TÜVTÜRK

Ey Azade-7

Ey Azade-7

Ey Azade-7

Ey Azade!
Şerait ne olursa olsun sen karamsar tabloların dümenine su taşıma.

Senin yükün izzet, senin nişanın gayret olsun.

Yediden yetmişe ömrünü şahadetle taçlandıran direnişin evlatlarının toprağını bereketli kılan Allah'a yemin olsun ki mümine yakışan umuttur, gayrettir, çalışmadır, üretmedir, çaredir, dermandır, ıslahtır, imardır, inşadır, koşmadır, koşturmadır.

Şairin dediği gibi 'Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!'

Yarına hazırlan, yarın için oku ve yetiş ey Azade, yarının dalgalı okyanuslarının en tehlikeli derinliklerine güç yettirmek için.

Yaldızlı, puslu ve ihanet kokan sarayların inadına serzeminde hâk ve adalet bayrağını dalgalandırmak için aşkı kuşan, çaba ve endişe ile hakikatin limanına demir atarak.

Gazanfer bir eda, bilge bir duruşla karşı dur devletlerin bir kukla müsveddesinden öte adım atamayan gelmiş, geçmiş, geçecek ve gelecek etkili ve yetkili mercilerine.

Ardına bakma, üzülme, solma, soldurma, bu noktada endişeye mahal verme üstadın ifadesiyle 'Hakiki imanı elde eden bir adam tüm kâinata meydan okuyabilir.' unutma.

Yine şairin dediği gibi 'Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.'

Doğrul ve ayağa kalk ey Azade.

Senin Allah'a olan imanın sana enerji, sana güç versin.

Bu kuvvetle silkin de ufka bak ey Azade.

Solu bırak, şeytanı bırak, nefsi bırak; öyle bir bırak ki senin gayretinden etmek isteyen, üzerine sinmek için itişip kakışan sağdan yanaşmacılara da ülfet etme.

Unutma bir gülün gülistana, bir tebessümün muhabbet ve dostluğa, bir çekirdeğin bir fidana gebe olduğu gibi Allah namına her adım ve kelimen, her duruş ve eylemin, her tebessümün, siyonizme çatılan her kaşın alevlenen büyük bir devrim ve inkılaba gebe olabilir.

Yorulsan da terlesen de bu hissiyatla hayatını tezyin et.

Hem unutma 'Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerin olacaktır.'

Gel Azade, direnişin cennet kokan esintileriyle yenile paslanmış ruhlarımızı.

Gel Azade, baharın fecrine meftun ve müptela yürekler seninle bayram kokusunu alsın.

Gel Azade gel, gel ki insanlık sönmek üzere olan insanlık meşalesi gelişinle silkinsin ve kendine gelsin.

Gel Azade gel, sende çok bizde yok olmaya yüz tutmuş, dilencisi olduğumuz dertten, endişeden, gamdan ve gayretten teberrüken de olsa ruhumuza çal.

Gel ki insanlık sözün ve eylemin, onur ve izzetin kitabını senden görsün, senden okusun.

Gel, gel, gel...

Fatih Akman

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz