TÜVTÜRK

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye bir devlet vizyonudur

Milli güvenliğin kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kritik eşiklerin aşıldığı ve önemli somut adımlarla devam eden Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin "Süreç başarıya ulaştığında, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır." dedi.

  • 09.06.2026 15:25
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye bir devlet vizyonudur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde başlayan Terörsüz Türkiye süreci, somut adımlarla önemli eşikleri aştı.

TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ise süreçte siyasi ve toplumsal uzlaşı için rapor hazırlayarak yol haritası sundu.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ STRATEJİK BİR DEVLET VİZYONUNUN ADIDIR"

Bu kapsamda ilgili birimlerin de özverili çalışmasıyla süreç önemli adımlar atmaya devam ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde bu konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sürecin, bir güvenlik politikasının ötesine yeni yüzyıla ilişkin 'bir devlet vizyonunun adı' olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Süreç başarıya ulaştığında, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır." dedi.

 

"SÜREÇ, MİLLETİN ÖNÜNDE YENİ KAPILARIN AÇILMASINA VESİLE OLACAKTIR"

Terörsüz Türkiye'nin kararlı adımlarına ilişkin değerlendirme yapan Erdoğan konuşmasında ayrıca şu sözleri kullandı:

"Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez Bölgesi'nden Kuzey Afrika'ya ve Doğu Akdeniz'e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan özgüven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır.

Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde, ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında, iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek ve milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır.

"GÜÇLÜ OLMAK DIŞINDA BİR SEÇENEĞİMİZ YOKTUR"

Değerli kardeşlerim, biz kendisini asker millet olarak tarif eden bir kimliğe, böyle bir kültüre sahibiz. Güvenlik, özellikle bizim milletimiz için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer almaktadır. Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar.

Sadece kendi bekamız için değil, dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz, bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz.

"GÜVENLİK KAVRAMININ KAPSAMA ALANI DEĞİŞİYOR"

Şurası bir gerçek ki günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanları hızlı bir değişim geçiriyor. Bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanı da değişime uğruyor.

Çağımızın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan bir saldırı da limanları ve lojistik ağlarını devre dışı bırakan bir kesinti de bankacılık sistemini işlemez hale getiren bir siber tehdit de toplumun birlik ve bütünlüğünü bozan bir dezenformasyon kampanyası da doğrudan milli güvenliğin alanına giriyor.

"GÜVENLİK KUVVETLERİMİZİN HER BİR MENSUBUNA TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şunlar:

Bugün Milli Güvenlik Konferansları'nın açılışını yapmak üzere sizlerle bir aradayız. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekana hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.

Konuşmamın hemen başında, bin yıldır istiklal ve istikbalimiz uğrunda bir gül bahçesine girercesine kara toprağın bağrına giren tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Yine bu vesileyle, aziz vatanımızın dört bir yanında, sınır boylarında ve ötesinde fedakarca görev yapan asker, polis, jandarma, sahil güvenlik personeli, korucu ve istihbaratçılarımız başta olmak üzere güvenlik kuvvetlerimizin her bir mensubuna, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Talimatlarımız doğrultusunda Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin daha iyi anlaşılması amacıyla hazırlanan Milli Güvenlik Konferansları'nın başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Bölgesel gelişmeler bağlamında hassas bir döneme tekabül eden konferansları, devletimizin stratejik hafızasını güçlendiren, kurumlarımız arasındaki koordinasyonu pekiştiren ve yeni tehditleri doğru okuyacak kadroların yetişmesine zemin oluşturan önemli bir adım olarak görüyorum.

Değerli tecrübeleri, birikimleri ve uzmanlıklarıyla programa katkı verecek tüm katılımcılara şimdiden tebriklerimi ve teşekkürlerimi iletiyorum.

Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Devlet yönetiminde milli irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Milli Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir.

Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde icra etmelerini mümkün hale getirmiştir.

Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinden sinema ve müzik eserlerinin denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.

"TÜRKİYE'NİN GÜCÜNE GÜÇ KATMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Genel Sekreterliğimizin dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup asli görevlerine odaklanmasını sadece Türk demokrasisi açısından değil, Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından da çok kıymetli buluyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye'nin gücüne güç katmaya inşallah devam edeceğiz.

"HER DEFASINDA ANKA KUŞU GİBİ KÜLLERİMİZDEN YENİDEN DOĞDUK"

Kıymetli arkadaşlar, milletçe stratejik önemi yüksek ve zorlu bir coğrafyada asırlardır varlık gösteriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Forsu'nda temsil edilen 16 devletimizin 2200 yılı aşkın bir mazisi vardır.

Avrupa'dan Orta Asya'ya, Kafkasya'dan Afrika'nın derinliklerine uzanan geniş bir coğrafyada ecdadımız at koşturmuş, devletler kurmuştur. Söğüt'te büyüyüp filizlenen Osmanlı çınarı, 600 yılı aşkın süre boyunca üç kıta yedi iklimde bayrağımızı gururla dalgalandırmıştır.

Osmanlı'nın takati tükendiğinde ise yerini genç Cumhuriyetimiz almıştır. Her zaman söylediğimiz gibi Türkiye Cumhuriyeti, bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil, en son devletimizdir. Bunu bilhassa şunun için söylüyorum.

Kurduğumuz devletlerin adları ve yöneticileri zamanla değişmekle birlikte ebed müddet vasfı her zaman baki kalmıştır. Nice zorluklarla karşılaştık. Nice ihanetlere maruz kaldık. Nice badirelerden geçtik. Ama her defasında Anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk.

"TERÖRÜ KAYNAĞINDA YOK ETME STRATEJİSİYLE KRİTİK BAŞARILARA İMZA ATTIK"

Bugüne kadar vatanımızın bekasını, devletimizin güvenliğini, milletimizin istiklal ve istikbalini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin gücü dışında kimseye umut bağlamadık. Milli Mücadele'yi bu anlayışla yürüttük.

Cumhuriyetimizi bu anlayışla kurduk. Demokrasimize yönelen saldırıları bu anlayışla püskürttük. Kırk yılı aşan terörle mücadelemizi yine bu anlayışla sürdürdük.

Tüm bunları yaparken tarihin ve aziz milletimizin şahitliğinde ağır bedeller ödedik. Büyük mücadeleler verdik. Ve çok önemli kazanımlar elde ettik.

Özellikle 15 Temmuz ihaneti sonrası devreye aldığımız terörü kaynağında yok etme stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık.

Bu sayede bir taraftan tüm terör örgütlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütürken diğer taraftan da sınır ötesi harekatlarla ülkemizin güney sınırları boyunca bir güvenlik hattı oluşturduk.

Karar alma aşamasından uygulama safhasına kadar sınır ötesi operasyon süreci, Türkiye'nin bağımsızlığını teyit eden bir rol üstlenmiştir.

Milli güvenliğimiz riske girdiğinde gözümüzün hiçbir şeyi görmeyeceğini böylece çok net biçimde ortaya koyduk. Irak ve Suriye harekatlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır.

Türkiye, başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil, kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese göstermiştir."

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz