Mardin-Mariupol HATTINDA yalnız bir PİYANOYA DAİR

Mardin’e her gidişim anneme kavuşmaktı. Bu defa öyle olmadı.

Annemin emanet ettiği kardeşlerimin hepsinin yeri ayrı. Ama Melis kardeşiminki başka. O annemin yol arkadaşıydı. Onun boş bıraktığı evin yalnızlığına tek başına dönmesi içime sinmedi ve annemin ölümünden sonra ilk kez sılaya dönüşüne, Selman kardeşimle beraber katıldım.

Kişisel acıların, ölümlerin Pandemide zaten içi boşalmıştı. Cemaatsiz cenazelerde mezarın yalnızlığının antremanı musallada başlıyordu. Acımızı paylaşamamanın acısı, acımızı daha da derine doğru itiyor, bütün varlığımızı kayıpların hüznüne karıştırıyordu.

Pandeminin yükü bitmeden Savaşın yükü bindi sırtımıza…(*)
Koskoca bir ülke dev bir ülkenin ayakları altında eziliyor…

1945’te 2. Büyük savaşın ardından Sosyalizm-Kapitalizm savaşının ilk büyük çatışma alanı uzak Asya olmuştu.
Önce Kore ardından Vietnam.

Uzak Asya’dan Ortadoğu’ya kaydı eksen, Arap-İsrail 6 gün savaşı, sonra Lübnan ve en sonunda Afganistan.

Latin Amerika hep için için yandı. Onların çok düşmana ihtiyacı yoktu. Zalim diktatörler ülkelerini yeterince üzüyordu.

Komünizmin kızıl bayrağı 1980’lerin sonunda inerken,
“Bay Gorbaçov Bu Duvarı Yıkın” diyen Reagan’ın yankısı, hemen hemen tüm dünyayı acaba “çatışmalar çağı bitiyor mu?” diye umuda taşıdı.

Yanılgı ağırdı…
Zaten daha duvar yıkılmadan Irak, Kuveyt’e dalmıştı bile. Ondan sonra Irak gün yüzü görmedi. Suriye, Yemen, Libya bu dönemlerin en ağır faturasını ödediler.

Avrupa da nasibini aldı acılardan. Avrupa’nın göbeğinde Balkanlarda yaşanan trajedi de az değildi. Yugoslavya’nın mirası kan ve göz yaşı oldu.

Savaşların yetmediği yerde demokrasi arzusu insanları çatışmaya sürükledi. Arap Baharı, Balkanlardaki iç savaşlar bunların arasında ilk akla gelenler…

Ve 2022 kışının orta yerinde Rusya yapılmamışı yaptı. Görülmemişi gösterdi.
Ezbere konuşan sözde yazarların aksine kimse dini için, rengi için savaşa kurban gitmiyor.
Ortada hesapsız bir akıl, iktidar hırsı ve mutlak güç kaygısı varsa saldırı kaçınılmaz oluyor.
Dünya 5’ten ne büyük ne küçük…!!!

Mardin’e 2022 kışının ortasında geldim. Sonbahar annemi benden almıştı. Ölümün acısı 20.yüzyılda uzun sürmez demişti Nazım. Nazım yanılmaz. Acı bitiyor ama hüzün bitmiyor. İçimde derin bir burukluk. Mardin aynı Mardin…

Az gittiğim yerlerine gidiyorum. Kiliseler geziyorum. Keldani dostum, kayıplarına ağlayan Remzi Diril kardeşim aklımda hep. O’nun da annesi öldü. Hem de öldürüldü? Ama babası nerede onu bilmiyor bile. Bu nasıl bir acı, nasıl çaresizlik. Sizin babanın kayboldu mu hiç?

Keldaniler, Süryaniler, Asuriler, İsa Peygamberin aşkıyla yanan Allah dostları. Mardin’i taş ustaları süslerken en çok onların mabetlerine özenmiş. Camiler de medreseler de çok güzel. Ama kiliseler bambaşka. Hepsinin yeri ayrı…

Ekonomik kriz ise Mardin’de de var. Her şey öylesine pahalı ki. Taşlardan yayılan ışık hariç her şeyin fiyatı 3 kat artmış en az. Nasıl ayakta kalacağız bilmiyorum.
Orhan Veli’nin dediği gibi bedava yaşıyoruz. Tek farkla. Hava bedava ama Su 5 liradan başlıyor.

Mardin’den TV5 yayına dahi katıldım. Bir süre daha kalabilirim. Güzel gözlü kardeşim huzurlanıncaya kadar yanında kalacağım. Kalbimin birazı İstanbul’da birazı Ukrayna’da. Mardin’e benzeyen adıyla en çok da Mariupol’da. Hastanesi yıkılan kent Mariupol.
Sadece hastanesi değil tabii. Bir zamanlar Don Kazaklarının Rusya’nın tozunu attığı Mariupol.

Osmanlı’nın Kırım Hanlığına emanet ettiği ama 1773’ten sonra yani Küçük Kaynarca’dan sonra bir daha asla emanetin geri dönmediği topraklar. Bize komik bir hikaye gibi anlatılan Baltacı-Katerina buluşmasının aslında göründüğünce komik olmadığına dair bir hikayeden söz ediyoruz. Osmanlı’nın fetih imparatorluğundan moderniteye geçememesi, tarihin çarkları ile uyum gösterememesi ve hanedanın tıkanması üzerine bir şeyler söylemeden geçiyorum bu bahsi. Bilen anladı zaten.

Murat Ağırel kardeşim gazeteciliğin hakkını Ukrayna’da veriyor. Yalnız bir piyano paylaştı.

Piyanist filminden çıkmış bir sahneydi sanki. Çatışmaların ortasında kalmış bir piyano. Kimbilir belki piyanisti de yok oldu.

İki Ortodoks ülkenin çatışmasına bu filmden bu alıntı ne kadar yakışır bilmiyorum kararı siz verin :
“Bu Savaş Neden Olmak Zorundaydı?
İnsanlığın Tanrısızlığının Onu Nereye Götürdüğünü Göstermesi mi Gerekiyordu..?”

Analiz, Veysi Dündar 12.3.2022

Veysi Dündar:

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle