Prostat Kanseri Nedir?

Gelişmiş ülkelerde erkeklerde en sık rastlanan kanser türü olan prostat kanseri, Türkiye’de akciğer kanserinden sonra 2. sıklıkta görülür. Kansere bağlı olarak dünya genelinde meydana gelen ölüm sebepleri arasında ise 4. sırada yer alır.

Prostat Nedir: Prostat İdrar torbasının (mesane) hemen altında yer alan, içerisinden idrar kanalının geçtiği bir salgı bezidir. Prostat bezinin asıl görevi meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Normal durumda yaklaşık bir ceviz boyutundadır.

Erkekler yaşlandıkça prostat bezi sıklıkla büyümeye başlar. Büyüyen prostat, idrar akışını engelleyebilir ve cinsel işlev problemlerine yol açabilir. Büyüme tek başına bir kanser belirtisi sayılmaz. Kanser hücrelerinin bulunmadığı prostat büyümesi benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılır. BPH, bir kanser olmasa da verdiği rahatsızlıkları düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

Prostat kanserinde, bez içinde kanser hücreleri gözlemlenir. Yaşlanmayla birlikte daha sık ortaya çıkan prostat kanseri dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de erkek kanserleri arasında yüz binde 40,3 görülme sıklığı ile akciğer kanserinin ardından ikinci sıradadır.

Prostat kanserine yakalanma riskini etkileyebilecek birkaç faktörler

Yaş: Genellikle 50 yaşından sonra görülür.Gelişmiş ülkelerde görülme sıklığı daha yüksektir, 1/ 8 oranında görülür

Ailesel Yatkınlık: Prostat kanseri olan bir baba veya erkek kardeşe sahip olmak, bir erkeğin bu hastalığa yakalanma riski(aile bireylerinde olması halinde görülme oranı 2.5 kat artar)  artırmaktadır. Genç yaşlarda prostat kanseri tanısı almış birden fazla akrabası olan erkeklerde de risk daha yüksektir.

 prostat kanseri riskinin artışıyla ilgili diğer faktörler şunlardır:

  • Obezite: Obez bireylerde prostat kanserine karşı bir yatkınlık söz konusu olabilir. Bu kişilerde aynı zamanda hastalık daha agresif bir seyir izleyebilir ve tedavi sonrasında nüksler görülebileceği için sağlıklı düzeyde bir vücut ağırlığı prostat kanseri için önemli durumlar arasında kabul edilir.
  • D vitamini eksikliği
  • Doymuş yağlardan (hayvansal gıdalarda bulunan yağlar, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı) ve kırmızı etten zengin, sebze-meyveden fakir beslenme alışkanlığının prostat kanseri riskini arttırabildiğine dair yayınlar vardır.
  • Kimyasal maruziyetler: Bazı kimyasallara maruziyet riski artırabilmektedir. Örneğin itfaiyecilerin prostat kanseri riskini artırabilecek kimyasallara maruz kalabileceklerine dair bazı kanıtlar mevcuttur.

Benign Prostat Hipertrofisi Nedir?

Benign prostat hipertrofisi (BPH), erkeklerde ilerleyen yaşla birlikte sık olarak görülen ve halk arasında prostat olarak bilinen iyi huylu prostat bezi büyümesidir. Buradaki doku büyümesi kanserde olduğu gibi diğer organlara sıçrama ya da yayılma eğiliminde değildir ve idrar yapma ile ilgili şikayetlere neden olur.

Prostat belirtileri prostat kanseri ile benzer belirtiler verdiğinden ayırıcı tanıları (iki hastalığın ayrımının yapılması) önemlidir. BPH        gelişimi genel olarak çeşitli risk faktörleri ve testosteron gibi cinsiyet hormonlarının prostat dokusu üzerindeki etkinliğine bağlı olarak gerçekleşebilir. Testislerden sentezlenen testosteron hormonu, prostat bezinde dihidrotestosteron (DHT) adı verilen formuna dönüştürülür ve hormonun bu formu prostat bezi hücrelerinin çoğalmasında direkt olarak etki gösterir. Hormon düzeyinin artışı sonrasında prostat bezi hücrelerinin yapımı ve yıkımı arasında bir dengesizlik söz konusu olur. Bu durum bezin iyi huylu büyümesi ile sonuçlanır.

Prostat kanseri belirtileri genellikle hastalığın ilerleyen aşamalarında görülmeye başlar ve birçok belirti ile kendisini gösterebilir. Hastalık, sinsi bir şekilde ilerlediği için asemptomatik (belirti vermediği) kişilerde erken evrede tanınması ancak düzenli tarama ile mümkündür. Hastalık belirtileri karakteristik değildir ve başka prostat hastalıklarında da görülebilir.

Prostat kanserinin sık görülen birçok belirtisi mevcuttur:

  • İdrar yapmada güçlük
  • Sık idrara çıkma
  • İdrar ya da menide kan bulunması
  • Ereksiyon sorunları
  • Ejakülasyon (boşalma) sırasında ağrı
  • İstemsiz kilo verme

Prostat kanseri sıklıkla kemiğe metastaz yapması sebebiyle (sıçrayabildiğinden) bel, kalça veya bacakta şiddetli ağrılara neden olabilir.

Prostat bezinin mesanenin hemen altında yerleşmesi sebebiyle en sık olarak ortaya çıkan belirtiler üriner sisteme ait problemlerdir. Tümör nedeniyle prostatta meydana gelen büyüme sonrasında prostat bezi, mesane ve idrar yollarına baskı yaparak sık idrara çıkma, kesikli ve yavaş akımlı işeme ve hematüri olarak ifade edilen idrar yaparken kan gelmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Erektil disfonksiyon (impotans) olarak tanımlanan ereksiyon problemi de kişilerde prostat kanserine bağlı ortaya çıkan belirtiler arasın yer alabileceği için dikkatli olunmalıdır.

Bu belirtiler benign prostat büyümesi, prostat iltihabı (prostatit) gibi diğer durumlarda da ortaya çıkabilir ve prostat kanserinin belirgin belirtileri değildir. Bu belirti ve şikâyetlere sahip yaklaşık on kişiden sadece birisi prostat kanserine sahiptir.

Prostat kanseri tedavi yöntemleri nelerdir?

Prostat kanseri tedavi seçenekleri, kanserin büyüme hızına, yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir. Bunların yanı sıra tedavinin potansiyel yararları ve yan etkileri gibi başka faktörlere de bağlıdır.

Tedavi seçenekleri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonal tedavi ya da bunların farklı kombinasyonları şeklinde uygulanır. Hastalık erken evrede teşhis edilmişse bir süre herhangi bir tedavi uygulanmadan takip önerilebilir. En yaygın ve etkili tedavi seçeneği cerrahidir ve genellikle prostatın tamamen çıkarılmasını (prostatektomi) içerir.

Prostatektomi, kanserden etkilenen prostat dokusunun çıkarılması işlemini ifade eder. Radikal prostatektomi ise bezin cerrahi olarak tamamının çıkarılması işlemidir. Bu cerrahi prosedür açık ya da kapalı ameliyat şeklinde gerçekleştirilebilir.

Açık cerrahi girişimlerde operatör hekim tarafından alt karın bölgesine geniş bir kesi atılarak prostat bezine ulaşmak amaçlanır. Rektum ile skrotum (testis) arasındaki perine bölgesi de prostat kanseri tedavisi amacıyla açık cerrahi girişimlerde tercih edilebilen bir diğer bölgedir.

Kapalı prostat ameliyatı laparoskopik olarak gerçekleştirilir. Bu prosedürde küçük kesilerden vücut içine sokulan kameralar ve ameliyat gereçleri vasıtası ile parça parça prostat bezinin çıkarılması gerçekleştirilir.

Laparoskopik girişimler açık cerrahi işlemlere göre daha az invazivdir (girişimin derecesi) ve yapılan kesiler bu ameliyatta daha küçüktür. Hem açık hem de laparoskopik cerrahide, ameliyatı gerçekleştiren hekim prostatın çevresindeki lenf bezi ve diğer dokularda da hastalığa dair izlerin bulunup bulunmadığını inceler.

Prostata ne iyi gelir?

Prostata iyi gelen yiyeceklerin tüketilmesi prostat kanseri riskini azaltıcı etki gösterebilir. Özellikle E vitamini, çinko ve selenyum içeren gıdalar prostata iyi gelir. Beslenme dışında düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı düzeyde vücut ağırlığına sahip olma gibi faktörler de prostat kanserinden korunmada fayda sağlayabilir.

Prostat sağlığına faydalı besinler arasında;

  • Selenyum içeren sarımsak, yumurta ve deniz ürünleri
  • Çinko bakımından zengin fındık, süt ve baklagiller
  • Domates, karpuz ve kuşburnu gibi likopen içeren meyve ve sebzeler
  • Tam tahıllar, meyveler ve sebzeler sayılabilir.

Selenyum ve çinko prostat sağlığı için önemli kabul edilen mineraller arasındadırlar. Selenyum mineralinin düzenli olarak vücuda alınması özellikle tütün kullanan kişilerde prostat kanseri riskinin azaltılması ile ilişkili bulunmuştur. Çinko minerali ise DNA’nın onarımında ve dolayısıyla hücre döngüsündeki etkileri nedeniyle önemli kabul edilir. Çinko aynı zamanda prostat dokusunda da yüksek düzeyde bulunan bir mineraldir. 

Likopen antioksidan özellikli bir maddedir ve hücre hasarlanmasını engelleyici etki göstererek bölünmeyi yavaşlabilir.

Brokoli içeriğinde bulunan kompleks maddeler yardımı ile kanser gelişimi riskini azaltıcı etki gösterebilen bir besindir. Brokolinin içerisinde bulunan sülforafan, prostat hücrelerinde kanserleşme eğiliminde olanları ortadan kaldırarak bu rahatsızlığa karşı koruyucu etki gösterebilen bir besindir.

Yeşil çay, normal vücut fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyen birçok özelliği nedeniyle binlerce yıldır insanlar tarafından tüketilen bir üründür. Yeşil çayın içeriğinde bulunan çeşitli kimyasallar prostat kanseri gelişiminde büyüme, hücre ölümü ve hormon etkileşimi gibi birçok konuda etki göstererek koruyucu özellik sağlayabilirler.

Fasulye, mercimek ve diğer bakliyatlar fitoöstrojen adı verilen kimyasal içeriğe sahip bitkisel besinlerdir. Düzenli tüketilmeleri ile prostat kanserine karşı koruyucu etki gösterebildiği düşünülen baklagiller, hormonların düzenlenmesi ve antioksidan etkileri nedeniyle önem arz ederler.

Çoklu doymamış yağ asidi zincirinden zengin balıklar özellikle bu türdeki omega3 ve omega6 gibi esansiyel yağ asitlerinden zengin olmaları sebebiyle beslenme programlarının değişmez bir parçası olmalıdır. Çünkü bu yağ asitleri vücut tarafından üretilemez ve dışarıdan alınması gerekir. Batılı tarzda beslenme yüksek düzeyde omega 6 yağ asidi içerirken omega 3 düzeyi bakımından yetersiz kabul edilir. Bu iki yağ asidi düzeyi arasında dengenin sağlanması adına özellikle soğuk sularda yetişen balıkların tüketimi önerilir.

Sonuç olarak Prostat kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak riski azaltmaya yardımcı olabilecek bazı şeyler vardır:

Risk gruplarının düzenli olarak doktor kontrollerini yapmaları,düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloda kalmak, sebze ağırlıklı ve yağ oranı düşük bir beslenme tarzı, prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.

 

 

Uzm. Dr. Serdar Kalkan

Mardin ili Kızıltepe İlçesinde doğdu. İlkokul orta ve liseyi Kızıltepe de okudu. Pratisyen Hekim olarak Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. İhtisasını Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakült

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle