Ölçüyü Kaçırmak

ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAK

Güzel bir davranış bile ölçüsüz yapıldığında kötü olabilmekte veya başka bir kötülüğe yol açabilmektedir.

Kötünün kötü olduğunu bilmek için basiret ve bilgi, kötü olduğunu söyleyebilmek için ise cesaret gerekir.

Yanlış anlaşılmasın: Kahramanlık, çukura düşenin yanına atlamak değil, ona dal/ip uzatmaktır.

Şayet vicdanın cesareti yoksa, sahibine üzüntüden başka bir şey vermez. Yani cesaretsiz olan vicdan; kahır çekmektir.

Ölçülülük, Cesaret ve Bilgelik gibi kavramları oluşturan davranışlar, Platon'un da önemsediği üç değerdir. "Ölçülülük erdemi, toplumun en alt katmanına kadar yayılmalıdır. Cesaret bir üst katmanın değeridir. Bilgeliği Cesaretin kılavuzu yapanlar en üst katmandır."

Başta da dediğimiz gibi; güzel bir davranış dahi ölçüsüz yapıldığında kötü olabilmekte veya bir başka kötülüğe yol açabilmektedir.

Örneğin; taziye ve hasta ziyaretleri. Bunlar kendi zatında/özünde iyi şeyler olmakla beraber ölçüsüz yapıldığında "kötü" olabilmektedir. Mesela bir hastanın yanında saatlerce kalmak "kötüdür".

Sevgide dahi ölçülü davranmak gerekiyorsa varın ötesini siz düşünün. Zira Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) bir hadisinde şöyle uyarmıştır: “Sevdiğinizi öyle ölçülü ve dengeli seviniz ki, bir gün sizin düşmanınız olacağını düşünün.

Nefret, kin ve düşmanlık; keşke olmasaydı ama sanki imkansız gibi. Olunca da bari ölçülü olsun. Nasıl mı? Yine Peygamberimizin (s.a.s) tavsiyelerinden imdat isteyelim: "Buğzettiğinize de öyle ölçülü ve kıvamında buğz ediniz ki, bir gün sizin dostunuz olabileceğini düşünün.

Bu bağlamda BİLGE ola bilmek için bu davranışın kötü olduğuna dâir basiret ve bilgiye, mahalle baskısına aldırmadan bunun kötü olduğunu topluma söyleme cesaretine sahib olup bu ikisini ölçülü bir şekilde birleştirebilmek gerek.





{ M. Burhan Hedbi }

 

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle