Anlatılan cinler konusu ve bahsi edilen cinlere atfedilen söylentiler ise biz çocukların kabusu olmaya yetiyordu. İtiraf etmeliyim ki, cevre insanların anlatımıyla anlatılan cinlerden dolayı çoğu zaman gözümü kapatmaktan korkarak uykusuz kalmışımdır. Toprağı bol olan rahmetli anam yatağımın altına her ne kadar demir bir çubuk koyup "bak artık sana yaklaşamazlar" dediyse de kabus görmemi sonlandıramadı; ta ki günün birinde bir aile dostumuz evimize gelinceye kadar. Yanına çağırıp "bak oğlum sen gündüzleri daha çok neyi düşünürsen akşam rüyana o gelir girer; onun için sen neyi çok seviyor ve özlüyorsan her zaman onu düşünmeye çalış" şeklindeki söylediklerine dört elle sarılmıştım. Amcamı çok seviyordum ve amcam uzun bir zaman köyden ayrılmış, Suriye'ye geçmişti. O aile dostumuzun tavsiyesine uyarak tüm günümü amcamı düşünmekle yetinmedim. Yatağıma girer girmez tekrardan amcamın eve gelip cebinde çıkaracağı delikli kırmızı şekeri hayal edip durdum. İstemeyerekte olsa gözlerim kapanmış ve işin en güzel tarafı olan amcamla buluşmuştum.
"-Esnafla bire bir görüşülecek,
-Sivil kurumlarla görüşülecek,
-Nusaybin'in koşullarında siyasi dinamik durumunda olanlarla bire bir görüşülecek,
-Nusaybin basınıyla, Nusaybinli aydın yazar çizer durumunda olanlarla bire bir görüşülecek,
-Öğrenci ve gençlik kesimleriyle bire bir görüşülecek,
-Kadın inisiyatifleriyle bire bir görüşülecek" diye konuşmasına devam ediyordu.
Kendi kendime "benim gördüklerim bir rüyadan mı ibaretti acaba? Gerçek mi yoksa rüya mı görüyorum?" şeklinde düşündüm. Bir kaç saatlik uykumda tarihsel süreci olması gereken realitelere yönlendirecek yepyeni yaklaşımlarla tanışıyordum,
Hani dananın kuyruğu kopacak deniliyor ya, 6-Aralıkta Nusaybin ilçesinde DBP'nin kongresi yapıldı, Divanın oluşmasından hemen ardından Kongre hazırlık komitesinde görev almış bir arkadaşın konuşmasıyla başladı. Bahsi edilen arkadaşın açılış konuşmasının içeriği tek kelimeyle dudak ısırtacak biçimde olup salonda bulunan insanları beynini mayhoşlaştırıyordu.
"Değerli arkadaşlar ve misafirler!" diyerek başladığı konuşması Kürd'ün akliselim mantığın depolandığı hücreleri okşar içerikliydi.
Örneğin tarihsel gelişmelerin Kürd halkının önüne koyduğu reel dayatmaların sonuçları itibariyle, Kürt halkının siyasal öncülerinin önüne yeni bir süreç konulduğunu, söz konusu yeni surece paralel düşünsel bazdan da yepyeni düzenlemelere gidilmesi gerektiği biçiminde konuşmasına devam eti. Konuşmasına devamla "her ne olursa olsun yada her ne bahasına olursa olsun. Geçmişle başlayan yetmezliklerimizi gelecekle devam edecek yeterliliklerimize kurban etmeyi başarmalıyız."şeklinde devam etti.
Uykumdan uyandığımda dudaklarımdan ilk dökülen "Keşke Kürt halkının siyasal sözcüsü durumundaki parti ve erkler vizyon sahibi dinamikleri ötekileştirmek alışkanlığından vazgeçmiş olsalardı"
Keşke siyasetçilerimiz kendi geleceklerinin ötesinde top yekun bir halkın geleceği hakkında siyaset yapabilecek erdemleriyle buluşabilselerdi.
Keşke kendi kişisel rantlarının yerine Kürd halkının ulusal kazanımlarına koşan rantına odaklanan erdemli, basireti gösterme becerisinin içinde olabilselerdi cümlelerı oldu...
Yorumlar
0 yorum