Örnek müftü Cahit Erhun'un anısına

İki yıl önce “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” münasebetiyle merhum Cahit Erhun hocam hakkında “Örnek Bir Müftü Profili” başlıklı yazımı kaleme almıştım... Bu yazı kaleme alındığında hocamız hayattaydı ve bu satırları kendisi de okumuştu... Rabbim hocamıza rahmet eylesin, mekanını cennet kılsın inş... “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” münasebetiyle merhum hocamızı rahmet ve minnetle yad etmek için söz konusu yazımı yeniden yayınlıyorum…
 
 
Din Görevlileri haftası münasebeti ile geçmişi andım ve hiç unutmadığım, her zaman hayırla yâd ettiğim değerli hocam Cahit Erhun beyefendi hakkında teşekkür mahiyetinde birkaç kelam etmek geldi içimden… Saygıdeğer hocam Diyanet camiasında hizmet vermiş, uzun yıllar müftülük yapmış, görevini başarı ile ifa etmiş ve son birkaç yıldır emekliliğe ayrılmış çok değerli bir şahsiyet… Tam 8 yıl önce üç yıl birlikte çalıştığımız değerli hocamı saygıyla selamlıyor ve rabbimden kendisine sağlık, afiyet diliyorum… Erhun hocam beyefendi kişiliği, dik duruşu, babavari tavırları, mütevazi kişiliği, yardımseverliği ve hoşgörüsü ile kalplere taht kurmuş bir gönül insanıdır…
Kimi amirler vardır gittiklerinde bir daha anılmaz, hatırlanmaz, peşlerinden güzel bir geçmiş bırakmazlar… Geçmiş dönemde 10 yıl İmam-Hatiplik ve Din Hizmetleri Uzmanlığı görevlerinde bulunmuş biri olarak itibarını makamından değil kişiliğinden, kimliğinden, duruşundan, ahlakından almış amirlerin her zaman hayırla yâd edildiğini ve hiçbir zaman unutulmadıklarını ifade etmek için bu yazıyı kaleme aldım… Gücünü makamından alanlar mevkilerini kaybettiklerinde itibarlarını da kaybederler… Erhun hocam, makamın güçlü kıldıklarından değil makamı kişiliği ve duruşu ile güçlü kılanlardandı…
 
Erhun hocam, Kızıltepe ilçesine bağlı bir beldede İmam-Hatip olarak görev yaptığım dönemde müftü olarak atanmıştı… O dönemde çocuk ve gençleri eğitmek/bilinçlendirmek için sohbet çalışmaları yapıyor, gençlerle birebir ilgileniyorduk… Her hafta çarşamba akşamı beldenin tüm çocuklarını camiye davet ediyor, onları camiye çekmek için çikolata, kek, meyve suyu vs. hediyeler dağıtıyor ve sohbet ediyorduk… Beldede görev yapan değerli kardeşim Nafer ve Süleyman hocamla birlikte sohbetleri icra ediyorduk… Her hafta en az 300 çocuk camiye geliyordu…Camiyi yaptıran ve camiyi sahiplenen ileri gelenler(!) çocukları camiye doldurmanın doğru olmadığını, caminin pislendiğini, kendimize başka bir yer bulmamız gerektiğini söylediler… Biz çocukları bilerek camiye aldığımızı, cami havası teneffüs etmeleri gerektiğini ifade ettik lakin anlatamadık…
 
Bir çarşamba akşamı değerli müftümüzü sohbet yapması için beldeye davet ettim… Sağ olsun hocam kırmadı ve o dönem ilçe vaizlerimiz olan Sinan ve Hidayet hocalarımla birlikte davetimize icabet ettiler… Biz evden camiye gitmek üzere iken çocuklar eve geldi, “hocam camiyi yaptıran kişiler ʿburası bizim camiye giremezsinizʾ diyorlar, bizi camiye almıyorlar” deyince bende hocamdan müsaade alıp, müftü beye mahcup olmamak için söz konusu kişilerle konuşmaya gittim… Meğer tezgah hazırlanmış, hakkımızda karar alınmış, bugün müftü gelmiş olay çıkarırsak bu imamı buradan alır, kurtuluruz demişler, birkaç gencin eline sopa tutuşturmuşlar, camiye gelen çocukları kovalıyorlar…
Ben yaptıklarının doğru olmadığını, müftü beyin misafirimiz olduğunu, daha sonra kendi aramızda konuşacağımızı söyledim ancak anlatamadım, bana küfürler etmeye başladılar, üzerime yürüdüler, halk araya girdi ve o arada müftü bey de geldi… Bizi camiye aldı ve güzel bir konuşma yapmaya başladı, değerli hocamın o konuşması hala kulaklarımda… Konuşmanın sonunda o ileri gelenlere(!) hitaben; “bu hocadan ne istiyorsunuz, siyasi bir mesele mi var?” diye sordu… O ileri gelenlerden(!) biri kalktı; “müftü bey her hafta 300 kişiyi camiye topluyor böyle şey olur mu?” dedi… Müftü bey de; “ee ne güzel çocuklarınıza faydalı oluyor, bunun neresi kötü?” deyince adam(!); “müftü bey cami kirleniyor” itirazında bulundu… Hocam gayet sakin bir şekilde; “ne olacak onlar kirletir siz temizlersiniz, önemli olan onların içlerinin kirlenmemesi, bırakın gerekirse cami kirlensin ama çocuklar temiz kalsın” deyince o ileri gelen(!) şahıs; “müftü bey, siz de vehhabisiniz sizi de şikayet edeceğiz” çıkışında bulundu. Müftü hocam adama(!) gayet sakin bir şekilde; “sen akıllı birine benziyorsun, beni şikayet edebilirsin tabi ki, ama ben müftü olarak istesem caminin kapısına jandarma dikerim, çocukları içeri alırım, sen hiçbir şey yapamazsın, lakin bu işi güzellikle halletmemiz gerekir, kavga ile değil” dedi ve ikna çabaları uzunca sürdü…
 
Erhun hocamın bu olgun, sakin ve cesur tavrı beni fazlası ile memnun etti ve kendisine hayran bıraktı çünkü daha önce yaşadığımız bazı sorunlarda amirlerimden aynı cesareti ve dik duruşu görememiştim… Gecemiz tahrikçilerin girişimleri sonucunda kötü sonla bitti, Jandarma geldi ve dağıldık… Müftü Bey diğer misafirlere birlikte hiçbir geri adım atmadı, çok üzüldü ve beldeden ayrıldı… Durumu kaymakam beye aktardı ve can güvenliğimiz olmadığı gerekçesi ile beni ve diğer imam arkadaşlarımı ilçe merkezine çekti…
 
İlçe merkezinde ve kimi köylerde yardım faaliyetlerini de yürüttüğüm için bana gelen bir telefon üzerine köyün birine bir aileye yardım için gittim, 9 çocuklu kötürüm olan ve kocası tarafından terk edilmiş bir kadının evine gittim, ev içler acısı bir halde idi, köyün imamının kadından haberi yoktu, muhtar ilgilenmiyordu. Müftü hocam köyün imamını arayıp “sen nasıl o kadından bi haber olabilirsin, sen nasıl o kadın ve çocuklarla ilgilenmezsin” diyerek fırçalamıştı… Daha sonrasında o kadına kaymakamlık tarafından ev yapılmış ve tüm ihtiyaçları karşılanmıştı...
Hocamla yaşadığımız güzel ve önemli anılar bir yazının sınırlarını aşar… Beldede Yaz kurslarında topladığımız 700 öğrenciye gösterdiği ilgi, verdiği önem, ettiği yardımlar, her programımıza iştirak etmesi, destek vermesi, yardım faaliyetlerimizde bizi desteklemesi ve bizi kuyumuzu kazanlara yedirmemesi, imam kılığına bürünmüş din bezirganlarına karşı duruşu her takdirin üstündedir… Bu vesile ile Mardin Diyanet-Sen başkanı Abdulkadir Kurtuluş hocamın zorlu süreçlerimde şahsıma verdiği destek için minnettar olduğumu ifade etmek isterim..
Sayın hocam görev hayatı boyunca hep iyimser, babacan, anlayışlı, halden anlayan, hoşgörülü ve en önemlisi ise makamın asık suratı değil gülen yüzü idi… Yüzünden eksik olmayan gülümsemesi ise etrafındakilere güven verirdi… Cahit Erhun hocamla ismimiz aynı olduğu için zaman zaman bana takılır; “Cahitlerden adam çıkmaz” derdi gülerek…
 
İl müftüsü olabilecek kadar donanımlı biri olduğu halde maalesef ilçe müftülüğünden emekli oldu… Hocam görev yaptığı her yerde adından söz ettirmiş, güzel anılar bırakmış örnek bir müftü idi… Dilerim Diyanet İşleri Başkanlığı değerli hocamı örnek müftüler listesine alır ve asıl verimli olacağı bu dönemde tecrübesinden istifade eder…
 
Diyanet camiasının her bir ferdinin görev yaptığı yerlerde güzel bir isim bırakması, makamın itibarını koruması, örnek bir profil çizmesi, kırıcı değil yapıcı olması, dini halka hakkıyla ulaştırması, emri altındakilere güzel davranması, hayırla yâd ettirecek işlere imza atması temennimizdir.
Bu vesile ile tüm gönüllü din görevlisi kardeşlerimi kutlar, başarılar dilerim…

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle