TÜVTÜRK

Okul korkusu da okul sevgisi de ailede başlıyor!

Çocuğun okul hakkındaki ilk düşüncelerinin büyük ölçüde ailede şekillendiğini vurgulayan Prof. Dr. Sırrı Akbaba, “Okulu sevme ailedeki ilk bilgiler sayesinde atılınca çocuk sadece okulu değil aynı şekilde kitabı, defteri, okumayı, yazmayı ve özellikle de öğretmeni sevmeye meyleder. Bununla okul başarısının temeli de atılmış olur.” dedi.

  • 03.09.2026 14:54
Okul korkusu da okul sevgisi de ailede başlıyor!

Prof. Dr. Sırrı Akbaba, yeni eğitim öğretim dönemiyle birlikte çocukların okul düzenine uyum sürecinde ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi.

Uzun tatilden sonra okul düzenine uyumun zaman alması doğal

Sadece çocukların değil, yetişkinlerin de uzun süre alıştıkları bir yaşam düzenini değiştirmekte zorlanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Sırrı Akbaba, “Sadece çocukların değil yetişkinlerin de uzun süre oluşturdukları statükoyu terk etmeleri zor olmaktadır. Bu nedenle uzun yaz tatilinin ardından çocukların okul düzenine yeniden uyum sağlamalarının zor olması doğaldır. Yetişkinlerin bunu abartmamaları gerekiyor. Çocuklar okula başladıktan kısa bir süre sonra okul kurallarına uyum sağlayarak yeni bir düzen oluşturacaklardır.” dedi.

Ebeveyn çocuğun eğitiminden birinci derecede sorumlu

Anne ve babaların yalnızca çocuğun bakımını ve korunmasını sağlayan kişiler olmadığını, aynı zamanda eğitim sürecinin en önemli paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Akbaba, “Ebeveynler çocukların hem bakıcısı ve koruyucusu hem de eğitimlerinden birinci derecede sorumludurlar. Bu nedenle ebeveyn, okula başlayan çocuğuna, okul rehber öğretmenlerinin (psikolojik danışmanların) organizasyonuyla tüm sınıf rehber öğretmenleri aracılığıyla sunulacak oryantasyon hizmetini okul müdürüne başvurarak talep etmelidir. Anne-babanın kendi günlük davranışlarını çocuğun kaliteli eğitim alması için değiştirmesinde yarar vardır. Oryantasyon hizmeti, çocukların yararlanmaları için okul, okul çevresi ve okuldaki tüm birimlerin ayrıntılı ve gerekirse uygulamalı olarak tanıtılmasıdır.” diye konuştu.

Okul açılmadan önce uyku ve kahvaltı düzeni değiştirilmeli

Okula uyum sürecinde evdeki günlük yaşam düzeninin de okul saatlerine uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Akbaba, “Çocuğu okul kurallarına alıştırmak için uyuma, uyanma, kahvaltı gibi rutinlerini okul saatine uygun hale getirmeli bunun için okullar açılmadan gerekirse iki gün önce erken yatıp, erken kalkma ve kahvaltı ailede erken yapılmaya başlanmalıdır.” ifadesinde bulundu.

Baş ve karın ağrısı bazen okul kaygısının belirtisi olabilir

Okula ilk kez başlayan çocuklarda veya uzun tatilin ardından yeniden okula dönen bazı öğrencilerde fiziksel yakınmaların görülebileceğini anlatan Prof. Dr. Akbaba, “Her yenilik gibi okula ilk giden çocuklarda da baş ve karın ağrıması, ishal gibi bir takım psikosomatik belirtiler görülebilir. Tüm bu belirtiler çocuğun yeni bir ortam olan okulu tanımamasından kaynaklıdır. Bu nedenle okulun ilk açıldığı hafta ‘oryantasyon haftası’ olarak isimlendirilmiştir. Bu hizmet başarılı bir şekilde çocuğa sunulduğunda bedensel zannettiğimiz bu belirtilerde kendiliğinden ortadan kalkacaktır.” dedi.

“Acaba okulda neler olacak?” sorusuna aile nasıl cevap veriyor?

Çocuğun zihnindeki en önemli sorulardan birinin “Okulda beni neler bekliyor?” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akbaba, “Çocuğun ‘Acaba okulda neler olacak?’ sorusunun cevabı; okulda güzelliklerin olacağı şeklinde ana-babalar tarafından süslenerek gerçekçi bir şekilde anlatılırsa çocuk kafasındaki soruya olumlu cevaplar bulacak ve okula sempatiyle bakacaktır. Okulu sevme ailedeki ilk bilgiler sayesinde atılınca çocuk sadece okulu değil aynı şekilde kitabı, defteri, okumayı, yazmayı ve özellikle de öğretmeni sevmeye meyleder. Bununla okul başarısının temeli de atılmış olur. Tersine ebeveyn korkutucu ifadeler kullandığında ya da aceleciliği gibi ürkütücü tavırlar takındığında ise çocuk kaygılanır ve dolayısıyla çocuğun iletişim kuramaması, altını ıslatması, baş ve karın ağrıması, ciltte döküntüler gibi bedensel belirtiler göstermesine ve sonuç olarak başarısız olmasına yol açmaktadır.” şeklinde konuştu.

“Çocuğa sadece yüksek not hedefi vermek doğru değil”

Günümüzde eğitim sürecinde en fazla akademik başarının öne çıkarılmasını eleştiren Prof. Dr. Sırrı Akbaba, “Günümüzde hem öğretmenlerin hem de ebeveynin en büyük hatası çocuğuna sen ‘iyi bir insan olacaksın’ cümlesi yerine ‘okul notların yüksek olmalıdır’ mesajını vermeleridir. Bu nedenle okullarımız akademik başarısı yüksek ancak ahlaki açıdan zayıf insanlar yetiştirmektedir.” ifadesinde bulundu.

Kurallar çocuğun dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmesini sağlıyor

Çocuklara sınır ve kural koymanın olumsuz bir davranış olarak algılanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akbaba, “‘Yasak’ kelimesi, istekleri engellediği için insanlara kötü bir şeymiş gibi gösterilmiştir. Halbuki isteklerin yasaklarla engellenmesi kişinin dürtüsel olmasını engellemekte ve onun ‘iyi insan’ olmasının temelini atmaktadır. Bunun tersine kendisine hiç yasak konulmamış kişiler ise engel tanımaz oldukları için öfkesini denetleyememekte ve birçok suçun faili olmaktadırlar. Özellikle çocukluk yıllarından başlayarak kurallar vasıtasıyla yapılacaklar ve yapılmayacaklar çocuklara kazandırılmalıdır. Tabii ki bunu yumuşak ama kararlı ve tutarlı bir tarzda çocuğa kazandırmak esastır: ‘Yasak’ kelimesini yumuşak bir ifadeyle dile getirir ve kuralları kararlılıkla uygularsanız yaptırımı ‘iyi’ olur, ‘yasak’ kelimesini sert ifade ederseniz tabii ki sonucu da kötü olmaktadır.” diye konuştu.

Ekran süresi tatil ve okul dönemine göre rastgele değiştirilmemeli

Çocukların ekran kullanımına da değinen Prof. Dr. Sırrı Akbaba, “Ekran kullanımının tatil de farklı, okul zamanında farklı sürelerde kullanılması, zaten işin baştan yanlış yapıldığını göstermektedir. Ekran süresi çocuğun yaşına göre ve gireceği sitenin yararlı ve zararlı olmasına başlı olarak belirlenmelidir.” dedi.

Davranış değişikliklerinde önce öğretmen ve rehberlik servisiyle görüşülmeli

Okula başlayan çocuklarda dönem dönem normal davranış örüntülerinin dışında davranışlar görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Akbaba, “Her insan gibi çocukta zaman zaman ‘normal’ olanın dışına çıkabilmektedir. Ancak normal dışı davranışlarının sıklığı arttığında tedbir alınmalıdır. En doğru tedbir de anormal davranışlarının sıklığı fazlalaşmadan uzman görüşlerini uygulamadır. Öncelikle sınıf rehber öğretmeniyle görüşerek çözmeye çalışılmalı, baş edilemediği durumlarda ise okul rehber öğretmenlerinden (psikolojik danışman) destek alınmalıdır.” diye konuştu.

Dede ve ninelerle geçirilen zaman çocuk için sosyal bir fırsat

Geniş aile ilişkilerinin çocukların sosyal gelişimine katkı sağlayabileceğini de dile getiren Prof. Dr. Akbaba, “Geniş ailelerde çocukların sosyal gelişimleri daha iyi oluyor. Bu nedenle dede ve ninelerle vakit geçirmeleri çocukların avantajınadır. Ancak gümünüz de çekirdek aile hâkim hale geldiği için dede ve ninelerle olan ilişkilerinin “çocuğun davranışlarını bozacağı” şeklinde yanlış inançlar geliştirilmiştir. Dede ve nineler çok sayıda çocuk yetiştirdikleri için deneme yanılmayla da olsa doğruları, yeni anne-baba olmuşlara göre çok daha iyi bilmektedirler. Bu nedenle ebeveynler çocuklarını en emin yer olan dede ve ninelerle zaman geçirmelerini onların sağlıklı gelişimleri için bir fırsat bilmelidirler.” şeklinde sözlerini tamamladı.

İLKHA

Yorum Yaz