TÜVTÜRK

Bu Topraklar Daha Fazla Acıyı Kaldıramaz

Bu Topraklar Daha Fazla Acıyı Kaldıramaz

Son günlerde Mardin’de ve ilçelerinde peş peşe gelen ölüm haberleri yürekleri dağlıyor. Neredeyse her gün bir kavga, bir silahlı saldırı, bir trafik kazası, bir cinayet veya bir gençlik faciasıyla uyanıyoruz. Her yeni gün, bir annenin gözyaşı, bir babanın sessiz çığlığı, bir ailenin yıkılan hayalleriyle başlıyor.

 

Sormamız gereken soru şudur:

 

Bu gidişat nereye?

 

Bir şehrin en büyük zenginliği ne binalarıdır ne makamlarıdır ne de sahip olduğu maddi imkânlardır. Bir şehrin gerçek zenginliği; huzuru, güvenliği, ahlakı ve yetiştirdiği gençleridir. Eğer gençlik kaybediliyorsa, aslında gelecek kaybediliyor demektir.

 

Bugün Mardin’in birçok noktasında toplumun gözü önünde büyüyen ciddi sorunlar vardır. Uyuşturucu kullanımı, silah taşıma alışkanlığı, trafik kurallarının hiçe sayılması ve gençlerin yanlış çevrelerin etkisine girmesi artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır.

 

Devletin şefkatli eli kadar güçlü eli de gerektiğinde sahada olmalıdır. Emniyet teşkilatımızın Mardin merkez ve tüm ilçelerde özellikle önümüzdeki aylarda kapsamlı denetimler gerçekleştirmesi, toplumun huzuru açısından büyük önem taşımaktadır. Trafikte, parklarda, okul çevrelerinde ve kamuya açık alanlarda denetimlerin artırılması artık bir tercih değil, zarurettir.

 

Ancak mesele sadece güvenlik güçlerinin meselesi değildir.

 

Bu mesele; aşiret büyüklerinin, kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitimcilerin, din adamlarının, odaların, siyasi temsilcilerin ve basın mensuplarının ortak meselesidir.

 

Çünkü bir şehirde sessizlik büyürse suç cesaret bulur.

 

Osmanlı’nın asırlar boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri “nizam” anlayışıydı. Ecdadımız şöyle derdi:

 

Adalet mülkün temelidir.

 

Bu söz yalnızca mahkeme salonlarına yazılmış bir cümle değildir. Bir devletin, bir toplumun ve bir şehrin ayakta kalmasının sırrıdır.

 

Yine Osmanlı irfanında sıkça dile getirilen şu söz bugün de bizlere ışık tutmaktadır:

 

Nizam-ı âlem için evvela nizam-ı şehir gerekir.

 

Yani şehirde düzen yoksa huzur da olmaz, güven de olmaz, gelecek de olmaz.

 

Bugün Mardin’in ihtiyacı olan şey; birbirini suçlamak değil, ortak akılda buluşmaktır. Bir ölüm haberi geldiğinde siyasi görüşe göre tavır almak değil, insanlığın ortak vicdanında birleşmektir.

 

Çünkü toprağa düşen her genç, aslında bu memleketin geleceğinden kopan bir parçadır.

 

Unutmayalım ki;

 

Bir şehri yollar güzelleştirmez, önce insanlar güzelleştirir.

 

Bir şehri binalar büyütmez, önce vicdanlar büyütür.

 

Bir şehri makamlar kurtarmaz, önce sorumluluk duygusu kurtarır.

 

Bugün Mardin’in ihtiyacı olan şey daha fazla tartışma değil, daha fazla sahiplenmedir.

 

Daha fazla gösteriş değil, daha fazla samimiyettir.

 

Daha fazla söz değil, daha fazla iştir.

 

Bu topraklar medeniyetlerin beşiği olmuştur. Peygamberlerin, âlimlerin, erenlerin ayak izlerini taşımaktadır. Böyle bir şehrin her gün ölüm haberleriyle anılması hepimiz adına büyük bir vebaldir.

 

Artık hep birlikte durup düşünmek zorundayız.

 

Bir annenin daha ağlamaması için…

 

Bir babanın daha evladını toprağa vermemesi için…

 

Bir gencin daha uyuşturucunun, şiddetin ve karanlık çevrelerin kurbanı olmaması için…

 

Mardin’in bütün dinamikleri aynı masanın etrafında toplanmalı, sorunları konuşmalı ve kalıcı çözümler üretmelidir.

 

Çünkü mesele sadece bugünün meselesi değildir.

 

Mesele, yarın bu şehrin nasıl bir şehir olacağı meselesidir.

 

Ve unutulmamalıdır ki;

 

Huzur kaybolduğunda servetin, makamın ve şöhretin hiçbir anlamı kalmaz.

 

Allah bu güzel memleketi her türlü fitneden, şiddetten, uyuşturucudan ve kardeş kavgasından muhafaza etsin.

 

Mardin’e yakışan; korkunun değil huzurun, kavganın değil kardeşliğin, ölümün değil hayatın konuşulduğu günlerdir.

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz