TÜVTÜRK

Kadının kutsal sesi: Erbane

Erbane, binlerce yıldır Mezopotamya ve İran coğrafyasında kullanılan vurmalı bir çalgımızdır. Süryani, Arap, Kürt, Ermeni ve Farisi kültürlerinde mevcuttur. Bu saza Araplar ve Farslar “def” demekte, Kürdler ise “erbane“, “arbane” ve “arbani” gibi isimler vermektedirler.

  • 14.11.2025 12:11
Kadının kutsal sesi: Erbane

Mezopotamya’da kadının kutsal sesi ve aşkıdır erbane. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan erbane, bu topraklarda kullanılan, kadim vurmalı enstrümanlardan biri. Tarih boyunca birçok kez savaşın hâkim olduğu Mezopotamya’da kadın, barışı haykırmak için yüreğindekini dile getirdiği yegâne kutsal bir araçtır, erbane. Acıların, ağıtların ve ölümlerin hiç eksik olmadığı bu coğrafyada, kadının göğe yükseldiği çığlığıdır, erbane.

Yüzyıllar boyunca büyücü, şaman, abdal ve dervişlerin çaldıkları erbane; düğün ve şenliklerde, zikir ve cemlerde, cenaze, yas, taziye, mevlit ve ağıtlarda ritm tutmak için kullanılmış, korku ve hastalıklara çare olan ruhani bir ses olarak görülmüş. Süryani, Arap, Kürt, Farisi ve Ermeni kültürlerinde özellikle inancın kendini ifade ettiği araçlarından biri olarak kullanılan bu çalgıya Arap ve Farslar “def”, Kürtler ise “erbane” adını vermiş.

Erbane ve kadın bir bütündür

Kadının kutsal olarak görüldüğü Mezopotamya coğrafyasında erbane, binlerce yıldır kadının kutsal sesi olarak biliniyor. Kadını tanımlayan bir enstrümandır ve kadının rengidir erbane Mezopotamya’da.

Bu topraklarda erbane ve kadın bir bütündür. Erbane çalan bir kadını gördüğünüzde iki kutsalın özlemle, aşkla, acıyla, gözyaşıyla ve ağıtla kavuşmasıdır.

Kadının güneşten önce doğduğu bu topraklarda ataerkil toplumla birlikte kadının sesidir, Erbane. Kadının bastırıldığı, eve hapsedildiği, katledildiği bu dünyada erbane, kadının özgürlük sesi olmuştur. Bundan dolayı, erbane ve kadını ayrı tutamayız. Kadın erbaneye can verirken, erbane ise kadının özgür sesidir.

Kadının kendi özünden yarattığı bu çalgı, melodiyle değil ritimle çalınır. Ritim erbanenin enstrümanıdır. İki çeşit erbane vardır, biri suni deri, bir de gerçek hayvan derisinden yapılan.

Gerçek deri ile yapılmış olanlar ortam ısısına bağlı olarak gevşeyebilir veya gerginleşebilir, gerçek deri ile yapılmış erbaneyi çalmadan önce ocak üstünde dairesel el hareketiyle eli enstrümanın her alanında eşit şekilde gezdirerek ısıyı yayarak çalmaya hazır hale getirilir. Böylece deri genleşir, sertleşir ve daha net bir sesin çıkmasını sağlar.

Her ikisi arasında ses farkı vardır, hakiki deriden yapılanın sesi bir ayrıdır. Erbaneyi, bendirden (Klasik Türk müziğin ve özellikle Mevlevi Türk Tasavvuf Musikisinde daire veya def adıyla bilinen vurmalı çalgının Fas ve Cezayir’e özgü biçimi) ayıran noktası içindeki halkalardır. Halkalar, erbanenin iç kısmında çerçeve gibi dizilidir. Erbane göğüs hizasında, iki göğüs arasının tam ortası yani vücudun yarısını kaplayacak şekilde bir el alttan destekle diğer elde orta kısmından desteklenerek çalınır. İçindeki halkaların yukarı aşağı ve vuruşla birlikte deriye değdirilerek vurulmasıyla ritimler elde edilir.

Bu toprakların kadim enstrümanı olan erbane, yine kadınların hünerli elleriyle gelecek kuşaklara taşınıyor.

 

 

Editör: Neslihan Özkan

Yorum Yaz