TÜVTÜRK

Yalnızlığın Özel Tarihi - Ahmet Altan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Yalnızlığın Özel Tarihi kimin eseri? Yalnızlığın Özel Tarihi kitabının yazarı kimdir? Yalnızlığın Özel Tarihi konusu ve anafikri nedir? Yalnızlığın Özel Tarihi kitabı ne anlatıyor? Yalnızlığın Özel Tarihi kitabının yazarı Ahmet Altan kimdir? İşte Yalnızlığın Özel Tarihi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 12.02.2022 12:05
Yalnızlığın Özel Tarihi - Ahmet Altan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Altan

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051416151

Sayfa Sayısı: 208

Yalnızlığın Özel Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hüsrev Bey, yattığı yerden, acıyla seyrediyordu kadını. Buradan, bu evden, kendisinden ayrılmaya hazırlanması içini burkuyordu, ansızın gelen bu aşk şiddetli bir acıyla hissettiriyordu kendisini, kadının gitmesine engel olmak, gerekirse yalvarmak istiyordu, ilk kez bir insana böylesine bağlanmıştı. Rosemary'den ayrılmak istemiyordu, burada, bu odada ya da başka bir yerde, başka bir evde ama daima Rosemary'yle birlikte olmak istiyordu. Rosemary gidince, her şey de onunla birlikte gidecekti, geriye büyük bir boşluk kalacaktı. O boşluğu taşımaya gücü yetmeyecekti. Rosemary'nin bir şeyler söylemesini bekliyordu. Onun da aynı üzüntüyü paylaştığını söylemesini, yeniden biraz önce yatakta olduğu gibi ağlamasını istiyordu. Rosemary, saçlarını tarayıp usta hareketlerle ensesinde topuz yaptı, ellerinin hareketi Hüsrev Bey'i üzüyordu, o hareketler kendisine yabancıydı, Rosemary'nin saçlarını tarayıp topuz yapmasını daha önce hiç görmemişti, kadında kendisinin tanımadığı en küçük bir harekete, söze, duyguya katlanamıyordu, saçlarını tarayış biçimine bile dayanamıyordu, saçlarını taraması, sanki yatakta aralarında kurulan yakınlığı, sevgiyi, aşkı bozuyordu.

(Tanıtım Bülteninden)

Yalnızlığın Özel Tarihi Alıntıları - Sözleri

  • "Kendimi terk edip gitmekten korkuyorum, ben beni bırakıp gidivereceğim sanki, bence çıldırmak bu işte, kendimi bırakıp gidivermek, kalan da giden de yabancı olacak bana."
  • Aşka lanet eder, unutmaya çalışır, acıyı öldürebilmek için aşkı da öldürmeye uğraşırsınız. Ve “unuttukça bir şeyler eksilir” sizden. Acıdan kurtulabilmek için eksilmeye bile razı gelirsiniz .
  • "Hiçbir şey ve herşey, hepimiz gibi onun da hayatını altüst etti."
  • Sonra senin de beni sevdiğini gördüm, buna çok şaşırdım işte... Beni birinin böyle sevebileceğini hiç düşünmemiştim... Tam ben seni sevdiğim sırada sen de beni sevmeye başladın... O zaman duyduğum pişmanlık daha da arttı... Artık çok geçti çünkü... Sevmek için değil belki, insan ne zaman olsa sevebilir, ama sevilmek için çok geçti, ben yavaş yavaş ölüme yaklaştığımı hissediyordum...
  • Bir uçurumu onu hiç fark etmeden içinde taşımak mı, yoksa hayatın başka türlü yaşanacağını da gördükten sonra kederli bir yalnızlıkla içinizdeki uçurumu fark etmek mi?
  • Kendimi terkedip gitmekten korkuyorum, ben beni bırakıp gidivereceğim sanki, bence çıldırmak bu işte, kendimi bırakıp gidivermek, kalan da giden de yabancı olacak bana.
  • Aslında biz hiç yaşamamalıydık…
  • Biz kimseyi sevemeyecek insanlarız, belki birbirimize çok benzediğimiz için birbirimizi sevdik…
  • Acaba beni bu kadar tedirgin eden şey, geceler düşlerimde anlayıverdiğim kendimle ilgili o gerçek mi, yoksa o gerçeği uyanıkken kavrayamamak mı? Bunu bile tam bilemiyorum.
  • 'Yaşamımın korkunç bayalığı yok olup gitti. Onun kollarının sığınağından başka hiçbir şey kalmadı. Kuşkusuz, bir hafta önce bütün bunlara katlanabilirdim; çünkü sevmenin sevilmenin, tutkuyla hayran olmanın gerçek anlamda ne olduğunu daha bilmiyordum.'
  • Sevince bağlanırsın, kendini unutursun, işini unutursun, esir olursun, esarettir sevgi, başka bir şey değil, esaret gülünçtür, esir düşene acırım.İnsan tek doğar, tek ölür.
  • Birden sana acıdım, yalnız olduğunu fark ettim. Yalnızlığın benim yalnızlığıma benziyordu, öteki insanlarla alakalı bir yalnızlık değildi bu, çevrede kim olursa olsun sen yalnızdın. Benim gibi yani... Senin hâline üzüldüm.
  • Kendimi terk edip gitmekten korkuyorum, ben beni bırakıp gidivereceğim sanki, bence çıldırmak bu işte, kendimi bırakıp gidivermek, kalan da giden de yabancı olacak bana. Çıldırmaktan niye korktuğumu bilmiyorum ama arada bir, sık sık değil, sanki içimde biri varmış, ben onu tutamadan kaçıp gidiverecekmiş duygusuna kapılıyorum, ya giderse ne yaparım diye düşünüyorum, çaresizlik ürkütüyor beni. Aslında içimdeki herhangi bir parçanın gitmesinden çok, böyle bir şeyden korkmanın delilik olduğunu seziyorum. Beni korkutan da bu korkunun kendisi, bu korkunun varolması beni dehşete düşüren şey. Sonra bu korku kayboluyor, içimdeki sıkışma çözülüyor, rahatlıyorum, birden ya bir gün bu korku gitmez de içimde kalırsa, ben de delirirsem diye yeniden korkuyorum. Bir gün biliyorum ki bu korku büyüyecek, tümüyle bana sahip olacak, beni kavrayıp içine alacak, bunun bir saçmalık olduğunu, çıldırmakta olduğumu fark edemeyeceğim, yalnızca korkacağım, korkup saklanmaya çalışacağım, neden saklandığımı bilmeden, başımı yorganların altına gömeceğim.
  • “delirmek çok acıklı bir şeydir, hiçbir güzelliği yoktur”
  • "Sevince bağlanırsın, kendini unutursun, işini unutursun, esir olursun, esarettir sevgi, başka bir şey değil, esaret gülünçtür, esir düşene acırım. İnsan tek doğar, tek ölür..."

Yalnızlığın Özel Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Üç Yalnızın Romanı: Yalnızlığın Özel Tarihi, Ahmet Altan’dan okuduğum dördüncü kitap. Üzülerek okuduklarım arasında en son sırayı veriyorum bu kitaba. Bir konakta yaşan üç yalnız insanın hikayesi bu. Nermin, Nermin’in dedesi Hüsrev Bey ve büyük teyze dediği Müberra Hanım’ın hayatına şahit oluyoruz. Bu üç yalnızın yalnızlıkları, bir arada yaşayıp da birbirlerine ulaşamayışları güzel yansıtılmıştı. Bir bölüm Hüsrev’in gençliğine giderken diğer bölümde Nermin’in bugünündeyiz. Sonraki bölüm hoop Hüsrev’in bugünü. Yani bölümler arasında bazen büyük zaman atlamaları var. Genel olarak anlatılan hikayenin de büyük boşlukları doldurulmamış. Öyle bir yerde bitti ki kendimi yarım hissettim. Ne oldu şimdi? diye kaldığım bir kitaptı. Kurgu bilerek mi böyle yarım kalmış yoksa yazar bir eksiklik hissetmemiş mi bunu yazarken bilemiyorum. Kısacası Kılıç Yarası Gibi’yi okumuş biri olarak bu kitabı yeterli bulmadım. İlk kez Ahmet Altan okumak isterseniz bu kitapla başlamayın. Zamanınız varsa ve rahat bir roman okumak isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz. Ama okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz bence. https://www.instagram.com/p/BwNJUH6JDti/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=u1pzuyxlc69t (nihal)

Bir gün hiç okumadığımız bir yazarın bir eseriyle tanışırız ve bu eser aynı yazara ait diğer eserleri okumak konusunda bizlere adeta bir referans olur. Çoğu zaman yazarı tanımamıza vesile olan eser, zihninimizde enfes bir tad bıraktığında sonraki eserlerde de aynı etkiyi yakalamak isteriz. Çünkü artık yazarın etki gücüne dair bir seviye oluşmuştur okuyucuda, bilirsiniz. Bu etkiyi diğer eserlerde yakalayamayınca ister istemez iki eseri de yazan aynı yazar mı diye düşünmeden edemiyor insan. Ahmet Altan'ı 'Kılıç Yarası Gibi' serisiyle tanımıştım. Gerek bu eseri gerek devam niteliğinde olan 'İsyan Günlerinde Aşk' ve 'Ölmek Kolaydır Sevmekten' kitaplarını okuduğumda yazarın üslubu beni fazlasıyla etkilemişti. Sonrasında okuduğum eserlerinde de hep aynı tadı aradım elimde olmadan. Son Oyun, Bir Hayat Bir Hayata Değer ve şimdi de Yalnızlığın Özel Tarihi... Ne yazık ki aynı etkiyi bulmak bir yana, yaptığım okuma sıradan olmaktan öteye gidemedi. Eserde olaylar birbiriyle kısmen ilintili birkaç karakterin penceresinden ulaşıyor okuyucuya. Biraz Hüsrev Bey'i dinliyoruz, biraz da torunu Nermin'i. Karakterler üzerinden yalnızlık olgusu ele alınmış fakat bu olgudan ziyade yeterince sağlam olmayan kurgu ön plâna çıkmış/ çıkarılmış. İsterdim ki Ahmet Altan, o güzel üslubuyla, kelimeleri dans ettirsin ve bizlere yalnızlığa dair daha derin şeyler hissettirsin. Sürekli duyduğumuz, kimi zaman yaşadığımız, şahit olduğumuz yalnızlık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyebilmek isterdim. Bunu yapabilirdi Ahmet Altan biliyorum ama olmamış. Eserin bitiminde 'Ne oldu şimdi?' dercesine bir durum yaşadım. Zira sonuna dek 'Altan şimdi beni şaşırtacak' ümidiyle sayfaları çevirdim. Alelacele bağlanmış, tatmin etmeyen bir son ve hayal kırıklığıydı yaşadığım. Güçlü bir etkisi olmayan, vakit geçirmek için okunabilecek bir eser. (Şeyma Öztürk)

Bence Ahmet Altan Türk edebiyatı içerisinde kendini kanıtlamış bir yazar...kadınları çok iyi çözümlemiş ve onların yaşadıklarını, hissettiklerini çok iyi tasvir edebiliyor..Bence yalnızlığın özel tarihi özellikle insanların kendi iç hesaplaşmalarını bizlere çok başarılı ve direk olarak sunmuş.. (Kupa Kızı Sinek Valesi)

Kitabın Yazarı Ahmet Altan Kimdir?

Ahmet Hüsrev Altan (d. 1950; Ankara), yazar ve gazeteci.

Gazetecilik kariyeri

Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet'te çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir "Kürdiye" ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle işinden çıkarıldı.

Taraf gazetesinin kurucusudur. 2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin Alev Er ile birlikte genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş, daha sonra Alev Er'in ayrılmasıyla genel yayın yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etmiştir. Ayrıca aynı gazetenin Kum Saati adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazmıştır. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiği Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan “Özgürlük ve Medyanın Geleceği" Ödülü'ne layık görülmüştür Ahmet Altan ayrıca 2011 yılında üçüncüsü düzenlenen ve Ulusulararası Hrant Dink vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere layık görülen "Hrant Dink Barış Ödülü"nün de sahibidir. Aralık 2012'de, Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etmiştir.

TV programcılığı

Bunun yanında, doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırlamış ve sunmuştur.

Özel hayatı

Yazar ve eski milletvekili Çetin Altan'ın oğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat profesörü ve yazar Mehmet Altan'ın ağabeyidir. İki çocuk babasıdır.

Ahmet Altan Kitapları - Eserleri

  • Aldatmak
  • En Uzun Gece
  • İçimizde Bir Yer
  • İsyan Günlerinde Aşk
  • Kılıç Yarası Gibi
  • Kristal Denizaltı

  • Tehlikeli Masallar
  • Son Oyun
  • Ölmek Kolaydır Sevmekten
  • Sudaki İz
  • Karanlıkta Sabah Kuşları
  • Gece Yarısı Şarkıları
  • Ve Kırar Göğsüne Bastırırken

  • Bir Hayat Bir Hayata Değer
  • Hayat Hanım
  • Dört Mevsim Sonbahar
  • Yalnızlığın Özel Tarihi
  • Yabani Manolyalar
  • Berfin
  • I Will Never See the World Again

  • Dört Mevsim Sonbahar-Tehlikeli Masallar

Ahmet Altan Alıntıları - Sözleri

  • "O gitmez" dediğin kaç kişi gitti? Asla kopamayacağını sandığın kaç kişiden koptun? Hafızanda birer soluk hayalet şimdi onlar ve sen onların hafızasında soluk bir hayaletsin! Gelecek, hayatından kimleri soluk hayaletlere çevirecek?" (İçimizde Bir Yer)
  • Ama bazıları çok şaşırtıcıydı. Onların hastalıklarını yüzlerinden okuyamıyordunuz. (İçimizde Bir Yer)
  • "- Düşmanlarımızı öldürdük, dedi. Niye düşman olduğumuzu Tanrı bilir. - Düşmanlarımız değildi, dedi Ömer, ama bize ateş ediyorlardı. Biz de onları öldürdük. - Biz de onlara ateş ediyorduk. - Eh, gelecek sefer de onlar bizi öldürürler, ödeşiriz." (Sudaki İz)
  • "Yazarken bildiklerini yaşarken bilmediğine" karar vermişti. (İçimizde Bir Yer)
  • Ulusal onuru’ bu kadar değerli, ‘ulusal parası’ bu kadar değersiz başka bir ülke bulmak çok zordur. (Ve Kırar Göğsüne Bastırırken)
  • Erkeklerin dünyasında başarılı olmak için erkeklerden daha vahşi olmak zorundaydılar.. (Aldatmak)

  • Yıllarca ıssız adada kalmış birinin, kendi yüzünün ne hale geldiğini görmek için ayna araması gibi bir telaşı vardı, (Tehlikeli Masallar)
  • Bu şehrin her tarafından ihanet, cinayet, kan sızıyor. (Kılıç Yarası Gibi)
  • Aslında biz hiç yaşamamalıydık… (Yalnızlığın Özel Tarihi)
  • “Bazen bir insanın yokluğu bütün dünyayı bomboş yapıyordu..” (En Uzun Gece)
  • 'gelecek, insanların içinden bir ışık fışkıracağını bekledikleri bir karanlıktı faniler için.' (Kılıç Yarası Gibi)
  • Heyecanı macerada değil başarıda buluyordu.. (Aldatmak)
  • Yalanımız, gerçeğimizden daha yakındır bize. (Gece Yarısı Şarkıları)

  • Yeryüzünde iki tür insan vardır Anibal, dedi. Biri bildiğimiz normal insanlar birisi de kadınlar. Kendinle kıyaslayarak anlayamazsın onları. (Sudaki İz)
  • Like Borges, you can answer the mugger who demands, 'Your money or your life,' with, 'My life.' The power you will gain is limitless. (I Will Never See the World Again)
  • Hayatı yaşamak üzüntü verici bir şey. Ben de hayatımı, hayat üzerine düşünerek geçirmeye karar verdim. (Bir Hayat Bir Hayata Değer)
  • "İyi" sözcüğü neredeyse anlam değiştirmişti hayatımda. (Son Oyun)
  • __Eğer birgün hayatıma ihtiyacın olursa gel ve al onu... (İçimizde Bir Yer)
  • — Sen iyi bir çocuksun Nizam güldü : — Benim iyi bir çocuk olduğumu sizden başka kimse bilmiyor, siz nereden biliyorsunuz? — Acı çekiyorsun oğlum... Acı çektiğini görüyorum... Oradan biliyorum (Ölmek Kolaydır Sevmekten)
  • "Ve acaba kaçımız gelecek korkusu yüzünden geleceğimizi kaybettik?" (Kristal Denizaltı)

Yorum Yaz