Ömür Boyu Bir Yalana İnananlar

İnsanlar vardır hakikat yerine bir yalana inanmış, bir efsaneye kanmış bir hurafenin peşinden koşup giderler...

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

İnsanlar vardır hakikat yerine bir yalana inanmış, bir efsaneye kanmış bir hurafenin peşinden koşup giderler...

Düşüncesinin temeline yalanı gerçek gibi yerleştirmiş, fikriyatının fazileti üzerine bir kaç mitolojik efsane uydurup onu zamanla ideoloji haline getirmiş hiçbir zaman sorgulamadan ve araştırmaya tabi tutmadan ömrünü bu yalanın etrafında geçirip ölüp giderler.
Sözde davasına toz kondurmazlar, fikirleri paylaşan diğer arkadaşlarından güç alırlar. Öyle ya fikirler saçma olsa bu kadar adam bu düşünceyi savunabilir miydi. Ya da geçmişten bugüne düşünceyi taşıyan ve bu geleneği oluşturan adamların vardı bir bildiği...

Senelerce sürdürdüğü tutarsız, temelsiz düşüncelerinde bazen toplumun temel dinamikleriyle çatıştığını görürler ama hemen onu tevil edip fikirleriyle toplumun değer yargıları arasında yumuşak bir geçiş yaparak ikisini uzlaştırmaya çalışırlar. Halbuki taban tabana zıt hayatta bir araya gelemeyecek ilke ve prensipleri toplum karşısında ayıplanmamak için kendilerince bir cevap bulurlar.
Aslında kendileri de zaman zaman fikirlerindeki evrenselliğin olmayışından şikayetçidir ama asla dışarıdakilere karşı bir şüpheli izlenimi verdirmezler.
Fikirlerini çürütmeye çalışan ve düşüncelerinin sığ olduğunu ifade edenlere karşı ağır hakaretler ederler. Ağır küfürlerle karşılarındakilerini susturduklarını zannederler. Oluşturdukları sahte kutsallarının eleştirilmesine tahammülleri yoktur.

Toplumun asırlardır gönüllerinde taşıdığı dinin ilâhını inkar ederler ama asla kendi oluşturdukları tanrılarına laf söyleyetmezler.
Bunlar kendileri dışındakileri cahil gördükleri gibi henüz evrimini tamamlamamış kabul ettikleri farklı düşüncedeki insanları kendileri ile aynı seviyede görmezler.
Kendi icraatleri ve fikirlerinin yegane geçerli olduğunu düşünür kendilerini aydın ve entellektüel görerek farklı bakış açısına sahip olanları zavallı görürler.
İçlerinde büyütüp kutsallaştırdıkları tabularını muhafaza etme adına her türlü tezvirat ve yaftalamayı yaparlar, farklı düşünen insan da bu çirkeflik karşında susmayı tercih eder. Onu susturduğunu zannederler.
Allah herkesi hür yaratmış ve fikirlerinde özgürdür. Yoktan var eden Allah bile yarattığı insanın nankörlükleri karşısında ekmeğini kesmemiş rızkını vermeye devam etmiştir. Ancak onun hesabını ahirete bırakmıştır. Keşke insanlar hayatlarını sorgulasalar, çapraz okumayı sevseler, dünyanın kendileri etrafında dönmediğini görebilseler...
Benim üzüldüğüm; okumayı, araştırmayı seven ve analitik düşünmeyi hayat felsefesi haline getiren bir çok kimsenin ebedi hakikatler karşısında kör olmasıdır.
Tüm fikirler bir gün kaybolup gidecektir. Ancak ebedî hakikatlere inananların fikirleri nura dönüşmüş halde yanlarında sağlarında ve sollarında onları aydınlatacaktır. Öldükten sonra taşıyamayacağın fikri savunma! hatta ölmeyi bırak ölümle yüzleştiğin anda dahi terkedeceğin fikirlerine ihanet etme... fikirler senin kalleşliğin karşısında; sözünün eri olamayacağın bu dünyada beni niye yordun demesin. Ölümle birlikte arkasında duramayacağın fikirleri ne diye savunursun. Delikanlıysan fikirlerini ahirete de taşısana...
Öyle davanın adamı ol ki ölümle tanışırken fikirlerinin bayram günü olsun.

Seni kefene koysalar bile ellerin davanı anlatmaya devam etsin, işaret parmağın davanın hak olduğunu haykırsın..

Fikirlerin kalmasın dünyada öksüz, seni kabirde sarıp sarmalasın.

Ölürkende bu fikirler seninle beraber gelsin cennetine...

Ali Hayri Çelik

1976 tarihinde Konya'da doğdu. İlköğrenimi Konya’da orta öğrenimi Niğde İmam-Hatip Lisesinde 1994 yılında tamamladı. 1999 yılında D.Ü. İlahiyat Fakültesini bitirdi. 1997 yılında Diyarbakır İl Müftül

YORUMLAR

  • Hayırlı olsun seydam... istifade edecegiz.güçlü kaleminiz var

Yorum Ekle