Sağlığımız İçin Tuzun Azı Karar, Çoğu Zarar

Beslenme alışkanlıkları, insan sağlığını doğrudan etkileyebilen günlük hayatın önemli bir parçasıdır. Gün içinde tüketilen besinler, vücutta gerçekleşen çeşitli fizyolojik olayları etkileyebilir ve bu duruma bağlı olarak bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Sofraların vazgeçilmez ürünlerinden biri olan tuz da vücut için oldukça önemli olsa da olması gerekenden fazla veya az tüketilmesi durumunda bazı sağlık sorunlarına yol açabilir.

Tuzun Vücudumuz için Önemi Nedir?

Tuz vücudumuzun normal işlevini gerçekleştirebilmesi için de hayati önem taşıyor. Asit-baz dengesinin sağlanması, kan basıncı kontrolü, dolaylı olarak da sinir ve kas sistemi için mutlaka gerekli bir mineral. Ancak tuzun, “azı karar, çoğu zarar” yaklaşımıyla tüketilmesi gerekiyor. Zira yüksek düzeyde kullanımı hipertansiyona neden olduğu gibi böbrekler, göz ve kemik sağlığı üzerinde de olumsuz etki yaratıyor.

Günlük Tuz İhtiyacı Ne Kadardır?

Sağlıklı bir bireyin günlük tuz tüketiminin 5-6 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığının altında olması gerekmektedir. Dünyada bu rakamın 9-12 gr olarak saptandığını, Türkiye’de ise 18 grama kadar çıktığını söyledi. “Tuz” olarak kastedilen mineral sodyum klorür olduğunu belirterek, “Kişisel olarak yediklerimize eklediğimiz tuzun dışında, hazır yiyeceklerde, lezzetlendirici maddelerde, bisküvilerde, meşrubatlarda, sodada bol miktarda bulunuyor. Dolayısıyla gün içinde vücudumuza ihtiyacımızdan fazla sodyum klorür almış oluyoruz” dedi.

Fazla Miktarda Tuz Tüketimine Bağlı Olarak Ortaya Çıkabilen Sağlık Sorunları Nelerdir?

  • Yüksek tansiyon
  • Bölgesel veya yaygın ödem oluşumu
  • Böbrek yetmezliğine yol açabilen böbrek hastalıkları
  • İnme
  • Başta kalp krizi olmak üzere çeşitli kalp-damar hastalıkları
  • Sinir sisteminde baskılanma veya epileptik nöbetler (sara krizi)

Az Tuz Tüketiminin Zararları Nelerdir?

Sinir ve kas hücrelerinin fonksiyonlarını bozarak baş ağrısı, bulantı, kusma, kas güçsüzlüğü ve kramp gibi belirtilere neden olabilir.

Yapılan araştırmalar günlük sodyum tüketiminin 2,5 gramın altına düşmesi durumunda, kalp hastalığı görülme sıklığının arttığını ve erken ölüm oranının yükseldiğini göstermiştir. Bu nedenle, günlük sodyum ve tuz alımı belirli bir denge içinde olmalıdır. Tuzun gereğinden az veya fazla tüketilmesinin vücut sağlığını olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır.

Peki, Halk Arasında Tuz Kullanımı Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

1.Tansiyon Hastayım Bu Nedenle Hiç Tuz Kullanmamalıyım

Bu bilgi kısmen doğru olmakla birlikte bazı hastaların fazla titizlik gösterip hiç tuz kullanmadıklarını görülmektedir. Bu hastalar, çoğunlukla kullandıkları tansiyon ilaçlarının idrar söktürücü etkisi nedeniyle de çok fazla tuz kaybediyor. Özellikle 70 yaş ve üstündeki kişilerde bu durum çok sık görülür. Hatta bilinç kaybıyla hastaneye başvurup sodyum düşüklüğü tanısı konmuş hastaların sayısı da oldukça fazladır. Sodyum düşüklüğü çeşitli hormonal nedenler, beyin tümörü, böbrek hastalıklarına bağlı olarak da yaşlılarda ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla ne kadar tuz tüketilmesi gerektiği konusunda, hastalar mutlaka hekimlerinden bilgi almalıdır.

 2.Suni Tuz Kullandığım İçin Zarar Vermez

İnsanların yanlış bildiği bilgilerin başında da suni tuz kullanımı geliyor. Suni tuz preparatlarının içinde sodyum yerine potasyum bulunuyor. Zararsız olduğu düşünülerek yüksek dozda kullanılan bu preparatlar, potasyum yüksekliği yaparak, kalpte ritim bozukluğu, ani kalp durması, kas spazm ve krampları, böbrek üstü bezinde bozukluklar gibi ciddi durumları yaratma riski bulunuyor. Dolayısıyla tüketirken dikkatli olunması gerekiyor.

 3.Himalaya Ve Kaya Tuzu Daha Yararlı

Özellikle son yıllarda adı sıklıkla duyulan ve sağlıklı olduğu belirtilen “himalaya ve kaya tuzu” nun da sanıldığı gibi sofra tuzundan daha yararlı olmadığına özellikle Himalaya tuzlarında sodyum klorür dışında başka mineraller de bulunur. Bir kısmında radyoaktif etki olduğu için bu tuzlar, kanserojen olabilmektedir. Ayrıca bu tuzlardaki iyot miktarı yetersiz olduğu için tiroid kanseri riskini de artırmaktadır” dedi.
 

Ne Zaman İyotlu, Ne Zaman İyotsuz Tuz Kullanılmalı?

Tuz konusunda en çok merak edilen sorulardan birinin de “iyotlu tuz mu, iyotsuz tuz mu kullanılmalı” sorusunun cevabı ise; Dünya Sağlık Örgütü’nün, iyotsuz tuzun tiroid kanseri riskini arttırdığı konusunda uyarısı nedeniyle, bir dönem ülkemizde iyotsuz tuz pek bulunmuyordu. Ancak iyot fazlalığında da guatr yani tiroid bezi büyüme riski arttığından, guatrı olan ve tiroid bezi çok çalışan hastalarda iyotsuz tuz tercih etmesi gerekiyor. Sonuç olarak tiroid bezinde hiçbir problemi olmayan, ailede tiroid kanseri öyküsü olanlarda veya tiroid bezi çalışmayanların mutlaka iyotlu tuz kullanması gerekmektedir.

                      Doğru Tuz Tüketimi Nasıl Olmalıdır?

Günlük tavsiye edilen tuz tüketim miktarı; tuz eklenmeden tüketilen yemeklerden yeteri oranda alındığından, fazla tuz kullanımından kaçınılması gerekir. Bununla birlikte, kalp hastalığı, tansiyon veya böbrek sorunları olan hastalarda, tuz tüketimi daha az olabilir. Burada önemli olan nokta, tuz kısıtlamasının doktor kontrolünde yapılmasıdır.

Bunun yanı sıra, tuz tüketimine bağlı olarak gelişebilecek sağlık sorunlarının giderilmesi ve önlenmesinde günlük hayatta birtakım değişikliklere gidilebilir:

  • Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Günlük öğünlerde meyve ve sebze miktarının arttırılması; vücuttaki vitamin, mineral ve sıvı dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.
  • Günlük alınan kalori miktarı, kişinin ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.
  • Düzenli egzersiz yapılması; vücudun mineral ve sıvı dengesinin korunmasına katkıda bulunur.
  • Alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar bırakılmalıdır.

 

Uzm. Dr. Serdar Kalkan

Mardin ili Kızıltepe İlçesinde doğdu. İlkokul orta ve liseyi Kızıltepe de okudu. Pratisyen Hekim olarak Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. İhtisasını Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakült

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle