Makamın Gölgesinde Kaybolmak
Makamın Gölgesinde Kaybolmak
Değerli okurlarım,
Toplumda sıkça kullanılan ifadelerden biri olan "güç zehirlenmesi", bireyin sahip olduğu makam, yetki veya otoritenin etkisiyle gerçeklik algısını kaybetmesi ve çevresine karşı kibirli bir tutum geliştirmesi durumunu ifade eder. Güç, doğru kullanıldığında topluma hizmet etmenin ve olumlu değişimler gerçekleştirmenin önemli bir aracıdır. Ancak denetlenmeyen ve sorgulanmayan güç, zamanla kişiyi farklı bir ruh haline sürükleyebilir.
Psikoloji ve liderlik biliminde bu durum genellikle "Hubris Sendromu" olarak adlandırılır. Hubris Sendromu; kişinin elde ettiği başarılar ve sahip olduğu yetkiler sonucunda kendisini diğer insanlardan üstün görmeye başlaması, eleştirilere kapalı hale gelmesi ve kararlarında hata yapabileceğini kabul etmemesi şeklinde ortaya çıkar. Bu sendrom özellikle siyasetçilerde, üst düzey yöneticilerde ve toplum üzerinde etkili konumlarda bulunan kişilerde daha sık gözlemlenmektedir.
Güç zehirlenmesinin en belirgin özelliklerinden biri empati duygusunun zayıflamasıdır. Gücü elinde bulunduran kişi zamanla çevresindeki insanların düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve eleştirilerini dikkate almamaya başlar. Kendini her zaman haklı gören bu yaklaşım, hem bireysel hem de kurumsal düzeyde ciddi sorunlara yol açabilir.
Mesele bir kurum müdürünün göreve ilk başladığında çalışanlarının görüşlerini dinlediğini, onların sorunlarıyla yakından ilgilendiğini düşünelim. Ancak yıllar içinde elde ettiği yetki ve çevresindeki insanların sürekli onu övmesi nedeniyle farklı bir tutum geliştirsin. Artık çalışanlarının fikirlerini önemsememeye, eleştirileri tehdit olarak görmeye ve tüm kararları tek başına almaya başlasın. Bu durum kurum içinde huzursuzluk yaratır, çalışanların motivasyonu düşer ve verimlilik azalır. İşte bu tablo, güç zehirlenmesinin günlük hayattaki somut örneklerinden biridir.
Tarih boyunca birçok lider ve yönetici, sahip oldukları gücün etkisiyle gerçeklikten uzaklaşmış ve bunun bedelini hem kendileri hem de yönettikleri toplumlar ödemiştir. Bu nedenle güç sahibi olan kişilerin sürekli olarak öz eleştiri yapmaları, farklı görüşlere açık olmaları ve yetkilerini sorumluluk bilinciyle kullanmaları büyük önem taşımaktadır.
Neticede güç, insanı yüceltebileceği gibi onu yanlış kararların ve kibrin esiri de haline getirebilir. Önemli olan, gücün insanı değil; insanın gücü yönetebilmesidir. Çünkü denetlenmeyen güç, zamanla sahibini de zehirleyebilen tehlikeli bir etkiye dönüşebilir.
Köşenin Sözü: “Savaş, her zaman kralların hırsı yüzünden başlar ama faturasını her zaman yoksul halk öder.” (Montaigne)
Abdulbaki Akbal
Mali Müşavir-Bağımsız Denetçi
Editör: Beşir Şavur
