TÜVTÜRK

KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ? KOLTUK SİZİN DEĞİL!

KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ? KOLTUK SİZİN DEĞİL!

KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ? KOLTUK SİZİN DEĞİL!

Artık bazı gerçekleri süslü cümlelerin arkasına saklamanın, makam sahiplerinin etrafında dolaşıp gerçeği söylemekten çekinmenin hiçbir anlamı yok.

Şunu açık ve net söyleyelim:

Bugün birçok insanın sahip olduğu makam, itibar ve görünürlük; kendi şahsî ağırlığından değil, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle şekillenen siyasî iradenin kendilerine verdiği görev ve yetkiden kaynaklanmaktadır.

Bunu herkesin bilmesi gerekir.

Çünkü bazıları makamı kendisinin zannediyor.
Devletin koltuğunu şahsî mülkü, milletin teveccühünü de kendi karizması sanıyor.

Oysa hakikat çok daha acıdır:

Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı, bugün etrafında yüzlerce insan gördüğünüz bazı isimlerin arkasından üç kişi bile yürümeyecekti.

Çünkü mesele şahsiyet değil, makamın gölgesidir.

Makamdan güç alanlar, kendilerini güçlü zannediyor.

Bir fotoğraf karesinde Cumhurbaşkanı’nın yanında görünmeyi marifet, bir görev verilmesini şahsî başarı, birkaç kişinin etrafında toplanmasını da halkın sevgisi zannediyorlar.

Hayır!

Siz Cumhurbaşkanı değilsiniz.
Siz devlet değilsiniz.
Siz millet değilsiniz.
Ve size verilen makam sizin şahsî mülkünüz hiç değildir!

Sizler sadece emanet taşıyan insanlarsınız.

Bediüzzaman’ın meşhur ölçüsüyle, insanın kıymeti nefsinin büyüklüğünde değil; vazifesinin hakkını vermesindedir. Makam insanı büyütmez. Eğer insanın içinde fazilet yoksa makam, sadece onun eksikliklerini daha görünür hâle getirir.

Osmanlı’nın o muazzam devlet terbiyesinde makam, rütbe ve mansıp bir imtiyazdan önce mesuliyet kabul edilirdi.

Bugün ise bazıları makamı görünce önce insanlığını unutuyor.

Kapısını çalan vatandaşa tepeden bakıyor.
Kendisini arayanı küçümsüyor.
Yanına geleni ölçüp biçiyor.
İşine yarayanı dost, işine yaramayanı yok sayıyor.

Sonra da çıkıp Ben halkın hizmetkârıyım diyor!

Bu ne büyük bir tezattır!

Hizmetkârlık sözle değil, hâl ile olur.

Milletin karşısında mütevazı görünmek kolaydır. Asıl mesele, kimsenin görmediği yerde de adaletli, dürüst ve edepli kalabilmektir.

Ve artık şu soruyu sormak gerekiyor:

Kimsiniz siz?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan size bir görev vermiş olabilir.

Bir makam emanet etmiş olabilir.

Bir sorumluluk yüklemiş olabilir.

Ama bu size kibirlenme hakkı vermez.

Tam tersine, üzerinizdeki mesuliyeti artırır.

Çünkü o makam size ait değildir.

Millete aittir. Devlete aittir. Ve size emanettir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır taşıdığı siyasî yükün, verdiği mücadelenin ve oluşturduğu güçlü liderlik çizgisinin gölgesinde bugün birçok insan önemli görevler üstleniyor.

Fakat bazıları bu gerçeği unutuyor:

Gölgeyi kendisi zannediyor!

Güneşin önüne geçtiğini sanıyor.

Oysa güneş çekildiğinde gölgenin kendiliğinden kaybolacağını bilmiyor.

İşte asıl mesele budur.

Bugün çevrenizde yüz kişi varsa, yarın makamınızdan ayrıldığınızda kaç kişinin yanınızda kalacağını düşünün.

Bugün telefonunuz susmuyorsa, yarın o koltuk elinizden alındığında kaç kişinin sizi arayacağını düşünün.

Bugün kapınızda bekleyenlerin kaçı sizi, kaçı makamınızı seviyor?

Bu sorunun cevabını verebilecek cesaretiniz varsa, işte o zaman gerçek bir muhasebe yapmış olursunuz.

Çünkü makamın itibarıyla şahsiyetin itibarını birbirine karıştıranlar, koltuk gidince kendi ağırlıklarını da kaybederler.

Ve unutmayın:

Recep Tayyip Erdoğan’ın adıyla, devletin makamıyla, milletin verdiği yetkiyle büyüyenler; kendi nefislerini büyütmek yerine üzerlerindeki emaneti büyütmelidir.

Millete tepeden bakmayın.

İnsanları küçümsemeyin.

Kendinizi vazgeçilmez zannetmeyin.

Çünkü bu dünyada vazgeçilmez olduğunu sanan nice insanlar, bir gün makamlarının kapısından sessizce çıkıp gitmiştir.

Geride ise sadece bir soru kalmıştır:

Bu adam makamdayken ne yaptı?

İşte o gün ne fotoğraf kurtarır sizi, ne protokol, ne alkış, ne de makamın kapısındaki kalabalık…

Geride yalnızca eseriniz, ahlâkınız, adaletiniz ve insanların kalbinde bıraktığınız iz kalır.

Öyleyse kendinize gelin!

Koltuk sizin değil.
Makam sizin değil.
Yetki sizin değil.
Devlet sizin hiç değil.

Hepsi birer emanet.

Ve emanete sahip çıkmanın ilk şartı da şudur:

Kibirden uzak durmak, haddini bilmek ve millete gerçekten hizmet etmektir.

Çünkü insanı büyük yapan koltuk değildir.

Koltukta otururken bile insan kalabilmesidir.

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz