TÜVTÜRK

Tutkulu Perçem - Sevgi Soysal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tutkulu Perçem kimin eseri? Tutkulu Perçem kitabının yazarı kimdir? Tutkulu Perçem konusu ve anafikri nedir? Tutkulu Perçem kitabı ne anlatıyor? Tutkulu Perçem PDF indirme linki var mı? Tutkulu Perçem kitabının yazarı Sevgi Soysal kimdir? İşte Tutkulu Perçem kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 18.04.2022 18:00
Tutkulu Perçem - Sevgi Soysal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Sevgi Soysal

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789750502330

Sayfa Sayısı: 62

Tutkulu Perçem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tutkulu Perçem, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz “dil” çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal’ın yola çıkış öyküsüdür....

Tutkulu Perçem Alıntıları - Sözleri

  • Yalnızız. Susmayı biliyoruz. Mutluyuz - mutluyuz değil mi?
  • Susuyoruz bak hep. Söyleyemediklerimizi susuyor, bilmediklerimizi konuşuyoruz.
  • Yeryüzündeki bütün dilleri konuşan bir adam konuşamıyormuş kendiyle.
  • Unutmayı seviyoruz bu sevmeyi unutmamamız oluyor.
  • Bakın birlikteyiz işte. Yaşıyoruz ya birlikte. Aşkın sözü mü ediliyor gelin sövelim. En sövenlerle en sevişenleri bı­rakıp dövüşelim. Nerde savaşınız? Hadi oraya gidelim.
  • En asıl yetersiz biziz...
  • Bir soluk almaya gelmiştim buraya. İçimde, bir köşemde gizli bir soluğu almaya.
  • Bir güneş batımı gelirdi sonra. Bir güneş batımı vardı bu kentin, yalnızlığımı kalabalıklardan alır, geri verirdi.
  • Yeryüzündeki bütün dilleri konuşan bir adam konuşamıyormuş kendiyle.
  • "Ne güzel suçluyuz biz hepimiz."
  • Şeylerdeki şeyler işte sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni. Oysa günlerdir tutkularım perçemlerimde dolaşıyorum.
  • Nerde sevmeler, sövmeler orda.
  • Geçmişte kalanın yalnızca geçmişe ait olduğunu sanarak, elimizden uçup gidecek olan şimdi'yi inanılmaz bir hızla öğütüyoruz.
  • Yeni evleniyorsunuz demek? Allah bir yastıkta çürütsün.
  • Anladığımızı anlatıyoruz, birbirimizi nasıl anlıyalım?

Tutkulu Perçem İncelemesi - Şahsi Yorumlar

* Susuyoruz bak hep Söyliyemediklerimizi susuyor, bilmediklerimizi konuşuyoruz. Söyleyemediklerimizi anlatmaya çalışmış kısacık öykülerle Sevgi Soysal ama net olarak anlatmamış o da. Oyun oynamış kelimelerle ve öyle kurmuş cümleleri. Oyunu çözüp anlayın der gibi o cümlelerin arkasına gizlemiş söylemek istediklerini. İsyanlar , eleştiriler, kızgınlıklar, kırgınlıklar…. İçimizde büyüttüğümüz duygular. Anlamak için bazı cümleleri tekrar tekrar okumak zorunda kaldım ama asla sıkmadı, yormadı tersine keyif verdi. Farklı bir kalem, farklı bir üslup. Kısacık bu kitapla Sevgi Soysal’ın kalemini tanımanın keyfini yaşadım. Diğer kitapları da bu tarzda mı bilmiyorum ama kesinlikle okuyup öğreneceğim bunu. * Her atılanı yutardı bu kent, yorgunluğumu da kendinin sanırdı, ne çabuk sanırdı. Bir güneş batımı gelirdi sonra. Bir güneş batımı vardı bu kentin, yalnızlığımı kalabalıklardan alır, geri verirdi. (Nesrin)

Tutkulu Perçem: Tante Rosa'dan sonra Sevgi Soysal benim için yeri başka bir kadın. Ama bu kitabı hiç anlamadım, öykülerin her birine bir hevesli başladım ama çok zorlandım. Demek ki neymiş her yazarın her kitabı sevilmeyebiliyormuş. (BAŞAK)

- Güneşten söz eden kitaplar satılacaklarını biliyorlardı. - İnsanlardan söz eden kitaplar varlıklarından sıkılıyorlardı. Ne demek bu şimdi? Neden uğraşıyor Sevgi Soysal insanlarla, nedir alıp veremediği? Aslında hiç kolay değil Sevgi Soysal'ı anlamak, bazen defalarca okumak lazım bir satırı. "Ne demek istiyor burada bu kadın?" diyorum ve defalarca okuyorum belki aynı satırı. Olsun, ben bazen bu kadını anlamamayı da seviyorum... Kitabın konusuna gelirsek; 13 öyküden oluşuyor. Genel olarak her öyküde eleştirilen, isyan edilen bir şey ya da bir şeyler var. Ya da kızgınlıklar var. "Erkeklere, erkeklere, en çok onlara, bu kendilerini, sonra yine kendilerini sevenlere kırgınlığım." Bu alıntı kızgın olduklarına bir örnektir diyelim o halde. Bitmedi isyan daha! -Bahar temizliğine zorunlu ev kadını sevenlere, -Anlaşmalı, şartlı, şurtlu aşklara, -"Hayır" diyemeyişlere, -Sevilmeye muhtaç olmalara da isyanlar vardı bu öykülerde. Daha birçok kişi var kitapta! İçinde bütün ışıklarını söndürenler, sormadan sadece seyredenler, mutluluktan emin olmayanlar, gidişatı bilip yine de monoton yaşayanlar, birbirini anlamayanlar... Birbirinden çok sevdiğim sıradışı 13 öykü. Sevgi Soysal'ın ilk kitabı üstelik. Geç kaldık bu kadını okumakta ve hala Sevgi Soysal okuma oranı çok düşük maalesef. Yazarın daha çok okunmasını isteyen bir de sevgili sinansamsa var galiba. Bu sebeple yalnız hissetmiyorum kendimi bu düşüncemde... Kitabın kapağından bana bakan hüzünlü gözlerini sevdiğim kadın... Umarım eserlerinin daha çok okunacağı günler gelecektir... (Şerife Karakaya)

Tutkulu Perçem PDF indirme linki var mı?

Sevgi Soysal - Tutkulu Perçem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tutkulu Perçem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sevgi Soysal Kimdir?

Sevgi Soysal (d. 30 Eylül 1936, İstanbul - ö. 22 Kasım 1976, İstanbul) Türk yazar. Aslen Selanik'li mimar-bürokrat bir babayla Alman bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak büyüyen Sevgi Yenen, 1952'de Ankara Kız Lisesi'ni bitirdi. Bir süre Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Arkeoloji okudu.

1956 yılında şair ve çevirmen Özdemir Nutku ile evlendi, birlikte Almanya'ya gittiler. Göttingen Üniversitesi'nde arkeoloji ve tiyatro dersleri izledi. 1958'de Türkiye'ye döndü ve Korkut adını verdikleri bir oğlu oldu. 1960 ile 1961 tarihlerinde Ankara'da Alman Kültür Merkezi ve İrtibat Bürosu'nda ve Ankara Radyosu'nda çalıştı. Bu dönemde, toplum karşısında bireyin tedirginliğini öne çıkaran ''yeni gerçeklik'' akımından izler taşıyan öykü ve yazıları Dost, Yelken,Ataç, Yeditepe ve Değişim dergilerinde yayımlandı. 

1961'de Ankara Meydan Sahnesi'nde Haldun Dormen'in yönettiği Zafer Madalyası adlı oyunda tek kadın rolünü oynadı. İlk öykü kitabı Tutkulu Perçem, 1962 yılında yayımlandı. Zafer Madalyası oyununda tanıştığı Başar Sabuncu ile 1965'te evlendi. Aynı yıl TRT'de program uzmanı olarak çalışmaya başladı. 1965-1969 yılları arasında Papirüs ve Yeni Dergi'de öyküleri yayımlandı. Bu arada tezini vererek arkeoloji diplomasını aldı. Teyzesi Rosel'in kişiliğinden yola çıkarak, birbirine bağlı öykülerden oluşan Tante Rosa'yı yazdı. Kadın-erkek ilişkisi ve evlilik temasını işlediği ilk romanı Yürümek'le TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü'nü kazandı.

12 Mart dönemi, Sevgi Soysal'ın hayatı ve yazarlığı üzerinde derin izler bırakan bir dönem oldu. Yürümek, müstehcenlik gerekçesiyle toplatıldı ve Sevgi Soysal, kısa bir tutukluluk ardından TRT'den ayrılmak zorunda kaldı. Anayasa profesörü Mümtaz Soysal'la, Soysal'ın komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklu kaldığı Mamak Cezaevi'nde evlendi. Siyasal nedenlerle tekrar tutuklandı ve sekiz ay Yıldırım Bölge'de, iki buçuk ay da sürgüne gönderildiği Adana'da kaldı. Cezaevinde yazdığı Yenişehir'de Bir Öğle Vakti adlı romanıyla 1974 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı. Kızları Defne Aralık 1973'te, Funda ise Mart 1975'te doğdu. Adana'da sürgünde bulunan bir kadının başından geçen olaylar etrafında 12 Mart'ı eleştirdiği romanı Şafak, 1975'te yayımlandı. Bu dönemde Anka Haber Ajansı ve Sosyalist Kültür Derneği'nin kuruluşunda rol aldı. Politika gazetesinde tefrika edilen cezaevi anıları Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu başlığıyla kitaplaştırıldı (1976).

Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle 1975 sonbaharında bir göğsü alındı. Hastalık izlenimlerini ve 12 Mart sonrası değişimi anlatan öykülerini topladığı Barış Adlı Çocuk, 1976'da yayımlandı. Eylül 1976'da bir ameliyat daha geçirdi ve tedavi için eşiyle birlikte Londra'ya gitti. Üzerinde çalıştığı son romanı Hoşgeldin Ölüm'ü tamamlayamadan 22 Kasım 1976'da İstanbul'da 40 yaşında öldü. Yeni Ortam ve Politika gazetelerine yazdığı yazılar, Bakmak (1977) adlı kitapta toplandı.

Sevgi Soysal Kitapları - Eserleri

  • Tante Rosa
  • Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
  • Yürümek
  • Şafak
  • Tutkulu Perçem
  • Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
  • Barış Adlı Çocuk
  • Hoş Geldin Ölüm - Tutkulu Perçem
  • Bakmak
  • Radyo Konuşmaları - Hoş Geldin Ölüm
  • Venüslü Kadınların Serüvenleri
  • Türkiye'nin Kalbi, Kabul Günleri
  • Tekliğin Türküsü

Sevgi Soysal Alıntıları - Sözleri

  • Kim aynadaki görüntüsünü usanmadan seyredebilir? Kim kendi sesini dinleyebilir saatlerce çıldırmadan? (Yürümek)
  • Boş verin be analar! Erkeklik sizde kalsın. Varsın, devleti ve milleti ve esir Türkler'i ve de dünya Türklüğu'nü korumakla meşgul büyük erkeklerimiz sizleri ellerinin tersiyle geri çevirsinler. Varsın büyükelçilere, resepsiyonlara, dünyanın önemli erkeklerine açıladuran salonlar, sizin dertlerinizi dinlemeye gelince kapanadursun. Varsın basınından parlamentosuna, işçi sendikalarından hükümetine, çok erkek bir toplum çocuklarınızın can güvenligine yan çizerken, sizler tek başınıza, her şeyi göze alarak, çocuklarınız için, yalnız kendi çocuklarınız değil, bu yurdun kıyıma terk edilmiş bütün gençleri için kendinizi siper ededurun. Cesaret sizin, yigitlik sizin. Siz doğumu bilirsiniz, kimi erkekler bir burun kanamasına yataklara düşerken, doğumu bilen siz analar, hayatı da bilirsiniz. Onun için varın; erkekliği ocak ve hayat söndürmeye, zürriyetsizliğe, iyi, güzel ve umut olan ne varsa yok etmeye dönüştürenlerin, canlarınızın canını almaya kalkanların, doğanın en haklı savaşıyla üstlerine üstlerine varın! (Bakmak)
  • Biz terbiye gördük. Nasılsın, denince, iyiyim dememiz bundan. (Barış Adlı Çocuk)
  • Yeni yılı kutluyorlar... Niçin kutlamasınlar yeni yılı, en az eskisi kadar rahat geçirmeyi garantiye aldılarsa? (Türkiye'nin Kalbi, Kabul Günleri)
  • Ama vergi yolsuzluğunu mu kurcaladın, hemen soy sop ve kan, kafa ve de tas denetçilerinin hışmına uğrarsın. "Sizi Türk olmayanlar sizi kanı bozuklar sizi." (Bakmak)
  • Ama olamaz. Eğer ölüm varsa, daha güzel bir hayatın, daha uygar insanların, daha insanca kuracakları bir hayatın gereği için var. Yoksa ölüm, insanlar arasındaki kavgayı, bir insan ömrü içinde aşamadıkları sevgisizliği, çirkinliği daha kötü bir dünyaya aktarmak isteyenler için değildir. (Radyo Konuşmaları - Hoş Geldin Ölüm)
  • “Emir demiri, ticaret ve kâr emiri keser” diyen kimdi? Behice Hanım mıydı? Hatırlamıyorum. (Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu)
  • Ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar çok alıştım ki. Ve her şeyin yeniden bir bir var olmasına o kadar alışığım ki. (Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu)
  • Benim seçtiğim tutukluluk, yine de özgürlük demektir. Ötekini ortadan kaldırmayan, ama benim düşünceme göre ötekini içeren bir özgürlüktür (Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu)
  • Bir soluk almaya gelmiştim buraya. İçimde, bir köşemde gizli bir soluğu almaya. (Tutkulu Perçem)
  • Güzel şeyler dar yerlere sığmaz. İnsanların mutluluğu gibi. (Şafak)
  • Sokağa çıkılmaz oldu artık. Her yerde haksızlık. Her yerde edepsizlik. (Yenişehir'de Bir Öğle Vakti)
  • Bilip unuttuğu en kurtarıcı, en iyi edici sese döndü. Sese sarıldı, sesle örttü çıplaklığını. (Yürümek)
  • "Yıkanık suyum benim. Evreni senden görmek istiyorum. O zaman gördüğüm evren değil sensin çünkü, yalnızca sen, sen sen!" (Yürümek)
  • Tarafsız radyo; yayın yaptığı ülkenin sorunlarına, gerçeklerine, faydasına yönelen, sorunların çözümü ve toplumun faydası tarafında olan; bu görevi bilimsel ve bilinçli bir tarafsızlıkla gerçekleştiren radyodur. (Venüslü Kadınların Serüvenleri)
  • 1. Erkek: O günlerden bu yana avlarımızı sapan yerine okla vurmayı, mağaralarda değil kulübelerde oturmayı, avlanmadığımız eti ısıtıp yemeyi, karanlık gecelerde ateş yakmayı öğrendik. 1. Kadın: Bizleri saymayı öğrenemediniz ama. (Venüslü Kadınların Serüvenleri)
  • Gün batımlarını sevmem. Güneş bütün görkemiyle üstüme abanıyormuşçasına ezilir içim. Güneşin batışıyla birlikte içimin de kararması gerekirmiş gibi kasvetlenirim. Aydınlıkla karanlık arasındaki bu geçiş dönemi boyunca sürer bu kasvet. Açıklık yerde, güneş batarken toprağa kavuşuyormuş gibi görünür, oysa yoktur böyle bir kavuşma, güneş o bize kavuşma noktası gibi görünen yerde de, en az bizim olduğumuz yerdeki kadar uzaktadır, belki budur çoğu kişiye yalnızlık duygusu veren. (Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu)
  • İkinci Dünya Savaşı'ndan sakat olarak dönüp genç yaşta ölen büyük Alman yazarı Wolfgang Borchert boşuna mı sesleniyordu analara: "Hayır deyin analar, bir gün çocuklarınızı savaşa sürmek isteyenlere hayır deyin!" (Radyo Konuşmaları - Hoş Geldin Ölüm)
  • "Ne güzel suçluyuz biz hepimiz." (Tutkulu Perçem)
  • Bir güneş batımı gelirdi sonra. Bir güneş batımı vardı bu kentin, yalnızlığımı kalabalıklardan alır, geri verirdi. (Tutkulu Perçem)

Yorum Yaz