Mihaly Csikszentmihalyi kimdir? Mihaly Csikszentmihalyi kitapları ve sözleri

Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi hayatı araştırılıyor. Peki Mihaly Csikszentmihalyi kimdir? Mihaly Csikszentmihalyi aslen nerelidir? Mihaly Csikszentmihalyi ne zaman, nerede doğdu? Mihaly Csikszentmihalyi hayatta mı? İşte Mihaly Csikszentmihalyi hayatı...

BİYOGRAFİ
Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Mihaly Csikszentmihalyi hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Mihaly Csikszentmihalyi hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Mihaly Csikszentmihalyi hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 29 Eylül 1934

Doğum Yeri: Rijeka, Hırvatistan

Mihaly Csikszentmihalyi kimdir?

Mihaly Csikszentmihalyi, Macar-Amerikalı bir psikologdur. Verimliliği sağlayan çok odaklı bir zihinsel durum olan psikolojik akış kavramını tanıdı ve adlandırdı. Claremont Graduate University'de Seçkin Psikoloji ve Yönetim Profesörüdür.

Mihaly Csikszentmihalyi Kitapları - Eserleri

  • Akış: Mutluluk Bilimi
  • Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma

Mihaly Csikszentmihalyi Alıntıları - Sözleri

  • Amaç, çabalar ile sonuçlanmalıdır ; niyet eyleme dönüştürülmelidir. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Bireylerin bilinci değişmeden hiçbir sosyal değişim gelmez. Carlyle adında genç bir adam dünyayı nasıl değiştireceği sorulduğunda şöyle bir yanıt verdi: ''Kendini değiştir. Böylelikle dünyadan bir alçak azalır.'' (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İnsan, evrimi boyunca, her bir insan grubu kozmostaki soyutlanmışlığının ne denli büyük ve hayata tutunuşunun ne denli tesadüfi olduğunun yavaş yavaş farkına vardıkça, evrenin gelişigüzel ve ezici kuvvetlerini, idare edebileceği ya da en azından anlayabileceği modellere dönüştürmek için mitler ve inançlar geliştirmiştir. Her kültürün başlıca işlevlerinden biri, üyelerini kaostan korumak, onları önemli olduklarına ve sonunda başarıya ulaşacaklarına inandırmaktır. Eskimolar, Amazon havzasındaki avcılar, Çinliler, Navajo yerlileri, Avustralyalı Aborjinler ve New Yorklular, hiçbiri evrenin merkezinde yaşadığından ve kendisinin, en hızlı şekilde geleceğe ulaşmasını sağlayacak özel bir ayrıcalığı bulunduğundan kuşku duymamaktadır. insanlar yalnızca kendilerine özgü bu tür ayrıcalıkları olduğuna güvenmeselerdi, varoluşun zorluklarıyla yüzleşmeleri zorlaşırdı. Olması gereken budur. Ancak kişinin, dost canlısı bir kozmosun bağrında güvende olduğu duygusunun tehlike arz ettiği zamanlar da vardır. Kalkanlara ve kültürel mitlere duyulan yersiz ve gerçekçilikten uzak bir güven, başarısızlığa uğrayan insanlarda bir önceki güven duygusu kadar aşırı bir hayal kırıklığı yaratabilir. Her ne zaman bir kültürün şansı yaver gitse ve bir süreliğine, doğanın kuvvetlerini denetlemenin yolunu gerçekten bulmuş gibi görünse, olan budur. O noktada insanların seçilmiş bir halk olduklarına ve artık herhangi bir büyük aksaklıktan korkmalarına gerek kalmadığına inanmaları akla yatkındır. Romalılar, birkaç yüzyıl Akdeniz'e hükmettikten sonra bu noktaya gelmişlerdi; Çinliler Moğol istilasından önce üstünlüklerinin sonsuza kadar süreceğine inanıyorlardı ve İspanyollar gelmeden önce Aztekler'in de durumu farklı değildi. Bu kültürel kendini beğenmişlik ya da temelde insan gereksinimlerine duyarsız bir evrenden almayı hak ettiklerimizle ilgili kibirli varsayım, genellikle başa beladır. Yersiz güvenlik hissi, er ya da geç şiddetli bir uyanışla sonuçlanır. İnsanlar, ilerlemenin kaçınılmaz ve yaşamın kolay olduğuna inandıkları zaman, ilk sıkıntı işaretleri karşısında cesaretlerini ve kararlılıklarını çabucak yitirebilirler. İnandıkları şeyin tam anlamıyla doğru olmadığını fark ettikleri zaman, öğrendikleri her şeye inançlarını kaybederler. Kültürel değerlerin kendilerine verdiği alışılmış desteklerden yoksun kalan insanlar bir kaygı ve cansızlık bataklığında debelenmeye başlarlar. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Hayatın temel çizgisinin başarı değil mutluluk olduğunu kabul edersek, önemli olanın varış yerine ulaşmak değil seyahatin kendisi olması çok mantıklıdır. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Her zaman yaşamaya hazırlanıyor, ama hiç yaşayamıyoruz.. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz. Ama hiç yaşamıyoruz. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Çalışmak insana soyluluk katar ve onu bir hayvana dönüştürür. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Dünyadaki hiçbir şeyin tam anlamıyla olumlu olmadığı gerçeğiyle uzlaşmalıyız; her türlü güç kötüye kullanılabilir. Sevgi zulüm doğurabilir, bilim yıkım yaratabilir, teknoloji kontrol altına alınmadığında kirliliğe neden olur. Üst düzey yaşantı, bir enerji biçimidir ve enerji yardım etmek için kullanılabileceği gibi yıkmak için de kullanılabilir. Ateş ısıtabilir de, yakabilir de; atom enerjisi elektrik de üretebilir, dünyayı da yok edebilir. Enerji güçtür, ancak güç yalnızca bir araçtır. Gücün uğrunda kullanılacağı amaçlar yaşamı zenginleştirebilir ya da acılarla doldurabilir. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • " Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz," derdi Ralph Waldo Emerson "ama hiç yaşamıyoruz." (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • “İnsanlar umut olmadan hayatta kalamazlar. Biyolojimiz gereği, sinir sistemimizin yüklendiği dürtülerden ayrı olarak, yaşamak için nedenimiz olmadığında kısa sürede sadece beslenme, barınma ve cinselliğin önemli olacağı hayvansal bir varoluş düzenine döneriz. Buna karşılık, dünyanın en büyük medeniyetlerinin ulaştıkları kayda değer kültürel birikim ancak çok farklı iki önkoşul ile mümkün olmuştur: Makul seviyede kaynak, bu kaynakları kullanacak teknoloji sonucunda önemli miktarda materyal fazlası ve vatandaşların hayatın içinde yer alan kaçınılmaz engel trajedilerin üstesinden gelmelerini sağlayan belirli hedefler. Bu koşullardan herhangi birinin yokluğunda hayat çıkarcı bir mücadeleye döner; her ikisinin de yokluğunda kelimenin tam anlamıyla umutsuz bir hal alır.” (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • ... içi boş bir jest, ilgisizlikten farkı olmayan ikiyüzlü bir numaradır. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İsteyen ama eyleme geçmeyen kişi vebayı besler. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Ödüller dışsal kuvvetlerle bağlanmadığında güç kişiye geri döner.. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • İşlerinden hoşlanmayı, boş zamanlarını israf etmemeyi öğrenen insanlar bir bütün olarak hayatlarının çok daha değerli olduğunu hisseder. C.K. Brightbill, şöyle yazmıştı: "Gelecek yalnızca eğitimli insanın değil, boş zamanını akıllıca kullanmayı öğrenmiş eğitimli insanındır." (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Kimseye elinden gelenin en iyisini yapması talimatı veremezsiniz. Beethoven'a Dokuzuncu Senfoni'yi yazması talimatını veremezdiniz. Bunu yapmayı istemesi gerekiyordu. Dolayısıyla bir işletmenin başındaki kişi yapan değil, olanak tanıyan biri olmalıdır. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Yaşayan her şey var olmayı arzular. Davranışlarımızla birlikte varlığımız açığa çıkar. Ardından zevk doğal olarak gelir çünkü arzulanan bir şey her zaman haz getirir. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • ... kendini kaybeden bir insan, bütün bir dünyayı ka­zansa bile ne olur? Ben önce kendimi fethetmeyi deniyorum, dünyayı kaybetsem de umurumda degil. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Kötü olan materyalizmin kendisi değildir çünkü belli bir noktaya kadar eşya sahibi olmak ve kullanmak bizleri daha mutlu eder. Herkes bir ölçüde materyalisttir, olmasaydık insan olmazdık. (Good Business - Liderlik Akış ve Anlam Yaratma)
  • Tercihler daha az ve net olduğunda bir hedefe ve gerektirdiği kurallara kendini adamak daha kolaydır. (Akış: Mutluluk Bilimi)
  • Düşünce kurgularında temel bir değişim olmadıkça insanlığın genel durumunda büyük bir gelişim mümkün değildir. (Akış: Mutluluk Bilimi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle