Kutlu doğum, kutlu elçi. Peygamberler silsilesinin son halkası Fahr-i Kâinat Efendimizin (sav) dünyaya teşrifi

Başta Müslüman alemi olmak üzere insanlığın yol göstericisi son peygamber Hz. Muhammed'in (sav) bu gün dünyaya teşriflerinin yıldönümü. Peygamber Efendimiz (sav), 571 yılında Mekke'de doğdu. Mekke'nin ve Arabistan'ın en nüfuzlu kabilesi olan Kureyş'in, Benihaşim (Haşimoğulları) boyundan olup Hz. Muhammed’in babası ise Kureyş kabilesinin lideri ve Mekke yöneticisi olan Abdülmuttalip'in oğlu Abdullah, annesi ise yine aynı kabilenin Zühre boyundan Vehb bin Abdi Menaf'ın kızı Amine idi. Peki Kutlu Doğum etkinliklerinin ortaya çıkışı ve günümüze kadarki süreç nasıl işledi?

GÜNCEL DİNİ HABERLER
PAYLAŞ:

HZ. MUHAMMED'İN HAYATI

Hz. Muhammed (s.a.v.) 571 yılında Mekke'de doğdu.

Doğmadan önce babası Abdullah'ı; 6 yaşındayken annesi Âmine'yi kaybetti. Sonra dedesi Abdulmuttalib'in himayesine girdi. Dedesinin vefatından sonra amcası Ebû Talib'in yanında yetişti.

Küçük yaşlardan itibaren ticarete atıldı. Mekke'de yaşayan ve puta tapan insanlara karşı çıktı. Peygamber olmadan önce insanlar arasında güzel ahlakı, dürüstlüğü, adâleti ile tanınarak "el-Emîn: En emniyetli kişi" sıfatını aldı.

25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlendi. Hz. Hatice'den Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma adında 6 çocuğu oldu. Kasım ve Abdullah küçük yaştayken vefat etti.

Ara sıra yanına azığını alarak Nur Dağı'ndaki Hira Mağarası'nda inzivaya çekilirdi. 610 senesinde Ramazan ayının 17. günü Hira Mağrası'da vahiy meleği Cebrail (a.s.) geldi ve ona ilk vahiy "oku" emrini verdi. Böylece Hz. Muhammed'e (s.a.v.) 40 yaşında peygamberlik verilmiş oldu.

Peygamber Efendimiz, tebliğe en yakınlarından başladı. O'na ilk eşi Hz. Hatice sonra kızları iman etti. Ardından Hz. Ali daha sonra Zeyd bin Harise ve Hz. Ebubekir iman etti. İnsanlar arasındaki eşitsizliği gideren, adaleti gözeten İslam dini daha çok fakir insanlar ve köleler arasında kabul gördü. Müslümanların sayısını günden güne arttı.

İlk Müslümanlar Mekkeli putperestlerin hakâret, alay, eziyet, işkence ve boykot gibi kötü tavır ve davranışlarına mâruz kaldı.

Müslümanlar Mekke'de oturamayacak hâle geldikleri zaman Allah'ın izniyle Peygamber Efendimiz ve ashabı 622 senesinde Mekke'den Medine'ye hicret etti. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimiz'in yol arkadaşı oldu. Medineli Müslümanlar (Ensar) Mekkeli muhacirleri çok iyi karşıladılar. Ensar ile muhacirler kardeş ilan edildi. Böylece Medine İslam Devleti kuruldu. İslam Devleti'nin kurulmasıyla müşrikler Müslümanlara saldırmaya başladı.

624 yılında müşriklerle yapılan ilk savaş olan Bedir Savaşı'nı Müslümanlar kazandı. Mekkeli müşrikler Bedir Savaşı'nın intikamını almak için Medine üzerine yürüdüler. 625 yılında yapılan Uhud Savaşı'nda Peygamberimizin görevlendirdiği okçuların yerini terk etmesiyle Hz. Hamza ile birlikte 70 sahabe şehit oldu. İki taraf birbirine üstünlük kuramadığı için Mekkeli müşrikler büyük bir güç toplayarak tekrar Medine üzerine yürüdüler. Peygamber Efendimiz bunu haber alınca Selman-ı Farisi'nin tavsiyesi ile Medine'nin etrafına hendekler kazdırdı. 627 yılında yapılan Hendek Savaşı'nda müşrikler kayıplar vererek çekildiler.

628 yılında Müslümanlar hacca gitmeye karar verdiler. Bundan tedirgin olan Mekkeliler Müslümanlara izin vermek istemediler. 628 yılında imzalanan Hudeybiye Anlaşması ile Mekkeli müşrikler Müslümanların varlığını resmen tanıdı.

628 yılında Müslümanlar Hayber'i fethetti. Hayber'in fethi ile Şam ticaret yolu Müslümanların eline geçti.

Müslümanlar, Bizans ile ilk kez 629 yılında Mute'de savaştılar. 630 yılında Mekke'nin fethi gerçekleşti. Mekke'nin fethinden sonra Arap yarımadası hızlı bir şekilde Müslümanların kontrolü altına girdi. Müslümanlar ve putperest Arap kabileleri arasında 630 yılında gerçekleşen Huneyn Savaşı'nı Müslümanlar kazandı. Hz Muhammed'in (s.a.v.) son seferi ise 631 yılında Tebük'e oldu.

Hz. Muhammed (s.a.v.) son kez Müslümanlarla beraber 632 yılında hacca gitti ve buna Veda Haccı adı verildi. Veda Haccı'nda 100 bin Müslümana veda niteliğinde konuşan Hz. Muhammed (s.a.v.) 632 yılında Medine'de vefat etti.

Kabri Medine'de Ravza-ı Mutahhara'da bulunmaktadır.

Kutlu Doğum etkinliklerinin ortaya çıkışı ve günümüze kadarki süreç

Mümtaz'er Türköne, Türkiye Diyanet Vakfı'nda Yayın Kurulu üyesi olarak görev yapmaya başladığı dönemde, kurul başkanı Profesör Süleyman Hayri Bolay, Ayvaz Gökdemir ve kendisinin bulunduğu 6 kişilik bir kurulun aldığı karar ile ortaya çıkan bir proje çalışması olarak açıklamıştır.

Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti bu projeyi kabul etti. Diyanet işleri başkanlığı tarafından da desteklen bu proje hicri takvime göre kutlanan Mevlid kandili'nin içinde bulunduğu haftanın Kutlu Doğum Haftası olarak ilan edilmesi ile yaşama geçti. İlk yıl sadece Ankara'da ve sadece İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlanan etkinlik daha sonra diğer illerde düzenlenen panel ve konferanslar ile genişletildi. Bu haftanın farklı etkinlikler ile gelişmesinde Nur Cemaati büyük rol oynadı.

1994 yılından itibaren de, Hicri Takvime göre 11/12 Rebiülevvel 1415 (18/19 Ağustos 1994) kutlanması gereken hafta gerekçe gösterilmeden (Hicri Takvim'in 10/11 gün kısa olması dolayısıyla o yıllarda yaza doğru yaklaşan Mevlid Kandili Türköne'nin yazısında açıkladığı üzere o dönemde kış aylarına gelmesi söz konusu değildir) Mahmut Paşa el-Felekî'nin hesaplaması doğru kabul edilerek miladi takvime göre 20-26 Nisan tarihine sabitlendiği açıklanmıştır. Bu yıldan itibaren hafta içerisinde sempozyum düzenlenmeye başlamıştır. Kutlama Haftası'nın bu tarihe sabitlenmesi ile Muhammed'in doğum günü yılda iki defa kutlanmaya başlamıştır.

1995 yılından itibaren yine Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile Muhammed'e yazılan naatlarda gül ile özdeşleştirilmesinden esinlenilerek "Bir Dal Gül Ver" kampanyası başlatılmıştır. 1996 yılında "Kutlu Doğum Aşı" adı altında da Diyanet Vakfı, hazırladığı 3500 kişilik etli pilav ve ayranı, Kocatepe Camii avlusunda ilk kez teşrif edenlere ikram etmiştir.

Miladi takvime göre 20-27 Nisan olarak sabitlenen bu etkinlik Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması ile Türk Milletinin egemenliğini eline aldığı tarih olan 23 Nisan 1920 tarihi esas alınarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak ulusal çapta kutlanan bayram ile çakışması halktan ve sivil toplum kuruluşlarından alternatif bir kutlama olarak halkın arasına sokulmak istenen bir çeşit fitne olduğu tepkisi ile karşılaşmıştır.


Ayrıca etkinliğin son gününün Fethullah Gülen'in doğum tarihi (27 Nisan 1941) ile çakışması kutlamanın bu kişiye atfen yapıldığı konusunda ayrı bir tepki doğurmuştur. Çocukları ve ailelerini bu bayram ile kutlama haftası çerçevesinde düzenlenen Kuran okuma yarışmaları gibi etkinlikler arasında seçim yapmaya zorlayan düzenlemeler karşısında Genelkurmay Başkanlığı da bir basın açıklaması yaparak gelişmelere kayıtsız kalmamıştır. Açıklamasında bazı örnekler vererek çalışmaların alternatif bir tören olarak görüldüğü ve bölücülük çalışmalarıyla benzerliklerinin altını çizmiştir.

Gelen tepkiler üzerine 2008 yılından itibaren etkinlik tarihi bir hafta öne alınarak değiştirilmiş ve 14-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenmeye başlamıştır.

AK Parti döneminde bu kutlamaların resmi bir törene dönüştürülmesi, siyasi parti liderlerinin öne çıkması dikkat çekmeye başlamış, din ve siyasetin bir araya geldiği bir hafta olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Bunun en önemli örneği ise Resmi Gazete’nin 13 Şubat 2010 tarihli sayısında yayımlanan bir genelgede görülebilmektedir. Bu genelgede Kutlu Doğum Haftası’nın kutlanmasına ilişkin usul ve esaslar tek tek sıralanmıştır. 2011 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesiyle okullarda Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri düzenlenmiştir.

2013 yılında yapılan kutlamalar da mecliste bulunan parti liderlerinin katıldığı açılış töreni, dini içerikli sözler ile birbirlerine gönderdiği siyasi mesajlara sahne olmuştur. Diyanet İşleri Başkanı'nın Diyarbakır Belediye başkanı ile verdiği pozlar dinin ve diyanet işlerinin bazı çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı tepkisi almıştır.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle