TÜVTÜRK

Değerler Erozyonu ve Sessiz Çöküş

Değerler Erozyonu ve Sessiz Çöküş

Değerler Erozyonu ve Sessiz Çöküş

Toplum olarak değerlerimizden her taviz verişimiz, bizi biraz daha savrulmaya mahkûm ediyor.
Artık gün geçmiyor ki bir kavga, bir cinayet, bir şiddet haberiyle uyanmayalım.

Bu tablo tesadüf değil. Medyanın hoyrat dili, cehaletin cesaret kazanması ve diziler üzerinden normalleştirilen yozlaşma bu gidişatın başlıca aktörleri.

Açık konuşalım: AK Parti iktidarının yaklaşık çeyrek asırlık sürecinde eğitim, kültür ve aile başlıklarında istenen seviyeye ulaşılamadığı inkâr edilemez bir gerçek. Beton yükseldi, yollar yapıldı; ama insan ihmal edildi. Aile zayıfladıysa, gençlik savrulduysa, bunun sorumluluğunu sadece “zamanın ruhu”na atmak dürüstlük olmaz.

Elbette bütün yükü hükümetin sırtına yıkmak da kolaycılık olur. STK’lar, üniversiteler, kanaat önderleri, ilim ve fikir insanları bu tabloda masum değil.

Hatırlıyorum; Mardin’de Kasımiye Medresesi’nde yapılmak istenen defileye karşı sivil toplumun sergilediği o dik duruşu… Evet, etkinlik yapıldı ama ortada bir itiraz, bir direnç, bir hassasiyet vardı. Bugün o ruhu mumla arıyoruz.

Zamanla itiraz kültürü zayıfladı. Hassasiyetler “aman turizm zarar görmesin” gerekçesiyle rafa kaldırıldı.

Bugün şehrimizle, kültürümüzle, tarihimizle uzaktan yakından ilgisi olmayan “uzak şehir” dizilerine, turist çekecek diye göz yumuluyor. Oysa turisti çekmek uğruna kimliğimizi kaybediyorsak, bunun adı kalkınma değil; teslimiyettir.

Şunu net söylemek gerekir: Tedbir alınmazsa toplum, sahip olduğu gelenek ve göreneklerden koparak yavaş ama emin adımlarla uçuruma sürüklenecek. RTÜK’ten, devletten, hükümetten her şeyi beklemek gerçekçi değil. Evet, onların sorumluluğu var; ama herkes kendi payına düşeni yapmadıkça sonuç değişmez.
Artık “dert sahibi” olduğunu söyleyenlerin mazeret üretme dönemi bitmiştir. STK’lar, üniversiteler, şehrin ileri gelenleri, kanaat önderleri… Herkes elini taşın altına koymak zorunda. Yük ağır olabilir ama omuz vermeden bu iş düzelmez.
Çünkü mesele bir dizi, bir etkinlik ya da bir haber meselesi değil.
Mesele, nasıl bir toplum olarak ayakta kalacağımız meselesidir.

Ve bu soruya sessizlikle verilen her cevap, aslında bir kabuldür.

Selam ve dua ile...

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz