Vergi İncelemelerinde Mükellef Hakları

Değerli okurlarım, insan hakları ve demokrasi kavramlarının değer kazandığı günümüzde mükellef hakları da genel hakların vergi hukukundaki bir projeksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra insan hakları hareketleri yoğunlaşırken, mükellef hakları bu gelişmelere paralel olarak 21. yüzyılın birinci çeyreğinde tartışma konusu olmaya başlamıştır. İnsan hakları konusunda meydana gelen gelişmelerin mükellef haklarını önemli ölçüde etkilediği, yakın ilişki içinde oldukları söylenebilir.

Vergi İncelemelerinde Mükellef Hakları

Mükellef hakları; mükellefiyet tesisinden sona ermesine kadar mükellefe destek olmak amacıyla, genel haklar (bilgi edinme, başvuru yapma, vergilemede belirlilik, mükellefe ilişkin bilgilerin gizliliği, dilekçe verme, kamu denetçisine başvurma, dava açma, adil muamele görme, temsilci kullanma hakları) ile özel haklar (vergi tahsilatında, vergi ihtilaflarının çözümünde, vergi denetimi sırasındaki haklar) olmak üzere iki sınıfa ayrılmaktadır. Mükellefin vergi kanunlarının uygulanması sırasında karşılaştığı özel durumlar ve işlemlerle ilgili özel haklarından bazıları; uzlaşma, pişmanlık, düzeltme talebi, şikayet yolu ile müracaat, ödeme emrine itiraz, tecil-taksitlendirme, cezalarda indirim, özelge talep etme, mahsup ve iade talep hakları olarak sayılabilir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun yeniden düzenlenen mülga 370. maddesi ve izaha davet müessesesini içeren vergi incelemesi süreci de bu gruba dâhil edilebilir.

Vergi incelemesi vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıllık tarh zamanaşımım süresi dolana kadar, önceden haber verilmeksizin her zaman yapılabilir. Vergi dairesince vergi incelemesi yapılamasına karar verilmiş ise incelemeye alınan mükellefin sahip olduğu hakları da dikkate alınması gerekmektedir.

Mükellef hakların gözetilmesi vergi inceleme elemanlarının ve genel anlamda vergi idaresinin mükellefe karşı yükümlülüğüdür. Mükelleflerin vergi incelemesine tabi olması beyana dayalı mükellefiyet sonucunda doğal olarak ortaya çıkan bir yükümlülüktür. Vergi inceleme sürecinde taraflar, sahip oldukları hak ve yetkilere uygun hareket ettikleri, buna karşılık sorumluluklarını da layıkıyla yerinme getirdikleri ölçüde sağlıklı ve hukuki zemine oturmuş bir vergi incelemesinden bahsetmek mümkün olacaktır.

Vergi inceleme sürecinde taraflardan birinin kendi hak ve yükümlülüklerini daha iyi algılaması, karşı tarafın da hak be yükümlülüklerini bilmesine katkısı olacaktır. Başka bir ifade ile mükellefin hakları, idarenin yerine getirmesi gereken yükümlülüğü, idarenin yükümlülükleri ise mükellefin gözetilmesi gereken haklarıdır.

Türkiye’de uygulanmakta olan mükellef haklarını maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz.

a)-“Vergi inceleme Elemanının Kimliğini Görme Hakkı”
b)-“İnceleme Konusu ve Kapsamını Öğrenme Hakkı”
c)-“İncelemenin Her safhasında Bilgi Alabilme Hakkı”
d)-“İnceleme Sırasında Mali Müşavir veya Avukat Bulundurma Hakkı”
e)-“Defter ve Belgelerini İbraz Etmek İçin Yasal Süre ve Ek Süre İsteme Hakkı”
f)-“Kayıtların İşlenmesi için Ek Süre İsteme Hakkı”
g)-“Vergi İnceleme Tutanaklarına İtiraz ve Görüşlerinin Yazılmasını İsteme Hakkı”
h)-“Müracaat ve Şikayet Hakkı”
ı)-“Tutanaktan Nüsha Alma Hakkı”
k)-“Tutanakta Yer Alan Hususlardan Haberdar Olma Hakkı”
l)-“Rapor Değerlendirme Komisyonunda Dinlenme Talep Etme Hakkı”
m)-“Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Talep Etme Hakkı”
n)-“Dava Açma Hakkı”

Günümüz devletlerinde yapılan kamusal harcamaların kaynağı vergilerdir. Vergiler ülkede faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerden ödeme güçlerine göre cebir altına toplanan ve karşılığı olmayan paralardır. Günümüzde mükellef haklarına saygı gösteren çağdaş bir yapıya kavuşturulması amacıyla yeniden kaleme alınması gerektiğine hiç olmazsa gözden geçirilmesi gerektiğine inandığım Karumlardan birisi de 6183 sayılı AATUK (Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun)’dur Bu kanun mükellef haklarını gözetmediği gibi kişilerin haklarını savunmasına da çoğu zaman pek olanak vermemektedir.

Örneğin; Teminat müessesesi limitet şirket ortaklarının sorumluluğu, ödeme emri, haciz, e-haciz müesseseleri sorunlu müesseselerin başında geldiğini belirtebiliriz. Vergi daireleri sadece banka hesaplarına değil, diğer kredi limitleri üzerinde e-hacizler uygulamakta aynı meblağ için birden fazla bankaya e-haciz bildiriminde bulunulması sonucunda borç miktarının birkaç katı tutarında hacizler yapıldığını görmekteyiz. Bu hususta mükellefi koruyacak etkin ve çözüm üretecek yaklaşımların olmadığı görülüyor.

Günün Sözü:”Enflasyonu, saçınız varken beş dolara yaptırdığınız saç tıraşını, saçınız döküldüğünde
on dolara yaptırmanızdır.” (Sam Eving)

Abdulbaki AKBAL
S.M.Mali Müşavir-B.denetçi

Editör: Nezir Güneş

Yorum Yaz