TÜVTÜRK

Gazze’nin Direnişi ve Yeniden Doğan Bilinç

Gazze’nin Direnişi ve Yeniden Doğan Bilinç

Güç dengelerinin, silahların, ekonomik üstünlüklerin ve siyasi hesapların belirlediği bir dünyada, bir avuç inanmış insanin gösterdiği sabır ve direnç, büyük orduların başaramadığı değişimleri gerçekleştirip bütün ezberleri bozdu. Gazze’de yaşananlar tam olarak böyle bir anlam ifade ediyor.

Yıllardır kuşatma altında yaşayan, sayısız zorlukla mücadele eden hamas /filistin halkının ortaya koyduğu direniş, küçük bir coğrafyanın hikâyesi değildir. Bu direniş, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların dikkatini yeniden hakikat, adalet ve insanlık değerleri üzerine çeviren bir uyanıştır. Bu uyanış,uzun yıllar boyunca görmezden gelinen gerçekleri sorgulamayı başlattı. Küresel güç ilişkilerini ve uluslararası sistemin Ortadoğu coğrafyasındaki işleyişini daha yakından değerlendirme ihtiyacını hissettirdi.

Gazze, birçok insanın gözünde yalnızca bir şehir değil, insan iradesinin,teslim olmayan ruhun, siyonist ve emperyalist dengeleri sarsan kurâ ni başkaldırının sembolü hâline geldi. Çünkü orada yaşananlar, maddi imkânların ötesinde bir kararlılığı göstermektedir. En zor şartlarda bile ayakta kalabilmek, umudu kaybetmemek ve inandığı değerlerden vazgeçmemek, her dönemde saygıyla anılacaktır.

Bugün dünyanın farklı ülkelerinde milyonlarca insanın Gazze’ye bakarken hissettiği şey yalnızca üzüntü değildir. Aynı zamanda hayranlık, minnet,tefekkür ve vicdani bir uyanıştır. Uzun yıllar boyunca güçlü olanın haklı kabul edildiği, çıkar ilişkilerinin adaletin önüne geçtiği küresel düzende, Gazze birçok ülkeye yeniden şunu sordurdu: “Gerçek güç nedir?”

“Kur’an’da birçok ayette vurgulanan gerçek gücün iman ve kararlılık olduğunu; büyük direnişlerin ve önemli dönüşümlerin kaynağının da bu imanla şekillenen Kur’anî bilinç olduğunu gösteriyor.”

“Gerçek gücün yalnızca teknoloji, ekonomi veya askerî kapasite olmadığını ortaya koyan; inancıyla imkânsız görünen engelleri aşan bir millet.”inanç, sabır ve kararlılık bizi ayakta tutan en büyük gücümüzdür dedi.

Gazze’nin ortaya koyduğu duruş, işte bu hakikati yeniden hatırlatmıştır.
Pek çok ülke, israil-amerikanin yıllardır ördüğü korku duvarlarının, algı operasyonlarının ve karmaşık çıkar ağlarının arasında kendisini çaresiz hissediyordu. Adeta dünyayı ve özellikle ortadoğuyu örümcek ağlarıyla çevirmiş bu küresel gücler, ortadogu ulkelerini korlestirmis ve çıkış yolu göremeyen kukla ülkelere çevirmişti. Gazze-iran-lubnan-yemen ve bizim direnisimizle yaşanan gelişmeler, birçok ülkenin yeniden düşünmesine ve olaylara farklı bir gözle bakmasına vesile oldu. İnsanlar, yalnızca haberleri değil, haberlerin arkasındaki gerçekleri de sorgulamaya başladı.
Bu süreçte ortaya çıkan en önemli sonuç, vicdanın sınır tanımadığını görmek oldu.

Farklı milletlerden, farklı inançlardan ve farklı kültürlerden insanlar, yaşanan acılar karşısında ortak bir insanlık paydasında buluşmasi oldu. Bu durum, insanlığın hâlâ büyük bir umut taşıdığını gösterdi.

Ve insanligin ortak mesajı şu oldu: Hakikate bağlılık, şartlar ne kadar ağır olursa olsun değerini kaybetmez. Nice zorluklar karşısında inancini koruyan müslümanlarin gösterdiği sabır sonraki nesillere ilham vermiştir.

Gazze’ye duyulan saygının temelinde de bu duygu yatmaktadır. Ülkeler, orada yalnızca bir mücadele değil, aynı zamanda büyük bir sabır örneği gördüler. Acının içinden yükselen metanet, kayıpların içinden doğan umut ve karanlığın ortasında korunan insanlık onuru birçok kalbe dokundu.
Belki de bu yüzden Gazze, günümüz dünyasında yalnızca siyasi bir mesele olarak değerlendirilemez. O, aynı zamanda vicdanın, dayanışmanın ve insanlık değerlerinin sınandığı bir aynadır. Bu aynaya bakan herkes her ülke kendi sorumluluğunu, kendi duruşunu ve kendi değerlerini artık yeniden değerlendirmektedir.

Bugün birçok ulke ve insan, yaşananların ardından daha bilinçli bir şekilde dünyaya bakmaya başladığını ifade ediyor.Adaletin önemini, mazlumun yanında durmanın gerekliliğini ve sessiz kalmamanın değerini daha derinden hissediyor. İşte bu bilinç değişimi, belki de yaşananların en önemli sonuçlarından biridir.

Gazze Savaşı’nın uzantısı olan iran ile israil-amerika arasındaki savaş, aslında hak ile haksızlığın ve gasp mücadelesinin bir yansımasıydı. Bu gelişme yalnızca gazze-iran ila israil-abd arasındaki bir mesele olarak kalmadı; tüm dünya ülkelerinin olaylara bakışını değiştirdi, ilişkileri yeniden şekillendirdi ve dengelerin yeniden kurulmasına zemin hazırladı. Böylece uzun süredir alışılmış düzen sarsılırken, adalet ve hakkaniyet arayışı etrafında yeni bir bilinç oluşmaya başladı.

Hamas/filistin halkina teşekkürü kelimelere sığdiramayiz. Çünkü bazı mücadeleler yalnızca sonuçlarıyla değil, insanlara yeniden umut vermesiyle anlam kazanır.

Gazze’nin ortaya koyduğu direnişten etkilenen milyonlar için mesele tam da budur. Onlar, burada yeniden ayağa kalkabilen bir iradeyi, teslim olmayan bir ruhu ve karanlığa rağmen söndürülemeyen bir inanc oldular.

Geleceğe bırakılacak hikaye, yalnızca güçlülerin yazdığı bir hikâye değildir. Aynı zamanda hakikate inananların, zor zamanlarda bile umudunu kaybetmeyenlerin ve insanlık onurunu koruyanların hikâyesidir. Gazze’nin adı da birçok insanın hafızasında bu yönüyle yer aldı.

Ve belki yıllar sonra bugünün dünyasına dönüp bakıldığında, insanlar yalnızca yaşanan acıları değil, aynı zamanda o acıların içinden yükselen vicdanın uyanışını, Şehid şeyh Yasin’in deyişiyle “kendimizi bu ümmete Yakıt yapacağız” mücadele sözünü yerine getiren hamas/filistin halkının milyonların kalbinde yeniden dirilişe nasil vesile olduğunu minnetle hatırlayacak.
Gazze’nin dünyaya hatırlattığı en büyük gerçeklerden biri budur: İnsan ruhu, inanç ve umutla birleştiğinde, en zor ve karanlık zamanlarda bile kaybetmez. O inanc bazen bir şehirden yükselir, bazen bir çocuğun duasından, bazen de mazlumların sessiz ama kararlı duruşunda. Fakat yayıldığında sınırları aşar, kalplere ulaşır ve insanlığa yeniden kendisini hatırlatır. İşte bugün birçok ülkenin hissettiği duygu da budur; karanlığın içinde bile söndürülmeyen bir iman ve hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağına dair sarsılmaz bir inanç.

Mehmet Halit Demir
23.Dönem Mardin Milletvekili

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz