. Herakleitos bu bağlamda, Diogenes’e göre şöyle der: “Çok şey öğrenmek zihni eğitmez, eğer öyle olsaydı bu Hesiodos’u, Pythtagoras’ı, Ksenophanes’i ve Hekataios’u da eğitirdi. Tek bilgelik her şeye hükmeden aklı bilmektir.” s. 268-269 (Felsefe Tarihi - 1. Cilt)
- İman, aslında kendi içinde bir karşıtlığa sahiptir, ama bu az ya da çok belirlenmemiş bir imandır. İman bilginin karşısına yerleştirilir ama bu içi boş bir karşıtlıktır. Zira inandığım şeyi aynı zamanda bilirim, o benim bilincimdeki bir içeriktir. Bilgi evrenseldir, halbuki inanç bilginin sadece bir parçasıdır. (Din Felsefesi Dersleri)
- ⟨‹Tarih, fikirlerin peşinde koşan maceraperest insanların cesaretleriyle oluşur.›⟩ (G.W.F. Hegel Eserlerinden Seçmeler)
- Her yerde kötülük görmek, olumluyu, sahiciyi gözden kaçırmak, en büyük sığlık belirtisidir. İnsan yaşlanınca genel olarak daha ölçülü olur, gençler daima güç beğenir: yaşlılık insanların yargısına olgunluk verir, kayıtsızlıktan ötürü en kötü olanda karar kılmak değildir bu, tersine gün görmüş olarak, olayların tözsel ve kalıcı yanına eğilmek demektir. (Tarihte Akıl)
- Ahlakli insan yalnizca doğru olanı isteyen ve yapan değildir;tersine,yaptığının bilincini taşıyandır. (Tarih Felsefesi - 3)
- Geçmiş şimdiden, şimdi de gelecekten çok daha büyük ve zengindi. (G.W.F. Hegel Eserlerinden Seçmeler)
- İnsanlığın iyiliği için duyulan heyecan, sonuçta delice bir kendini beğenmişliğin hezeyanlarına ve ardından kendini mahvolmaktan korumak adına bilinçli olma hırsına dönüşür. (Akıl Dediğimiz Şey)
- “Her ruh kendi acısının taşıyıcısı olarak bizâtihi sanatkârdır.” (Tinin Görüngübilimi)
- Dindar ruhlar,başkalarının salt raslantı sandıkları birçok tek tek olayda,yalnızca genel olarak Tanrı 'nın takdirlerini değil,ama aynı zamanda Tanrı öngörüsünün yazgısını,bu öngürüdeki erekleri görmektedir.Yine de bu kabul etmeler ve görmeler tek tek olayların dışına çıkmama eğilimindedir:örneğin büyük bir bocalayış ve güçlük içinde olan bir kimseye hiç beklemediği anda bir yardım gelmişse,şükranını anlatmak için hemen Tanrı'ya ellerini açtığı için haksızlık etmememiz gerekir. Ancak burada varılmak istenen erek sınırlıdır :içeriği de yalnızca bu bireyin özel ereğidir. (Tarihte Akıl)
- Cahil insan özgür değildir, çünkü karşısında yabancı, onun dışında ve pek de uzağında olmayan, bel bağladığı bir dünya vardır. Bu yabancı dünyada kendine ait bir yer bulamaz ve bu yüzden kendine ait bir yerdeymişçesine rahat hissedemez. Felsefi içgörünün en alt kademisinden en üst basamağına kadar olan merak dürtüsü ve bilgi edinme baskısı, yalnızca bu özgür olamama durumundan kurtulma ve fikir ve düşüncelerinde dünyayı kendine ait bir yer yapabilme çabasından doğar. (Akıl Dediğimiz Şey)
- Varlık, karşıtını, salt Hiçlik’te bulan boş yalın dolaysızlıktır, ikisinin birleşmesi oluş’tur; Hiçlikten varlığa geçiş, olması bakımından oluş. Başlamadır: tersi sona ermedir. (Bütün Yapıtları (Seçmeler) 1)
- Dünya tarihinde yer alan, görevi Evrenin Ruhunu temsil etmek olan kişilerin akibetine baktığımızda, hiç de mutlu bir hayat yaşamadıklarını görürüz. Dinginleştiren bir haz almamışlardır hayattan; tüm yaşamları çalışmakla ve sıkıntıyla geçmiştir; tüm hayatları yalnızca onları yöneten tutkudan ibarettir. Amaçlarına ulaştıklarında ise, tıpkı boşaltılmış bir kabuk gibi yere düşerler. (Akıl Dediğimiz Şey)