Neyi Kaybettiğini Hatırla

KÖŞE YAZISI

       Aidiyet problemi yaşayan ya da nereye ait olduğunu bilemeyen biri için neyi kaybettiğinin fazla bir ehemmiyeti yoktur. Zihninde, bilinçaltında ona dair en ufak bir emareye dahi rastlanmaz. Dolayısıyla onun ne anlama geldiği, neyi kastettiği üzerinde hemen hiç durmaz. Onun peşinde koştuğu, yorulduğu, elde etmek istediği her neyse bu dünyaya aittir. Yüzü dünyaya ve onun içindekilere dönük olan biri için belki de bu cümlenin içeriğini geçici arzular, istekler, talepler oluşturur. Yani dünyevileşen biri için bu cümle en fazla kaybettiği şeylerin bu dünyaya ait olduğunu sanır ve bir ömür boyunca durup dinlenmeden onları elde etmeye çalışır. Oysa bir uyarı niteliğinde olan bu cümlenin insan hayatında kaybolan değerlere bir işaret olduğu muhakkaktır.

        Neyi kaybettiğini hatırla bir uyarı ve ikaz cümlesidir. İnsana farkında olmadan kaybettiği ya da unuttuğu bazı değerleri hatırlatır. Adeta bir işaret levhası vazifesi görür. O kadar önemli bir uyarı ki sonda söylenmesi gerekirken en başa alınır. Muhatabın durumu dikkate alındığı için söze onunla başlanır. Belki de bu minvalde söze böyle başlamak gerekiyor. Daha sonra söylenecek olanlar bir bakıma onun şerhi sayılır. Dolayısıyla neyi kaybettiğini hatırla diyen biri ne söylediğinin farkındadır.

      Pekala neyi kaybettiğini hatırla sözü düşünen, tefekkür eden birinin kendine yönelik bir uyarısı da olabilir. Yoğun bir tefekkür ve derin okumalar sonucunda hayata nasıl bakılması, nerede durulması gerektiği konusunda kendindeki bir eksikliği dile getirmiş olabilir. Ama bence daha önemlisi sahip olunması gereken değerlerin nasıl birileri tarafından çarpıtıldığı, manipüle edildiği ya da üzeri örtüldüğü konusundaki ıstırabı dile getirir. İşte bu ıstıraptır ki kişiyi konuşturur. Ve hatırlamak gibi zihni bir faaliyete çağırır.

       Uyarı ve ikaz varlıklar içerisinde sadece insana yöneliktir. Çünkü varlıklar içerisinde uyarıya tepki verecek tek varlık insandır. Öteki varlıkların uyarılmaya ihtiyacı yoktur. O açıdan neyi kaybettiğini hatırla gibi bir uyarı cümlesinin karşılığı yoktur onlarda.

       Aslında bu uyarı cümlesi hemen her çağda, devirde farklı biçimlerde dile getirilmiştir. Ama kastedilen hep aynı şeyler olmuştur. Neyi kaybettiğini hatırla uyarısı yapanlar hiçbir menfaat, çıkar gözetmeyen kişiler olduğunu hatırlayalım. Onlar insana yönelik uyarılarını yaparken bir beklenti içinde olmamışlardır. Bu sözü söyleyenler o sözün arkasına saklanıp ta pusuya yatanlar da değildir. O halde neyi kaybettiğini hatırla diyenler sıradan kişiler olamazlar. Onlar dünyevi kaygılar peşinde koşan seküler, profan bir anlayışa prim vermeyecek kadar öteleri düşünen insanlardır.

        İnsan hayatında olması gereken değerlerin yerini başka şeyler almışsa; yani hakikatin yerini sahte değerler işgal etmişse insana neyi kaybettiğini hatırla demek gerekiyor. Hakiki olanla sahte olanı birbirinden ayırt edemeyen insana kaybettiklerini hatırlatmak ve kaybettiklerini buluncaya kadar ısrarcı olmak lazım. Neyi kaybettiğini hatırla sözü insanı durağanlıktan, tembellikten; hareketliliğe ve dinamizme götüren bir sözdür. Aynı zamanda bir ömür teyakkuzda olunması gerektiğini hatırlatan bir sözdür.

        Kaybettiğimiz ama bir türlü bulamadığımız değerlerin başında hikmet geliyor mu? Peygamberin diliyle konuşacak olursak kaybettiğimiz değerlerin başında hikmet geliyor. ‘’ Hikmet mü’minin yitik malıdır, nerede bulursa onu alır.’’ Aslında buradaki hikmet pek çok kaybettiğimiz değeri ifade eder. Sabır, şükür, tevekkül, dua, diğergamlık vs…

       Öyleyse bize yönelik bir uyarı, ikaz , tembih niteliğinde olan bu cümleyi hafife almak yerine onun anlam dünyamızda bir karşılığının olduğunu bilmeliyiz. Çünkü hafızayı beşer nisyan ile maluldur. Bize kaybettiklerimizi ya da unuttuklarımızı hatırlatacak birileri lazım. Özellikle günümüzde buna daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Gittikçe değerlerin içinin boşaltıldığı bir zaman diliminde neyi kaybettiğini hatırla cümlesini dile getirenleri duymak istiyor kulaklarımız.

loading...

YORUMLAR

  • Fikrinize yüreğinize sağlık

    Merhaba sami hocam.yazınızı okudum yüreğinize ve kaleminize sağlık.ama uyarı bir hayvana da yapılıyor.bir eşşeğe çoh dediğim zaman yürüyor veya mardinde hayvanlar insanları görünce kaçıyorlar mesela kuşlar ne zaman ayak seslerimi duysa uçuyorlar.tabiki bu hoş bir durum değil müslüman şehrinde hayvanların insanlardan kaçması. Aslında düşüncelerimi şöyle ifade edeyim hayvanlar bir uyarı alıp kaçıyorlarsa hem kişisel hem toplumsal olarak çok şey kaybetmişiz.SAYGILARIMLA SELAMUALEYKUM.

    yerinde bir yazı. ellerine sağlık

Yorum Ekle