TÜVTÜRK

Prof. Dr. Memişoğlu: Bir anlık kene ihmali insan hayatına mal olabilir

Malatya'da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının artmaya başladığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Funda Memişoğlu, hastalığın ölümcül seyredebildiğini belirterek kene tutunmasının asla hafife alınmaması gerektiğini söyledi.

  • 30.07.2026 15:33
Prof. Dr. Memişoğlu: Bir anlık kene ihmali insan hayatına mal olabilir

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan Prof. Dr. Funda Memişoğlu, muhabirine yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının kene aracılığıyla bulaşan, ölümcül seyredebilen ciddi bir viral enfeksiyon olduğunu belirtti.

"KKKA ölümcül olabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır"

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin virüslerin neden olduğu kanamalı ateş grubunda yer aldığını ifade eden Memişoğlu, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, kene aracılığıyla bulaşan, viral hemorajik ateş dediğimiz virüslerin neden olduğu kanamalı bir ateştir. Ölümcül olabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık insanlara kene aracılığıyla bulaşıyor. Bu virüsü taşıyan keneler insanlara tutunduğunda ve virüsü salgılarıyla deri altına bıraktığında bulaş gerçekleşiyor." dedi.

"Hayvanlar hasta görünmeden de virüsü taşıyabiliyor"

Hastalığın yalnızca kene yoluyla değil, enfekte hayvanlarla temas sonucu da bulaşabileceğini belirten Memişoğlu, özellikle hayvancılıkla uğraşanların dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Memişoğlu, "Hayvanlar da virüs bulaşında önemli rol oynuyor. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişiler, hayvanların dokuları ve kanıyla gerekli önlemleri almadan temas ederlerse hastalık bulaşabilir. Üstelik hayvanlar hasta görünmeden de virüsü taşıyabiliyor. Bu nedenle hayvancılıkla uğraşanların hayvanların doku ve vücut çıkartılarıyla temas ederken mutlaka eldiven kullanmaları ve gerekli koruyucu önlemleri almaları gerekiyor. Ayrıca hasta kişilerin kanı ve vücut çıkartıları da yakınlarına ve sağlık personeline doğrudan temas yoluyla bulaşabiliyor." ifadelerini kullandı.

"Kenenin üzerine sigara, alkol ya da kolonya dökmeyin"

Kene tutunması durumunda doğru müdahalenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Memişoğlu, yanlış uygulamaların bulaş riskini artırdığını belirtti.

Memişoğlu, "Kene tutunduğunu gören kişiler, uygun şekilde çıkarabiliyorlarsa bunu deriye en yakın bölgeden, hiçbir parçası içeride kalmayacak şekilde ve mümkün olan en kısa sürede çıkarmalıdır. Bunu yapamıyorlarsa en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Kenenin üzerine sigara ile yakmak, alkol ya da kolonya dökmek gibi yanlış uygulamalar riski azaltmaz. Aksine kenenin virüsü kusarak vücuda bırakmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür yöntemler kesinlikle uygulanmamalıdır." diye konuştu.

"Belirtiler ilk birkaç gün içinde başlayabiliyor"

Kene tutunmasının ardından belirtilerin kısa sürede ortaya çıkabileceğini kaydeden Memişoğlu, "Kene tutunmasından bir ila 3 gün sonra belirtiler başlayabiliyor. Kuluçka süresi en fazla 9 güne kadar uzayabiliyor. Hastalık aniden başlayan yüksek ateş, baş ağrısı, şiddetli halsizlik, kas ve eklem ağrıları, kol ve bacak ağrıları, bulantı, kusma ve ishalle kendini gösterebilir. İleri dönemde ise burun ve diş eti kanamaları, herhangi bir darbe olmaksızın oluşan morluklar, basmakla solmayan döküntüler ile idrar ve dışkıda kanama görülebiliyor. Bu belirtileri yaşayan ve kene tutunma öyküsü bulunan kişilerin derhal sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor." dedi.

"Doğaya çıkanlar açık renkli ve uzun kıyafetler tercih etmeli"

Risk grubunda bulunan vatandaşlara korunma önerilerinde bulunan Memişoğlu, "Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, piknik yapanlar ve doğada yürüyüşe çıkanlar uzun ve açık renkli kıyafetler giymeli. Pantolon paçalarının çorabın içine sokulması önemli. Piknik yapanların açık renkli örtü kullanmaları, kenenin fark edilmesini kolaylaştıracaktır. Ayrıca bu faaliyetlerden döndükten sonra koltuk altı, kulak arkası, ense, saçlı deri, diz arkası ve kasık bölgesi başta olmak üzere tüm vücutlarını kene yönünden dikkatlice kontrol etmelerini öneriyoruz." ifadelerini kullandı.

"Malatya'da vakalar artmaya başladı"

Türkiye'nin 2002 yılından bu yana KKKA açısından endemik bir ülke olduğunu belirten Memişoğlu, sıcaklıkların artmasıyla birlikte Malatya'da da vaka sayılarının yükselmeye başladığını söyledi.

Memişoğlu, "Ülkemizde 2002 yılından beri Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları görülüyor. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında kenelerin aktif hale gelmesiyle birlikte vaka sayılarında artış yaşanabiliyor. Geçen yıl ülkemizde 618 vaka ve 36 ölüm bildirildi. Bu yıl Malatya'da şu ana kadar ölüm olmadı ancak ülkemizde ölüm vakaları bildirilmeye başlandı. Belirgin bir artıştan söz etmek mümkün değil ancak beklediğimiz şekilde vakalar görülmeye başladı. Malatya'da da sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte doğrulanmış vakalarımız ve şüpheli vakalarımız gelmeye başladı." dedi.

"Erken teşhis hayat kurtarıyor"

Hastalığın ölüm riskine dikkat çeken Memişoğlu, erken tanı ve tedavinin önemini şu sözlerle anlattı:

"Bu hastalık özellikle kanamalarla ölüm riski taşıyor. Erken teşhis çok önemli. Hastalarımızı yatırarak destek tedavisi uyguluyoruz. Gerekli durumlarda kan ve kan ürünleri desteği veriyoruz. Çünkü hastalık kanamayı kontrol eden hücre ve sistemlerde bozukluklara yol açabiliyor. Destek tedavisi sayesinde ölüm oranını azaltabiliyoruz. Bu nedenle belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır."

"Kene ısırmasını asla hafife almayın"

Vatandaşların "Kene ısırmasından bir şey olmaz" anlayışını terk etmeleri gerektiğini vurgulayan Memişoğlu, "Kesinlikle 'Kene ısırması bir şey yapmaz.' düşüncesi doğru değildir. Hangi kenenin bu hastalığı taşıdığını bilemezsiniz. Her kene ısırması ciddiye alınmalı, sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve belirtiler açısından takip edilmelidir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında da birçok enfeksiyon hastalığı kenelerle bulaşabiliyor. Bu hastalığın ülkemizde ölüm oranı yaklaşık yüzde 4,8'dir. Sağlık sistemimizin güçlü olmasına rağmen bu oran söz konusudur. Sağlık sisteminin daha yetersiz olduğu ülkelerde ise ölüm oranları çok daha yüksek olabiliyor." ifadelerini kullandı.

"Kene her zaman fark edilmeyebilir"

Kenenin her zaman görülemeyebileceğini belirten Memişoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir anlık keneyi ihmal etmek insan hayatına mal olabilir. Ayrıca kene her zaman fark edilmeyebilir. Bağda, bahçede dolaşırken ya da piknik yaparken kene tutunup daha sonra düşebilir. Hastalarımızın önemli bir kısmında kene tespit edemiyoruz. Bu nedenle kene görülmese bile doğada bulunma öyküsü varsa ve ateş, halsizlik, kas ağrısı ya da kanama gibi şikâyetler gelişmişse mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır."

İLKHA

Yorum Yaz