Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım - Paulo Coelho Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kimin eseri? Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kitabının yazarı kimdir? Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım konusu ve anafikri nedir? Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kitabı ne anlatıyor? Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kitabının yazarı Paulo Coelho kimdir? İşte Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Paulo Coelho

Çevirmen: Aykut Derman

Orijinal Adı: Na Margem Do Rio Piedra Eu Sentei E Chorei (On the Seventh Day #1)

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789755100975

Sayfa Sayısı: 208

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım Alıntıları - Sözleri

  • "Senin yokluğunu ne çok hissettiğimi işte burada anladım.."
  • “Beklemek insana acı verir.”
  • Tanrı, güneşi her gün yeniden doğdurarak, bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize. Oysa biz her gün, böyle bir zamanın bize bağışlandığını görmezden geliyoruz, bugünün düne benzediği gibi yarına da benzeyeceğini düşünüyormuş gibi davranıyoruz.
  • "Pencereyi açtım. Ve de yüreğimi. Odaya güneş doldu, ruhuma aşk.."
  • “Aşk insana her zaman akılsızca şeyler yaptırır”
  • Aklım beni uyardı ama yüreğim ona kulak asmadı.
  • “Üçüncü kattan düşmek de, yüzüncü kattan düşmek kadar hasar bırakırdı. Düşeceksem çok yükseklerden düşmeliydim”
  • "Tanrı, güneşi her gün yedinden doğurarak, bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize. Oysa biz her gün, böyle bir zamanın bize bağışlandığı görmezden geliyoruz, bugünün düne benzediği gibi, yarina da benzeyeceğini düşünüyormuş gibi davranıyoruz. Ama dikkatini yaşamakta olduğu güne veren kişi, o büyülü ânın varlığını keşfediyor. O büyülü an belki de sabah anahtarı kilide soktuğumuz dakikada, akşam yemeğini izleyen suskunluk sırasında, bize birbirinin benzeri gibi gelen binbir şeyde gizli. Ama öyle bir an var ve işte o anda yıldızlar tüm güçleriyle içimize doluyor ve bizi mucizeler gerçekleştirmeye hazır hale getiriyor."
  • “Unutmayın, aşk kalıcıdır, değişen yalnızca insanlardır!”
  • “Bir an geliyor, bu kadar çaba göstermeye değip değmediğini soruyoruz kendi kendimize”
  • “Aşk bizi cennete de, cehenneme de götürebilir, ama her zaman bir yere götürür”
  • “Erişilmez bir aşka düşmeyeceğim. Sınırlarımı biliyorum ben, acıya nereye kadar katlanabileceğimi de.”
  • “Başkalarının yaşamını hiçbir zaman yargılayamayız, çünkü insan çektiği acıyı, nelerden vazgeçtiğini yalnız kendisi bilir.”
  • Pencereyi açtım. Ve de yüreğimi. Odaya güneş doldu, ruhuma aşk…
  • Gerçekte her zaman olmak istediğim kişi olmaya karar verdim.

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Piedra Irmağı... Efsaneye göre, bu ırmağın sularına düşen her şey, yapraklar böcekler, kuştüyleri, bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş... Bu tanımlamayla başlıyor kitap ve devam ediyor Ah! yüreğimi bağrımdan söküp, akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim.. Hepimizin gönül serüveninde, yüreğini bağrından söküp atmak istediği olmuştur. İşte Paulo Coelho, bu cümlede bahsettiğim hepimiz için o ırmağın ta kenarında bir hafta süren ama her saniyesini saatlermişçesine tariflediği hikayesini anlatıyor bize .. Bu kitap, bir kez okumakla evet anlaşılır amma velakin, bir kez okumakla da tam anlamıyla hissedilemez. Beyin idrak etse ne olur, kalp doyamadıktan sonra.. Hazan yüklü, kaygı dolu bir serüvenin, mutlu sonunu yaşıyoruz, kitabın son yaprağında. Yalnızca gönül davası kazanmıyor kitaptaki aşıklar, aynı zamanda dini anlamda da bir mertebe kazanıyorlar. Evet inanıyorum dediğimiz Tanrı'ya, yalnızca sözde inandıklarını fark edip gerçekliğe dönüyorlar. Başka bir kitapta okusam, ruhani yükseliş konusunun işlenişi bana saçma gelebilirdi belki, çünkü şimdiye değin Yaradana yaklaşma temalı kitaplar bana hep bildik gelmiştir. Benim nazarımda, çok benzerler birbirlerine. Ama bu kitapta.. Bambaşka bir tatta, Piedra ırmağı suları gibi çağlayarak akıyor sayfalar ve üslup boğmuyor sizi, adeta Piedra ırmağının serin suları çarpıyor yüzünüze.. Kitabı okursanız fark edeceksiniz ki, hepimizin içinde bir Pilar (kitabın anlatıcı kahramanı) var ve her Pilar'ın gönlünde onu ezber yaşamından çekip alacak deli bir aşkı, umutsuzca bekleyen bir "öteki" var.. Okuyun dememe lüzum var mı ? Okuyun ama, fark etmek için okuyun.. Anlamak maksadından ziyade hissetmek maksadıyla okuyun derim. Yoksa okumanız size yalnızca vakit kaybı olacaktır. Son olarak kitabın bende bıraktığı cümle... Seven sevgisinin gerçekliği kadar sabrediyor, değeri kadar vazgeçiyor ve yazgısı kadar mutlu oluyor. (runasin)

Kitap kolay okunuyor ama yazılanlar kolay şeyler mi? Tartışılır. Tartışmanın bir tarafında ben olsam, şüphesiz kolay değil hatta kolaysa sizin başınıza gelsin derdim. Bilindik bir Paulo Coelho tarzında yazılmış, sıkmıyor ve akıp gidiyor. Tıpkı Pilar’ın Piedra ırmağına içinin zehrini akıtmaya çalıştığı gibi. Bazen hepimize lazım bir Piedra ve Pilar’ın öteki’sinden... Kitapta Tanrı vurgusunun kadın yüzüne değiniliyor. Ama ne değinme öyle? Bazen diyorsunuz ki gerçekten böyle olabilir mi? Sonra diyorsunuz e zaten böyle. Bizim kültürümüzde de kutsal olan suyun aracılığı ile gözüken kadın yüzü, kadınların ne denli kutsal olduğunun anlatılması açısından harika bir benzetme olmuş. Kitap kendi içinde tutarlı ama öyle minik minik detaylar ve hikayelere de yer veriyor ki hikaye içinde hikaye okuyorsunuz kıssadan hisse tadında.. Öyle nokta atışı cümleler yapılmış ki hani o cümleye ne eklesen yetmez ne çıkarsan olmaz. Sade dilli gözüken ama her bir sayfada üstünden defalarca geçmelik cümlelerin bulunduğu bir kitap bu. Aşkın teslimiyeti, bilinmezliği, karmaşıklığı ve bazen de anlamsızlığıyla harmanlanmış konusu, ilahi aşk-maddi aşk çatışmasıyla iyice derinleşiyor. Kah anlayıp hak veriyorsunuz kah bu kadar da değil diyorsunuz. Her ihtimalde, doğruda ve yanlışta “aşk” haklı çıkıyor. Cismi, sureti ve hissi değişse de özü aynı kalıyor. Kitabın en beğendiğim yeri ise Tanrıyı bulmanın yek bir yolu olmaması vurgusu. İsteyen herkesin bulacağı, bulmanın farklı yolları olduğunu, Yeter ki bulmak istensin, onun her yerde olduğunu çok güzel anlatmış. Çok beğendim ama tekrar okunmalı :) (Eyşi)

SAHİ SEVGİ NEYDİ ? - Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti... Pilar çocukluk aşkının peşinde ve çocukluk aşkı bir papaz adayı. Yıllar sonra tekrardan başlayan bir aşk serüveni. Gerçekten de sevgi neydi ? Unutmak, unuturmuş gibi yapmak. "Aşk kalıcıdır ; değişen yalnızca insanlardır " (sayfa 205 ). Coelho' nun diliyle bir de bunları sorgulamak ayrı bir keyif verici. İnsanların aşklarının peşinden sürüklenebileceği, acı çekeceği ve aşkın o zaman kelime manasına ulaşabileceği gerçeği. İsmi itibariyle biraz soğukluk bıraksa da aşk kitaplarının bazı yazarların ellerinde ancak eğreti durmadığını farkettim. Günümüz sevgilerinin de en büyük sorunu belki de. Zamana bırakmak. Oysa sevginin emek olduğunu da asla unutmamak gerek. Hayatın önümüze sürdüğü promosyonlu engellerin yine bizim irademizle aşılabileceğini bilmek. Yarını değiştirmek istiyorsak sadece elbisemizin değil, ruhumuzun kollarını da sıvamanın gerekliliğini hissetmeliyiz. Belki de mutluluk, bizleri kendi bahçesinde misafir ederken biz yine kaçabileceğimiz çitleri keşfe çıkıyoruzdur. Aslında bu bahçe bizim, bizim olamayacağına yürekten inandığımız kadar bizim. Bizim olamayacak kadar bizim. Düş yorgunuyuzdur belki de ama şu sözü kitabının son cümlesine sığdıran adama kulak vermeliyiz. " Git eşyalarını topla. DÜŞLER BOŞ OTURTMAZ İNSANI" Çok severek okudum ve Coelho sevenlerin mutlaka okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. İyi okumalar dilerim.. ...Saygılarımla... (Metin Pir)

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım PDF indirme linki var mı?

Paulo Coelho - Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Paulo Coelho Kimdir?

Paulo Coelho yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarıydı. Bir süre gazetecilik de yapan Paulo Coelho, 1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da Santiago de Compestela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini Hac (özgün adı: "The Pilgrimage") adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan romanı Simyacı, Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. 42 ülkede yayınlanan, 26 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı ve bu kitap sayesinde Gabriel Garcia Marquez'den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar oldu. Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmektedir. Coelho, UNESCO'nun Kültürlerarası Diyaloglar programında danışman olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır. Paulo Coelho pek çok saygın ödülün sahibi oldu; bunlar arasında Dünya Ekonomik Formu'nun verdiği Crystal Award ve Fransız Légion d'Honneur nişanı da vardır. Yazar 2002 yılında Brezilya Edebiyat Akademisi'ne kabul edildi. Coelho, ayrıca pek çok saygın basın kuruluşu için haftalık köşe yazıları yazmaktadır. Paulo Coelho Rio de Janerio'da yaşamaktadır.

Elif adlı romanı, Portekizce'den sonra ilk olarak Türkçeye çevrildi ve Mart 2011'de yayınlandı. Romanda, yazar ve yetenekli bir keman virtüözü, sıradışı genç bir Türk kızı Hilal'in Sibirya'yı baştan başa geçecekleri bir yolculuk sırasında, kendileri, birbirleri ve varoluşları ile yüzleşmeleri anlatılmaktadır. Kitabın tanıtımı için açtığı yarışmayı Aleph by Raif Kurt videosuyla, Türk sanatçı Raif Kurt kazanmıştır.

Türkçe'ye "Okçu'nun Yolu" (The Archer) adıyla çevrilen son kitabını 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanarak tarihi bir başarıya imza atan milli okçumuz Mete Gazoz'a adadı.

Paulo Coelho Kitapları - Eserleri

  • Elif
  • Simyacı
  • On Bir Dakika
  • Portobello Cadısı
  • Işığın Savaşçısının Elkitabı
  • Şeytan ve Genç Kadın

  • Hac
  • Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım
  • Akra'da Bulunan Elyazması
  • Zahir
  • Beşinci Dağ
  • Brida
  • Kazanan Yalnızdır

  • Aldatmak
  • The Valkyries
  • Casus
  • Hippi
  • Maktub
  • Veronika Ölmek İstiyor
  • Sei wie ein Fluß, der still die Nacht durchströmt

  • A, B, C, D
  • Sülhün Mənası
  • Okçu'nun Yolu
  • Seçilmiş Əsərləri
  • El Alquimista

Paulo Coelho Alıntıları - Sözleri

  • Hayat ne kadar karmaşık. (Brida)
  • Usta bir şey öğreten değil, öğrenciye zihninde zaten bulunan bilgiyi keşfetmesi için ilham veren kişidir. (Okçu'nun Yolu)
  • "Tanrı, güneşi her gün yedinden doğurarak, bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize. Oysa biz her gün, böyle bir zamanın bize bağışlandığı görmezden geliyoruz, bugünün düne benzediği gibi, yarina da benzeyeceğini düşünüyormuş gibi davranıyoruz. Ama dikkatini yaşamakta olduğu güne veren kişi, o büyülü ânın varlığını keşfediyor. O büyülü an belki de sabah anahtarı kilide soktuğumuz dakikada, akşam yemeğini izleyen suskunluk sırasında, bize birbirinin benzeri gibi gelen binbir şeyde gizli. Ama öyle bir an var ve işte o anda yıldızlar tüm güçleriyle içimize doluyor ve bizi mucizeler gerçekleştirmeye hazır hale getiriyor." (Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım)
  • "Kendi yoluna güvenebilmesi için başkasının yolunun yanlış olduğunu kanıtlaması gerekmez." (Işığın Savaşçısının Elkitabı)
  • "En çok muhtaç olduğum anda beni terk etmişsin. Senin yüzünden ölmüşüm. Şimdi vicdanına çöreklenmeye geldim." (Elif)
  • Gökyüzünü seyretmek. (Aldatmak)

  • Gözlerinizi kapayın, şimdi ruhlarınızın gözlerini açın. (Brida)
  • "Sence âşık olmak nedir peki?" Her şeye izin vermektir. Güneşin doğuşu ya da ormanların büyüsüne kafayı takmamktır, akıntıya karşı mücadele vermemektir, mutluluğa teslim olmaktır. Daima özgür kalmak, bunu yanımızdaki insanı kendimize köle etmeden başarmaktır. (Hippi)
  • Şu anda geçmiş yaşantıma bakıyorum ve hafıza dediğimiz şeyin daima tersinden akan bir nehir olduğunu idrak ediyorum. (Casus)
  • Sonbaharda çiçeklerden bahsetmek iyi gelir. İnsanın içini ilkbahardaymış gibi ümitle doldurur. (Aldatmak)
  • Herkes kendi mutsuzluğunu idare etmeye çalışıyor.. (Aldatmak)
  • "İzleyeceğimiz en iyi yolun hangisi olduğunu her zaman biliriz, ama yalnızca alışık olduğumuz yolu izleriz." (Hac)
  • Kim sahip olduğu en önemli şeyi,sevgiyi feda eder ki.. (Portobello Cadısı)

  • İnsanın, kendi yazgısından uzaklaşmasının nedeni belki de Tanrı’nın ondan uzaklaşmasıydı. İnsanların yüreklerinde, her şeyin mümkün olduğu bir dönemin isteklerini esinledikten sonra, başka şeylerle ilgilendi. Dünya değişti, yaşam daha da zorlaştı; buna karşın Tanrı, insanların düşlerini değiştirmek için geri dönmedi. (Beşinci Dağ)
  • Severiz çünkü sevgi bizi özgür kılar… (Akra'da Bulunan Elyazması)
  • Zaman ne hareket eder ne de durur. Zaman değişir. Bu daimi değişimin içinde her birimiz bir noktada, kendi Elif'imizde dururuz. (Elif)
  • Ağacın barı olmayanda budaqları daim dik durur. Axmaq adam həmişə başqalarından daha yaxşı olduğuna inanır (Maktub)
  • Ne var ki,gururun parıltısı,en büyük bilgeliği bile kör edebilir. (Beşinci Dağ)
  • "Ve hiçbir şey bana ait değilse, benim olmayanlar için kaygılanmamın gereği de yok demektir." (On Bir Dakika)
  • Yıllar, yıllar sonra bir gün Şöyle diyeceğim iç çekerek: İki yol ayrılıyordu bir ormanda ve ben Vurdum daha az gidilmiş yola Ve buradaydı işte bütün fark da. (Kazanan Yalnızdır)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle