Belediyecilik, Emanettir; İhmalin Mazereti Olamaz Kızıltepe Artuklu Belediyesi
Belediyecilik, Emanettir; İhmalin Mazereti Olamaz (Kızıltepe / Artuklu Belediyesi)
Bir şehrin sokaklarına bakınız; orada yalnız asfaltı değil, idare anlayışını da görürsünüz. Bir mahallenin kaldırımlarına bakınız; orada yalnız taşları değil, vicdanın ne kadar diri kaldığını da okursunuz. Çöp yığınları, bakımsız parklar, sivrisinek istilası, bozuk yollar ve ihmale terk edilmiş caddeler… Bunlar sadece belediyecilik eksikliği değildir; aynı zamanda mesuliyet duygusunun zayıfladığına dair sessiz fakat ağır birer şahittir.
Bugün Kızıltepe ve Artuklu’nun birçok mahallesini gezen vatandaşların ortak serzenişi aynıdır: “Bu şehirler gerçekten yönetiliyor mu?”
Siyasetin hararetli nutuklarıyla meydanları doldurmak kolaydır. Zor olan ise bir mahallenin çöpünü zamanında toplamak, vatandaşın suyunu kesintisiz ulaştırmak, yollarını güvenli hâle getirmek ve çocukların oynayacağı parkları temiz tutmaktır. Belediyecilik, söz sanatı değil; hizmet sanatıdır.
Ne yazık ki son yıllarda hizmetten çok mazeret, icraattan çok propaganda konuşulur oldu. Her eleştiriye siyasi bir kalkan hazırlanıyor. Hâlbuki vatandaşın çöpe, sivrisineğe, çukura ve altyapı eksikliğine bakarken hangi partinin yönettiğini düşünmeye vakti yoktur. O, sadece insan onuruna yakışır bir şehirde yaşamak ister.
Kızıltepe, nüfus itibarıyla Türkiye’nin birçok ilinden daha büyük bir ilçedir. Böylesine büyük bir yerleşim merkezinin, çağdaş belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olması gerekirken; hâlâ temel hizmetlerin konuşuluyor olması düşündürücü olduğu kadar hazindir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin ifadesiyle “emanet-i kübrâ”, yalnızca omuzlara yüklenen bir vazife değil; aynı zamanda vicdan önünde verilen ağır bir sözdür. Belediye başkanlığı da, meclis üyeliği de, yöneticilik makamı da milletin emanetidir. Emanete sadakat göstermeyenler, yalnız bugünün değil yarının muhasebesiyle de yüzleşmek mecburiyetindedir.
Şehirler; afişlerle değil, hizmetlerle güzelleşir.
Bugün açıklanan gelir-gider cetvelleri elbette önemlidir. Kamu malının hesabı verilmelidir. Ancak vatandaşın görmek istediği yalnız rakamlar değildir. Çünkü muhasebe cetvelleri kâğıtta yazılır; hizmet ise caddelerde, kaldırımlarda ve mahallelerde okunur.
Personel giderleri açıklanıyor…
Akaryakıt giderleri açıklanıyor…
Mal ve hizmet alım giderleri açıklanıyor…
Yatırım kalemleri açıklanıyor…
Fakat vatandaş haklı olarak şu suali soruyor:
“Eğer bu kadar harcama yapılıyorsa, bunun eserini neden yaşadığımız şehirde göremiyoruz?”
İşte cevap bekleyen asıl mesele budur.
Hakperest bir idare, tenkitten korkmaz. Bilakis tenkidi, kendi noksanlarını tamir edecek bir fırsat bilir. Çünkü hakikî idarecilik alkış aramak değil; eksiklerini görüp onları telafi edebilmektir.
Bediüzzaman’ın ifadesiyle “İhlâs ile yapılan küçük bir hizmet, gösterişle yapılan büyük işlerden daha kıymetlidir.” Belediyecilik de ihlâs ister, gayret ister, fedakârlık ister. Makamın itibarı, makam odalarının ihtişamıyla değil; vatandaşın gönlündeki hüsnükabul ile ölçülür.
Ne acıdır ki bazı yöneticiler, sosyal medya paylaşımlarında son derece görünürken; sokaklarda aynı görünürlüğü gösterememektedir. Oysa bir idareci makamından önce mahallesini tanımalıdır. Vatandaşın derdiyle hemhâl olmayan hiçbir yönetim anlayışı uzun ömürlü olamaz.
İsraf sadece fazla para harcamak değildir. İhmal edilen her gün de bir israftır. Yapılmayan her hizmet de israftır. Geciken her yatırım da israftır. Boşa geçen her mesai de milletin hakkından eksilen bir vakittir.
Belediyecilik; siyasi kimliklerin değil, ortak vicdanın imtihanıdır. Çünkü çöpün siyaseti olmaz. Yolun ideolojisi olmaz. Suyun partisi olmaz. Temizliğin etnik kimliği olmaz. Hizmet, herkese eşit ulaştığında gerçek mânâsını bulur.
Unutulmamalıdır ki tarih; çok konuşanları değil, çok hizmet edenleri yazar. Makamlar fanidir. Koltuklar geçicidir. Alkışlar da bir gün diner. Fakat yapılan hizmetler de, yapılan ihmaller de milletin hafızasında uzun yıllar yaşamaya devam eder.
Bugün Kızıltepe’nin de Artuklu’nun da ihtiyacı yeni sloganlar değildir.
Yeni afişler değildir.
Yeni mazeretler değildir.
İhtiyaç duyulan şey; istikametli idare, şeffaf hesap, adaletli yönetim, samimi gayret ve ihlâslı hizmettir.
Çünkü şehirler ancak adaletle mamur olur. Hizmetle inkişaf eder. İhmal ise en güzel beldeleri bile zamanla sessiz bir yorgunluğa mahkûm eder.
Temennimiz odur ki bu topraklara hizmet etmekle mükellef olan herkes, makamın bir imtiyaz değil; ağır bir emanet olduğunu idrak etsin. Zira milletin duasını kazanmanın yolu hamasetten değil, hizmetten geçmektedir. Cenâb-ı Hak, bu aziz memlekete emanet şuuruyla hareket eden, hakperest, adaletli ve vicdan sahibi idareciler nasip eylesin.
Editör: Beşir Şavur
