Lawrence Durrell kimdir? Lawrence Durrell kitapları ve sözleri

Yazar Şair Lawrence Durrell hayatı araştırılıyor. Peki Lawrence Durrell kimdir? Lawrence Durrell aslen nerelidir? Lawrence Durrell ne zaman, nerede doğdu? Lawrence Durrell hayatta mı? İşte Lawrence Durrell hayatı... Lawrence Durrell yaşıyor mu? Lawrence Durrell ne zaman, nerede öldü?

BİYOGRAFİ
Yazar Şair Lawrence Durrell edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Lawrence Durrell hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Lawrence Durrell hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Lawrence Durrell hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 27 Şubat 1912

Doğum Yeri: Jalander, Hindistan

Ölüm Tarihi: 7 Kasım 1990

Ölüm Yeri: Fransa

Lawrence Durrell kimdir?

Lawrence George Durrell (d. 27 Şubat 1912 – ö. 7 Kasım 1990) Britanyalı romancı, şair, oyun yazarıdır. Kendisini Britanyalı olarak görmemiştir. Ölümünden sonra Britanya vatandaşı olmadığı ortaya çıkmıştır. En bilinen çalışması İskenderiye Dörtlüsü'dür.

27 Şubat 1912 tarihinde Hindistan'da doğdu. Öğrenimi için on iki yaşında İngiltere'ye gitti. Londra'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Yunanistan'da Korfu adasına yerleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonraki yıllarda Rodos, İskenderiye, Kıbrıs gibi Akdeniz ülkelerinde yaşadı.

Şiirleri, romanları bu yerlerin yankıları ile doludur. "Justine" adlı romanının yayınlandığı 1957 yılına değin az tanınan bir ozan iken "Justine", "Balthazar", "Mauntoliv", "Clea" adlı roman dizisinden sonra günümüzün en çok okunan ve sözü edilen yazarlarından biri oldu.

Lawrence Durrell Kitapları - Eserleri

  • Justine
  • Balthazar
  • Clea
  • Mountolive
  • Kıbrıs'ın Acı Limonları
  • Monsieur ya da Karanlıklar Prensi
  • Karanlık Labirent
  • Livia ya da Diri Diri Gömülmek
  • Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar
  • Constance ya da Yalnızlıklar
  • Sebastian ya da Güçlü Tutkular
  • Quinx ya da Kusursuzluk Peşinde
  • Afrodit'in Başkaldırısı Tunc ve Nunquam
  • Kara Defter
  • Labirent
  • Mekan Ruhu

Lawrence Durrell Alıntıları - Sözleri

  • "bir Müslümanın kafasına bir düşünce sokmak ,bir duvarı boyamak çalışmak gibidir: İkinci kat boyayı sürmeden birinci katın(birinci düşüncenin) kurumasını beklemek zorundasınız." (Mountolive)
  • Zihni asılsız değerlerle bulanmış romantikler için aşkın son trajedisi ölümdür. (Kara Defter)
  • İç dünyamızdaki simgeleri dış dünyaya taşırız. Tam olarak çevremizde iç dünyamızı yansıtan bir dünya yaratırız. Herkes içinde mit üreten bir makine taşır, onun çalıştığını bile fark etmez. Demek ki merak dolu şiirsel bir mantıkla yaşadığımız söylenebilir - çünkü ne istersek onu elde ederiz, ne azı ne fazlası. (Karanlık Labirent)
  • "...anlama,ince düşüncenin değil,insan ruhunun büyüme evresinin işidir." (Clea)
  • "Çağımızın aşırı öz­gürlüğü, insanlann bağlılıklanna biçimini ve özünü -yani gerçekliğini veren o incecik örümcek ağını parçaladı. Sağ­lık, bir diş ağrısı gibi zonkluyor içimizde, ama yazıda oldu­ğu gibi, yaşamdaki ince üslup da hoyratlığa.yenik düştü." (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
  • Clare'e kalırsa, Gracie'nin bu süre içinde ona âşık olması gerekiyordu. Bu onun hakkıydı, öyle değil mi? Kendisiyse kıza yalnızca azıcık âşık olmalıydı;yatak odasına adım atmaya yetecek kadar. (Kara Defter)
  • ...1kadınla üç şey yapabilirsin: ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onun için yazarsın... (Justine)
  • Aşk olağanüstü gösterişli bir çiçek ,ama gerçekten sınıflandırılması olanaksız.Bir ucu gizemciliğe ,bir ucu düpedüz doğmazlığa dayanıyor. (Balthazar)
  • Kişinin kendi ölümünü kavraması, olgunluk noktasına erişmesidir. (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
  • "Bir kadın uyurken gafil avlayıp seyretmek haksızlıktır." (Clea)
  • Yüreğin kendince,aklın bilmedigi bir mantığı vardır. (Karanlık Labirent)
  • “En son Yunanlar geldi ve Tanrı’dan armağanlarını istediler. ‘Size ne armağan etmemi istersiniz?’ dedi Tanrı. ‘Bize güç ver,’ dedi Yunanlar. Tanrı, ‘Ah, zavallı Yunan’larım,’ dedi,’çok geç kaldınız. Bütün armağanlar dağıtıldı. Aslında geriye pek birşey kalmadı. Gücü Türklere verdim, Bulgarlara çalışmayı; Yahudilere hesabı, Fransızlara oyunbazlığı, İngilizlere aptallığı.’ Yunanlar buna çok kızdılar ve bağırdılar: ‘Bu nasıl entrika böyle, bizi nasıl açıkta bırakırsınız?’ ‘Peki,’ dedi Tanrı. ‘Mademki ısrar ediyorsunuz, size de bir armağan vereyim, eli boş dönmeyin—sizin armağanınız da entrika olsun’. ” (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
  • "Birbirimize ne kadar yakın olmak istersek o kadar uzak kalıyoruz ." (Clea)
  • "Ama kültürden gelen alışkanlık , insanı kendi çekiciliğine karşı korumaya yetmez ." (Mountolive)
  • "Din ,tanınmayaçak kadar yozlaşmış sanattan başka birşey değildir." (Clea)
  • Muayeneden önce soyunmanı söyleyen doktorun ahlaksızlığından kuşkulanmazsın, öyle değil mi? Aynı güveni, kuşkulanmama ayrıcalığını neden yazarlara tanımayacakmışız? (Kara Defter)
  • Girneye gidersen Surların içine girme Girersen çok kalma Çok kalırsan evlenme Evlenirsen çocuk yapma..! (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
  • "... meslekleri yasçılık olan kişilerde vardı, onlar için ölüm, yas şiirleri yarışması gibiydi..." (Mountolive)
  • "Bir dili çok iyi bilmenin hiç anlamı yoktu, bunu ançak şimdi anlıyordu, çünkü Leyla ona anlamaya dayanmayan bilginin boşluğunu göstermişti." (Mountolive)
  • Ben kendi hayatımı yaşadığımı sanıyordum,oysa hayatım beni yazıyordu hep,dış yardım almadan.Bunu anlamam yarım yüzyıl sürdü. Özsaygıma ne büyük bir darbe. (Sebastian ya da Güçlü Tutkular)
loading...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle