Aile Çökerse, İstikbal Susar
Aile Çökerse, İstikbal Susar
Aile, yalnızca aynı çatıyı paylaşmak değildir; kalpleri muhabbetle mezcetmek, ruhları şefkatle birbirine rabtetmek ve hayatın bütün imtihanlarını aynı duaya “âmin” diyerek karşılamaktır. O hane ki içinde hürmet, sadakat, uhuvvet ve hüsn-ü muaşeret hâkimdir; işte orası dünyanın en ihtişamlı saraylarından daha kıymetli, daha huzurlu ve daha bahtiyardır.
Ne hazindir ki yaşadığımız asırda en büyük fakirlik, cüzdanların boşalması değil; gönüllerin muhabbetten mahrum kalmasıdır. En büyük musibet, evlerin küçülmesi değil; kalplerin birbirine yabancılaşmasıdır. En büyük felaket ise yuvaların sessizce yıkılması, çocukların anne ve baba sevgisine hasret büyümesidir.
Bugün boşanma rakamlarına baktığımızda yalnızca dağılan aileleri görmeyelim. O rakamların ardında gözyaşına boğulan çocuklar, sessizce yıkılan hayaller, ömür boyu taşınacak kırgınlıklar ve istikbali zedelenen bir cemiyet vardır. Çünkü aile çökerse yalnız bir ev değil; bir nesil sarsılır, bir medeniyet yara alır.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin ifade ettiği gibi: “Muhabbet, şu kâinatın bir rabıtasıdır.” Muhabbetin çekildiği yere huzursuzluk yerleşir; şefkatin terk ettiği haneye yalnızlık çöker. Muhabbetin olmadığı yerde ne servet huzur verir ne de makam saadet getirir. Çünkü huzurun anahtarı eşyada değil, gönüllerin birbirine açılmasındadır.
Aileyi ayakta tutan kusursuz insanlar değildir. Çünkü kusursuz insan yoktur. Aileyi ayakta tutan; sabırdır, affetmektir, diğergâmlıktır, fedakârlıktır ve her şeye rağmen “Biz bir aileyiz.” diyebilmektir. Zira bir yuvayı yıkan ihtilaflar değil, kalplerin birbirine kapanması; gururun, muhabbetin önüne geçmesidir.
Bugün modern hayat insana daha konforlu evler sunmuş olabilir; fakat daha huzurlu yuvalar sunamadı. Teknoloji mesafeleri kısalttı ama gönülleri yakınlaştıramadı. Aynı evde yaşayan nice insanlar, aynı sofraya otursa da aynı kalpte buluşamıyor. Çünkü muhabbetin yerini enaniyet, fedakârlığın yerini menfaat, sabrın yerini tahammülsüzlük aldı.
Unutmayalım ki çocuklar en güzel terbiyeyi nasihatlerden değil; anne ve babalarının birbirine gösterdiği hürmetten öğrenir. Bir evde sevgi varsa çocuk güvenle büyür. Bir evde merhamet varsa umut yeşerir. Bir evde dua varsa bereket eksik olmaz. İşte bu sebeple aile, yalnız bugünün değil; yarınların da en büyük emanetidir.
Geliniz, fânî hevesler uğruna bâkî saadetimizi heba etmeyelim. Birbirimizi kırmadan konuşmayı, yargılamadan dinlemeyi, vazgeçmeden sevmeyi yeniden öğrenelim. Enaniyeti terk edip muhabbeti çoğaltalım; öfkeyi değil şefkati, ayrılığı değil vahdeti tercih edelim.
Çünkü sağlam aile, sağlam bir milletin ruhudur.Ailenin çöktüğü yerde cemiyet ayakta kalamaz; şefkatin söndüğü yerde vicdan yeşeremez. Bugün aileyi muhafaza etmek, yarınlarımızı muhafaza etmektir. Zira istikbal, beton binalar üzerinde değil; muhabbetle kurulmuş aileler üzerinde yükselir. Ve unutulmamalıdır ki bir milletin en büyük serveti ne hazineleridir ne de gökdelenleridir; birbirine sımsıkı sarılan, duasını ve sevgisini eksik etmeyen aileleridir.
Editör: Beşir Şavur
