Çekiç, Emek, Sabır… Mardin’de Bakırcılık
Mardin’de dört kuşaktır sürdürülen bakırcılık mesleği, artan maliyetler, makineleşme ve usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kentte sayıları giderek azalan ustalar, el emeği sanatın ayakta kalması için mücadele ediyor.
Mardin’de yaklaşık 20 yıldır bakırcılık mesleğini sürdüren 51 yaşındaki Sadettin Özcan, bakırın günlük hayattaki faydalarına dikkat çekerek, kentte bu mesleği yapan usta sayısının her geçen gün azaldığını söyledi.
Çekiç sesleri altında büyüdüğünü ifade eden Özcan:
"Dede, baba mesleği. Dört kuşak yapıyoruz bu işi. Dedemden babama, babamdan bana, benden sonra oğlum da yapıyor. Bu sanatı icra ediyoruz, devam ettiriyoruz. Ben küçükken çarşıya gelirdim. Çekiç sesleri altında büyüdük hemen hemen. Bu çarşıda dedem yaklaşık 70 yıl esnaflık yaptı. Babam 60 yıl yaptı. Daha devam ediyoruz. Ben 20 yıldır yapıyorum bu işi." dedi.
"Eskiden her yerde bakırcılık vardı şuan ölmüş, tamamen bitmiş. Mardin'de 5 usta kalmış sadece"
Mardin'de bakırcılıkla uğraşan 5 usta kaldığını belirten Sadettin Özcan, "Buraya gelen turistler hayranlıkla izliyor. Eskiden her yerde bakırcılık vardı şuan ölmüş, tamamen bitmiş. Mardin'de 5 usta kalmış sadece." diye aktardı.
Bakırcılığın sağlık açısından saymakla bitmeyen faydaları olduğunu aktaran Usta Özcan: "Sağlık açısından iyidir. Demir eksikliği varsa, bakır kullananlar bunu tamamlıyor. Bakır bileklikler de yapıyoruz radyasyon için. Vücutta elektriklenme oluyor, o elektriklenmeyi alıyor. Yatmadan önce insan bileğine taksa rahat bir uyku uyuyor. Stresi de arındırıyor; bakırın özelliği bu. Saymakla bitmeyen faydaları var. Bakır Kur'an'da bile geçiyor, 4-5 yerde geçiyor. Peygamber Efendimiz de bakırı kullanırdı, sünnettir. Bakır kullanmak da sünnettir." sözlerini kaydetti.
"Makineleşmenin artmasıyla birlikte el emeğine dayalı bakırcılık eski önemini yitirdi”
Bakırcılıkla ilgili konuşan Özcan, artan makineleşmeyle birlikte el emeğine dayalı bu mesleğin gerilemeye başladığını belirterek “Yaklaşık 500 çeşit ürünümüz var. Bunların büyük bir kısmı mutfak eşyalarından oluşuyor, bir kısmı ise dekoratif amaçlı. Su mataraları da oldukça ilgi görüyor. Meraklısı hepsinden alıyor. Ancak maalesef bu meslek ciddi anlamda geriledi. Makineleşmenin artmasıyla birlikte el emeğine dayalı bakırcılık eski önemini yitirdi” sözlerine ekledi.
Bakırcılığın ekonomik olarak nasıl bir değer katıtığını anlatan bakır ustası Sadettin Özcan,mesleğin günümüzde ekonomik açıdan yeterli kazanç sağlamadığını vurguladı. Usta, “Açıkçası tatmin etmiyor, bakırcılıkta artık ciddi bir kâr kalmadı. Hammadde fiyatları sürekli artıyor. Neredeyse her hafta bakıra yüzde 10 civarında zam geliyor. Ürünleri pahalıya satmak zorunda kaldığımızda ise müşteri alım yapmıyor. Bu durum bizi üretici olarak oldukça zorluyor” ifadelerini kullandı.
"Bu portre üç ustanın elinden geçti"
Dükkânında işlenmiş bir Atatürk portresi çalışmasını anlatan Özcan, bu eserin tamamen el emeğiyle ortaya çıktığını belirterek, “Bu Atatürk portresini biz kendimiz işledik. Önce şeması çiziliyor, ardından elmas kalemle elde işleniyor. El ve çekiç yardımıyla yapılıyor, makine işi değil. Daha sonra zımbayla tek tek dolduruluyor. Bu portre üç ustanın elinden geçti. Oğlum desenini işledi, ben içini doldurdum, babam ise dudağını sararak kabartma yaptı. Bizim sanatımız böyle; nesilden nesile aktarılan bir emek”diye açıkladı.
Bakır ürünlerin kullanım alanlarına da değinen Özcan, geçmişte günlük hayatın vazgeçilmezi olan birçok eşyanın artık unutulmaya yüz tuttuğunu ifade etti.
Özcan, özellikle kadınların şehir hamamlarına götürdüğü bakır sabunlukları örnek göstererek şunları söyledi: “Bu bir sabunluktur. Eskiden bayanlar hamama giderken içine sabun, lif ve bozuk para koyardı. Altı deliklidir, su birikmez. Yüzde yüz el yapımıdır, fabrikasyon değildir. Amcam yaptı bunu kendisi vefat etti. Artık bunu yapabilen yok eser oldu.”
Özcan, bakırcılığın sağlık açısından da önemli olduğunu vurgularken, mesleğin geleceğine ilişkin endişelerini dile getirerek, “Eskiden çırak yetişirdi, usta olurdu. Şimdi ne yazık ki bakırcılıkta kalifiye eleman yetişmiyor. Bu da mesleğin giderek kaybolmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Bakırı sağlık açısından tercih ettiğini belirten müşteri Mehmet Veysi, Şanlıurfa’dan Mardin’e geldiklerini ifade ederek, “Şanlıurfa bakırla iç içe olan bir şehir. Mardin de bakırcılığın en eski olduğu illerden biri. Bu nedenle burayı görmek ve incelemek istedik. Ürünlere bakıyoruz, uygun olanı seçersek alacağız. Bakırı sağlıklı olduğu için tercih ediyoruz. Özellikle yemek kapları ve pilav tencereleri bakırdan olduğunda yemeğin lezzeti daha farklı oluyor. Bu yüzden bakır kullanımını tavsiye ediyorum” dedi.
Editör: Gülten Akgül