‘Mardin Ruhu’ Taciz Edilmesin!
Mardin, Hz Ömer döneminden beri, ta 639 yılında İslamla şereflenmiş ve 1386 yıldır “darül islam” olarak varlığını sürdürmüştür.
Emevi, Abbasi, Mervani, Eyyubi, Ukayli, Hamdani, Artuki, Akkoyunlu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti mensubu olarak İslam Medeniyetinin Kadim bir Şehridir.
1105’ten itibaren yıkılışına kadar üçyüz yıldan fazla Artuklu Beyliği’nin başkenti olmuştur.
Konstantin’in talimatı ile toplanan İznik Konsulü’nün teolojik olarak verdiği kararların bir kısmını kabullenmeyen Antakya merkezli doğu Hristiyanları (daha sonra Nasturiler olarak anılacaklar) Romalılar tarafından önce Antakya, sonra Urfa (roha) ve ardından Nusaybin’den çıkarılarak İran içlerine
kadar sürülmeleri döneminde bölgemizde yoğun bir nüfus oluşturmuşlar.
Bugün Mardin ve çevresinde (özellikle manastır ve kiliselerin yoğun olduğu ve Turabdin olarak anılan bölgede) mevcut mabetlerin büyük kısmı milattan sonra 4.yüzyılın ortalarından itibaren inşa edilmeye başlanmıştır.
Cami, medreseler, han, hamam, köprü ve önemli yapıların büyük kısmı ise Artuklular döneminde inşa edilmiştir.
Bu dönemlerde inşa edilen başta mabedler olmak üzere yapıların büyük kısmı varlıklarını sürdürmekte ve 2000’li yıllardan itibaren çoğunlukla restore edilerek hizmet vermeye devam etmektedir.
Şu hususun altını tekrar tekrar çizmek gerekiyor;
Mardin Kürdü, Türkü ve Arab’ıyla Müslümanların yanı sıra, Ermeni ve Süryani hristyanlar için de mabedlerin yoğun olduğu ve inanç değerlerinin yaşatıldığı bir Kadim Şehirdir.
Süryani Ortodoks Patriklik merkezi de (ki bölge hristiyanlarının çoğu buraya mensup idi) 1166’dan 1932’ye kadar genellikle Mardindeki Deyrül’zaferan manastırı olmuştur.
Son yıllarda Mardin’in “Şehir Kimliği” üzerinde kirli, asılsız ve mesnetsiz bir algı mühendisliği icra edilmektedir.
Turizm ve sanat bu algının taşıyıcı ve teşhiri için alet edilmektedir.
Turizmin ve sinemanın bilgi ve imaj oluşturmadaki gücü yadsınamaz. Doğru bilgi ve gerçekçi senaryo çalışmalarıyla bölgenin ve şehrin tanıtılması ve değerlerinin taşınmasına büyük katkısı olabilirdi.
Ancak daha çok turist gelsin, daha fazla para bıraksın diye, veya Mardini konu etsin de hangi çarpıtma ve saptırma senaryosu olursa olsun anlayışı Mardine az kazandırır ama çok şey kaybettirir.
‘Reklamın iyisi-kötüsü olmaz’ denilerek Mardini gerçek dışı, uydurma, sahte, kötü ve asılsız gösteren film ve organizasyonlara teşne kılmak ya gaflettir, ya da ihanettir.
Sanki bir odak, oltasının ucuna para, şöhret, reklam ve tanıtım yemini takarak Mardine ve Mardin imajına tuzak kuruyor!
Bugüne kadar Mardin’de çekilen film ve diziler, maalesef Mardinin sosyal dokusu, yaşam biçimi, dili, aile yapısı, inanç ve kültür değerleri ile bağdaştırılamayacak kadar gerçeklerden uzaktır.
Söz konusu film ve dizilerdeki kaba ve eğrelti bir Türkçe kullanımı da, ağız yapısı da uyduruktur ve gerçek dışıdır.
Ağa, şeyh, muhtar, hanımağa, hatta esnaf ve işçi tiplemeleri bile aşağılayıcı ve ötekileştiricidir.
Aslı astarı olmayan kaba sapa, sahte, iğrenç, hileci, düzenbaz,zalim, vicdansız ve düşük ahlaki ilişki ve pozisyonlar üzerinden anlatılan veya oluşturulan imaj, Mardin ve Mardinlilere büyük bir haksızlık ve hakarettir.
Mardin izbe yapılar, ilkel aşiretçilik, şarapçılık, işret meclisleri, tecavüz, ve ağızlarından köpük, kınından kan akan bir uyduruk resmi hak etmiyor.
Mardin Hristiyanları da, Müslümanları da; köylüsü de, şehirlisi de; esnafı da, memuru da bu resmi red eder ve bundan rahatsızdır.
‘Uzak Şehir’ dizisi bunun en kötü örneklerinden birisidir. Mardin gerçeğine uzak bu televizyon dizisi film; dini, ahlaki, sosyal ve kültürel açıdan tam bir ucubedir.
Kerime Yıldız 29.11.2025 ve 12.12.2025 tarihinde Karar gazetesinde Mardin konusunda yazdığı yazı, çok düşündürücü ve dikkate değerdir. Mardine ve Mardinlilere, aynı zamanda bölgemize ve insanlarımıza yönelik kasıtlı ve gerçek dışı senaryolara karşı gösterdiği duyarlılık için kendisine müteşekkiriz.
Süleyman Seyfi Öğün’ün Mardin’e dair uyarı ve tavsiyeleri de dikkate şayandır. (Mardin sempozyumu, 2009)
Mardin’de hizmet veren meslek kuruluşları, esnaf ve ticaret erbabı, bürokratlar, siyasetçiler, gazeteciler, Üniversite ve Sivil Toplum Kuruluşları büyük ve etkin bir dayanışma sergileyerek bu müstesna şehre sahip çıkmalıdır.
Mardin alelade bir şehir değildir.
Mardin, turizm desitinisyonu ve film platosuna sığmayacak kadar büyük ve değerlidir.
‘İnanç ve Kültür Turizmi’ için cazip ve önemlidir. Daha çok gürültü, daha çok kalabalık ve daha çok dolandırıcılık oluşturulmasına doğru giden Mardin imajı, şehrin tarihsel misyonuna ihanet, gelecek vizyonuna da düşmanlık olur.
Mardin üç beş kişi, aile ya da firmayı zenginleştirmek için, popülist ve bayağı politikaların aleti haline getirilmemelidir.
Mardin idrak ve teşekkürün, mimari ve dinler tarihinin, sosyoloji ve kültürün zengin sofrasıdır.
Mardin tarih, etnoloji, sosyoloji, dinler tarihi, mimarlık, gastronomi ve kültürel çoğulculuk açısından zengin bir mirası ve birikimi barındırmaktadır. Bu gerçeğin açığa çıkarılması, gelecek nesillere ve dünyaya tanıtılması için Kamu-Özel, Resmi-Sivil dinamiklerin işbirliği ve sorumluluk duygusu içinde çalışmaları önem arz eder.
Mardin büyük bir dezenformasyon ve algı mühendisliğiyle karşı karşıyadır.
Bu müstesna ‘Şehri-i Kadim’e her türlü kötülüğü ve çarpıtmayı turizm veya sanat üzerinden maskelemeye çalışanlara karşı sessiz kalmak, şehrin şahs-ı manevisini taciz edenlerin daha cüretkar olmalarını kolaylaştıracaktır.
Mardinin toplumsal dokusu, tarihsel derinliği ve değerleri asla kumar fuhuş, teşhircilik ve ve aileyi ifsad eden tuzaklara teşne olmasına müsaade etmez; etmemelidir.
Mardinin bedeni makyajlanıp ruhu taciz edilmemelidir. Tarihi yapıları, sokakları, meydanları temiz ve düzenli tutmanın yanında norm, standart güvenlik ve kültürel düzeyi Kadim Şehre yakışır bir seviyede yaşatmak elzemdir.
(Mardin’in henüz 30 yıllık Yenişehir bölümü “çirkin şehir mimarisi” konusunda üzerinde doktora tezleri yazmayı gerektirecek kadar sıkıntılıdır.
Ancak bu yazının konusu olmadığı için ayrı bir yazda ve derinlemesine irdelenecektir.)
Mardin’in bir kimliği, iddiası ve derin iması vardır. Bunu kimse yok saymamalı.
Editör: Mehmet Nezir Güneş

Ziyaretçi
25.12.2025 / 11:53..