Kurbağalara İnanıyorum - Barış Bıçakçı Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kurbağalara İnanıyorum kimin eseri? Kurbağalara İnanıyorum kitabının yazarı kimdir? Kurbağalara İnanıyorum konusu ve anafikri nedir? Kurbağalara İnanıyorum kitabı ne anlatıyor? Kurbağalara İnanıyorum PDF indirme linki var mı? Kurbağalara İnanıyorum kitabının yazarı Barış Bıçakçı kimdir? İşte Kurbağalara İnanıyorum kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Behçet Çelik

Yazar: Barış Bıçakçı

Yazar: Ayhan Geçgin

Editör: Levent Cantek

Editör: Tanıl Bora

Tasarımcı: Deniz Karagül

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789750519017

Sayfa Sayısı: 213

Kurbağalara İnanıyorum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kurbağaların özelliği, nehirleri kuru topraklara dönüştüren kurak mevsimde toprağın derinliklerine gömülüp ölüm uykularına yatmalarıdır. Tüm bedensel işlevlerini en aza indirip ölüme en yakın halde yağmur mevsiminin gelmesini beklerler. Yağmurlar nehirlerin yatağını doldurmaya başladığında, ölüler ülkesinden geri gelir, on binlerce ağızdan şarkılarını söylemeye başlarlar.

 

Çok sevilen bir yazar üzerine, akla takılan bir roman üzerine... edebiyat üzerine, yazmak üzerine mektuplar. Kimisi gün ağarırken, kimisi şehir karanlığa gömülürken yazılmış, e-postanın da “bir edebiyat türü olarak mektup” sınıfına girebileceğini bize gösteren metinler... Edebiyatın hazzını ve anlamını çoğaltmak üzere... Anlamak, bilmek, keşfetmek zevkiyle yazılmış metinler...

 

 

Barış Bıçakçı, Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin okurlukla yazarlığın bitiştiği yerde kurulmuş bir sohbet halkasını paylaşıyorlar. Dostça, merakla, tutkuyla, peşinden giderek…

 

Kurbağalara İnanıyorum, edebiyatçının, -üç edebiyatçının-, tutkulu ve kâşif edebiyat okuru olarak portresi...

Kurbağalara İnanıyorum Alıntıları - Sözleri

  • İnsan belleği şiirin, edebiyatın toprağıdır. Her şey oradan boy verir. Belleğin erozyonu şiirin erozyonudur.
  • Her şey bizim için apaydınlık olsaydı, ne demeye yazmakla uğraşalım.
  • Artık seyrettiğimiz bir filmdeki insan, sokakta gördüğümüz insan ile daha önce seyrettiği­miz filmlerdeki insanın karışımı. İyi karışmamışsa bu insana inanmıyoruz, canımız sıkılıyor.
  • Kitap yazmak kolay diyordu Faulkner, asıl iş kendini kitaplar ya­zabilecek durumda tutabilmek. Ama şüphesiz bugünün sa­natçısının yaşamı -kendimizden bildiğimiz gibi- başkaları­nın yaşamından farklı değil, yani herkesin mahkum oldu­ğu kısıtlı, yalıtılmış, dar bir yaşam.
  • Kader, acı bir olayın yaşatması beklenen duyguların yanı sıra yaşatması beklenmeyen duyguları da anlattığı için güzel.
  • "Namuslu mülk sahi­bine güvence üstene güvence veren gerçek bizim ne işimize yarar ki? Bizim olası gerçeğimiz uydurma olmalı... "
  • "Biçim veremediğimiz şeylerin biçi­mini aldık."
  • Kimse çelişkiden sahi­den ölmüyor. En büyüklerinden bile.
  • Hiçbir şey zamanı gelmiş bir düşünce kadar güçlü olamaz.
  • Size de oluyor mu, yazarken birinizin adını andığımda diğerinizin adını da anmak gereği hissediyorum. Arkadaşça bir kollama.
  • Kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum.
  • İyi mecazlar bulmak demek benzerlikler için keskin bir görüşe sahip olmak demektir.
  • Hayatın içinde çok fazla insan, mekan ve zaman var. Bu çokluk "inanması zor" şeyleri de mümkün kılıyor. Düşünün, yerküre 4,6 milyar yıl yaşında. Bu kadar sürede her şey olur! Ama sanatın bu kadar süresi yok. Dolayısıyla hayatın devasa çemberi içinde dışarı taşmadan var olan bir şeyi sanatın "dar" çemberi içine aldığımızda ister istemez çemberi ihlal etme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Sanattaki bir şeyin inandırı­cılığına hayattan kanıt bulmaya çalışmak bence nafile bir ça­ba.
  • Hikaye dinleyen kişi, hikaye anlatıcısının misafiridir; hikaye okuru bile bu mecliste yerini alır.Roman okuru ise, okurların en yalnızıdır.
  • Birçok in­sanın içine düştüğü şu tuhaf durum: ne kadar berbat olursa olsun eskiyi arar duruma gelmek.

Kurbağalara İnanıyorum İncelemesi - Şahsi Yorumlar

O KURBAĞALARA BEN DE İNANIYORUM HATTA FAZLADAN İNANIYORUM...: anlamak , bilmek, keşfetmek zevkiyle yazılmış metinlerde barış bıçakçı , behçet çelik ve ayhan geçkin bir sohbet halkasını paylaşıyorlar. Başından sonuna kadar insan başka tatlar alıyor kitaptan... Spoiler içerebilir ; Elisabeth costello bir sınır kasabasında, öteki tarafa geçmek için beklemektedir. Öteki taraf taraf ölümün yeri ya da yaşamdan sonraki yerdir. Ancak oraya geçebilmesi için yargıç benzeri sorgucuların sorularına doyurucu yanıt vermelidir. Yargıç kısmı da tahmin edersiniz, hiçbir zaman tatmin olmaz. Sorulardan biri inanç üstünedir. Sorarlar neye inanıyorsun? Yetersiz bulunan bir dizi yanıttan sonra Costello bu kez başka bir yanıt verir, yanıtı bir hikayedir. Çocukluğunun geçtiği bir kasabadan bahseder. Kasabanın dışında bir nehir vardır. Nehir kurak geçen mevsimler boyunca tamamen kurumakta, çamura dönmektedir. Kurak mevsimlerden sonra yağmur gelir, günlerde yağan yağmurla birlikte nehir yeniden canlanır. Nehirle birlikte birlikte kurbağalar da canlanır, on binlerce kurbağanın sesi kasabayı doldurmaya başlar. İşte, der Costello, o kurbağalara İnanıyorum... (Nursel...)

Behçet Çelik, Ayhan Geçgin ve Barış Bıçakçı'nın beraber yazmış olduğu edebiyat üzerine yazışmaları beğenerek okudum. Daha önce Barış Bıçakçı'nın tüm kitaplarını ve Behçet Çeliğinde bir kitabını okuduğum için yazış tarzlarına cok alışkındım. Ama bu kitapta bi farklılık vardı, kitapta kurgu yerine kendi görüşleri, savları ve öz eleştirileri olan bir kitaptı. Ayrıca yazarların alışkın olduğumuz kurgunun dışına çıkıp kendi görüşlerini yazmalarını ayrıca beğendim. Günlük, Makale, Tez, Deneme tarzında olması kitabı farklı kılıyor. Ayhan Geçginin hafif felsefik görüşleri Behçet Çeliğin hukuki düşünceleri Barış Bıçakçı'nın ise Sosyal yazılarını gayet beğendim. Birinden ayrı üç yazar ve birbirine bi okadar benzeyen uc yazarın kitabı gayet güzeldi. Herkese iyi okumalar. (Güneş)

Üç yazarın (Barış Bıçakçı, Behçet Çelik, Ayhan Geçgin) okumak, yazmak, edebiyat, şiir, biraz film, biraz resim, çokça hayat hakkında e-posta olarak yazılmış yazılarından oluşan; bir sohbet havasında geçen; yeni yeni okuma listeleri oluşturmak isteği uyandıran bir kitap. Kitaptan kendim adına çıkardığım okunacaklar listesi: 1-J.M. Coetze- Romancının Romanı 2-Van Gogh- Teo'ya Mektuplar 3-J.M. Coetze- Utanç 4-Tim Parks- Kader 5- Mladen Dolar- Sahibinin Sesi 6-Virginia Woolf kitapları 7-Ayhan Geçgin-Son Adım 8-Barış Bıçakçı- Herkes Herkesle Dostmuş Gibi 9-Behçet Çelik- Kaldığımız Yer 10-Behçet Çelik- Dünyanın Uğultusu (Serkan Mutlu)

Kurbağalara İnanıyorum PDF indirme linki var mı?

Barış Bıçakçı - Kurbağalara İnanıyorum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kurbağalara İnanıyorum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Barış Bıçakçı Kimdir?

Barış Bıçakçı 1966'da Adana'da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte, Ocak 1994 ve Ekim 1997 tarihlerinde iki şiir kitabı yayımladı. İlk romanı Herkes Herkesle Dostmuş Gibi (2000) yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. İletişim Yayınları'nca yayımlanan diğer kitapları: Veciz Sözler (2002), Aramızdaki En Kısa Mesafe (2003), Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004)

Barış Bıçakçı Kitapları - Eserleri

  • Bizim Büyük Çaresizliğimiz
  • Aramızdaki En Kısa Mesafe
  • Sinek Isırıklarının Müellifi
  • Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
  • Baharda Yine Geliriz
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
  • Veciz Sözler
  • Seyrek Yağmur
  • Kurbağalara İnanıyorum
  • Tarihi Kırıntılar
  • Şiirler
  • Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı
  • Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi

Barış Bıçakçı Alıntıları - Sözleri

  • "Her söz bir uçurum, onunsa kanatları çok küçük, kayalarsa keskin, her düşüş, bir ölüm." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
  • Basit şeyler isteyince, basit şeylerden zevk almaya başlayınca, anlıyorum ki âşık olmuşum. (Bizim Büyük Çaresizliğimiz)
  • "Kendi içini göremeyen, orada ne rezil şeyler olduğunu bilmeyen, kendi içinden çıkamaz." (Baharda Yine Geliriz)
  • "Korku iyi bir harçtır." (Sinek Isırıklarının Müellifi)
  • "Hayat alıştığım ve nefret ettiğim akışını kazandı tekrar." (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
  • “Yazarın ömrü kahramanlarının ömrü kadardır.” (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
  • Hep aynı şeyi mi yaşıyoruz, durmadan aynı şeyi? (Veciz Sözler)
  • Hayat ne tuhaf! Bazı çatlakların içine insan davranışları sızıyor ve orada birikiyor. Sonra da kötü kokular yükseliyor hayatın çatlak yerlerinden, zayıf yerlerinden. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • Bir felsefeci ölü bulunduğunda akla gelecek ilk şüpheli elbette kafasındaki fikirlerdi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
  • "Yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım." Bu inanç yetiyordu ona. Zaten hayat da yere çakılana kadar yaşanan bir şeydi. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • "Her gün o kadar çok acıya tanık oluyoruz ki, ben de artık asgari ahlak sahibi pek çok insan gibi, mutluluk rolü için dublör kullanıyorum." (Seyrek Yağmur)
  • "Yaşlı ve cazibesini yitirmiş bir aktris olmaya karar verdim çünkü neysem o olarak kalamazdım.Kimse olduğu gibi kalamaz. Kendisine azıcık saygı duyan hiç kimse olduğu gibi kalamaz." (Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme)
  • Hangi haberi okuduğumda normal hayatımı sürdürmeyi bırakacağım, diye düşündüm. Hangi haberi? (Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra)
  • Hayatın içinde çok fazla insan, mekan ve zaman var. Bu çokluk "inanması zor" şeyleri de mümkün kılıyor. Düşünün, yerküre 4,6 milyar yıl yaşında. Bu kadar sürede her şey olur! Ama sanatın bu kadar süresi yok. Dolayısıyla hayatın devasa çemberi içinde dışarı taşmadan var olan bir şeyi sanatın "dar" çemberi içine aldığımızda ister istemez çemberi ihlal etme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Sanattaki bir şeyin inandırı­cılığına hayattan kanıt bulmaya çalışmak bence nafile bir ça­ba. (Kurbağalara İnanıyorum)
  • Çünkü zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • ... çünkü hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi. (Aramızdaki En Kısa Mesafe)
  • Böyle şeyler heyecanlandırırdı onu, yani mağdur olmak. (Herkes Herkesle Dostmuş Gibi)
  • "Yürüdüğüm bu yoldan benden önce sonbahar geçmiş, ardından da hiçbir mevsim gelmemiş." (Hüseyin Kıyar, Yavuz Sarıalioğlu, Barış Bıçakçı)
  • "Kısa kollu mutsuzluk elbisesiyle annem, durmadan, kaybeden bir kahraman, bağışlamayan bir tanrı sizinle aramızda." (Şiirler)
  • “Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum,“ demişti o. Sonra da bana dönüp sormuştu: “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?“ (Baharda Yine Geliriz)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle