Sembusek Tadında Bir Kitap
İnsanın geçmiş hayatına dönmesinin bir anahtarı olsaydı, kaçımız o anahtarı mazimizin gizemli kilitlerine sokup, anahtar deliğinde evire çevire açardı acaba?
Hadi açtık diyelim o geçmişin tozlu raflarına açılan kilidi, o zamanların kendisi olduğumuz kimliğimize ne kadar sahip olup, yerleşebilirdik ki şimdinin hoyratlığında?
Hepimizin kendince vereceği bir ton cevap vardır muhakkak…
Ömür zamanın labirentlerinde çoğaldıkça, önümüzdeki zaman ardımızda bıraktıklarımızın karşısında gittikçe azaldıkça, öğüttüğümüz yaşam sürecimizin muhasebesi öyle ya da böyle yakamıza yapışır.
İşte; Roma’dan İstanbul’a, Matera’dan dağ taş kat edip Mardin’e dönüşür mekan diyerekten, Mardin genelinde, lakin yazarın kendi kişiliği nezdinde ince kaleminde şekillenen bir Mardin romanının kendi büyülü dünyası içine giriveriyorsunuz Sevgili Şerif Köyan’ın “ Şifreler Unutulur” ismiyle çıkan son kitabında.
Mardin’in geçmişinde var olup eğer adımlamışsanız o sokak ve mekanları,
Geçmişinizin yaşam şeceresinde bir valizde biriktirir gibi biriktirip saklamışsanız onca anıyı, Mardin’in efsunlu sokaklarında,
Gizemli abbaralarında ve yine ezel ile ebed arasında bir hoş seda olmuş olan onca karakterde,
Bu mekanlarda yaşayıp havasını solumuş biri olarak, kendinizi de buluyorsunuz bir şekilde…
Aynı zamanda sınıf arkadaşım olan Sevgili Şerif Köyan’ın kendisine ‘Üçyol Fatihi’ unvanını daha lise sıralarında veren Rahmetli Sebahattin (Kabbube) Hocamızın tespitine uygun şekilde, bir pergel misali merkezi Üçyol olup, onun hinterlandında geçen ve zaman mekan nezdinde de yer yuvarlığını gezinen ince ve samimi muhasebelerin rakamsız duygularını yaşıyorsunuz, çevirdiğiniz sayfalarında.
“Bu bir hikaye değil. Masal? Hiç değil. Bu bir yüzleşme… Bu kitabı alın, ona sarılıp eve götürün ve geçmişle gelecek arasında saklı kalan o valizi açmaya hazırsanız okuyun. Okuyun ki bir kapı aralansın.” Diyerek arka kapak yazısını yazan, kendisi de bir Mardin sevdalısı olan Uzman Doktor Sevgili Nureddin Özdener’İ dinleyip kitabı okumak, akıl karı olduğu kadar, ruhumuzu da dinginleştirecek bir reçete gibi geliyor.
Hayata hayret nazarıyla bakıp, kainatı ve insan nefsimizi saran güzelliği fark etmek, tekamülleşmek açısından elbette önemli.
Nitekim Sevgili Köyan yola çıkmak noktasında hazırladığı valizin içindekileri, ruhun sızısına şifa arama noktasında unutulan şifreler halinde sunmuş, tabii ki unutmak mümkünse.
Hayat kısa bir rüyadır,
Rüya da yok belki de yok böyle bir insan.
Kim yazarsa yazsın bu durumda
Olurdu hayatı zaten bir roman.
Diyerek önümüze sayfalar halinde servis ettiği “ Şifreler Unutulur” kitabında,
Un ve tuzlu suyla yoğrulmuş hamurun merdane yardımıyla açılıp kıyma, soğan ve baharatla içi doldurularak katlanmış biçimde fırına verilmiş bir sembusek tadında servis edip koymuş, zihin soframıza.
Bazen evde bazen fırında pişirilen bu muhteşem Mardin tadını kitabına katarken,
Anıları, yaşantı ve deneyimleri zamanın sonsuzluğuna doğru şöyle bir üflerken,
Yüreğinin sıcaklığında ısıtmış,
Sembusek tadında doyurmuş…
Editör: Mehmet Nezir Güneş
