Ramazan’da Beslenme İçin Sıra Dışı Öneriler

Ufukta beliren Ramazan’ın, hepimiz için hayırlara ve berekete vesile olmasını dilerim. Bugünlerde, kamuoyu, Ramazan’da tok tutacak besinler, iftar ve sahur menüleri, seçilecek yemekler üzerine yoğunlaşmış durumda oluyor. Benim önerilerim ve yazımın içeriği bilimsel çerçevede ve güncel tavsiyelerin bir kısmından biraz farklı olacak.

Bilimsel olarak; insan vücudu sürekli tok kalmak üzere programlanmamıştır. Tam tersine, sağlıklı bir açlık, tokluk döngüsü, dengeli bir beslenme ile birleşirse sağlıklı bir insan ortaya çıkabilir. Yediklerimizin ihtiyaç fazlası olan kısmı kısa süreli depolanır. Kısa süreli açlıkta bu depolar enerjiye dönüşür. Sonra tekrar beslenince normal döngü devam eder.

Obezite yani fazla kilolar ve buna bağlı gelişen insülin direnci, diyabet (şeker hastalığı) ve başka birçok metabolik bozukluğun temelinde insanın, bedeninde var olan hassas açlık-tokluk dengesini bozması ve sürekli tok kalmaya çalışması, gereğinden sık beslenmesi yer almaktadır.

TÜBA Asli Üyesi Sayın Prof. Dr. Fatih GÜLTEKİN hocamla birlikte yaptığımız ve saygın bilimsel dergilerde yayınlanan, daha sonra birçok araştırmacı tarafından kaynak gösterilen özgün bilimsel araştırmalarımıza göre; sağlıklı beslenmede en temel unsurların başında, acıkmadan yememek ve tam doymadan yemeyi bırakmak yatıyor.

Bu kavramları deney hayvanlarında uyguladığımız iki ayrı araştırmada, organ düzeyinde ve hücrenin iyon kanallarına kadar inen moleküler düzeyde incelemeler yaptığımızda, öğün sıklığını azaltmak ve kalori alımını kontrol altında tutmak için çok az kısıtlamak, ideal kiloya ulaşmaya, insülin direncinden kurtulmaya ve birçok ölümcül hastalıktan korunmaya yardımcı olmaktadır. Bu araştırma sonuçlarımız 2016 yılından itibaren basılı tez ve bilimsel makale olarak kayıtlara geçti.

2019 yılına geldiğimizde, aralıklı açlık veya ‘intermittentfasting’ beslenme modeli Dünyanın en popüler beslenme trendi oldu. Aralıklı açlık, hem bizim iki-üç yıl öncesinden araştırdığımız beslenme modeline hem de Ramazan’ın içerdiği iki öğünlük beslenme tarzına yaklaşık olarak uymaktadır. Sonuçta tüm yollar ve güncel bilimsel araştırmalar, sık yememeye, yenilen miktarı kontrol altında tutmaya ve ideal kiloyu korumaya çıkmaktadır.

Ramazan Ayında asli gayemiz tok kalmak değil, açlığı hissetmek olmalıdır. Sene boyunca metabolizmamızda olabilecek muhtemel bozuklukları da bu yolla onarabiliriz. Açlığı hissetmek bizi iftarda ve sonrasında çok yemeye değil, paylaşmaya ve yiyecek lokması olmayanlara çare olmaya sevk etmelidir. Kontrolsüz olursa; açık büfe iftar ve sahur menüleri, israf içerme ihtimali olan, yiyeceklerin çöpe gidebildiği sofralar Ramazan’ın ruhuna ve sağlıklı beslenmeye aykırı sofralardır.

Ramazan ayında kilo vermek yerine kilo alıyorsak sıkıntı var demektir. Ramazan’da hangi gıdaları yemeliyiz? Sorusunu ayrı bir yazıda konuşalım. Huzur, bereket ve sağlık dolu bir Ramazan Ayı geçirmenizi dilerim.

Doç. Dr. Hasan Basri Savaş

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) mezunudur.Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli Üyesi Prof. Dr. Fatih Gültekin hocanın danışmanlığında Tıbbi Biyokimya Doktorası yapmıştır. 130 civ

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle