Nihat Eri kimdir?

1948 yılında Mardin Midyat'ta doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Midyat'ta, liseyi , ”Devlet Parasız Yatılı” sınavlarını kazanarak İstanbul Kabataş Erkek Lisesinde bitirdim.

Üniversiteye ODTÜ Kimya Mühendisliği Fakultesi'nde başladım. İki yıl okuduktan sonra, yeniden sınava girerek Hacettepe Üniversitesi Eczacılk Fakultesi'ne kayıt yaptırdım ve eczacı olarak mezun oldum.

Biz 68 kuşağıyız. Bizim kuşak, sağcısıyla, solcusuyla idealist bir kuşaktır. Muhalif duygular ve "aykırı düşünceler" içinde yetiştik. Türkiyeyi, hatta Dünyayı değiştirmeği hayal ediyor ve bunun kavgasını vermeğe çalışıyorduk. Durum böyle olunca kendimizi ister istemez siyasi çalışmaların içerisinde bulduk.

Üniversite yıllarında bazı öğrenci derneklerinde başkanlık dahil üst düzey görevler üstlendim. "ODTÜ Hür Düşünce Kulübü", "(ÜFAB) Üniversiteliler Fikir ve Aksiyon Birliği".

Rahmetli Erbakan Hoca'nın, TOBB Başkanlık mücadelesi ve Konya Bağımsız Milletvekilliği adaylığından başlayarak, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisine kadar olan bütün siyasi çalışmalarda aktif olarak yer aldım. Bu süreçte İlçe başkanlığı ve Milletvekili adaylığım oldu.

Ak Parti'nin 2001 yılında Afyon'da yapılan kuruluş çalışmalarına katıldım, kurucu il başkanı olarak Mardin İl Teşkilatını kurdum.

2002 seçimlerinde Mardin Ak Parti listesinin birinci sırasından katıldığım seçimlerde, iki arkadaşımla birlikte seçilerek milletvekili oldum.

2002-2007 yılları arasında TBMM'de Mardin'imizi gururla ve şerefle temsil ettim.



Nihat Eri Milletvekilliğinde ne yaptı?

Milletvekilliğimin ilk gününden son gününe kadar, bulabildiğim her fırsatta meclis kürsüsünden ülkemin ve bölgemin sorunlarını dile getirdim.

Meclis çalışmalarının ilk gününde, 26 Kasım 2002 tarihinde yapılan Abdullah Gül başkanlığındaki 58. Hükümet proğramı görüşmelerinde yaptığım konuşmada (ki, Meclis iç yönetmeliği gereği sadece iki milletvekilinin konuşma hakkı vardı) Türkiye'nin, bölgemizin ve Mardin'in önemli sorunlarını, halkımızın beklentilerini, meclis kürsüsünden dile getirdim.

Bu konuşmamda o günlerde bölgemiz için hayati öneme haiz olan mazot ticareti, Habur sınır kapısında yaşanan sorunlar ve tanker esnafının sıkıntıları, Mardin'in Marka Şehir olmasının desteklenmesi,yapımı yılan hikayesine dönen Ilısu Barajı'nın ve onun tamamlayıcısı olan Cizre Barajlarının bir an önce yapımlarına başlanılması, sınır ticaretinin geliştirilmesi, Nusaybin Sınır Kapısının uluslararası transit ticarete açılması, terör nedeniyle boşaltılan köylere geri dönüşlerin sağlıklı olabilmesi için altyapı eksikliklerinin hızla tamamlanması ve köylerine dönüş yapanların gelir arttırıcı projelerle desteklenmesi gerektiğini, Suriye sınırında 600 km. uzunlukta ve 250.000 dönüm genişlikte olan mayınlı alanların mayınlardan arındırılmasını ve buraların eski sahiplerine veya topraksız köylülere tahsis edilmesini talep ettim. (TBMM 26 Kasım 2002).

İlimizin bu hayati sorunlarının hep takipçisi oldum.

Kızıltepe çiftçilerinin, pamuk destekleme Primlerinin geri istenmesi sorununu meclis kürsüsünde dile getirdim. Kızıltepe çiftçilerinin trilyonları bulan cezalara çarptırılmalarına ve desteklemelerden yararlanmama cezası almalarına neden olan, dönemin Mardin Tarım İl Müdürü ve Kızıltepe Tarım İlçe Müdürü ile ilgili konuyu meclis kürsüsünden dile getirdim ve Kızıltepe çiftçilerinin haklarını savundum. Konuşmamda suçladığım müdürler 50.000 tl tazminat istemiyle aleyhime dava açtılar, yargılandım ve beraat ettim. (TBMM 07 Ocak 2003)

Meclis kürsüsünden, Suriye'de bulunan ve temel insan haklarından mahrum bırakılan yüzbinlerce Kürd'ün sorununu, ilk defa ben dile getirdim. Suriye'de; yurttaşlık haklarından yıoksun bırakılan, ecnebi sayılan, mülk edinme hakları olmayan, tapuda alım satım işlemleri yapamayan, şirket kurma haklarından yoksun olan, devlet yardımlarından yararlandırılmayan, devlet memuru olma hakkı olmayan, çocuklarına üniversitede okuma imkanı verilmeyen, seçme ve seçilme haklarından mahrum olan, pasaport verilmeyen bu nedenle seyahat özgürlüğünü kullanamıyan, resmi nikah yapamayan, doğan çocukları da ecnebi sayılan, yüzbinlerce Türkiye kökenli Kürt bulunduğunu ve bunların karşıkarşıya bırakıldıkları insan hakları ihlallerine duyarsız kalamıyacağımızı, zira günümüzde insan hakları ihlallerinin sadece ihlali yapan ülkelerin iç sorunu olmadığını, hepimizi ilgilendirdiğini, hükümetimizin bu konuda elinden ne geliyorsa, uluslararası platformlarda ve Suriye Hükümeti nezdinde girişimlerde bulunması gerektiğini uzun uzadıya anlattım.(TBMM 16 Ekim 2003)



Bu konuyu çeşitli ortamlarda Sayın Abdullah Gül ve Sayın R.T.Erdoğan'la da paylaştım. Nitekim Suriye ile ilişkilerimizin iyi olduğu dönemlerde Sayın Başbakanımız, bu konuyu Suriye'li muhataplarına iletmiş ve konunun takipçisi olmuştur. Dışişleri Komisyon Üyesi olmam hesabıyla, Suriye'den gelen resmi heyetlerle yaptığımız görüşmelerde de konuyu kendilerine her defasında iletiyordum.

Mardin Kalesi’nin askeri yasak bölgeler kapsamından çıkartılarak turizme açılması hususunu TBMM’de gündeme getirdim ve Milli Savunma Bakanlığı nezdinde konunun takipçisi oldum.(20 Ekim 2005)

Üyesi olduğum Dışişleri Komisyonunda yaptığım bir konuşmada, gerek medrese hocalarının eğitim faaliyetleri, gerek Süryanilerin çocuklarına din eğitimi vermeleri ve din adamlarını yetiştirmelerinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini savunduğum için, “Tekke’lerin açılmasını talep etme” suçlamasıyla, Ak Parti kapatma davasında, siyasi yasak istenen 71 kişi ile birlikte Anayasa Mahkemesinde yargılandım ve beraat ettim.

Doğu ve Güneydoğu İllerini temsilen bir çok milletvekilinin altına imza attığı ve sayın Başbakan’a sunduğumuz “Sınır Ticaret Raporu”nun hazırlanmasına öncülük ettim.(2003)

Cumhuriyet tarihi boyunca Köylere yönelik olarak uygulanan en etkin proje olan KÖYDES projesi daha hayata geçmeden; Türkiye’de bulunan bütün köy ve mezraların, şebekeli içme suyuna kavuşması için gereken maliyet hesaplarını ihtiva eden bir raporu, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile birlikte hazırlayıp sayın Başbakan’a sundum. (2004).

“Faili meçhul cinayetler”e ait dosyaların, yeniden soruşturulması için, Adalet Bakanlığının görevlendirilmesi talebini Parti içi etkin platformlarda dile getirdim.

İnsanımızı çok yakından ilgilendiren bazı konularda yeni yasaların çıkartılması veya mevcut yasalara yeni maddeler ilavesi ya da bazı maddelerin çıkartılması konusunda özel çabalar sarfettim.

Bir kaç örnek vermek gerekirse:

1) 5226 sayılı yasada, sit alanlarında zilyetlikle iktisab yasaklanmıştı. Bu yasaya göre, sit alanı içerisinde yer alan gayrı menkuller, eğer tapulu değilse, kadastro çalışması yapılırken, hazine adına tapulanırdı.

Midyat'ta kentsel sit alanı olarak ilan edilen saha içerisinde yer alan ve henüz kadastro çalışması yapılmamış olan Ulucami Mahallesinde yüz elliyi aşkın gayrı menkul, yapılan kadastro çalışmalarında sahipleri adına değil de, yasa gereği hazine adına tapulanması söz konusuydu. Bu şu anlama geliyordu, Ulucami Mahallesinde bulunan 150 kadar ev, sahipleri adına değilde hazine adına tapulanacaktı. Biz Ulcami Mahallesinin kadastro çalışmalarının askıya çıkışını erteledik ve bu arada yasada yer alan " Sit Alanları" ifadesi yerine "1. derecede Sit Alanları" ifadesini koyan bir kanun teklifini meclise sunduk ve yasalaştırdık. Ulucami Mahallemizde olduğu gibi , 2. ve 3. derecedeki sit alanlarını yani kentsel sit alanlarını bu kapsamdan çıkartarak 150 gayrımenkulun gerçek sahipleri adına tapulanmasını sağladık. (TBMM 22 Mayıs 2002)

2) Motorlu Kara Taşıtlarının Hurdaya Çıkarılması ve İl Özel İdaresine Devrine İlişkin Kanunun çıkarılmasına öncülük ettim. Bu sayede, Mardin, Şırnak, Batman, Ş.Urfa ve Siirt başta olmak üzere Doğu ve Güney Doğu illerinde uzun zamandır zor durumda kalan ve nerede ise geçim sıkıntısı yüzünden evine ekmek götüremeyecek duruma gelen vatandaşlarımız rahat bir nefes aldı.

TBMM Başkanlığı’na verdiğimiz kanun teklifinin yasalaşması sonucu sayıları ikiyüzbini bulan eski ve kullanılamaz durumda olan taşıtların trafikten çekilmesi sağlanarak, bu taşıtların il özel idarelerine teslimi ile hurda taşıtların ekonomiye geri dönüşümü sağlanmıştır. (TBMM 14.03.2006


3) Hakkari İli ve Çevresinde 25.01. 2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kanun tasarısı görüşülürken, bir önerge vererek Dargeçit İlçesi Beğendi Köyü'nde mağara evlerde yaşayan 33 ailenin afet kapsamına alınarak kendilerine Devlet olanaklarıyla evler yapılması ve insanca bir yaşama kavuşturulmalarına vesile oldum. (TBMM 30 Mart 2005)

4) Bilindiği gibi belediyelerin İller Bankasından borçlanmaları belli bir limit dahilinde yapılmaktadır.Mardin Belediye'miz bu limiti aştığından adı geçen bankadan kredi alamıyordu. Belediye Başkanımız, Belediye'lerinde yüzelli civarında emekliliği hakketmiş kişinin bulunduğunu ancak bunların tazminatlarını ödemeğe belediyenin mali imkanlarının elvermediğini, şayet bir yerden kredi bulunup bu kişiler emekli edilebilirse belediyenin büyük bir yükten kurtulacağını söyleyince, "İşçi emeklilik tazminatında kullanılması koşuluyla, belediyelerin İller Bankasından borçlanmalarında limit aranmaz" şeklinde bir yasa maddesini partimizin Grup Başkanlığının desteği ile çıkartarak, Mardin Belediyesi'nin İller Bankasından, işçi tazminatları için, kredi almasının önünü açtık ve Mardin Belediyesini önemli ölçüde rahatlattık.

3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçim çalışmalarımızı yaparken, Mardin gibi tarihi ve kültürel dokusu çok önemli olan ve geleceğini turizme bağlamış olan bir kentin, susuzlukla mücadele ettiğini gördük. Hemşehrilerimiz bize hep şunu dediler; Mardin’in su sorununu çözün sizden başka birşey istemiyoruz. Seçilir seçilmez kolları sıvadık, Sayın Başbakanımız’la bu konuyu görüşerek. Mardin-Kızıltepe Beyazsu Projesi adıyla anılan ve maliyeti 2003 yılı birim fiyatlarıyla 105 Trilyon TL olan projeyi yatırım programına aldırttık. Oysa DSİ’nin elinde başlanmış ama bitirilememiş yüzlerce proje mevcuttu. Hükümet’in aldığı prensip kararına göre, bitmeye yakın olanlarından başlanmak üzere projeler bitirilecek ve çok çok önemli olmadıkça yeni projelere başlanmayacaktı. Kararlı tutumumuz ve Başbakanımızın sıcak ilgisi sonucu projemiz, Hükümetin prensip kararına rağmen yatırım programına girdi. Mardin ve Kızıltepe’nin yanısıra birçok belde ve köyümüze de “İçme suyu” sağlayan bu önemli proje hızlı bir şekilde gerçekleşti ve Beyaz Su kaynağından hijyenik koşullarda alınan su, kilometrelerce uzunluğunda borularla halkımızın kullanımına sunuldu.

Milletvekilliğim döneminde, Mardin'in bir çok önemli sorununun çözümü için diğer iki milletvekili arkadaşım Selahattin Dağ ve M.Beşir Hamidi ile birlikte mücadele ettim ve Allah'a şükür; Ak Parti'nin 2002'de başlayan ve bu güne kadar kesintisiz devam eden iktidarında, Mardin'imiz sayısız eser kazanmış ve kazanmağa devam etmektedir.

Partimizin iktidarda olduğu 22, 23 ve 24. dönemlerde Mardin'de Cumhuriyet tarihi boyunca yapılanların kat kat fevkinde işler başarılmıştır.

Milletvekilliğim döneminde;
Mardin-Kızıltepe Beyaz Su Projesi, Mardin Artuklu Üniversitesinin kurulması, Ilısu Baraj inşaatının başlaması, Köylerimizin yol, su ve elektrik sorunlarının çözülmesi ve ödenek yetersizliği dolayısı ile yıllardır sürüncemede birakılan Mardin, Dargeçit, Savur, Ömerli, Derik ve Mazıdağı Devlet Hastahaneleri'nin süratle tamamlanıp faaliyete geçmesi gibi çok önemli hizmetler hayata geçti..

Ardından Kızıltepe ve Midyat Devlet Hastahanelerini proğrama aldırdık, projelerini hazırlatıp yapım işlerini başlattık ve proğrama alındıkları andan itibaren paraları hazır olan ve her biri bölge hastahanesi niteliğinde olan bu devasa hastahanelerimiz kısa sürede tamamlandı ve şu anda halkımıza hizmet etmektedir.

Uzman ve pratisyen doktor ile hemşire sayısını bir kaç katına çıkardık. Birçok ilçemiz ilk defa bizim zamanımızda uzman doktor yüzü gördü. Bazı ilçelerimizde çok az doktor bulunuyordu, örneğin Dargeçit'te bazen tek doktor bulunuyordu ve bu doktor izinli olduğu zaman ilçe doktorsuz kalıyordu, biz oranın hastahanesini tamamlayarak bir çok uzman ve pratisyen doktor atadık.

Artuklu Üniversite'sinin şu anda Rektörlük binası olarak kullandığı Atatürk Kültür Merkezi bizim zamanımızda yapıldı. Bu kültür merkezinin sahip olduğu modern salonlar, Mardin Kültür hayatının adeta kalbi olmuştur, bir çok yerel, ulusal ve uluslar arası toplantılar bu salonlarda yapılmaktadır.

Köydes projesi kapsamında Mardin'in neredeyse bütün köy yolları elden geçirildi ve çoğu asfaltlandı. İktidara geldiğimiz 2002 yılında bizden önce hazırlanan programda, o yıl için sadece 16 km. asfalt programa alınmıştı. O hızla Madrdin'in 3500 km.yi bulan köy yollarının tamamen asfaltlanması için iki yüz yıl gerekiyordu.

Mardin- Diyarbakır, Mardin- Kızıltepe duble yolları yapıldı. Türkiye’nin en önemli karayollarından olan Şanlıurfa-Mardin-Habur Karayolu duble yol yapılmak üzere 11 etap halinde bizim zamanımızda ihale edildi ve yapıldı.

Kızıltepe, Midyat ve Nusaybin'de sadece birer adet düz lise vardı, biz bütün ilçelerimize ilave olarak yeni ve modern liseler yaptık, Anadolu Liselerini ilçelere yaydık, il merkezinde ilk defa fen lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi Kampüsü inşa edildi. Bir çok yere ana okulları yapıldı.

Mardin ve ilçelerinin bu meyanda Midyat'ın kadastro çalışmaları, mevcut kadro ve ödeneklerle ancak 75 yılda tamamlanabilirdi, biz özel sektörü de devreye sokarak bir kaç yıl içerisinde Cumhuriyet tarihi boyunca bitirilemiyen kadastro çalışmalarını, sorunlu bir kaç yer dışında bitirdik.

Eğitim, sağlık, köy alt yapıları, duble yollar, toplu konut, kadastro çalışmaları, sosyal yardımlaşma, tarımsal destekler gibi birçok konuda önemli atılımlar gerçekleştirdik.

Üniversiteyi çoktan hakkeden ve geçmişte medreseleriyle ün yapmış Mardin’imizde bu güne kadar sadece bir tek meslek yüksekokulu mevcuttu. İlk defa bizim dönemimizde Bakanlar Kurulu kararıyla biri Mühendislik-Mimarlık diğeri Güzel Sanatlar olmak üzere iki fakülte ile Midyat’ta bir yüksekokul kuruldu. Bu fakülte ve yüksekokullar Mardin Üniversitesi’nin alt yapısını oluşturdu. 15 Mayıs 2007'de bu çalışmalarımız semeresini verdi ve Mardin Artuklu Üniversitesi yasalaşarak hayata geçti.

Şehirlerimizin elektrik şebekelerini yeniledik. Yeni trafo'larla kapasiteyi arttırdık.Uzun yıllar ihmal edilen ve yatırım yapılmayan köy ve şehir elektrifikasyonu konusunda önemli yatırımlar yaptık. Örneğin, 25 Trilyon TL’lik bir harcamayla Batman-Mardin elektrik iletim hattı ile bir indirici trafo yapıldı ve hizmete alındı. Böylece çiftçilerimiz daha bol ve güvenli elektrik alma imkanına kavuştular. Özellikle sulama mevsiminde sık sık yaşanan elektrik kesintileri asgari düzeye indi. Ayrıca yıllardır el atılmayan şehirlerimizin elektrik şebekeleri teker teker yenilenmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarfından Mardin genelinde bir çok tarihi ve kültürel eser restore edilmiştir.Restore edilen eserlerden biri Midyat Cevat Paşa Camiidir.

Yaptığımız en önemli ve hayırlı iş, daha önce boşaltılan, ancak bizim dönemimizde iskana açılan köylerin alt yapıları başta olmak üzere yüzlerce köyün yol, su ve elektriği için yapılan çalışmalar ve bu konuda sağlanan önemli gelişmelerdir.



Tüm köylerimizi şebekeli içme sularına ve asfalt yollara kavuşturmak için çalıştık ve büyük ölçüde başarılı olduk. Biz sadece bize oy veren köylere değil, bütün köylere hizmet ettik. Hizmeti oy pazarlığına dönüştürmedik. Bunun canlı şahitleri cefakar muhtarlarımızdır.

Maliye Bakanlığı tarafından Mardin ili Merkez Belediyesi başta olmak üzere ; Kızıltepe, Nusaybin, Mazıdağı, Midyat, Ömerli, Yeşilli, Dargeçit ilçe belediyeleri ile Mardin’in muhtelif ilçelerine bağlı 15 Belde belediyesinden oluşan 23 Belediyeye toplam 400 ton bedelsiz motorin tahsis edilmesini sağladık.

Farklı olmağa çalıştım.vadetmedim ama yapılması gerekenler için var gücümle çalıştım, Kimseye yalan söylemedim, siyasetten nemalanmadım, halktan, seçmenlerimden ve teşkilatlarımızdan kopmadım, telefonum hep açık kaldı, arayanlara mutlaka döndüm, Partili partisiz, tanıdık veya tanımadık herkesin işine koştum, yaptıklarımın reklamını yapmadım,”İyilik yap denize at, balık bilmezse Halık biliir” felsefesiyle hareket ettim.

Başarıyı kendime değil, Başbakanımıza, Ak Partiye ve beraber Milletvekiiliği yaptığım ekibe mal etmeğe çalıştım , ”Ben”demedim, hep “Biz” dedim.


Milletvekilliğinden sonra ne yaptı:

Siyaset, sadece Milletvekilliğinden ibaret değildir. STK çalışmaları da bir o kadar önemli ve gereklidir. Ülkemizin yükselen yeni gücü sivil toplum çalışmalarıdır. Sivil Toplum çalışmalarının çok önemli olduğuna yürekten inanıyorum. Bu meyanda; MAREV (Onur Üyeliği), MARSEV (Mütevelli Heyet Üyeliği), TDED, Yeni Dünya Vakfı, Mazlum-der, İNSANIM-DER( Kurucu Başkan), Güneydoğum Derneği (Başkan Yardımcısı), Yeşilay, DAKAV( Danışma Kurulu üyesi) gibi vakıf ve derneklerde sivil toplumun güçlenmesi için çaba harcamaktayım.

Milletvekilliğimin sona erdiği 2007 yılından beri, sivil toplum kuruluşlarının çatısı altında, Bölge sorunlarının çözümüne yönelik çalışmaların içerisinde yer aldım. Başkan yardımcılığını üstlendiğim ve merkezi Ankara'da olan “Güneydoğum Derneği” olarak; Mardin, Siirt, Şırnak, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Batman, Midyat, Kızıltepe, Karkamış, Suruç, Siverek gibi GAP Projesi kapsamındaki bir çok il ve ilçe ile Antalya, Ankara ve İstanbul'da; bölgemizin temel sorunları olan; İç Göç, Eğitim, Sağlık, Su ve Kuraklık, Sokak Çocukları, Erken Yaş Evliliği, Hayvancılk, Göçerlerin Sosyal Haklara Erişimi, Şanlıurfadaki Mağara Besiciliği, Sınır Mayınları, Karacadağ Göçerleri, Engellilerin Yaşam Kalitesi, Kadınların İş Hayatına Katılımı, Kalkınmanın önündeki engeller ve çözümler, Türkiye'nin Kayıp Çocuklar Sorunu, Doğu ve Güneydoğu'nun Sürdürülebilir Kalkınması, Maden Potansiyelimiz ve Sektörel Sorunları, Jeotermal Kaynaklarımız, Türkiyede Şiddet Sorunu, Uyuşturucu ve Madde Bağımlılığı Gerçeği vs.gibi konuları, Bölge Üniversiteleri, Ankara'da bulunan Gazi, Atılım, Ufuk ve TOB üniversiteleri, Kamu Kuruluşları, STK'lar, Yerel Yönetimler, Meslek Kuruluşları ve Siyasi Parti temsilcileri ile birlikte masaya yatırdık, çözüm yollarını tartıştık ve sonuç raporlarını kamuoyuyla ve ilgili Bakanlıklarla paylaştık ve işin takipçisi olduk.

Yaptığımız yüz civarında panel, sempozyum ve çalıştayların tümünün organizasyonunda birinci derecede etkili oldum ve çoğunda ya konuşmacı ya da panel yöneticisi olarak katkı sundum.

Ankara'da çok geniş katılımlı olarak yaptığımız; Sokak Çocukları, Göçerler, Şiddet, Uyuşturucu Gerçeği ve Kadının İş Gücüne Katılımı Konulu Çalıştaylarımızı kitaplaştırıp bastırdık ve bu kitaplarımız alanlarında kaynak kitaplar olarak ilgi gördüler.


Aziz Hemşehrilerim;

Ak Parti iktidarı ; topluma yönelik mühendislik projelerinin, tek tipleştirme çabalarının, duvara tosladığı, akamete uğradığı, suyun tabii mecrasında aktığı bir iktidar döneminin adıdır.

Ak Parti 13 yıllık iktidarı döneminde; ret ve asimilasyon politikalarına son vermiş, azınlıkların haklarını iade etmiş, inanç gruplarını ve farklı etnik kimlikleri tanımış, herkese birinci sınıf yurttaş muamelesi yapmıştır.

İnsafla düşününenler, AK Parti ile Türkiye‘de bir çok şeyin inanılmaz bir hızla değiştiğini ve önümüzde muazzam bir değişim fırsatının çıktığını görecektir.

Biliyoruz ki, yakın zamana kadar, toplumu ilgilendiren temel siyasi kararlar, demokratik teamüllere göre seçilmiş temsilciler tarafından alınamıyordu.

Sistemin efendileri, sivil siyasete ayrılan daracık alana da, icap ettiği zaman müdahale etmekten çekinmiyorlardı.

Halkın seçtikleri, görünüşte iktidar oluyorlardı ama asla muktedir olamıyorlardı. Kendilerini egemenliğin biricik sahibi olarak görenler, halkın %90’nının oyunu bile alsalar siyasi iktidarların statükoya dokunamayacaklarını, pervasızca söyleyebiliyorlardı.

Artık bugün geldiğimiz noktada, geçmişte bize hayal gibi gelen, statükonun sivil inisiyatif ile aşılması hususu imkan dahiline girmiştir.

Hepimizin şikayet ettiği rejimin ideolojik dayanakları ve arkasında yatan vesayetçi iradeyi ortadan kaldırmanın mümkün olduğunu yaşayarak gördük.

Halkın; vesayete muhtaç çocuklar veya zihinsel özürlüler gibi görülmesi dönemi kapanmıştır.

Türkiye siyasetinde, meşruluğun kaynağının, vatandaşların rıza ve taleplerinin olduğu yeni bir döneme giriyoruz.

Ak Parti, ilkeler ve değerler üzerinden siyaset yapan bir siyasi partidir.

Ak Partinin sahip olduğu Türkiye tasavvuru, kökü tarihin derinliklerinde yatan, bu günün gerçekleri ile örtüşen ve onurlu bir gelecek vadeden bir tasavvurdur.

Türkiye’nin geleceğinin inşasında Ak Parti, bu dönüştürücü siyaseti öncü ve belirleyici rol oynayacaktır,

Ne ikbal için, ne dünyevi çıkar için, ne de şan ve şeref için ama bir ömür boyu taşıdığım misyon adına göreve talibim.

Bizimkisi bir gönül davasıdır, bir sevdadır. Bunun içinde Hak’ka ve Halk’a hizmet vardır, dini ırkı ne olursa olsun insan’a hizmet vardır.

Yıllar önce başladığımız yürüyüşümüze hız kesmeden, sapmadan zikzak çizmeden devam ediyoruz.

Yürüdükçe çoğalıyoruz, çoğaldıkça güçleniyoruz. Birbirimizle rekabet etmek için değil, çözüm üretme geleneği olmayan bir sistemin, biriktirdiği devasa sorunları çözmek için, bir kalite ve iddia yarışı içerisindeyiz.

Bir siyasi hareketin gücü ve değeri kadrolarının zenginliği ile ölçülür.

Ak Parti, bir siyasi çekim merkezi haline gelmiştir. Herkesin kendini kendi evinde gibi gördüğü, kendini rahat ifade ettiği bir merkez siyasi parti haline gelmiştir.

Genel Merkez’imizin bu zengin aday çeşitliliği içerisinde, en doğru listeyi halkımızın karşısına çıkartacağından kimsenin kuşkusu olmamalıdır


Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la başlayan ve Sayın Ahmet Davutoğlu'nun liderliğinde devam eden, Türkiye'nin ayağa kalkışı, , kadim medeniyetimizin yeniden ihyası, Devlet'in tüm yurttaşları ile barışması ve yeni bir Anayasa hazırlanması sürecinde; Dava'mıza, Halk'ımıza ve Ülke'mize hizmet etmek, bilgi ve tecrübemi bu alanda seferber etmek için, göreve talip olduğumu, siz sevgili hemşehrilerimin takdirine saygıyla arz ederken, desteklerinizi ve dualarınızı esirgemiyeceğinizi umuyorum.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle