Monotonluk ve Hayatı Algılama Biçimi

     Kimi insanlar için hayatın monoton, tekdüze olması problem değildir. Hayatın bir tek yüzünü göstermesi ya da hayat adına her gün aynı tabloyu seyretmek onlara sıkıntı vermediği gibi hayattan şikayet ettiklerini de duyamazsınız. Hayatın farklı yüzlerini görmek adına bir çaba içine girdiklerine dair en ufak bir emare göremezsiniz. Onlar adeta hayatı bir tek pencereden seyretmeye alışkındırlar. Belki de hayatın öteki pencerelerinden haberleri bile yoktur. Hayat bir ömür boyunca duvardaki tablo gibidir. Tablodaki görünen nesnelerin dışında başka bir şey yoktur. Çünkü göz her gün aynı şeyleri görür ve hayatı öyle algılar. Dolayısıyla böyle bir algıya sahip olan biri için monotonluktan, tekdüzelikten bahsedilemez.

     Ama pek çok insan için monotonluk, tekdüzelik bir sorundur; ve bu sorunu bir şekilde aşmak gerekir. Hemen her gün aynı işleri tekrar eden biri için hayat oldukça sıkıcı olabilir. Tekrar edip durduğumuz işler hayatın değişmeyen monoton yüzüdür. Bir bakıma hayat bize hep aynı şekilde görünür biz de seyretmeye çalışırız. Oysa hayat seyirlik bir tablodan ibaret değildir. Seyirlik bir tablonun ötesinde içinde derin anlamlar barındırır. Seyirci olmayı kabullenmeyip hayata aktif bir özne olarak katılan biri için hayatın birçok yüzü vardır. Zaman ve zemin değiştikçe hayatın farklı yüzleri kendini ele verir. Hayat bir sahne ise orada herkes kendi konumuna, durumuna ve onu algılama biçimine göre rol alır. Hayatın neresinde duruyoruz; nereden bakıyoruz ve hangi pencereden bakıyoruz soruları hayat algımızı belirler.

       İnsanoğlu hayatın aşırı uçlarında dolaşmaya pek meraklıdır. Aşırı uçlarda dolaşmak kendini sadece davranışlarda göstermez. Düşüncede de kendini gösterir ve aşırı uçlarda bulunmak onu pek tedirgin etmez. Öyle olduğu içindir ki insanlık adına tarih boyunca pek çok mezhep, felsefe okulu ortaya çıkmıştır. Onların kimisinin unutulması ya da hayat sahnesinden çekilmesi bu durumu değiştirmez. Aşırı uçlarda dolaşmak belki de monotonluktan, tekdüzelikten kurulmak için keşfedilen bir yoldur. Aşırı uçlarda dolaşanların başarılı olup olmadıkları bir yana sadece hayatı görünen yüzüyle yetinmedikleri ortadadır. Öyle olduğu için de hayatın farklı yüzlerini keşfetmek ya da farklı yüzleriyle tanışmak için farklı yollar benimsemişlerdir. Bu onların nasıl bir rol üstlendiklerini de bizlere haber verir. Hayat içinde nesne olmak yerine özne olmayı benimsedikleri için de verili dünyayı olduğu gibi benimsemezler. Rahatsız olduklarını sık sık dile getirerek onun yerine yeni bir dünya inşa etmeyi şiar edinirler.

     Madalyonun bir diğer yüzünde ise monotonluktan, tekdüzelikten kurtulmak adına yapılan çılgınlıklar yatar. Günümüz insanının hayatı daha çekici hale getirmek için akla hayale gelmedik yaptığı çılgınlıklar aşırı uçlarda yol aldığımızı göstermesi açısından oldukça manidardır. Beline kalın bir ip, urgan bağlayarak yüksekçe bir yerden atlamaya çalışan, tek başına ıssız bir adada vahşi hayvanlarla beraber olmak isteyen ya da bir yanardağın yanı başında tatil yapma hayalini kuran kimseler için bu tür etkinlikler gittikçe monotonlaşan hayatı şenlendirmeye yönelik adımlar gibi görünür. Onlar açısından bunların üzerinde konuşmaya, kalem oynatmaya gerek bile duyulmaz. Oysaki dışarıdan bakanlar bu tür etkinliklere başka bir gözle bakarlar ya da farklı okumaya tabi tutarlar.

     Her şeyden önce bu tür yapılanlar monotonluktan kurtulmak adına yapılsa bile insan hayatını tehlikeye düşürdüğü, hiçe saydığı için olumlu bakmak mümkün değildir. Hayata anlam kattığı da söylenemez. Ama yapan kişiye heyecan verdiği inkar edilemez. Fakat sadece heyecan yaşamak adına bu tür çılgınlıklara başvurmak izahı zor bir durumdur. Öyleyse işin özünde ne var? İnsanın hayata karşı doyumsuz olması; hiçbir şeyden tatmin olmaması sürekli kendisinde bir açlık, boşluk meydana getirir. Günümüzde çılgınlığa varacak düzeyde yapılan bu tür etkinlikler bu açlığın, boşluğun neticesidir. Açlık, boşluk var olduğu sürece çılgınlıklar da devam edecektir. Öyleyse insan açlığını ne ile doyurmalı sorusu akla gelir. İstiyorsanız bu soruyu bir sonra ki yazımıza bırakalım.

YORUMLAR

  • monoton bir yaşam sürderen insanlar çok Tehlikelidir...çünkü sonradan saldırganlık,agresiflik,ve hatta monotonluğa devam ederse şizofren olur çıkar farkındada olmaz insanoğlu saygılarımla

    güzel bir yaz tavisye derim

    Günümüz şartlarının günümüz insanına yaşattığı bir olgudur monotonluk.hayatı ivedice yaşamak,zamanın yetmezliği çılgınlığı beraberinde getiriyor.bir tatminsizlik bir doyumsuzluk almış başını gidiyor.
    hayatı elbette monoton yaşamamak lazım.lakin çılgınlığı bir kenara bırakarak..
    Güzel yazınız için elinize,düşüncenize sağlık hocam...

    Öncelikle hocam çok güze bi yazı olmuş yüreğinize sağlık, çok yerinde bi konuya değinmişsiniz... Ama insanlar öyle rahatlığa öyle basitliğe alışmış ki aklı erdiğinden beri bildiği kendisini fazla yormayan herkesin bildiği yaşadığı hayatı yaşamak ona cazip geliyor ama öyle güzel ki hayat, cenabı hak öyle güzel şeyler yaratmış ki monotonluktan kurtulup fark etsek ne güzel şeylerdir. inşalah cenabı hakk'ın yolunda ve güzel şeylar yaşamak dilegiyle :) güzel yazınız için teşekkürler hocam, allah'a emanet olun.

    Emeğinize sağlık ben sadece burda sayın hocam şoyle demek istıyorum cevizi kırmayan kışı cevizın tamamını kabuk zanneder hayırlı çalışmalar allahın rahmetı ve bereketı sızın ve bütün ınananların üstüne olsun amin .....!

Yorum Ekle