Peter De Bolla kimdir? Peter De Bolla kitapları ve sözleri

İngiliz akademisyen Peter De Bolla hayatı araştırılıyor. Peki Peter De Bolla kimdir? Peter De Bolla aslen nerelidir? Peter De Bolla ne zaman, nerede doğdu? Peter De Bolla hayatta mı? İşte Peter De Bolla hayatı...

BİYOGRAFİ
İngiliz akademisyen Peter De Bolla edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Peter De Bolla hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Peter De Bolla hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Peter De Bolla hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi:

Doğum Yeri:

Peter De Bolla kimdir?

İngiliz akademisyen Peter de Bolla, Cambridge Üniversitesi King's College'da İngiliz dili dersleri vermektedir. Art Matters'dan başka Harold Bloom, The Education of the Eye ve The Discourse of the Sublime başlıklı kitapların da yazarıdır.

Peter De Bolla Kitapları - Eserleri

  • Sanat ve Estetik

Peter De Bolla Alıntıları - Sözleri

  • ...sanki Gavrilov, Bach'ın müziğine dokunmaktan korkuyor gibidir. Notaya yaklaşımından belli olan, bir tür saygı, aradaki mesafeyi koruma çalışıdır bu; sanki gizlice, neredeyse korkarak, müziğe kendi zaman ya da varlığını vermenin korkusuyla sessizce notaya yaklaşmaktadır. Parmaklarının dokunuşu şaşırtıcı biçimde hassas ve tuşu bırakmakta isteksizdir; yaklaşımı fazla kibardır, bu da, bana göre müziğin olması gerekenden çok uzağında bir sese yol açar. Başka bir deyişle, duyduğum müzik şaşırtıcı bir şekilde hareketsizdir. (Sanat ve Estetik)
  • Yine de estetiğe olan özel ilginin terk edilmesi ve psikolojinin yükselişi hakkında çok şey söylenebileceğini düşünüyorum; nasıl olduğu henüz tam olarak incelenmemiş bir biçimde, psikanalizle birlikte ve psikanaliz içinde geliştirilmiş öznellik kuramları, psikanaliz öncesinde sanatın sağaltıcı gücünün ne olduğunu öğrenmeye yönelik kapsamlı bir araştırma gereksinimini azaltmıştır. Aydınlanmanın rasyonalize edilmesinde, Tanrının bıraktığı boşluğu bazen sanat ya da estetiğin doldurduğu söylenirken, sanat adına bulunulan insan sınırlarını aşma iddiaları hakkındaki incelemelerin yerini psikanalizin doldurduğu ileri sürülebilir. Eğer durum böyleyse, benim sessiz olanı duyulabilir kılma arzum da Freud'un konuşma tedavileri sırasında duyulabilecek bir karşı-sese dönüşün işareti olarak algılanabilir. (Sanat ve Estetik)
  • Örneğin resim, kendi mekânına sahip çıkar ve mevcudiyetini kesin bir dille belli eder. Israrcı bir biçimde buradayım diye haykırır ve böyle yaparken de izleyiciden, oradaki sunumunun kat'iliğine konsantre olmasını ve onunla ilişkiye girmesini talep eder. Dahası, resim eşi benzeri olmayan bir fiziksel bütünlüktür; mekanik yeniden üretim çağında bile mevcudiyeti kopya edilemez. Bu tuval, bu boya, bu duvar, bu müze, bu mekân herhangi bir resme nasıl konsantre olacağımızı belirler. Benzer maddesel etkenler diğer görsel sanatlar yapıtlarına verdiğimiz tepkiler için de geçerlidir. Farklı sanat biçimleri özgüllük düşüncesi ile doğal olarak farklı şekillerde uyuşur, ancak görsel sanat konusunda mevcudiyetin büsbütün ağırlığı ile ilgili ayrı bir şey vardır ki bu, resmin ya da aslında heykelin fiziksel örtüsüdür. Ben mevcudiyetin bu ağırlığını, resme ya da heykele verdiğim tepkileri diğerlerinden farklı kılan şeylerden biri olarak görür ve kaçınılmaz olduğunu düşünürüm. Bundan dolayı bir resme bakmanın uyandırdığı duygulanım deneyimini keşfetmek girişimlerim hem fiziksel nesne, yani gerçek maddesellik diye adlandırılabilen şey hem de sanat yapıtının maddeselliği yani benim duygulanım deneyimlerim sayesinde ulaşabildiğim, yapıttaki "sanat" üzerine olacaktır. (Sanat ve Estetik)
  • “Sanatın sağaltıcı gücünün ne olduğunu öğrenmeye yönelik kapsamlı bir araştırma gereksinimini azaltmıştır. Aydınlanmanın rasyonalize edilmesinde, Tanrının bıraktığı boşluğu bazen sanat ya da estetiğin doldurduğu söylenirken, sanat adına bulunulan insan sınırlarını aşma iddiaları hakkındaki incelemelerin yerini psikanalizin doldurduğu ileri sürülebilir.” (Sanat ve Estetik)
  • Öyleyse, bir anlamda şiir, yorumlamanın olanaksızlığını dramatize eder ya da başka bir şekilde ifade edersek bir yorumlama ediminin ortak bir anlayışa varmakta nasıl başarısız olduğunu gösterir. Yetişkinin bakış açısından bakıldığında yorumlamak, dış görünüşü var olmakla eşit düzeye getirmek, yaratıcı yaşamlarımızdaki "sanki"leri "gerçek"lerle uyacak biçimde düzeltmek olarak anlaşılır. Ama kız buna karşı koyar ve bunu yaparken de etkin bir biçimde, şairin yaşadığı her günkü dünya ile kendi yaşadığı harikalar dünyası arasındaki kıyaslanamazlık üzerinde diretir. Yaşayanların ve ölülerin dünyasını birleştirip hangisinin nerede başlayıp nerede bittiğini görülmeyen bir sürekliliğe dönüştüren güçlü yineleme içtepisi kıza olağan görünür. (Sanat ve Estetik)
  • “Farklı sanat biçimleri özgüllük düşüncesi ile doğal olarak farklı şekillerde uyuşur.” (Sanat ve Estetik)
  • ''Gavrilov, Bach'ın müziğine dokunmaktan korkuyor gibidir. Notaya yaklaşımından belli olan, bir tür saygı, aradaki mesafeyi koruma çalışıdır bu; sanki gizlice, neredeyse korkarak, müziğe kendi zaman ya da varlığını vermenin korkusuyla sessizce notaya yaklaşmaktadır. Parmaklarının dokunuşu şaşırtıcı biçimde hassas ve tuşu bırakmakta isteksizdir; yaklaşımı fazla kibardır, bu da, bana göre müziğin olması gerekenden çok uzağında bir sese yol açar. Başka bir deyişle, duyduğum müzik şaşırtıcı bir şekilde hareketsizdir.'' (Sanat ve Estetik)
  • “Yine de estetiğe olan özel ilginin terk edilmesi ve psikolojinin yükselişi hakkında çok şey söylenebileceğini düşünüyorum; nasıl olduğu henüz tam olarak incelenmemiş bir biçimde, psikanalizle birlikte ve psikanaliz içinde geliştirilmiş öznellik kuramları, psikanaliz öncesinde sanatın sağaltıcı gücünün ne olduğunu öğrenmeye yönelik kapsamlı bir araştırma gereksinimini azaltmıştır. Aydınlanmanın rasyonalize edilmesinde, Tanrının bıraktığı boşluğu bazen sanat ya da estetiğin doldurduğu söylenirken, sanat adına bulunulan insan sınırlarını aşma iddiaları hakkındaki incelemelerin yerini psikanalizin doldurduğu ileri sürülebilir. Eğer durum böyleyse, benim sessiz.” (Sanat ve Estetik)
  • ''Aydınlanmanın rasyonalize edilmesinde, Tanrının bıraktığı boşluğu bazen sanat ya da estetiğin doldurduğu söylenirken, sanat adına bulunulan insan sınırlarını aşma iddiaları hakkındaki incelemelerin yerini psikanalizin doldurduğu ileri sürülebilir. Eğer durum böyleyse, benim sessiz olanı duyulabilir kılma arzum da Freud'un konuşma tedavileri sırasında duyulabilecek bir karşı-sese dönüşün işareti olarak algılanabilir.'' (Sanat ve Estetik)
  • ''Şiir, yorumlamanın olanaksızlığını dramatize eder ya da başka bir şekilde ifade edersek, bir yorumlama ediminin ortak bir anlayışa varmakta nasıl başarısız olduğunu gösterir.'' (Sanat ve Estetik)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle