Kolajen Nedir?

ÖNE ÇIKANLAR KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Kolajen (kollajen olarakta yazılabilir); deri, kemik, kas, eklem, diş, kornea ve dokularda bulunan insan vücudundaki proteinin üçte birini oluşturan proteindir. Yunanca ‘’kolla’’ yapıştırıcı, bağlayıcı anlamına gelir. Kolajeni dokuları bir arada tutan bir yapıştırı gibi düşünebiliriz ayrıca dokulara destek olur.

En az 16 farklı kolajen türü vardır, bunların yüzde 80 veya 90'ı tip 1, 2 ve 3'ten oluşmaktadır. Birbirinden farklı olan bu türlerin farklı işlevleri vardır.

Tip I: Bu tür vücuttaki kolajenin %90’ını oluşturuyor. Deri, kemik, tendon, lifli kıkırdak, bağ dokusu ve dişlere yapı sağlıyor.

Tip II: Eklemlerimizi destekleyen elastik kıkırdakta bulunur.

Tip III: Bu tür vücudumuzdaki kasların, organların ve arterlerin yapısını düzenliyor.

Bu kolajen türleri vücutta sentezlenebildiği gibi dışarıdan da alınabilir. Endojen kolajen, vücut tarafından sentezlenen doğal kolajendir.Eksojen kolajen sentetiktir (yapay). Takviyeler gibi dışarıdan bir kaynaktan alınır.

2.      KOLAJENİN ETKİLERİ NELERDİR?

  • Yüksek protein içeriğinden dolayı beslenmede destekleyici etkileri vardır.
  • Gıdalarda düşük glisemik indeks etkilidir, düşük glisemik beslenme yağ depolarının azalmasına ve vücut yağının yakılmasına neden olur ve kilo vermeyi kolaylaştırır.
  • Saçları kuvvetlendirici ve uzatıcı etkilidir.
  • Deride genç görünümü, esnekliği, pürüzsüzlüğü arttırır ayrıca kırışıklıkları önleyici etkilidir.
  • Derinin su tutma kapasitesini ayarlayıcı etki, su tutma kapasitesinde azalmalar olursa cilt kurur ve lekeler oluşabilir.
  • Eklem iltihabını, ağrılarını ve kemik erimesini engelleyici etkilidir.

3.      KOLAJEN ÜRETİMİNDEKİ AZALMALAR NEDEN OLUR ?

Yaşlanma, yaş aldıkça ciltte kolajen miktarında azalmalar olur. Özellikle otuzlu yaşlardan itibaren kolajen miktarı her yıl yaklaşık %1 oranında azalma olur.

Çok fazla şeker ve rafine karbonhidrat yemek, şeker kolajenin kendi kendini onarma yeteneğini engeller. Rafine karbonhidratlar (işlenmiş karbonhidrat; sofra şekeri, bisküvi, çikolata) yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli (sebze, tam tahıl).

Sigara kullanımı, sigara kolajen üretimini azaltır. Bu, yara iyileşmesini geciktirebilir ve kırışıklıklara neden olabilir.

Uyku düzensizliği,

Menopoz,

Aşırı stres,

Hava kirliliği,

UV ışınlarına maruz kalma, güneş ışığında doğal olarak bulunan ultraviyole (UV), kolajen üretimini azaltabilir. Çok fazla güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılmalı.

4.      VUCUTTA KOLAJENİN AZALDIĞI NASIL ANLAŞILIR?

Kolajen kaybı sonucunda deri esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını kaybeder, renk değişimleri (kahverengi lekeler) oluşabilir. Sarkmalar, donuk ve kırışık bir görünüm oluşur. Tırnakların ve saçların çabuk kırılması, ciltte yaşla uyumsuz bir kırışık artması, yorgunluk ve kas güçsüzlüğü, eklem ağrıları gibi belirtiler kolajen eksikliğinin belirtileridir.

5.      KOLAJEN ÜRETİMİ DİYETLE ARTTIRILABİLİR Mİ?

Sağlıklı bir diyet yani yeterli ve dengeli bir diyetle, vücudun kolajen üretmesine yardımcı olabilir.

Kolajen hayvansal gıdaların bağ dokularında bulunur. Kemik suları en zengin kolajen kaynağıdır. Ayrıca kırmızı et, balık, tavuk eti, ginseng, turunçgiller, süt ürünleri ve yumurta vb. yiyeceklerde kolajen içerir.

Kolajen etkisini arttırabiliriz bunun için gerekli amino asitleri ve diğer besinleri sağlayarak vücudun kendi başına kolajen üretmesine yardımcı olmalıyız.

Kolajen oluşumunu destekleyebilecek besinler şunları içerir:

Prolin: Yumurta beyazı, et, peynir, soya ve lahanada bulunur.

Antosiyanidinler: Böğürtlen, yaban mersini, kiraz, kuşkonmaz, nar ve ahudududa bulunur.

C Vitamini: Portakal, çilek, kırmızı biber, ıspanak, marul ve brokolide bulunur.

Bakır: Kabuklu deniz ürünleri, yağlı tohumlar, karalahana, kırmızı et ve biraz içme suyunda bulunur.

A Vitamini: Hayvansal kaynaklı gıdalarda ( karaciğer, balık yağı,tereyağı, süt) ve bitkisel besinlerde (ıspanak, pırasa, kabak, havuç) beta-karoten olarak bulunur.

Vücudumuz, dengeli bir diyet uyguladığında ihtiyacımız olan tüm kolajeni üretebildiğinden, takviyeler herkes için gerekli değildir. Belirli sağlık yararlarından yararlanmak veya kollajen eksikliği veya diğer durumların tedavisine yardımcı olmak için kolajen takviyesi kullanılabilir.

6.      SIKLIKLA KULLANILAN KOLAJEN FORMLARI VE DOZLARI NELERDİR?

Mümkünse kolajen peptit içeren takviyeler tercih edilmelidir.

  • Eklem sağlığı için Tip II,
  • Cilt, saç ve tırnak sağlığı için Tip I ve Tip III kolajen içeren ürünler kullanılmalıdır. .

7.      KOLAJEN TAKVİYELERİNİN FAYDALARI VAR MIDIR?

Kas kütlesi: 2019’da erkeklerde yapılan bir çalışma, kolajen peptit takviyelerinin kas kütlesini ve gücünü plasebodan daha fazla artırdığını gösterdi.

Cilt sağlığına etkisi: 2019’da yapılan sistematik bir derlemede kolajen takviyesinin kullanıldığı tüm çalışmalar değerlendirildi. Araştırma sonucuna göre; yara iyileşmesi ve cilt sağlığı için çalışmalar umut vericidir. Kolajen ayrıca çizgi ve kırışıklıkları en aza indirerek cildin görünümünü iyileştirmek için topikal tedavilerde ( topikal uygulama; kremler, köpükler, jeller, losyonlar ve merhemlerin deriye uygulanması) kullanılıyor.

Eklem sağlığına etkisi: Kolajen takviyesinin eklem sağlığına etkisini araştıran bir çalışmada 6 ay boyunca günlük alınan 40 mg kolajenin bireylerde eklem ağrısını ve sertliğini azalttığı görüldü.

8.      KOLAJEN KULLANMAYA NE ZAMAN BAŞLANMALI?

Kolajen takviye olarak alınabilsede vücudumuzda da üretilebildiğini unutmamalıyız. Pek çok faydası olan kolajen 20 ile 25 yaş aralığında vücutta en yüksek seviyesindedir. Fakat 25 yaş üzerinde vücudumuzda kolajen seviyeleri azalmaya başlar. Bu nedenle azalmaya başlayan kolajen için 30’lu yaşlarda kolajen takviyesine başlanılabilir.

 

Uzm. Dyt. Dilan ÖZGÜN

Uzm. Diyetisyen Dilan Özgün, Kızıltepe'de doğdu. İlk Orta ve Lise eğitimini Mardin'de tamamladı. Yüksek öğrenimini, Bir yılı İngilizce hazırlık olmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi, Beslenme ve Diyetet

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle